'Hükümetin başının kibir hastalığı ve nezaketsizliği daha ağırlaşıyor'

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, hükümetin başının kibir hastalığı ve nezaketsizliğinin her gün biraz daha ağırlaştığını belirtti. Öztrak, "İş vatandaşı tekmeletme, hakaret etme, noktasına kadar ulaşıyor. Toplum kutuplaşıyor....

'Hükümetin başının kibir hastalığı ve nezaketsizliği daha ağırlaşıyor'

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, hükümetin başının kibir hastalığı ve nezaketsizliğinin her gün biraz daha ağırlaştığını belirtti. Öztrak, "İş vatandaşı tekmeletme, hakaret etme, noktasına kadar ulaşıyor. Toplum kutuplaşıyor. Başbakan'ın bu şiddeti adamlarına da yansıyor. Türkiye'yi hibrit demokrasiden otoriter demokrasiye doğru sürükledikçe, biz kendisine diktatör demeye devam edeceğiz." dedi.

Meclis'te basın toplantısı düzenleyen Öztrak, dün TOBB'un Mali Genel Kurulu'nda yaşanılanların "Türkiye'nin nasıl yönetilmemesi gerektiğini" bir kez daha hatırlattığını ifade etti. Başbakanlık makamında oturan zatın, dün TOBB kürsüsünden 'ben diktatör olsam sen meydanlarda dolaşamazsın' diye bağırırken, İstanbul'da bir cenaze törenine katılan 30 yaşında bir gencin, polisin bir başka toplumsal olaya müdahalesi sırasında başından vurulduğunu ve hayatını kaybettiğini hatırlattı. Öztrak, "Uğur Kurt'a Allah'tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum. Sorumluluk makamında oturanların olayın failini ya da faillerini derhal ortaya çıkarmasını bekliyoruz. Hükümetin başının kibir hastalığı ve nezaketsizliği her gün biraz daha ağırlaşıyor. İş vatandaşı tekmeletme, hakaret etme, noktasına kadar ulaşıyor. Toplum kutuplaşıyor. Ne yazık ki insanlar, gençler yaşamını yitiriyor. Başbakan'ın bu şiddeti adamlarına da yansıyor. Dün Soma'da vatandaşı tekmeliyorlar, bu gün vatandaşımız ölümünden sonra sosyal medyada 'Bu ülkede eşek gibi sessizce yaşayacaksınız', 'arpanız bol geldiyse önünüzden alırız' diye yazma cüretini gösteriyorlar. TOBB salonunda dün bir tiyatro oyunu sahnelendi. Erdoğan önce 'mahalle delikanlılığı' girişiminde bulundu, ama sonra genel başkanımızın konuşmasını dinlemeden kaçarak o girişimi kendi eliyle yerle bir etti. Rakibine tükürüp kaçan çocuk gibi davranarak karizmayı çizdirdi." diye konuştu.

Başbakan'ın Soma'da hayatını kaybeden 301 canın sorumluluğunu işçiye, işverene ve sendikalara yıktığını dile getiren Öztrak, 'araba muayenelerinde de sağlık çantalarını arkadaşlarından ödünç alıyorlar' diyerek vatandaşı suçladığını kaydetti.

"DİKTATÖR DEMEYE DEVAM EDECEĞİZ"

"Yaşanan faciada sorumluluğun bana bir şey olmaz diyen, eksikleri ihbar etmeyen işçilerde olduğunu söyledi. Sendika suçlu, işveren suçlu dedi. Ama 'bu işte benim de sorumluluğum' var diyemedi." diyen Öztrak, şöyle devam etti: "Hükümetin başı, işçiyi borca batırıp madenlere zimmetleyenlerin, o firmalara ruhsat verenlerin, madenleri gerektiği gibi denetlemeyenlerin, taşeronluğu işçinin 'yaşam şekli'; 19. yüzyılın vahşi kapitalizmini 21. yüzyılda Türkiye'nin kaderi haline getirenlerin suçundan ve sorumluluğundan hiç bahsetmedi. Somalıları dövenlerin, yerde sürükleyip tekmeleyenlerin, Somalılara küfür edenlerin ayıbını ağzına almadı, özür dilemedi. Bunu duyan AKP grubu da yitirilen 301 canın hesabını sormak için muhalefetin, Başbakan ve bakanları hakkında verdiği gensoru önergelerini reddediverdi. Ülkede seçim sandığını biricik meşruiyet kaynağı görerek ve göstererek 'kuvvetler ayrılığı', 'hukukun üstünlüğü', 'temel hak ve özgürlükler' ve 'yargı bağımsızlığı' gibi rejimin adını demokrasi yapan tüm unsurları adım adım yok etmeye çalışan zihniyet şimdi kendisine diktatör denince öfkeleniyor. 'Düzeni, huzuru bozuyorsunuz' diyor. Huzuru bozan diktatör. Hiç öfkelenmesin, bu yolda devam ettikçe, Türkiye'yi hibrit demokrasiden otoriter demokrasiye doğru sürükledikçe, biz kendisine diktatör demeye devam edeceğiz."

"BU HESAP KİMDEN SORULACAK?"

Soma'daki facianın acısını milletçe derinden yaşadıklarını ve yaşayacaklarını dile getiren Öztrak, "Artık vicdanlarımızı 'taşeronlaştırmadan', samimi bir özeleştiriyle bunun gibi olayların bir daha yaşanmaması için yapılması gerekenleri konuşmamız gerekiyor. Türkiye'nin 13 Mayıs 2014'te Soma'da yaşadığı facia bir milat, bir turnusol kâğıdıdır. Adam sendeciliğin, köşe dönmeciliğin, sömürü çarklarının, modern kölelik düzenin acı faturası 301 canımızla ödenmiştir. 301 canı aramızdan alan 'madencinin güvenliğinden' kısıp kömür damarını kâr damarı haline getiren 'ar damarı' çatlamışlardır. Onları aramızdan alanlar gözünü kâr bürümüş 19. yüzyılın vahşi kapitalizmini 21. yüzyılın Türkiye'sine 'kader' diye yutturmaya çalışanlardır. Tonunu 130 dolara çıkardığı kömürün, özel bir firma tarafından nasıl 24 dolara çıkarılabildiğini sorgulama ihtiyacı duymayan, aksine bu fiyattan ne getirirsen alırım diyerek bu talan düzeninin destekçisi, işbirlikçisi olan hükümettir. Türkiye Soma'da 'sömürü düzeninin' en çirkin haliyle yüzleşmiştir. İşçiyi borca batırıp madenlere zimmetleyen bu düzenin makyajı, faciadan sağ kurtulan madenci Bayram Çakan'ın 'madene yeniden girmek zorundayım. Çünkü borcum var' sözleri ile akıp dökülmüştür. Hükümetin başı, Soma’da yaşanan kâbusun sorumlularından hesap sorulacağını söylüyor. Peki, bu hesap kimden sorulacak?" şeklinde konuştu.

"Bugün siyasilere hoş görünmek için verdiğiniz kararların hesabı yarın sizden sorulur." diyen Öztrak, bürokraside atılan hiçbir imzanın kaybolmayacağını, devran değiştiğinde atılan imzaların sorumluluğuyla baş başa kalınacağını vurguladı. CİHAN

'Hükümetin başının kibir hastalığı ve nezaketsizliği daha ağırlaşıyor'


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×