Çocuklarda 'sosyal medya pişmanlığı'

Düşüncesizce yapılan paylaşımlar çocuklarda ve ergenlerde psikolojik sorunlara yol açıyor.

Çocuklarda 'sosyal medya pişmanlığı'
23 Ağustos 2016 Salı 10:52

Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Danışman Hekimi Psikiyatrist Prof. Dr. Ayhan Kalyoncu, "Ergenler genellikle düşüncesizce ve dürtüsel davrandıklarından yaptıklarının uzun vadeli sonuçlarını düşünmez. Oysa düşüncesizce yazılmış bir sosyal medya paylaşımı birçok problem yaşamasına neden olabilir" ifadelerini kullandı.

Sosyal medyayı sıkça kullanan gençlere ve yaptıkları paylaşımlara yönelik uyarılarda bulunan Kalyoncu, Facebook, Twitter ve İnstagram gibi sosyal medya araçlarının 7'den 70'e herkes tarafından kullanıldığına, özellikle de çocuklar ve gençler arasında daha yaygın olduğuna dikkati çekti.

Küçük yaştan itibaren tabletlerle tanışan çocukların henüz ilkokulu bitirmeden kendi sosyal medya sayfalarını açtığını, arkadaşlık sitelerine girdiğini ve en önemlisi ileti paylaşımı yaptığını dile getiren Kalyoncu, buraya kadar herhangi bir sorun yok gibi gözükse de asıl tehlikenin bu noktada başladığını belirtti. Kalyoncu, şunları kaydetti:

"İnternet adeta dipsiz bir kuyu gibi. Herkes bu kuyunun içine milyonlarca hatta milyarlarca bilgi atıyor. Peki tüm bu atılanlar nereye gidiyor? İnternet sitelerinin kendi alanlarında depolanıyor. Sizin yıllar önce paylaştığınız bir fotoğraf ya da ileti bugün bir anda karşınıza çıkabiliyor. Sosyal medya alanlarının en önemli ortak özelliği, kişilerin akıllarına gelir gelmez istedikleri her şeyi anında arkadaşları ile paylaşabilmesi. Kişilerin birbirlerinin 'duvar'larına yazdığı paylaşımlar, herkes tarafından görülmeye açık. Örneğin bu paylaşımlar kendileri ve başkaları hakkında yazılan kısa yazılar, çekilen özel fotoğraflar ve filmler veya diğer web sayfalarına ulaşmak için yazılan linkler olabilir. Çoğu ergenin sosyal medya sayfasında da yüzlerce arkadaşı olduğunu göz önüne alırsak paylaşılan her şeyin anında binlerce kişiye ulaştığını söyleyebiliriz.

Çocuk ya da gençler ya da bir diğer deyişle ergenler ise genellikle düşüncesizce ve dürtüsel davranır, yaptıklarının uzun vadeli sonuçlarını düşünmezler. Dolayısıyla da düşünmeden atılmış bir tweet'in ya da paylaşılan bir iletinin gerçek hayata etkisini de göz önüne alamazlar. Oysa kızgın oldukları bir anda Facebook'a yazdıkları 'Ahmet'ten nefret ediyorum, bulursam onu öldüreceğim' gibi bir cümle kişinin okuldan uzaklaştırılmasına sebep olabildiği gibi; 'Geçen gün nasıl sarhoş oldum ama!' gibi paylaşımları yapmaktan hoşnut olan ergenler, bu paylaşımlarının gelecekte okul spor takımı seçmelerinde etkisi olacağını düşünmezler. Sosyal medya paylaşımları kişinin kendisinin yanı sıra başkalarına da zarar verebilir. Sadece şaka yapmak için profile yazılan bir yazı kişiyi incitebilir, küçük düşürebilir, sosyal hayattan koparabilir."

"Paylaşmadan önce düşün" alışkanlığını kazandırılabilir

Tüm bu riskleri uzak tutmak için sosyal medya kullanımının özellikle ergenler açısından bilinçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kalyoncu, dürtüsel paylaşımların azaltılabileceğine işaret etti.

Psikologların ve psikiyatristlerin ergenlerle bu konuda çalışmalar yaparak "paylaşmadan önce düşün" alışkanlığını kazandırabileceğini ifade eden Kalyoncu, şu açıklamalarda bulundu:
"Ergenlerin paylaşım yapmadan önce basit birkaç soruyu kendilerine sorması yeterli olacaktır. 'Facebook'ta paylaştığın bu yazıyı bütün okulun önünde okumak nasıl bir fikir olurdu?' gibi bir soruyla ergenin kendisini 800 öğrencinin önünde Facebook paylaşımını okurken hayal etmesi amaçlanır. 'Duygusal olarak istediğin yerde misin?" sorusu ergenlerin kendileri ile ilgili farkındalıklarını artırmada işe yarar. Böylece ergenler yaptıkları ya da yapacakları davranışların veya söyleyeceği sözlerin kendi duygu durumlarındaki değişimin etkisiyle ortaya çıktığını fark ederler.

'Niyetim yanlış anlaşılmaya müsait mi?' sorusuyla ergen kendi yorum ve paylaşımları hakkında kendini karşı tarafın yerine koyma becerisi kazanır ve sözlerinin yanlış anlaşılma ihtimali olup olmadığını tartar. 'Bu yazacağın paylaşımın acelesi var mı?' ya da 'Biraz daha bekleyemez mi?' sorularıyla ergenleri internette aktif olma isteğine iten duygusal dürtülerin yavaşlatılması ve üzerine düşünülmesi hedef alınır. Ergenlere paylaşımlarını yapmadan önce küçük not kağıtlarına yazmalarını önerebiliriz. Böylece paylaşımlarının internete uygunluğuna karar verebilmek için tekrar düşünmeleri sağlanmış olur."

Kalyoncu, ergenlerin her zaman sosyal medya paylaşımları yapmadan önce bunlar üzerine düşünmelerini, bu paylaşımları ertelemelerini istemenin çok da realistik olmadığını belirtti.
Bazı zamanlarda ergenlerle sosyal medyada yaptıkları paylaşımlar hakkında sohbet edilmesi önerisinde bulunan Kalyoncu, şu ifadeleri kullandı:
"Bu sohbetler asla 'Ben demiştim bak!' ya da 'Gördün mü başına ne geldi' şeklinde olmamalıdır. Örneğin ergene, 'Bu paylaşımı daha iyi nasıl yapabilirdin?' diye sorarak sohbete girebilirsiniz. Böylece kullandığı aynı ifade yerine birlikte daha iyi bir ifade bulma arayışı şeklinde aranızda geçen fikir alışverişi ergenin daha sonraki paylaşımları için fayda sağlayacaktır."


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×