Türkkan: Urumçi'deki katliama hükümet neden sessiz

MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi'de binlerce Uygur Türkü katledildiğini belirterek "Bırakın dünyayı, bizim ülkemizde de hükûmet bu bölgede yaşananlara karşı duyarsız. Filistin ve Suriye için...

Türkkan: Urumçi'deki katliama hükümet neden sessiz
05 Haziran 2014 Perşembe 22:33

MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi'de binlerce Uygur Türkü katledildiğini belirterek "Bırakın dünyayı, bizim ülkemizde de hükûmet bu bölgede yaşananlara karşı duyarsız. Filistin ve Suriye için dünya liderliğine soyunan başbakanımızın maalesef Urumçi'de yaşanan soykırımla ilgili hiç sesi çıkmıyor. Mısır'da Rabia'ya, Suriye'de Esma'ya ağlayan Başbakan bizim soydaşlarımızın yaşadıkları karşısında neden sessiz kalıyor?" dedi.

Meclis Genel Kurulunda, Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının birinci bölümü, dün kaldığı yerden görüşülmeye başlandı. Şimdiye kadar yapılan görüşmelerde tasarının ilk 12 maddesi kabul edildi.

Meclis'te söz alan MHP Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, Çin'in kuzeydoğusunda "Doğu Türkistan" adıyla bilenen Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin başkenti Urumçi'de olanlardan bahsetti. "Şu günlerde gözümüzü kulağımızı biraz daha oraya çevirmemiz gerektiğini düşünüyorum." diyen Türkkan, Urumçi'de uzun süredir katliam yaşandığını vurguladı.

Doğu Türkistan'a yönelik baskısını sürdüren Çin'in zulmü arttırarak devam ettirdiğini anlatan Türkkan, "Son bir hafta içinde Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi'de binlerce Uygur Türkü katledildi. Urumçi çevresini abluka altına alan Çin ordusu kadın çocuk demeden kıyımını sürdürmeye devam ediyor. Geçtiğimiz aylarda 250 Türk bu bölgede kurşuna dizildi. Aynı zamanda, bir kız çocuğunun bacaklarını kesip babasına gösterdiler. Bundan haberiniz var mı? Çin son bir haftadır Urumçi'yi abluka altına aldı demiştim. Çin ordusu binlerce Doğu Türkistanlıyı da otobüslere doldurarak bölgeden uzaklaştırdı. Urumçi'de asırlardır yaşayan Müslüman Türkler otobüslere doldurularak bölgeden sürüldü. Urumçi'nin dünyayla bağlantısını da kesen Çin yönetimi gerek İnternet gerekse telefon bağlantılarını da kısıtladı. Onlarla hiçbir şekilde iletişim kurulamıyor. Bölgeden sağlıklı haber alınamaması da bu gelişmeleri doğruluyor. Son dönemde Doğu Türkistan'da kaçışların arttığını da biliyoruz. Burası artık insanlığın bittiği yer hâline geldi. Urumçi'de yaşananlar dünya medyasında da yer bulamıyor. Bırakın dünyayı, bizim ülkemizde de hükûmet bu bölgede yaşananlara karşı duyarsız. Filistin ve Suriye için dünya liderliğine soyunan Başbakanımızın da maalesef Urumçi'de yaşanan soykırımla ilgili hiç sesi çıkmıyor. Mısır'da Rabia'ya, Suriye'de Esma'ya ağlayan Başbakan bizim soydaşlarımızın yaşadıkları karşısında neden sessiz kalıyor? Bir sürü resim var. Çin Hükûmeti onların derilerini yüzüyor orada. Neden sesiniz çıkmıyor?" diye konuştu.

"TÜRK VE MÜSLÜMAN NÜFUSU HARİTADAN SİLMEK İSTİYOR"

Çin yönetiminin Urumçi'de yaptığı katliamın sebebinin belli olduğunu belirten Türkkan, şöyle devam etti: "Komünist Çin yönetimi hem Doğu Türkistan'ın zengin yer altı kaynaklarını ele geçirmek hem de Türk ve Müslüman nüfusu haritadan silmek için yıllardır bölgede büyük bir asimilasyon ve baskı politikası uyguluyor. Bakın, Çin Halk Cumhuriyeti'nin 36'ncı maddesinde ne diyor: 'Her Çin vatandaşı dinî inanç ve hürriyete sahiptir. Devlet, normal vatandaşların dinî faaliyetlerini korur.' Buna rağmen, Çin idaresi tarafından Uygur Türklerinin İslam dinini öğrenme ve ibadet haklarına zorbalıkla kısıtlamalar getirilerek Uygur gençleri arasında dinsizliğin yaygınlaştırılması için özel gayret sarf ediliyor. Kâğıt üzerinde devlet güvencesi altında olan din ve ibadet hürriyeti yöneticiler tarafından engelleniyor. Hac ibadetine kısıtlamalar getiriliyor. Hacca giden devlet memurlarının işine son veriliyor. 1992 yılında -burada aramızda var mı bilmiyorum- Sayın Yaşar Karayel'le beraber Mekke'de 90 yaşında bir Uygur Türküne rastlamıştım. 'Bir senedir yoldayım, geldim. Geriye dönme şansım yok, zaten ömrüm vefa etmez, dönersem de onlar beni idam ederler, burada öleceğim.' dedi. Uygur Türkü bu şartlar altında İslamiyet'i yaşamaya çalışıyor. Nitekim okullara 200 metreden yakın olan camiler, Kuran kursları, medreseler kapatılarak dinî kitapları yakılmış, âlimler ve Uygur aydınlar tutuklanarak öldürülmüştür burada. Yasaklara uymayanlar ise sorgusuz sualsiz en ağır şekilde cezalandırılmışlardır ve hâlen de cezalandırılmaya devam ediyor."

"KATLİAMA SESSİZ KALMAYIN"

1949-1979 yılları arasında da Doğu Türkistan'da 29 bin camiinin yok edildiğini dile getiren Türkkan, "54 bin din görevlisi ağır çalışma kamplarına gönderilmiş ve yalnız Urumçi'de 370 bin Kuran-ı Kerim yakılmıştı. 1997 yılından bu yana sadece Hoten bölgesinde 1.200 cami kapatılarak birçoğu da baraka, komünist parti merkezi, büro hatta mezbaha hâline getirilmiş ve cuma hutbeleri de diğer bazı bölgelerde olduğu gibi yasaklanmıştır. Sincan bölgesinde nüfusu 9 milyona varan Müslüman azınlığı Uygurlar uzun süredir Çin baskılarından şikâyetçi. Çin bölgenin kalkınması için para yardımını yaptığını söylese de Uygurlar dinî özgürlükleri dâhil birçok geleneklerinin Çinli yetkililer tarafından kısıtlandığını savunuyor. Buradan belki bizim sesimize kulak verirsiniz diye sesleniyorum: Urumçi'deki katliama sessiz kalmayın. Suriye'ye yardım etmeyi kendinize görev edindiğiniz kadar gözünüzü kulağınızı biraz da Urumçi'ye çevirin." şeklinde konuştu. CİHAN


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×