"Her türlü kutsalı, istismar edenler Hak'kın ve halkın sillesini yiyecektir"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, sabah akşam Gazze’yi ağzından düşürmeyenlerin, İsrail’e bin bir beddua edenlerin İsrail’e petrol akıtılmasına aracılık etmekten ve bu petrol paralarının da Halk Bankası'na yatırılmasından...


CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, sabah akşam Gazze’yi ağzından düşürmeyenlerin, İsrail’e bin bir beddua edenlerin İsrail’e petrol akıtılmasına aracılık etmekten ve bu petrol paralarının da Halk Bankası'na yatırılmasından nedense hiç rahatsızlık duymadığını söyledi. "Böylesine bir iki yüzlülük daha önce ne görüldü, ne de duyuldu." diyen Öztrak, "Her türlü kutsalı ve değeri istismar ederek abat olacağını zanneden bu kafa er geç Hak'kın ve halkın sillesini yiyecektir." dedi.

Meclis'te basın toplantısı düzenleyen Öztrak, Başbakan'ın kendi iktidarları döneminde G-20’nin üyesi olan bir Türkiye olmadığını söylediğini hatırlatarak bunun doğru olmadığını vurguladı. Atalarımızın "gömleğinin ilk düğmesi yanlış iliklenince, diğerleri de yanlış gider" diye boşa demediğini belirten Öztrak, Recep Tayyip Erdoğan’ın sık gömlek değiştirmesinin bir nedeninin de bu olsa gerek olduğunu ifade etti.

"Nitekim vizyon gömleğinin sadece bu bölümünde, bir değil iki düğme birden yanlış iliklendi, vatandaşa doğrular söylenmedi." diyen Öztrak, Türkiye’nin daha önce G-20 üyesi olduğunu gösteren belgeyi gösterdi. Atalarımızın "Ramazan’da yalan söyleyenin, bayramda yüzü kara olur" diye çok güzel bir sözü olduğunu hatırlatan Öztrak, "Herkes şu mübarek Ramazan’da, millete doğruları söylemelidir. Yoksa 10 Ağustos’ta, olmadı 24 Ağustos’ta millet yalan söyleyenin yüzüne karayı çalmayı bilir." diye konuştu.

Ramazan ayında iki acı hadisenin yürekleri kanattığını anlatan Öztrak, şöyle devam etti: "Bunlardan ilki 11 Haziran’da Musul Konsolosluğumuzun basılarak 49 vatandaşımızın rehin alınmasıdır. Bu acı olayın olduğu günden bu yana 37 gün geçti. Halen kendilerinden sevindirici bir haber alamadık. Bu ülkenin konsolosunun da aralarında olduğu 49 vatandaşımızın bayramdan önce ailelerine kavuşması en büyük dileğimizdir. Umarım Hükümet bu konuda her türlü girişimde bulunuyordur. Bu Ramazan’da içimizi kanatan ikinci husus İsrail’in Gazze’de orantısız güç kullanarak yaptığı katliamdır. Ölenlerin sayısının 200’ün üzerinde olduğunu basından öğreniyoruz. İsrail’in dün akşam başlattığı kara harekatıyla bu sayının daha da artmasından ciddi kaygı ve endişe duyuyoruz. Giderek artan bu orantısız güç kullanımını kabul etmek, kınamamak, içimize sindirmek mümkün değil. Bu çatışmanın durması ve dünyanın en meşru davalarından biri olan Filistin davasının barışla sonlanması şu mübarek günlerde en büyük dileğimizdir. Ancak bu konuda da Hükümet’e ve Recep Tayyip Erdoğan’a iki çift sözümüz olacak. Tayyip Erdoğan 49 vatandaşımız için çıkaramadığı sesi Gazze için çıkarıyor görünüyor. Tayyip Erdoğan iftar sofralarında Gazze’yi anmadan geçmiyor. Ama diğer taraftan da Kuzey Irak’tan çıkan petrolün İsrail’in Aşkelon limanına boşaltılmasına aracılık ediyor. Bu aracılık karşılığında Kuzey Irak Kürt Yönetiminin petrol parası da Halk Bankası’na yatıyor. Enerji Bakanın verdiği rakama göre Halk Bankasına yatan para şimdilik 93 milyon dolar. Bakan bu hesapların kalıcı hale gelmesi için gayret gösterdiklerini ifade etmekten de çekinmiyor. Sabah akşam Gazze’yi ağzından düşürmeyenler, İsrail’e bin bir beddua edenler İsrail’e petrol akıtılmasına aracılık etmekten ve bu petrol paralarının da Halk Bankasına yatırılmasından nedense hiç rahatsızlık duymuyor. Böylesine bir ikiyüzlülük daha önce ne görüldü, ne de duyuldu. Her türlü kutsalı ve değeri istismar ederek abat olacağını zanneden bu kafa er geç Hakkın ve halkın sillesini yiyecektir."

Uzunca bir süredir ekonomide sıkışan Hükümetin kamu bankaları eliyle çok tehlikeli bir oyun oynadığına dikkat çeken Öztrak, "Sadece İsrail’e, Irak hükümetinin isteği dışında, satılan petrol karşılığı elde edilen petro-dolarların değil, İran ile yapılan ticaret karşılığında gelip giden altınların, Katar ve körfez bölgesiyle gerçekleştiği söylenen kayıt dışı para trafiğinin merkezinde hep bizim kamu bankaları yer alıyor. Türkiye’de pek de dikkat çekmeyen çok büyük bir risk ile karşı karşıyayız. Şu anda Ziraat Bankası üzerinde Demoklesin kılıcı sallanıp duruyor. ABD Merkez Bankası New York Eyaleti Finansal Hizmetler Bürosu, Ziraat Bankası’nın New York şubesinde 1 Temmuz 2012 ile 31 Aralık 2012 arasında gerçekleştirilen dolar takas işlemlerinin "yüksek riskli müşteriler veya işlemlere dair şüpheli aktivitelerin usulüne göre tanımlandığını ve raporlandığını belirlemek üzere" bağımsız bir denetmen tarafından inceleme istemiş. Türkiye’nin İran ile altın ticaretinin zirve yaptığı bir dönemden bahsediyoruz. Eğer bu inceleme sonucunda ABD otoriteleri kara para aklandığına ve Ziraat Bankası’nın bu operasyonda rol oynadığına dair bir ipucu bulurlarsa bunun Türkiye’ye mali ve itibari bedeli çok büyük olur. Türk finansal sistemi çok büyük bir darbe yer. ABD’nin daha geçtiğimiz günlerde bir Fransız Bankasına, BNP Paribas, benzer bir soruşturmanın ardından, 8,9 milyar dolar ceza kestiğini hatırlatırsam durumun ciddiyeti belki daha iyi anlaşılabilir. Aynı ABD otoriteleri Almanya’nın önemli bir bankası, Commerzbank, hakkında da soruşturma başlattı. Yani durum oldukça ciddi. Umalım ki Hükümet, devleti kuralsız ticarete, kara para aklanmasına bulaştırmamış olsun, böyle bir öngörüsüzlüğün bedelini millet ödemesin." şeklinde konuştu.

Yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında 4 bakan hakkında kurulan Meclis Soruşturma Komisyonunda şimdi de dizin sıkandalı çıktığını belirten Öztrak, fezelekelerin savcılar tarafından iade edildiğini hatırlattı. Dizin mizin herşeyin olduğunun anlaşıldığını dile getiren Öztrak, "Komsiyon Başkanı, iktidar neyi saklamaya çalışıyor?" diye sordu. "O fezlekelerde ne varda bizim görmemiz, halka açıklanması istenmiyor." diye soran Öztrak, saydamlık, şeffaflık, hukuk devleti, parlamento, hükümetin itibarı açısından çok zor bir dönemden geçildiğine dikkat çekti.

CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×