Erdoğan: Operasyon, çözüm sürecini de hedef alıyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 17 Aralık'ta başlayan rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun çözüm sürecini de hedef aldığını savundu.

Erdoğan: Operasyon, çözüm sürecini de hedef alıyor
14 Ocak 2014 Salı 15:08

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 17 Aralık'ta başlayan rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun çözüm sürecini de hedef aldığını savundu. TBMM'de AK Parti Grup Toplantısı'nda konuşan Erdoğan, "17 Aralık darbesinin mimarı olan örgüt, daha önce de MİT'in çözüm gayretlerini sabote etmiş, MİT Müsteşarı'nı tutuklayıp devre dışı bırakma girişiminde bulunmuştu. Kim bu..? Bunları, dört dörtlük yaşadık. Kimin ne olduğunu, gayet iyi biliyoruz. Eğer buna sessiz kalmış olsaydık, şu an benim müsteşarım nerede olacaktı? Girişimlerinde başarısız olan örgüt, 17 Aralık darbe girişimi ile çözüm sürecine de darbe vurmak istedi. Şu anda, farklı yöntemlerle sürecin sabote edilmeye, tahrik edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bu aziz millet, çözüm sürecinin sabote edilmesine de asla izin vermeyecektir." dedi.


Başbakan Erdoğan, TBMM'deki AK Parti Grup Toplantısı'ndaki konuşmasının büyük kısmını 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk ve rüşvet operasyonlarına ayırdı. Erdoğan, "Burada iki önemli unsurun altını özellikle çiziyorum. Birincisi yapılan operasyon AK Parti hükümetine yönelik değil Türkiye Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti'nin milli çıkarlarına ve 76 milyonun tamamına yapılmış bir operasyondur. AK Partili olsun ya da olmasın bize oy versin ya da vermesin, herkes şunu iyi bilmelidir ki, yolsuzluk kılıfına gizlenmiş bu saldırı, demokrasiyi, seçimleri, milli iradeyi hedef almıştır. Dün başka hükümetlere yapılan, çok daha ağır şekilde bizim hükümetimize yönelmiştir. Eğer bugün, bu durdurulmazsa biliniz ki, yarın gelecek hükümetlere de bu saldırılar yapılacaktır. İşte onun için, biz tarihi bir misyon taşıyoruz. 11 yıl boyunca, bu ülkeye nasıl ilkleri yaşattıysak, 11 yıl boyunca nasıl her saldırıyı ülkemiz ve geleceğimiz adına bertaraf ettiysek, bugün de, göğsümüzü siper edecek, yarınların Türkiyesi'nin herkes için aydın olmasını inşallah sağlamış olacağız." diye konuştu.

OPERASYONUN İNANÇLI KESİMLERİ RENCİDE ETMESİNE İZİN VERMEYİZ

Bu mücadeleyi kendileri adına, partileri ve hükümetleri adına değil, Türkiye adına en başta 76 milyon adına yürüttüklerini savunan Erdoğan, "76 milyonun her bir ferdinin de, oynanan oyunu göreceğine tuzağı göreceğine, tehdidi görüp tek yürek halinde, buna karşı duracağına yürekten inanıyoruz. Kardeşlerim, ikinci önemli husus da şudur: Bu sürecin Türkiye'de inançlı kesimleri mağdur etmesine, rencide etmesine asla izin vermeyiz ve vermiyoruz. Örgütün üst yönetimi ile, oradaki diğer vatandaşlarımızın hassasiyetlerini birbirinden kesinlikle ayırıyoruz. O başka, o başka. Samimi insanlar, samimi gayretlerle, fedakarlıkta bulunurken, örgütün üst yönetimindekiler çok başka amaçlarla bunları istismar ettikleri anlaşılıyor. Biz bu ayrımı, hassasiyetle muhafaza ediyoruz. Yıllarca burada fedakarca hizmet etmiş samimi kardeşlerimizden, kurulan tuzağı oynanan oyunu görmelerini bekliyoruz." şeklinde konuştu.

OPERASYON ÇÖZÜM SÜRECİNİ HEDEF ALIYOR

17 Aralık girişiminin birçok sinsi hedefin yanında çözüm sürecini de hedeflediğini ileri süren Erdoğan, şöyle devam etti: "17 Aralık darbesinin mimarı olan örgüt, daha önce de MİT'in çözüm gayretlerini sabote etmiş, MİT müsteşarını tutuklayıp devre dışı bırakma girişiminde bulunmuştu. Kim bu..? Bunları dört dörtlük yaşadık. Kimin ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Eğer buna sessiz kalmış olsaydık şu an benim müsteşarım nerede olacaktı? Girişimlerinde başarısız olan örgüt 17 Aralık darbe girişimi ile çözüm sürecine de darbe vurmak istedi. Şu anda farklı yöntemlerle sürecin sabote edilmeye, tahrik edilmeye çalışıldığını görüyoruz. Bu aziz millet çözüm sürecinin sabote edilmesine de asla izin vermeyecektir. 30 Mart bunun işaretidir. Bir yılı aşkın süredir, Türkiye acılar yaşamıyor. Tam bir yıl önce, 15 Ocak tarihli grup toplantısında çözüm sürecinin başladığını ve umutla geleceğe doğru yürüdüğünü ilan etmiştik. 2013 yılının ilkbaharını büyük bir coşku ve heyecanla umutla idrak etmiş, baharın kalıcı olması dileğinde bulunmuştuk. Allah'a hamdolsun. Tüm provokasyonlara sabotaj girişimlerine rağmen, bir yıl boyunca süreci hem muhafaza ettik hem de ilerlettik. 17 Aralık komplosu, bu baharı kışa çevirmek, kan ve gözyaşını yeniden ülke gündemine taşımak için hiç kuşkusuz çirkin girişimlerine devam edecektir. Bir yıl içinde nice badireyi aştığımız gibi bu alçakça ve haince sabotajları da hep birlikte aşacağız."

30 Mart'a 2,5 ay bile kalmadığının altını çizen Erdoğan, partililere şöyle seslendi: "Öyleyse çok yoğun bir çalışma ile kapı kapı dolaşarak, bütün yaptıklarımızı halkımıza anlatacağız. 30 Mart sandıkların adeta AK Parti ile aydınlandığı gün olacak. Hiç endişeniz olmasın. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir. Bu millet .binlerce yıla sahip tarih ve medeniyet birikimi olan bir devlettir. Tarihte biz nice hainler gördük. Nice ajanlara, nice casuslara, nice gayri milli saldırılara şahit olduk. Bu aziz millet duasıyla, gayretiyle, sarsılmaz imanıyla özellikle de kardeşlik ve dayanışmasıyla tüm o saldırıları aşmış ve bugünlere ulaşmıştır. Hani Akif diyor ya; 'Allah'a dayan, saye sarıl, hükmüne râm ol. Yol varsa budur bilmiyorum başka çıkar yol.' Asla umutsuz olmayacağız, asla ve asla moralsiz olmayacağız. Kurulan tuzaklara aldanıp, umudumuzu heyecanımızı coşkumuzu asla yitirmeyeceğiz. Allah bes, baki heves. Allah bize yeter. Gerisi hevadır."

Ardından yurtdışı gezilerinde kendilerine gösterilen teveccühlerden örnekler veren Erdoğan, "Pakistan sokaklarında eyalet başbakanı ile giderken Pencap'ta Lahor'da arabayı durdurduk, indik, oradaki vatandaşların arasına karıştık. Baktık ki ağlayanlar var. Coşkulu olanlar var. Bunu görünce bu hareket evvelallah yoluna dimdik devam edecek. Hiç endişeniz olmasın. Bizlere hayır duaları eden kardeşlerimizi orada gördükçe coşkumuz arttı. Biz enerjiyi oralardan alıyoruz. Biz enerjiyi, örgütlerden, lobilerden sermayeden, belli medya gruplarından almıyoruz, farkımız bu. Malezya sokaklarında bize hayır duaları eden kardeşlerimizi gördük. Gazze'de, Kahire'de, Şam'da, Saraybosna'da bizim için hayır dualarının yapıldığını duyduk. Ankara'da akşam saatinde eksi 6 derecede bizi bağrına basan kardeşlerimizi gördük. İstanbul'da havalimanında, o tarihi kalabalığı gördük. Biz yalnız değiliz, sizler yalnız değilsiniz, hiç endişe etmeyin. Bu yolda dünyanın tüm mazlumları ile yürüyoruz. Umudunuzu hiç kaybetmeyeceksiniz, cesaretinizi asla yitirmeyeceksiniz. Aramızdan bazıları ihanet etse de, aramızdan bazıları emanete hıyanetlik etse de, siz kalbinize umutsuzluğun zehrini yaklaştırmayacaksınız. Hüzünlenmeyecek, yeise kapılmayacak, Allah'ın ve milletin bizimle olduğu şuurunu bir an olsun unutmayacaksınız. Ülke ve millete hizmetkar olmanın, elbette bir bedeli vardır. Eğer gerekiyorsa, bu bedeli ödemekten kaçınmayacaksınız, kaçınmayacağız." dedi.

BU İKTİDAR YETİM HAKKI YEMEDİ YEDİRMEYECEK

AK Parti'nin ahlakı, ilkeli davranmayı siyasetin yegane limanı olarak gördüğünü ifade eden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bundan bir nebze olsun şaşmayacaktır. Milletim müsterih olsun bize güvensin. Bu iktidar yetimin hakkını yedirmedi yedirmeyecek. Eğer bu iktidar yolsuzlukların iktidarı olsaydı, bizden öncekiler gibi, eğitimde atılan adımlar atılmış olabilir miydi? Bütün illerde, üniversiteler kurulabilir miydi? Cumhuriyet tarihindeki öğretmen sayısının yüzde 50 fazlası, öğretmen istihdam edilebilir miydi? Üniversitelerdeki tüm öğrencilere burs ve kredi verilebilecek hale gelinebilir miydi? Bütün öğrencilere kitapları ücretsiz olarak verilebilir miydi? Sağlıkta şu anda devlet hastanesi olmayan ilimiz yok. Artık ilçelerimizde hastane yapar hale geldik. Şimdi şehir hastanelerine başladık. İstediği hastaneye gidebiliyor vatandaşım artık, sağlık hizmeti alabiliyor. Modern ülkelerin imkanlarını ayağına getirmiş olan bir iktidar var. Her eczaneden ilacını alabilen bir anlayış AK Parti ile geldi. Ey genel müdür! Senin döneminde bu ülkede bırakın hastane bulmak, ilaç bulamıyorduk. Bunları yaşadık. Bu iktidar yolsuzluğa bulaşmış olsaydı, cumhuriyet tarihinde 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapılmış, biz 17 bin kilometre bölünmüş yol yaptık. Sadece bu değil. Bakıyorsunuz; İstanbul Boğazı'nın altından 153 yıllık bir rüyayı gerçekleştirerek Marmaray'ı inşa eden bu güç oldu. Şimdi 3'üncü köprü yapılıyor. 2015'te bitecek şekilde, denizin altında otomobillerin geçebileceği bir tünel yapılıyor. Bunlar nasıl yapılıyor? Kusura bakmayın, bunlar yolsuzlukların iktidarının yapacağı iş değil. Enerjide bir devrim yaşıyor bu ülke. Aynı şekilde adalet, emniyet, bütün her şeyiyle. Ben niye üzülüyorum, biliyor musunuz? Bir İstanbul çocuğu olarak, yahu kümes gibi yerlerde hükmeden savcı, hakim varken biz o merdivenlerin arasından çıkartıp Çağlayan'da dev adalet sarayını yaptık. İnsan şöyle bir baktığında, durduğunda, bu sarayları yapıp bize teslim edenler, nasıl yolsuzluk şebekesi olur? Diye düşünmez mi? Bunlar durup dururken olmadı. Şu anda İstanbul-İzmir arası otoyol yapılıyor. Dünyanın en uzun asma köprüsü İzmit Körfezi'nde inşa ediliyor. Direkler yükseliyor hızla. Yol, 5 ayrı firma tarafından inşası devam ediyor. Bütün bunlar sağlıklı bir yönetimin ortaya koymuş olduğu bir iradedir. Bunları görmeden bilmeden veya inadına bu iktidara yolsuzluk yakıştırması yapmak, olsa olsa bir ihanet ile özdeş olabilir. Ben dürüstlerini tenzih ediyorum, art niyetliler için söylüyorum. Bu iktidar yolsuzluğa bulaşmış olanlara bunun hesabını sordu sormaya da devam edecektir."

Erdoğan son olarak "Bu iktidar milletin iktidarıdır, öyle kalmaya devam edecektir. Bugünler geçecek. Sabırla, metanetle, tahammülle geçecek. Gayretle çabayla çalışmayla geçecek. Asla vazgeçmeyeceğiz. Ama 2,5 ay durmadan gece gündüz çalışmamız gerekiyor. Daha fazla çalışacağız, gayret edeceğiz. Yerel yönetimlerde belediyelerle gümbür gümbür bir değişim dönüşümü, Türkiyemiz'e kazandıracağız. 30 Mart'ta millet kararı en güzel şekilde verecek. Türkiye'yi, büyütmeye milletin gururuna gurur katmaya devam edeceğiz." diyerek sözlerini noktaladı.
CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×