Kılıçdaroğlu: Kürt meselesi daha fazla özgürlük ve demokrasiyle çözülebilir

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kürt meselesinin ancak daha fazla özgürlük ve demokrasiyle çözülebileceğine inandığını söyledi. Bu konuya ilişkin 17 maddelik bir manifesto çıkardıklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, "CHP,...

Kılıçdaroğlu: Kürt meselesi daha fazla özgürlük ve demokrasiyle çözülebilir
11 Haziran 2014 Çarşamba 12:28

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kürt meselesinin ancak daha fazla özgürlük ve demokrasiyle çözülebileceğine inandığını söyledi. Bu konuya ilişkin 17 maddelik bir manifesto çıkardıklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, "CHP, Kürt partileri zor durumda kaldığından yüzde 10’luk seçim barajını kaldırmayı amaçlıyor. Diyarbakır’daki işkence hapishanesinin de bir insan hakları müzesi olmasını istiyoruz." dedi.

"Erdoğan ile Öcalan arasındaki diyaloga güvensizlik hâkim. Erdoğan bunu Kürt meselesinin çözümü için yapmıyor. Bu tamamıyla kibrinden kaynaklanmakta ve siyasi geleceğiyle ilintilidir." diyen Kılıçdaroğlu, Die Welt’ten Stefan Laurin’in sorularını cevapladı. "Türkiye’nin AKP iktidarında bir otokrasiye doğru gittiğini" söyleyen ve seçimlerdeki hileler nedeniyle AB ile AGİT’in seçimlere daha çok ilgi göstermesini isteyen Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine Erdoğan’ın, Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck ile Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir’e ilişkin tehditkâr sözlerini şöyle değerlendirdi: "Almanya ve Türkiye arasındaki ilişkiler uzun bir süredir bu kadar kötü olmamıştı. Bundan dolayı çok üzgünüm. Türkiye ile Almanya arasında sürdürülecek iyi ilişkiler sadece iki ülke için değil, tüm Avrupa için önem taşımaktadır. Siyasetçiler eleştirileri soğukkanlılıkla karşılamalıdır. Erdoğan bunu beceremiyor ve aşırı tepki gösteriyor. Tehditleri nedeniyle tabii ki de Erdoğan’ın özür dilemesi gerekiyor. Fakat kendi vatandaşına bile tokat atmış olan Erdoğan gibi bir siyasetçiden bunu bekleyemeyiz."

"Erdoğan Alman siyasetçilerine yönelik saldırılarıyla neyi amaçlıyor" şeklindeki soruya ise Kılıçdaroğlu, "Erdoğan’ın Gauck ve Özdemir’e karşı saldırıları iç siyasi nedenlerden kaynaklanıyor. O, bu şekilde güçlü bir adam profilini çizmeyi ve destek bulmayı umuyor. Ancak bu da Türk-Alman ilişkilerine zarar vermektedir." karşılığını verdi.

Bir soru üzerine CHP, SPD ilişkilerine ve Ozan Ceyhun’un AKP danışmanlığına de dikkat çeken Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: "Dört yıl evvel, CHP’nin Genel Başkanı seçildiğimden beri SPD’yle olan ilişkilerimiz düzeldi. Almanya’ya geldiğimde Sigmar Gabriel’le görüşmüştüm. O da Türkiye’ye geldiğinde beni ziyaret etmişti. Ozan Ceyhun’un AKP için danışmanlık yapmasına gelince, bu bir sorun. Sosyal demokrat bir kişinin, otokrat bir çizgide bir siyasetçi olan Erdoğan’a danışmanlık yapması beni şaşırtıyor. Bunlar uyuşmuyor ve olmaması gereken bir durumu ortaya çıkarıyor."

Almanya’da yaşayan Türklere yönelik ise Kılıçdaroğlu, "Birinci mesajım, oy kullanabilen herkes oyunu kullansın. İkinci mesajım: Başka bir ülkede yaşayanların, kendilerini tüm toplumsal alanlara dâhil etmesi ve özellikle eğitime önem vermesi gerekiyor. Üçüncü olarak ise, CHP’nin, Türkiye’de demokrasinin tehdit altında olmasına karşı ne yapmak istediğini anlatmak. Birçok farklı görüşlerin parlamentoda temsil edilmesini engelleyen yüzde 10’luk seçim kotasını kaldırmak ve daha çok dürüstlük ve şeffaflık getirmek istiyoruz. Aynı zamanda, yurttaşlarımın Erdoğan’ın Türkiye ile Almanya arasında kavga çıkması hedefiyle yürütülen politikalarının kendilerine zarar verdiğini bilmelerini istiyorum." açıklamasında bulundu.

"TÜRKİYE BİR OTOKRASİYE DOĞRU GİDİYOR"

"Siz Erdoğan’a diktatör dediniz. Buna rağmen Almanya’da yaşayan Türkler arasında popülerliğini koruyor. Geldiği zaman salonları dolduruyor. Almanya’daki başarısını nasıl açıklayabilirsiniz?" sorusu üzerine de Kılıçdaroğlu, "Erdoğan kendini dindar gibi gösteriyor. Birçok konuşmasında din temelli cümleler geçiyor. Çok sayıda kişi de bundan etkileniyor. Ancak O’nu bilen herkes, dini kendi emelleri için kullandığının farkında. Fakat bu da birçok sorunumuzun üstünü kapatıyor: Türkiye’deki siyasi durum Almanya’yla karşılaştırılamaz. Erdoğan’ı eleştiren gazeteciler de hukuk devletinin zayıf olmasını konu eden TÜSİAD gibi tehdit ediliyor. Türkiye’nin sivil toplum çevrelerinde açık konuşulamıyor. Türkiye bir otokrasiye doğru gidiyor. Erdoğan bir keresinde parlamento ve mahkemelerin kendisini engellediğini söylemişti – demokrat bir siyasetçi hiçbir zaman güçler ayrılığı konusunda böyle bir şey söylemez. Erdoğan’ın Türkiye’de demokrasiyi kaldırmak istediğini anlamamız lazım. Türkiye büyük bir tehlike altında; durum çok ciddi." şeklinde konuştu.

Ankara’daki seçim sonuçlarına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, CHP’nin MHP’yle ortaklık veya işbirliği yapmadığını bunun AKP ve Erdoğan tarafından yayılan hikâye olduğunu vurguladı. Kılıçdaroğlu, "Erdoğan, yerel seçimlerde iki milyon oy kaybetmiştir – bu tür efsaneleri kendi sorunlarından dikkatleri dağıtmak için yaymakta. Ankara seçimini kazandığımıza inanıyorum. Bariz hile yapıldı: birçok şehirde elektrikler kesildi, oy verme yerleri aniden karardı. Enerji Bakanı, bir kedinin transformatörün içine girdiğini açıkladı. Bu, kimsenin inanmadığı gülünç bir iddiadır. Anayasa mahkemesine başvurduk. Bu da şu an Ankara’daki seçimi inceliyor. Ancak, AB ile AGİT Türkiye’deki seçimlere daha çok ilgi göstermesi gerektiğine inanıyorum." dedi.

"TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİK HEDEFİ DEVAM ETTİRİLMELİ"

AB-Türkiye ilişkilerine de değinen Kılıçdaroğlu, "Erdoğan’ın gittikçe anti demokratik olması, AB üyelik müzakerelerin durdurulması veya yavaşlatılması için bir neden teşkil etmiyor. Demokrasinin zayıflamasının durdurulması ve sivil toplumun güçlenmesi için Türkiye’nin AB üyelik hedefi devam ettirilmeli. Bunun dışındaki her tür seçenek Türkiye ve Avrupa için kötü olur." değerlendirmesinde bulundu.

Öcalan ile yapılan görüşmeler konusunda ise Kılıçdaroğlu, "Partim, Kürt meselesinin ancak daha fazla özgürlük ve demokrasiyle çözülebileceğine inanmaktadır. Bunun için, bir başbakanın kendi başına hareket etmesinden ziyade, Türk kamuoyunda ve parlamentoda geniş katılımlı bir diyaloga ihtiyaç duymaktayız. Bu konuya ilişkin 17 maddelik bir manifesto çıkardık. CHP, aynı zamanda Kürt partileri zor durumda kaldığından yüzde 10’luk seçim barajını kaldırmayı amaçlıyor. Diyarbakır’daki işkence hapishanesinin bir insan hakları müzesi olmasını istiyoruz. 80’li yıllarda o hapishanede işlenen suçlar PKK’nın kurulmasının nedenleri arasındadır. Erdoğan’ın Öcalan’la giriştiği diyalog başarılı da olmadı: Halen gençler dağlara çıkıp silahlı örgütlere katılıyorlar. Erdoğan ile Öcalan arasındaki diyaloga güvensizlik hâkim. Kimse, neyin konuşulduğunu bilmiyor. Açık ve şeffaf bir süreç değil. Parlamento bile bilgilendirilmiyor. Erdoğan bunu Kürt meselesinin çözümü için yapmıyor. Bu tamamıyla kibrinden kaynaklanmakta ve siyasi geleceğiyle ilintilidir." şeklinde konuştu. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×