Tişörtlerin üzerindeki yazılarla gelen yozlaşma

Uzmanlar, üzerinde yabancı dilde yazıların yer aldığı bazı tişörtlerdeki mesajların, toplumsal yozlaşma ve kimlik sorununa yol açabileceğine dikkati çekti

Tişörtlerin üzerindeki yazılarla gelen yozlaşma
09 Ekim 2016 Pazar 11:55

Sonhaberler / Haber Merkezi

Uzmanlar, üzerinde yabancı dilde yazıların yer aldığı bazı tişörtlerdeki mesajların, toplumsal yozlaşma ve kimlik sorununa yol açabileceği uyarısında bulundu.

"Anlamını bilmeksizin toplumsal değerlere uygun olmayan ifadelerin yazılı olduğu" tişörtleri giymenin çeşitli sakıncaları beraberinde getirdiğini vurgulayan uzmanlar, bu tür mesajlar taşıyan kıyafetler yerine "olumlu anlamlar" ihtiva eden Türkçe yazılı tişörtlerin giyilebileceği görüşünü paylaşıyor.

Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekan Doç. Dr. Ali Büyükaslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda oldukça yaygınlaşan ve biraz da toplumsal olarak bu yaygınlaşmaya paralel bir şekilde kimi ortamlarda kısmen beğeni de gören yazılı ve görsel süslemelerle tasarlanmış tişörtlerin sıkça kullanıldığına dikkati çekti.

Bu yaygınlaşmayla aynı hız ve hassasiyette yaygınlaşan bir bilinçlenme oluşmadığından, yazılı ve görsel olarak tasarlanmış her türlü tişörtün giyilmeye başlandığını ifade eden Büyükaslan, zaman içerisinde bu tişörtlerin aslında her birinin, toplumsal mesaj barındıran birer gerçeklik olduğunun görüldüğünü belirtti.

Ne yazık ki çoğu İngilizce olmak üzere birçok yabancı dilde hazırlanmış pek azı Türkçe olarak tasarlanmış bu tişörtlerin hangi mesajı ilettiği hususunda, taşıyan kişinin eğer bir kaygısı yoksa bilmeden, varsa bilerek o mesajın taşıyıcısı olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalındığını aktaran Büyükaslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Burada belki biraz da sorun olarak şu söylenebilir; Toplumsal anlamda verilmek istenen mesaj, genel itibarıyla toplumun kültürel kimliğine yabancı, onu yok sayıcı ya da indirgeyici bir tavırla taşınıyorsa burada artık tişörtlerin üzerinden haberleşen, mesajlaşan bireyler haline gelme durumu da olabilecektir. Nitekim sosyal medya ve bireyin bu anlamda son yıllarda çok hızlı değişimi bize bunu açıkça hissettirmektedir. Yani çok yakın bir gelecekte böyle giderse insanların konuşma edinimlerinin zayıflayıptişörtlerle birbirlerine mesaj verecek hale geleceklerini görmek de mümkün olabilir.

Üzerinde taşıdığı tişörtte ne yazdığını bilen kişinin bunu bilinçli olarak taşıması, oradaki yazı ister olumlu, ister olumsuz olsun, o kişinin doğrudan bireysel bir mesajı, toplumla paylaşması olarak görülmelidir."

Üzerinde asıl durulması gereken şeyin, üzerinde taşıdığı tişörtte ne yazdığını bilmeden taşıyan kişiler olduğunu vurgulayan Büyükaslan, "Düşünsenize taşıdınız tişörtte sizin 'çılgın bir serseri' olduğunuz yazılı ama siz bunun farkında değilsiniz." değerlendirmesinde bulundu.

YOZLAŞMAYA YOL AÇAR

Üzerinde anlamsız yazıların yer aldığı bu tişörtlerin, toplumsal yozlaşmaya yol açacağını düşündüğünü belirten Büyükaslan, şöyle devam etti:

"Ama ondan daha önemlisi, eğer bunu bir iletinin bireysel ya da toplumsal paylaşılması olarak düşünürsek bunun daha iyi bir şekilde insanlara sunulabileceği de gözardı edilmemelidir. Örneğin sosyal sorumluluk gereği paylaşılabilecek bir mesajı da tişörtler vasıtasıyla insanlara ulaştırabiliriz. Ya da toplumsal birlikteliğin paylaşımına yönelik bireysel mesajların da yer aldığı birçok tişört tasarımıyla bu tip bireysel mesajlar da paylaşılabilir. Bence burada aslolan ne taşıdığınızı ve niçin taşıdığınızı biliyor olmanız. Aksi takdirde başkalarının sizin üzerinize giydirdiği ve taşımanızı istediği mesajların birer 'gönüllü aracısı' olmaktan başka bir bir şey olamayacağınız aşikardır.
Yani birisi 'Nouvelle Rebelle' (Yeni İsyankar) anlamında bir tişört taşıyorsa ve bunun farkında değilse ya asiliği kabul ediyordur ya da ne taşıdığının farkında olmadan kendini asi olarak ilan ediyordur. Dolayısıyla birilerinin kalkıp bize, biz asi olmasak da farkında olmadan başkalarının bize asi muamelesi yapmasına, biz serseri olmasak da başkalarının bize serseri muamelesi yapmasına, biz ahmak olmasak da başkalarının bize ahmak muamelesi yapmasına, biz aptal olmasak da başkalarının bize aptal muamelesi yapmasına, biz bohem olmasak da başkalarının bizi bohemleştirmesine izin vermemeliyiz diye düşünüyorum."

Hem sosyolojik hem de felsefik mesaj vererek dikkat çekmek için bu tişörtlerin tercih edildiğini belirten Büyükaslan, "Ancak burada esas olan, kimin hangi tişörtü hangi mesaj içeriğine sahip olduğunu bilerek taşımasıdır. Bunun dışında insanların hangi gerekçelerle bu tişörtleri taşıdığı bence sadece taşıyan kişiyi ilgilendirir. Eğer toplumla bağdaşmayacak derecede rahatsız edici mesajlar içeren tişörtler varsa da bunlar çok uç noktalarda olmadığı sürece zaten toplum tarafından bir şekilde tolere edilebilir." dedi.

"Moda akımı" diye söz edilen şeyin yaygınlaşmasını durdurmak gibi bir çözümün çok sağlıklı olmayacağını düşündüğünü dile getiren Büyükaslan, şöyle devam etti:

"Ama örneğini şunu biliyorum, kendilerine bu konuyu dert edinmiş üniversiteli bir grup genç de tişörtlerde kullanılan dile özen göstererek, her biri öğretici bir özellik taşıyan ve toplumsal mesajlarıyla öne çıkan bazı tasarımlar hazırlayıp bunu insanlara sundular. Örneğin burada, 'Gıybet' kelimesi vurgulu bir şekilde tişört üzerinde yazılı olarak bulunurken hemen altında gıybetin ne olduğunun anlamı da verilerek insanlara içeriği dolu olan mesajlar da iletilebiliyordu. Yani bence tişörtlerin dilini sevginin, bilginin, toplumsal dayanışmanın, kimlikli ve kişilikli mesajların birer parçası olarak da gençler ya da yaşlılar kendilerince gerektiğinde kullanabilmeliler.

Yani aslında belki de biz tişörtlerde kullanılan dille ve yazılan mesajlarla, bunu bize giydirmek için sunanların bizi gördükleri gibiyiz. Ya da kendimizi göstermek istediğimiz gibiyiz. Buradan bu sonuç çıkıyor. Yoksa anlamını bilmediğimiz bir şeyi niye taşıyalım ki üzerimizde. Eğer anlamını bilip taşıyorsak zaten o tişörtü ve yazıyı, orada yazılı olan kimliğe uygun bir kimliği kabul etmişiz demektir."

"ÇELİŞKİLİ BİR GÖRÜNÜM VE ANLAMSIZLIK"

Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Psikoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Klinik Koordinatörü Uzman Klinik Psikolog Gamze Birol da son yıllarda pek çok işlevleri arasında kendini ifade etme, sanatsal gösteri, bilinçsiz iletişim veya tüketici kültürüne uyma olarak kullanılan tişörtlerin çoğaldığını, bunları okul, çarşı-pazar, iş yerlerinde görmemenin adeta imkansız hale geldiğini belirtti.

İngilizce - Fransızca kısa cümle veya kelimelerle süslü tişörtlerin yoğun bir şekilde kullanıldığının toplumun farklı düzeylerinde gözlemlendiğini aktaran Birol, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kendini ifade etme biçimleri arasına giren 'kişiselleştirme' davranış biçimi zaman zaman bilinçsizce üzerinde anlamsız, hakaret ve müstehcenlik içeren yazıların yer aldığı tişörtlerin kullanımını tetiklemektedir. Batı ülkelerinde kendini 'özgürce' ifade edebilmek, yaşam tarzını ve düşüncelerini açık ve direkt bir şekilde yansıtmak, toplumda farklı bir şekilde var olmak, kişisel özelliklerini dışa vurmak gibi amaçlarda kullanılan tişörtlerin, toplumumuz tarafından kullanılmaya başlanıldığında çelişkili bir görünüm ve anlamsızlık yansıttığına çoğumuz şahit olmuşuzdur.
Bu tarz tişörtlerin insanlar tarafından tercih edilmesinde yaşadığımız 'görüntü kültürü' bağlamında değerlendirmek gerekmektedir. Ne yazık ki bu yüzeysel kültür, küreselleşmenin bir ürünü olup, başkası gibi olmak veya genel anlamda 'popüler' davranışlar edindikten sonra kendi kişiliğini oluşturma gibi bir eğilimde bulunanları göstermektedir. Bu nedenle kullanımında anlamlarının çoğunlukla bilinmediği belki de kişi tarafından benimsenmediği yazılar kişinin ruh halinin bir göstergesi değildir. Ancak bilinçli bir şekilde kullanıldığında yani yazıların anlamlarının anlaşıldığında, paylaşıldığında toplumda kendini özelleştirerek tanıtmayı tercih edenler olabiliyor."

"KENDİMİZİ İFADE ETMEKTEN KAÇTIĞIMIZIN GÖSTERGESİ"

Var olan kültür ile farklı düzeylerde kabul edilen Batı kültürünün bir arada yaşanmaya başlanıldığında yerel kültürü değişikliğe sürükleyecek her şeyin, aslında ilk aşamada yozlaşmaya yol açtığını aktaran Birol, şunları kaydetti:

"Bu tişörtlerin kullanımını değerlendirebilmek için toplumsal bir yaklaşımdan sonra bireysel bir yaklaşımda bulunmak, yani kullanan kişinin yaşı ve toplumdaki var oluşu itibarıyla bu tişörtlerin toplumumuzda nasıl bir yer edindiğini daha iyi anlamamızı sağlayacaktır.

Kullanımlarında genç nüfus ile daha olgun yaşta olan kişiler arasında bir farklılığın olabileceğini hatırlayıp, bilinçli bir şekilde mesaj taşıyan bir araç olarak kullanıldığını gözlemleyebiliriz. Ayrıca bu tür yazıların Türkçe olma olasılığının yok sayılacak düzeyde olması, toplum olarak kendimizi ifade etmekten kaçtığımızın bir göstergesi olabilir. Toplumda kendini farklı sunmak, bu farklılığın sorumluluğunu üstlenmeyi ve kabul etmeyi gerektirir. Bu bağlamda ve genel anlamda, öz güven eksikliği ve kendi bireyselliğini geliştirememeyi her yaştaki bireylerde görmemiz mümkündür."

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×