"Kendi Dilinden FETÖ, Örgütlü Bir Din İstismarı" raporu

- Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan rapor, ilahiyat alanında çalışan öğretim üyelerince FETÖ'ye ilişkin somut tespitlere yer vermesi dolayısıyla uyarıcı ve aydınlatıcı bulundu - Eski Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Bardakoğlu: - "Eğitim odaklı, dini hizmet görüntüsü altında ortaya çıkan bir hareketin silahlı terör örgütüne evrilmesinde hangi tür dini değerlerin ve bağlılıkların nasıl hoyratça istismar edildiğini göstermesi yönüyle rapor dikkat çekicidir" - Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ünal: - "Gülen'in raporda yer alan konuşmaları, istismar öğeleri daha önce de biliniyordu ancak dindar kesim, ilahiyat camiası, Müslüman olduğuna inandığı insanların iyi niyetle birtakım hizmetler yaptıklarını düşünerek birtakım kusurların görmezden gelinebileceği veya bunların üzerine gidilmesinin gerekli olmayacağı anlayışı içindeydi"

Google Haberlere Abone ol

ANKARA (AA) - MÜMİN ALTAŞ - Diyanet İşleri Başkanlığınca hazırlanan "Kendi Dilinden FETÖ, Örgütlü Bir Din İstismarı" raporu, ilahiyat alanında çalışan öğretim üyelerince, FETÖ'ye ilişkin somut tespitlere yer vermesi dolayısıyla uyarıcı ve aydınlatıcı bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığınca hazırlanan raporu, AA muhabirine değerlendiren eski Diyanet İşleri Başkanı ve İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, incelediği raporun büyük bir emekle hazırlandığını gördüğünü belirtti.

Raporun en önemli özelliğinin, soyut isnat ve nitelendirmeler yerine terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen'in yazıp söylediklerine dayanan somut tespitler içerdiğini ifade eden Bardakoğlu, şöyle konuştu:

"Eğitim odaklı, dini hizmet görüntüsü altında ortaya çıkan bir hareketin silahlı terör örgütüne evrilmesinde hangi tür dini değerlerin ve bağlılıkların nasıl hoyratça istismar edildiğini göstermesi yönüyle rapor dikkat çekicidir. Bu durum bize önemli bir hususu hatırlatmaktadır. O da Diyanet İşleri Başkanlığının ve ülkemizdeki ilahiyat fakültelerinin toplumumuzu İslam'ın inanç ve ahlaki değerleri hakkında doğru bilgi ile aydınlatmasının son derece elzem olduğu gerçeğidir. Bu ne kadar iyi yapılırsa din ve kutsal değer istismarcılarının faaliyet alanı ve istismar imkanı da o derece kısıtlanmış olur. Son yaşadığımız acı tecrübeden bu gerçeği bir kez daha öğrenmiş olduk."

Bardakoğlu, İslam dininin, tevhit inancı, Hazreti Peygamber'e bağlılık, gaip, mehdilik, kutsiyet ve keramet gibi konularda neyin doğru neyin yanlış olduğu yeterince ve apaçık bir dille anlatılabildiği sürece bu tür mesiyanik, gizemci ve hurafeci anlayışların, din istismarının önüne geçilebileceğini vurguladı.

- "Din kurumlarının yeni projeleri hayata geçirmesi gerekiyor"

Diyanet İşleri Başkanlığının konumu gereği her bir sosyal ve dini gruba eşit mesafede durup, toplumsal barışı koruma ve fitneyi önleme adına herhangi birini hedef almaktan kaçınmış olmasının ilkesel olarak doğru olsa bile, bu tür örneklerin Diyanete ve din bilginlerine toplumunda din adına sergilenen yanlışlar konusunda daha etkin ve öncü bir rol almasının gereğini hatırlattığını aktaran Bardakoğlu, şunları söyledi:

"İslam, inanç esasları apaçık, tek Allah'a imanı esas alıp şirke hiç kapı aralamayan, kişilere insanüstü ve kutsal güçler yüklenmesini şirk olarak gören, bireye kişisel sorumluluk yükleyip aklını ve iradesini birilerine ipotek etmesine asla izin vermeyen bir dindir. Fetullahçı Terör Örgütü'nün paralel devlet yapılanması ve 15 Temmuz'daki darbe teşebbüsüne uzanan süreç, diğer birçok tahribatın yanı sıra İslam'ın temel inanç ilkeleri, ibadet, hayır ve ahlak telakkisinde ciddi bir tahribata yol açmış, tasavvuf ve tarikatlar konusunda ciddi tereddütler iras etmiş, kamuoyunun Müslüman ve dindar insan algısını derinden etkilemiştir. Böyle bir kaygı, genelleme, tereddüt ve algının yerinde mi, yoksa yersiz mi olduğunu, bütün birim ve kurumlarıyla bizlerin bundan sonra göstereceği tutumlar belirleyecektir. Dini değerleri istismar ederek güç devşiren benzer oluşumların milletimize benzeri sıkıntıları yaşatmaması için devletin ilgili birimlerinin alacağı tedbirlere ilave olarak din kurumlarının konu üzerinde alan araştırmaları yapıp hasar raporlarına göre yeni projeleri hayata geçirmesi gerekiyor."

- "Rapor farklı dillere çevrilmeli"

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Ünal, Diyanet İşleri Başkanlığınca yapılan çalışmanın çok önemli, başarılı ama aynı zamanda gecikmiş bir çalışma olduğunu söyledi.

Kasetler dinlenerek, kitaplar incelenerek ortaya konan raporun hemen yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Ünal, raporun farklı dillere de çevrilerek Gülen'in gerçek yüzünün tüm ülkelerde anlatılması gerektiğinin altını çizdi.

- "Akademisyenlerimiz, bu yanlışları dile getiremediler"

Raporda, Gülen'in insanları Allah ile aldatışı, peygamber, kitap, sahabe gibi kutsalları istismar edişinin çok iyi anlatıldığına dikkati çeken Ünal, şunları kaydetti:

"Ne yazık ki insanları da birtakım hayırlı işler yaptığı inancıyla kendisine bağlamış. Gülen'in raporda yer alan konuşmaları, istismar öğeleri daha önce de biliniyordu ancak dindar kesim, ilahiyat camiası, Müslüman olduğuna inandığı insanların iyi niyetle birtakım hizmetler yaptıklarını düşünerek birtakım kusurların görmezden gelinebileceği veya bunların üzerine gidilmesinin gerekli olmayacağı anlayışı içindeydi. Halen de bu anlayış değişmiş değil. Müslüman, entelektüel kesim, akademisyenler ve din adamları da aldatılmış oldular. Yanlışlarına rağmen 'Onlar hizmet yapıyor' diyerek böyle bir yanlış algıyla bunların üzerine gidilmedi. Akademisyenlerimiz, bu yanlışları dile getiremediler. O kesimlerin tehdit ve şantajlarına maruz kaldılar. Eleştirme cesaretini gösteremediler."

Yorumlar