GÖRÜŞ - Uluslararası toplum Bangladeş'e kayıtsız

- Türk hükumetinin darbecilere yönelik tutumuyla ilgili 'endişeler taşıyan' ve Türkiye'nin cumhurbaşkanına 'otoriter' diyen Batı hükumetlerinin ve medyasının nezdinde, Bangladeş hükumetinin kesintisiz zulmü yaprak kıpırdatmıyor

GÖRÜŞ - Uluslararası toplum Bangladeş'e kayıtsız

LONDRA (AA) - SELMAN AZAMİ - Bangladeş'in baskıcı rejimi tarafından sürekli hale getirilen insan hakları ihlallerine yönelik, medya dahil, uluslararası toplumun 'kaygılarını ifade etmemesi' ve bunları görmezden gelmesi şaşırtıcı.

Şeyh Hasina'nın önderliğindeki mevcut hükumet 2009'da iktidara geldiğinden beri, ülke adım adım otokrasiye kaydı ve muteber bir muhalefetin yokluğundan dolayı da yargı eliyle gerçekleştirilen cinayetler, hükumet karşıtı gösterilerde yaşanan polis şiddeti, yargısız infazlar, muhalif seslerin hapsedilmesi, gazetelerin ve TV'lerin kapatılması, üst düzey gazetecilerin tutuklanması ve muhalefet liderlerinin çocukların güvenlik güçlerince kaçırılması gibi her tür insan hakları ihlali, hükumetin yanına kâr kalıyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) hazırladığı raporlar, ülkedeki insan hakları ihlallerinin vardığı noktayı açıkça gösteriyor. Ancak bu raporlara rağmen uluslararası toplum, Bangladeş'te yaşananlara karşı tam bir sessizlik içinde.

- Yargı eliyle işlenen cinayetler

Bangladeş'te yaşanan en büyük ihsan hakları ihlallerinden biri, muhalefet liderlerinin, ismi sözde 'Uluslararası Suçlar Mahkemesi' (ICT) olan kurumun eliyle yargı hiyerarşisi içinde öldürülmesi. Bangladeş'in Pakistan'dan ayrılmak için 1971 yılında verdiği savaşta insanlığa karşı suç işleyenleri cezalandırmak adına şu anki hükumet, muhalefet liderlerini ölüm cezasına çarptırıp duran bir mahkeme ihdas etti. Sanık aleyhine herhangi bir inandırıcı delil olmaksızın yürütülen son derecede siyasallaşmış bir yargı süreci dahilinde, şimdiye kadar tam altı muhalefet lideri idam edildi ve üçü gözaltındayken ölen dört lidere ise ömür boyu hapis cezası verildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü 2015 Bangladeş raporunda[1], davaların "adaletsiz yargılamalara götüren çok temel kusurları" bulunduğu sonucuna varıyor. Uluslararası Af Örgütü ise 2015-2016 Bangladeş raporunda[2] şunları kaydediyor: “Mahkemenin yargılamalarında ciddi usulsüzlükler ve adil yargılanma hakkına yönelik ihlaller tespit edildi. Mahkemenin yargı yetkisine yönelik reddetme hakkına ise anayasal bir hükme dayanarak mütemadiyen engel olundu. Savcılığın tanıklarının beyanları, doğru olmadıkları savunma tarafından ispatlanmış olmasına rağmen yine de mahkemede delil olarak kullanıldı. Savunma tanıklarının verdiği ve sanığın suç mahallinden, olaylara karışamayacak kadar uzakta olduğuna dair yeminli bildirileri kabul edilmedi. Hükumet, yurtdışında bulunan savunma tanıklarının vize taleplerini reddederek davalara katılmasını engelledi. Benzer kusurlar, itiraz süreçlerine de damgasını vurdu.”

- Güvenlik güçleri eliyle yapılan adam kaçırmalar

Bangladeş merkezli İngiliz gazeteci David Bergman, güvenlik güçleri eliyle gerçekleşen adam kaçırmalar hakkında üç senedir yazılar yazıyor. Uluslararası Af Örgütü'nün 2014'teki bir raporu[3] da Bangladeş'teki adam kaçırmalarda görülen endişe verici artışa dikkati çekiyor. Bu kaçırmalar ve kaybolmaların kurbanları arasında muhalefet liderleri, ICT'nin savunma tanıkları, gazeteciler ve insan hakları aktivistleri bulunuyor. Ancak ortadan kaybolmalar, üç muhalefet liderinin ICT tarafından yanlış bir şekilde mahkum edilen oğullarının polis tarafından kaçırılmasıyla birlikte, son bir buçuk ayda yeni bir hal aldı ve aileleri kurbanların yerlerini hâlâ bilmiyor. David Bergman konu hakkındaki son makalesinde[4], sırf önde gelen muhalefet liderlerinin çocukları olmalarından dolayı, bu kişilerin sivil kıyafetli polisler tarafından nasıl kaçırıldıklarını özetliyor.

- Muhalefete aman yok

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün raporu da, hükumetin herhangi bir muhalefete yönelik zalimce mukabeleleriyle tuttuğu 'otoriterlik yolunu' eleştiriyor. Bu zalimce mukabelelere örnek olarak şunlar sayılıyor: Binlerce muhalefet üyesinin gözaltına alınması; ana muhalefet lideri Hâlide Ziya'nın, planlanmış muhalefet protestolarından hemen önce bürosuna 'kapatılması'; önemli muhalefet liderlerinin 'uydurma' suçlamalarla tutuklanması ve güvenlik güçleri eliyle gerçekleşen 'cinayetler', 'ortadan kaybolmalar' ve 'keyfi tutuklamalar'.

Bangladeş'teki muhalif sesler tamamen susturulmuş durumda ve hatta insanlar Başbakan Şeyh Hasina'nın görüşlerine muhalefetten dolayı tutuklanır oldu[5]. Üç yıl önce, yüzbinlerce medrese talebesinin katıldığı silahsız protestolara yönelik dehşetli bir silahlı müdahale yapıldı ve meçhul sayıda insan öldürüldü. Bağımsız bir soruşturma yapılmasına yönelik çağrılara rağmen[6], müdahale sırasında ölenlerin kaç kişi olduğu hâlâ bir sır. Bütün büyük muhalefet partileri tarafından boykot edilen 5 Ocak 2014 tarihli son parlamento seçimleri sırasında yüzden fazla kişi polis tarafından öldürüldü. Yine Uluslararası Af Örgütü’nün bu ölümlerin soruşturulmasına yönelik kuvvetli tavsiyeleri[7] de kulak arkası edildi. Birçok kişi gözaltında öldü ve bu da raporlanmamış ve araştırılmamış durumda. Sadece bu da değil, binlerce Bangladeş Cemaat-i İslami lideri ve çalışanı hapsedildi ve ülke genelindeki büroları kapatıldı. Cemaat-i İslâmi Bangladeş'te yasal bir siyasi parti olmasına rağmen, neredeyse tüm liderleri ülke dışına kaçıyor.

- İfade özgürlüğüne saldırılar

Bangladeş'te özgür bir basın yok. ABD merkezli bir düşünce kuruluşu olan Freedom House'un (FH) bir raporuna göre[8] 'gazetecilere yönelik siyasi motivasyonlarla açılmış çok sayıda dava' ve 'devlet eliyle, internette bulunan içerikler de dahil olacak şekilde uygulanan sansüre yönelik artan endişeler' yüzünden, Bangladeş'te basın, "özgür değil" kategorisinde değerlendiriliyor. Son birkaç yıldır hükumet TV istasyonlarını kapattı, kendisine muhalif olan gazeteleri yasakladı, üst düzey gazeteci ve editörleri hapse gönderdi ve yine kendisini eleştiren siyaset yorumcularını baskılarıyla bezdirdi. Freedom House raporunda ayrıca, askeri istihbarat yetkililerinden gelen baskıdan dolayı, ülkedeki iki en büyük muhalefet gazetesine verdikleri reklamları kesmeleri için bazı büyük şirketlere baskı uygulandığını bildirdi. Raporda ayrıca şunlar belirtiliyor: “Polis ve askeri istihbarat ajanlarının gazetecileri tehdit ettiği ve onlara fiziksel olarak da saldırdığı bilinmektedir. Siyasi protestoları ve diğer hassas olayları belgelemeye çalışan gazetecilere ve fotoğrafçılara uygulanan polis şiddeti, bir endişe kaynağı olmayı sürdürüyor. Bazı gazeteciler, hükumet aleyhinde haber yapılmasını engellemeye çalışan istihbarat servislerinden tehdit telefonları alıyor.”

- Uluslararası toplumun kayıtsızlığı

Geniş çaplı insan hakları ihlallerine dair, Birleşmiş Milletler dahil, bütün büyük uluslararası insan hakları kuruluşları ve uluslararası yasal organlar tarafından sunulan delillere ve yine bu kuruluşların ihlallere yönelik hazırladığı çok ağır raporlara rağmen, Türkiye hariç hiçbir ülkenin lideri Bangladeş'te zincirden boşanmış bir halde süregiden baskılara ve haksızlıklara karşı sesini yükseltmedi. Özgürlük ve demokrasinin savunucusu olduğunu iddia eden Batı medyası ise tam bir kayıtsızlık içinde. Bu nedenle Bangladeş hükumeti, mutlak bir dokunulmazlık içinde otoriterliğini sürdürüyor. Türk hükumetinin darbecilere yönelik tutumuyla ilgili 'endişeler taşıyan' ve Türkiye'nin cumhurbaşkanına 'otoriter' diyen ama Bangladeş hükumetinin kesintisiz zulmünün, nezdinde yaprak kıpırdatmadığı Batı hükumetlerinin ve medyasının çifte standartları ne kadar da ortada. İngiliz parlamentosunun hasbelkader Şeyh Hasina'nın yeğeni olan bir hanım üyesi, seçildikten sonra yaptığı kabul konuşmasında, bütün siyasi ilhamını halasından aldığını söylediğinde, onun bu hükmünü sorgulayacak ve zalim bir diktatörün bir Westminster milletvekiline nasıl ilham kaynağı olabildiğini soracak bir medya ortada yok. Bütün bu hal, Batı hükumetlerinin ve medyasının nerelerde 'endişeli' olacakları ve nerelerde sessiz kalacaklarına dair çok seçici olduklarını ortaya koyuyor.

Bangladeş, baskıcı rejiminin uzun bir süre radara yakalanmamasını mümkün kılacak bir jeopolitik konuma sahip. Hiçbir Batılı gücün, Hindistan gibi güçlü bir küresel oyuncunun tamamıyla kontrolü altındaki bir ülkeye kafa tutmak için ağzı sulanmıyor. Mesele basitçe şu ki Bangladeş'in ezilen nüfusunun, Batı hükumetleri ve medyasının ilgisini çekme hakkı bulunmuyor.

Mütercim: Ömer Çolakoğlu

Linguistik alanında doktorası olan Dr. Selman Azami, Liverpool Hope Üniversitesi'nde İngiliz Dili alanında öğretim üyesidir. Araştırma alanları çift-dillilik, eğitimde dil, dil, din ve medya ve reklamcılık dilidir. 'Medyada Din Temsilleri: Linguistik Bir Analiz' (Palgrave) isimli kitabı geçtiğimiz günlerde İngiltere'de yayımlanmıştır. @linguistbd

[1] https://www.hrw.org/world-report/2016/country-chapters/bangladesh

[2] https://www.amnesty.org/en/countries/asia-and-the-pacific/bangladesh/report-bangladesh/

[3] https://www.amnesty.org/download/Documents/4000/asa130052014en.pdf

[4] http://www.aljazeera.com/news/2016/08/concern-missing-sons-bangladeshi-politicians-160829095028714.html

[5] http://www.dhakatribune.com/bangladesh/crime/2016/08/28/ru-leftist-leader-arrested-status-pm-rampal/

[6] https://www.hrw.org/news/2013/05/10/bangladesh-independent-body-should-investigate-protest-deaths

[7] https://www.amnesty.org/download/Documents/4000/asa130052014en.pdf

[8] https://freedomhouse.org/report/freedom-press/2016/bangladesh

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×