Kılıçdaroğlu: 36 milyon aileye yemek dağıttık (Türkiye'de 20 milyon aile var)

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelerin salgın sürecinde 36 milyon aileye yemek dağıttığını ileri sürdü. Oysa Türkiye'de toplamda 20 milyon aile bulunuyor.

Google Haberlere Abone ol

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelerin hizmetlerini anlatırken, "Salgın sürecinde 36 milyon aileye sıcak yemek verildi" dedi. Ancak, Türkiye'de toplamda 20 milyon aile olduğu düşünüldüğünde Kılıçdaroğlu'nun söylediği rakamda bir yanlışlık olduğu görülüyor. 

Kılıçdaroğlu, hafta sonu İzmir'de yaşanan sel felaketinde evleri sular altında kalan vatandaşların isyanıyla ilgili tartışmalar devam ederken, "CHP'li belediyeler çok iyi çalışıyor" dedi.

"Sen işsizliği önlendin de biz karşı mı çıktık?"

Son grup toplantısında, "19 yıldır iktidarı yönetenler, bu memleketin hayrına ne yaptılar da CHP engel oldu?" diye sorduğunu hatırlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Bu soruyu AK Parti Genel Başkanı'na, grup başkanvekillerine, il, ilçe yöneticilerine ve geçmişte AK Parti'ye oy veren vatandaşlara sordum. Öyle ya Erdoğan günün 24 saati oturuyor, kalkıyor, yatıyor, ikindi, öğle tek şey var, CHP. Benim de bu soruyu sorma hakkım var. Sen bu memleketin hayrına ne iş yaptın da biz karşı çıktık? Bu soruyu herkesin vicdanında sorması lazım. 19 yıl ülkeyi yöneteceksin. İstediğin kanunu, kararnameyi çıkaracaksın. İstediğin kişiye ihale vereceksin, sarayda oturacaksın, her dediğini yapacaksın, istediğin valiyi, kaymakamı, emniyet müdürünü, odacıyı herkesi tayin edeceksin. Kendine ayrı bir dünya kuracaksın ve döneceksin sadece CHP'yi eleştireceksin. Niye? Sen fabrika kurdun da biz karşı mı çıktık? Sen işsizliği önlendin de biz karşı mı çıktık? Çiftçi memnun oldu da biz karşı mı çıktık? AK Parti'ye oy veren kardeşlerime de sesleniyorum. Hepimizin oturup düşünmesi lazım. Türkiye ekonomik bir buhran içindedir. Bu buhrandan çıkışın yolu, buhranı yaratanları iktidardan almaktır, onları demokratik yollarla iktidardan uzaklaştırmaktır. Milletin iradesiyle bunu yapmak zorundayız."

Kılıçdaroğlu, AK Parti iktidarının, 19 yıldır bu memleketi tek başına yönettiğini belirterek, "19 yılda milletin hangi sorununu çözdüler? Öyle ya vergiyi, dünyanın parasını topladın. İstediğin zaman yurt dışından buğdaydan canlı hayvana kadar her şeyi ithal ettin. İstediğin adamın, şirketin vergisini sıfırladın. İstediğine, istediğin kadar faiz yükledin. Bu memleketin hangi sorununu çözdün? Bir Allah'ın kulu çıksın, 'Şöyle temel bir sorun vardı. Bu sorunu çözdü.' desin." değerlendirmelerinde bulundu.

"Doğruları söylediğimiz için rahatsız oluyorlar"

Herkesin, oturup düşünmeye ihtiyacı olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Önyargılarımızı bir tarafa koyup oturup ülkemizi, insanımızı düşünmek zorundayız. Yeri gelince Türkiye ile ilgili çok büyük laflar ediyoruz. Dünyaya meydan okuyoruz. Dönüp bize şunu sorsalar, ne diyeceğiz? 'Sen dünyaya meydan okuyacağına, önce şu konteynırlardan yiyecek toplayan insanların derdini çöz?' deseler ne diyeceksin? Oturup sarayda hava atacağına, bu ülkede 10 milyon aşkın işsiz var. İşsizlerin sorununu çözsene. Sen işsizlerin sorununu çözdün de biz karşı mı çıktık? Fabrika kurdun da biz karşı mı çıktık? Tarlalar ekildi de biz karşı mı çıktık? Çiftçiye, esnafa düşük faizli kredi verdin de biz karşı mı çıktık? Hepsini söyledik, 'Bunları yapmak zorundasın.' dedik, yapmadı.

Biz doğruları söylediğimiz için rahatsız oluyorlar. 'Niçin doğruları söylüyorsun?' diye her gün hakarete varan konuşmalar dinliyoruz. İşi öyle bir boyuta getirdiler ki muhalefeti de onlar kuracaklar. 'Muhalefeti de inşa edeceğiz. Kılıçdaroğlu'ndan kurtaracağız.' diyor. Kurtarmanın yolu çok basit. Gelirsin televizyona, otururuz. Millet de evinde çayını kahvesini içerken seyreder, milletin hakemliğine başvururuz. Sen de soru sorarsın, ben de soru sorarım. Millet de evinde otururken dinler. Kim doğru, kim yanlış söylüyor? Kim haklı, kim haksız? Ben haksızsam zaten istediğin bu değil miydi? Benim gitmem. Haksızsam zaten gideceğim. Sen demiyor muydun? Kılıçdaroğlu, 'Sosyal Sigortalar Kurumunu batırdı.' Devletin bütün evrakları senin elinde. Gelsene. Elinde büyük bir fırsat var sana göre. Alırsın belgeleri, çıkarsın karşıma, 'Bak belge bir, iki, üç, dört, beş. Ver cevabını Kılıçdaroğlu.' Cevabını veremezsem zaten gideceğim. Niye karşıma çıkmıyorsun? Neden cesaretin yok? Çünkü doğruları söylemiyorsun. Korkuyorsun. Doğruların karşısında korkan bir insan devleti sağlıklı yönetemez."

Kılıçdaroğlu, partisinin milletvekilleri ve meclis üyelerinin, Afyonkarahisar ve Uşak'a giderek esnafın sorunlarını dinlediğini, CHP'nin çözüm önerilerini anlattığını aktardı. Bu iki ildeki en işlek caddelerde, ticaret merkezlerindeki esnafın dert yandığını belirten Kılıçdaroğlu, "Orada, bir AK Parti milletvekili bile gezemez. Erdoğan da gezemez." ifadelerini kullandı.

Çiftçilerin, süt üreticilerinin de sorunlarını dile getirdiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, Polatlı'da soğanın maliyetin çok altında 60 kuruş olması nedeniyle hayvanlara yem olarak verildiğini söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, "CHP ile uğraşacağına, şu soğan üreticilerinin derdi nedir diye göndersene milletvekillerini. Gitsinler, çözsünler. Sen soğan üreticilerine para verip o ürünlerini aldın, fakir fukaraya dağıttın diye biz karşı mı çıktık? Niğde'de 400-500 bin ton patates var. Üreticileri mağdur, maliyetin altında, onlar da hayvan yemi olarak kullanıyor. Sen Niğde'de üreticinin sorunlarını çözdün de biz karşı mı çıktık?" sorularını yöneltti.

İktidarın çiftçiye 2020'de ödemesi gereken teşvikleri hala ödemediğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Ama tefecilere gelince zamanında ödüyor. Ocak 2021, bir ayda bir avuç tefeciye ödediği para 21 milyar lira. Tak, zamanında ödüyorsun. Çiftçiye, alacağı var, ödemiyorsun sen bu parayı." ifadesini kullandı.

Türkiye'de 806 bin 871 basit usulde defter tutan esnaf, 25 bin 502 müzisyen, 32 bin 567 salgından etkilenen esnaf, iş yeri kirada olan esnaf ile lokanta, kafe, restoran işletenlerin bulunduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Stopajı falan hepsini dahil edin, yüzbinlerce esnafa 7 milyar lira bir yıl süreyle ödendi. Kamu-özel işbirliği için bir avuç kişiye ödenen para bunun tam 3 katı. Sadece 2021 yılı bütçesine konulan ve ödenmesi gereken 30 milyar lira. Bir aylık faiz 21 milyar lira. Yüzbinlerce esnafa ödenecek tutarın tam 3 katı." diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal'ın bir çiftçi ile anekdotunu paylaştığını hatırlattı. Söz konusu çiftçinin, cep telefonunu aylık 450 lira taksit ile satın aldığını söylediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, "Adam perişan olmuş, 450 lira dediğin nedir Allah aşkına? Sen, saraydakiler kaç lira alıyorsunuz? 5 ayrı yerden maaş alan, ayda 50-60 bin lira maaş alan var. Sen 450 lirayı o çiftçiye fazla görüyorsun, bir cep telefonunu fazla görüyorsun. Çiftçilere çağrı yapıyorum, artık sizin de uyanmanız, gerçekleri görmeniz lazım." sözlerini sarf etti.

"Erdoğan kutladı, güzel bir konuşma yaptığımı söyledi"

CHP lideri Kılıçdaroğlu, CHP'li belediyelerin çok güzel çalıştıklarını, hizmetlerini hem CHP Genel Merkezi'ne bildirdiklerini hem de kendi aralarında paylaşarak başarılı projeleri hayata geçirdiklerini dile getirdi.

CHP'li belediyelerin, Ocak 2021 itibarıyla 7 milyon 200 bin vatandaşa ayni yardım, 1 milyon 250 bin vatandaşa da nakdi yardım yaptığını, sokağa çıkma yasağı sırasında 30 milyon 500 bin aileye sıcak yemek gönderdiğini, 70 milyondan fazla maske ve dezenfektan dağıttığını bildiren Kılıçdaroğlu, "İşte CHP demek, bu demektir, halka hizmet demektir. 5 maskeyi dağıtamadılar, biz bunları yaptık. Daha çok güzel şeyler yapacaklar. Arkadaşlarıma söyledim, hiçbir engele takılmayacaksınız ve şikayet etmeyeceksiniz, 'elimi, kolumu bağladılar...' Yok böyle bir şikayet. Hizmetin sonuna kadar yapılması lazım." diye konuştu.

CHP iktidar olduğunda yapacaklarını anlatan Kılıçdaroğlu, dört ayaklı bir strateji izleyeceklerini dile getirdi. Öncelikle inancı, görüşü ve kimliği ne olursa olsun herkesin can ve mal güvenliğini sağlayacaklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, bunu, güçlü demokrasiyi inşa ederek yapacaklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Güçlü bir demokrasi, kuvvetler ayrılığına dayanmaktadır. Yasama, yargı ve yürütmeyi birbirinden ayıracaksınız. Bütün yetkileri bir kişiye vermeyeceksiniz, yargı bağımsızlığını sağlayacaksınız. Bir partinin genel başkanı hakim tayin edemez, tayin ederse o hakim o genel başkana karşı gebe kalır. O hakim bağımsız değildir, vicdanına, hukukun üstünlüğüne göre karar veremez. O halde yapılması gereken adliyeye, camiye, kışlaya siyaseti sokmamaktır. Bunu Yenikapı mitinginde söyledim, yerime gidip otururken Erdoğan yerinden kalktı, geldi, kutladı, güzel bir konuşma yaptığımı söyledi. Evet konuşma güzeldi, ahlaklıydı, Türkiye'nin geleceğiyle ilgiliydi. Şimdi, tam tersi yapılıyor."

"TBMM, AK Parti ve MHP'nin vesayeti altında"

İktidara geldiklerinde medya özgürlüğünü sağlayacaklarını da belirten Kılıçdaroğlu, medyanın, iktidarın yolsuzluklarını korkmadan yazması gerektiğini vurguladı. Kılıçdaroğlu, "Şimdi yolsuzluğu yazan gazetelere yasak, ceza geliyor, yolsuzluk haberlerine erişim engeli geliyor. Kul hakkı yemenin meşrulaştırılması geliyor. Biz bunu kaldıracağız, medya özgür olacak. İktidarda bizi de eleştirecek. Biz de okuyacak, yanlışımız varsa düzelteceğiz." dedi.

Kılıçdaroğlu, iktidara geldiklerinde TBMM'nin de kuruluşundaki iradeye uygun olacağını belirterek "Şu anda TBMM, AK Parti ve MHP'nin vesayeti altındadır. Hiç Çankırı milletvekilinin Meclis kürsüsüne çıkıp da Çankırı'nın sorunlarını dile getirdiğini duyan var mı? Bir AK Parti'li milletvekili Afyonkarahisar'ın sorunlarını Meclis kürsüsünden anlattı mı? Anlatamaz. Bir AK Parti veya MHP Yozgat milletvekili, kürsüye çıkıp Yozgat'ın sorunlarını anlatamaz. Niçin? Anlatırsa bir daha asla milletvekili olamaz. O zaman milli irade vesayet altındadır." şeklinde konuştu.

Vesayeti getiren yasal düzenlemenin, 12 Eylül darbesi döneminde geldiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, "Bunu kaldıracağız. Milletin vekilini millet seçecek, genel başkanlar değil. O zaman parlamento vesayet altından kurtulmuş olur. O zaman milletvekili, bir daha seçim bölgesine gittiğinde, 'Arkadaş seni seçtim, milletvekili oldun, çıkıp benim ilimin sorunlarını neden dile getirmedin?' diye vatandaş hesap sorabilecek. Şimdi soramıyor." sözlerini sarf etti.

"Namus sözü veriyorum, değiştireceğiz"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, siyasetin bir zenginleşme aracı olmadığını vurgulayarak "İlk yapacağımız iş, Siyasi Ahlak Kanunu çıkaracağız. Milletvekili, bakan oluyor, cebini düşünüyor. 'Nasıl köşeyi döneriz, devleti soyarım?' Böyle bir siyaset anlayışı olur mu? Namus sözü veriyorum, değiştireceğiz. Herkesin ahlak sınırları, kuralları içinde çalışmasını isteyeceğiz. Beytülmale el uzatılmasına, kul hakkı yenmesine izin vermeyeceğiz. Bu bizim görevimiz olacak." diye konuştu.

İktidarlarında, bakanların, atamayla değil, milletvekilleri arasından görevlendirileceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, şu anda bakanların Meclis'e gelmediğini ve hesap vermediğini, milletvekillerinin soru önergelerini yanıtlamadığını öne sürdü. Kılıçdaroğlu, "Bu tablo ne tablosu? Diktatörlük değil mi bu? Bu nasıl bir yönetim anlayışı? Bunu da değiştireceğiz. Bakanlar, TBMM içinden çıkacak, seçimle gelecekler. Uydurma, dünyadan, siyasetten habersiz bakan mı olur? Her cümleye başladığında 'Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle...' Ne demek? Sen bakansın. Birilerinin kulu, kölesi olanlar bakanlık yapamazlar." ifadelerini kullandı.

Sayıştay'ın, güçlü bir denetim organına dönüşmesi gerektiğini savunan Kılıçdaroğlu, iktidarın, topladığı vergilerin, borçları ve özelleştirmelerinden elde ettiği gelirin nereye ve kim için harcandığının TBMM adına Sayıştay tarafından denetlenmesi gerektiğini söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin en büyük şirketlerinin yer aldığı Türkiye Varlık Fonu'nun, denetlenemediğini belirterek "Ne oluyor orada, neler yapılıyor? Milyarlar denetlenmiyor. Böyle bir devlet anlayışı olur mu? Bunu değiştireceğiz." dedi.

İktidara geldiklerinde yüzde 10'luk seçim barajını kaldıracaklarını da bildiren Kılıçdaroğlu, temsilde adalet, yönetimde istikrarı sağlayacaklarını söyledi. CHP lideri Kılıçdaroğlu, devletin şeffaf, temiz, ahlaklı yöneticilerin elinde olması halinde, vatandaşlara hizmet eden bir devlete dönüşeceğine işaret ederek şunları kaydetti:

"Elinde sopa olan devlet değil, vatandaşını kucaklayan, hizmet götüren bir devlet. Bizim aradığımız budur. O devletin temel özelliği de vatandaştan aldığı her kuruşun hesabını vatandaşa vermektir. Eğer bir hükümet, bir iktidar, vatandaşa hesap vermiyorsa orada karanlık ilişkiler var, birileri malı götürüyor demektir. Dolayısıyla şeffaf olmamız gerekiyor."

Detaylar Geliyor...

Yorumlar