Türkiye Avrupa’nın üretim üssü olabilir

İstanbul Ticaret Üniversitesi akademisyenleri tarafından hazırlanan raporda Türk ekonomisinin krizlere karşı bağışıklık ve direnç geliştirdiği belirtilerek koronavirüs salgını nedeniyle Çin'den kayan üretimlerin Türkiye'ye gelebileceği belirtildi.

Google Haberlere Abone ol

Türkiye ekonomisi geçmişteki krizlerden direnç kazandı. Avrupa salgın sonrası Çin'e bağımlı kalmak istemeyen Avrupa alternatif üretim üssü arayışında. Salgın sürecinde üretimin durmaması Türkiye'yi bir adım daha öne çıkardı.

Salgının ekonomiye etkisinden çıkmak için Kamu ve Özel sektörün işbirliği çok önemli. Koronavirüs salgınıyla beraber internet alışverişine talep arttı. Online satışa yönelen şirketler avantajlı olacak. Salgının etkilerini azaltmak için açıklanan destek paketleri piyasa nefes aldırdı

TÜRKİYE ÇİN'DEN KAYAN TALEBİ ÇEKEBİLİR

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın (EBRD) ülkelerin ihracat potansiyellerine göre belirlediği 'Karşılaştırmalı Üstünlükler Endeksi'nde (RCA), Türkiye 189 ürünle ilk sırada yer aldı. EBRD Başkanı Suma Chakrabarti, Türkiye'nin küresel tedarik zincirinde Kovid-19 sonrası oluşan yeni dinamiklerden en çok yararlanacak ülkelerden biri olduğunu açıklamış, Türkiye'nin bu özelliği ile pandemi sürecinde Çin'den kayan tedarik zincirlerinin merkezi olmaya aday olduğunu söylemişti.

TEKSTİL VE GİYİM İLK SIRADA

EBRD verilerine göre Türkiye tekstil, giyim eşyası ve ayakkabıda 62, basit ve fabrikasyon metal ürünlerde 25, bahçe ürünlerinde 22, mineral ve enerji içeceklerinde 17, kimyasal ve eczacılık ürünlerinde 15, işlenmiş gıda ürünlerinde 12, makine ve teçhizatlarında 9, taş, cam, değerli metal ürünlerde 7, motorlu araç ve diğer transfer araç ekipmanlarında 5 rekabetçi ürüne sahip. Listenin geri kalanını ise hayvansal ürünler, ahşap ve kağıt ürünler, silah ve askeri teçhizat, deri ve mamulleri ile optik, medikal ve müzik ekipmanları oluşturuyor.

500 MİLYON DOLARLIK PASTA

EBRD Nisan 2020 raporuna göre pandemi süreci ve sonrasında Türkiye özellikle hazır giyim ve tekstildeki ihracat potansiyeliyle üstünlüğünü ortaya koydu. Bu Çin'den kaçan sermayeyi Türkiye'nin kendine çekmesi için ciddi bir fırsat. Çin'in dünya çapında önemli bir ihracatçı olduğu ve EBRD bölgelerindeki ekonomilerin en az 500 milyon dolarlık ihracat yaptığı motorlu araçlar, makine, tekstil, kimyasal ürünler ve metal ürün gruplarında tedarikin Çin'den Türkiye'ye kayma olma olasılığı çok yüksek.

CHAKRABARTI: "TÜRKİYE'SİZ EBRD DÜŞÜNÜLEMEZ"

Suma Chakrabarti, "Türkiye'siz bir EBRD düşünülemez. Yatırımlarımızın toplam hacmi 320'ye yakın projede 12.6 milyar euro seviyesinde" dedi.

İstanbul Ticaret Üniversitesi akademisyenlerinin yeni tip salgının ekonomik etkilerine ilişkin hazırladığı raporda, Türkiye ve dünya ekonomisinde meydana gelen hızlı ve köklü değişimler, makroekonomik yapıdaki aksaklıklar, sorunlar ve çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı. Raporda ayrıca, Türkiye'nin krizlere karşı direnç kazandığı, pandemi sürecinde de Avrupa'nın üretim üssü olmayı hedeflemesi gerektiği ifade edildi. Prof. Dr. Yusuf Balcı ve Dr. Öğretim Üyesi Güldenur Çetin'in kaleme aldığı Kovid-19 Pandemi Sürecinin Türkiye'de İstihdama Etkileri Ve Kamu Açısından Alınması Gereken Tedbirler başlıklı rapor, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin mevcut ekonomik yapılarının karşı karşıya kaldığı tehditlerin yanı sıra Türkiye ekonomisinin yeni tip salgının sonrasına dair muhtemel durum tahlilleri yapılıyor.

GEÇMİŞTEKİ KRİZLER DİRENÇ KAZANDIRDI

Türkiye ekonomisi için 1970'li yıllarda yaşanan petrol krizi, 1994 finans krizi ve 2001 krizinin, küresel krizlerle baş etmenin ders niteliğinde olduğu belirtilen raporda, 2008 küresel kriz sonrası ekonomi gidişatı ve uygulanan politikaların bugün yaşanan yeni tip salgının tetiklediği küresel kriz bakımından son derece önemli olduğu vurgulanıyor. Raporda yaşanan salgının maliyetini net olarak öngörmenin mümkün olmadığı belirtilerek, “Ekonomik faaliyetlerin tamamıyla durmaması, ülke ekonomisi açısından bir avantaj teşkil etmekle beraber, kısmen yavaşlamasıyla da GSYH açısından belirli oranda azalmanın kaçınılmaz olduğunu söylemek mümkün. Özellikle üretim sürecinin devamlılığının sağlanması üzerine atılan adımlar, üreticiyi desteklemek üzere alınan kararlar bu noktada önem arz ediyor” ifadelerine yer verildi.

KAMU VE ÖZEL SEKTÖR GÜÇ BİRLİĞİ YAPMALI

Salgın sonrası oluşacak yeni ekonomide ve çalışma hayatında gelir ve istihdam kayıpları olmaması hedefinin yanında, Türkiye’nin krizden avantajlı çıkabilmesi için kamu ve özel kesimin el ele vererek akıl ve güç birliği yapması gerekliliğine dikkat çekiliyor. Türkiye'nin salgına daha geç yakalanması ve salgının ülkeye gelişine kadar geçen sürenin sağlık sektörü açısından hazırlanma süreci olarak değerlendirilmesinin diğer ülkelere nazaran daha avantajlı hale gelinmesini sağladığı belirtilirken, salgın yayılım hızının düşük olması ve kontrollü ilerlemesinin sağlanması sayesinde ekonomik hayatı tamamen durdurmadan salgınla mücadele edildiği kaydediliyor.

ŞİRKETLER ONLİNE SATIŞA YÖNELMELİ

Raporda salgın döneminde yapılan kamu harcamalarının tolere edilebileceği, özel sektöre de bazı kolaylıklar sağlanması gerektiği belirtilerek, şunlar kaydedildi: "Özel sektör açısından da hızlı bir tedbir ve uygulama sürecine girilmeli. Özellikle internetten satış ve faaliyet alanına sahip olmayan işletmelerin, bu süreçten zarar görmeden ya da tam anlamıyla kapanma yoluna girmeden çıkabilmeleri açısından online zeminlerde varlık göstermelerine yönelik bir dizi düzenleme yapmaları ve hızla uygulamaya geçmeleri gerekiyor." Türkiye'nin son birkaç yılda yükselme eğilimi gösteren işsizlik oranında genel artış ve özelde de yüksek genç işsizlik oranlarıyla böyle bir küresel krize girmesinin krizin olumsuz etkilerini arttırabileceği uyarısı yapılıyor.

DESTEKLER NEFES ALDIRDI

İşsizlikle mücadele için alınan tedbirlere de değinilen raporda ücretsiz izin döneminde çalışanlara İşsizlik Sigortası Fonu’ndan günlük 39,24 TL ödeme yapılması ve kısa çalışma ödeneğinin önemli tedbirler olduğu belirtildi. Pandemi sebebiyle oluşan krize karşı alınacak tedbirlere ve sunulacak çözümlere de değinilen raporda, bu süreçte kamu kesiminin özellikle sağlık ve sosyal güvenlik alanlarındaki öneminin daha iyi anlaşıldığı kaydedildi.

 

Yorumlar