"Guguklu saat gibi saatte bir çıkıp aynı şeyleri söylemek şeffaflık değildir"

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, "Guguklu saat gibi, saatte bir çıkıp aynı şeyleri söylemek şeffaflık değildir. Günde bir kere konuşursunuz, bütün anaların yürekleri tatmin olur, herkes ikna olur. Bunu yapamadınız, inanmıyoruz, sorumluluğunuzu...

22 Mayıs 2014 Perşembe 19:03

CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel, "Guguklu saat gibi, saatte bir çıkıp aynı şeyleri söylemek şeffaflık değildir. Günde bir kere konuşursunuz, bütün anaların yürekleri tatmin olur, herkes ikna olur. Bunu yapamadınız, inanmıyoruz, sorumluluğunuzu hatırlatıyoruz, istifaya davet ediyoruz, güvensizlik oyu vereceğiz." dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nun Perşembe günkü 92. birleşimi saat 14.00'da yoklama yapılmaksızın müşahede ile açıldı. Birleşimi TBMM Başkanvekili Sadık Yakut yönetiyor. Meclis Genel Kurulu'nda CHP ve HDP'nin Soma'daki maden faciası sebebiyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ile Çalışma ve Güvenlik Bakanı Faruk Çelik hakkında verdiği gensoru görüşülmeye başlandı.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşan Manisa Milletvekili Özgür Özel, iki bakanın görevlerini yaparken ortaya koydukları ihmallerle, kusurlarla, zaman zaman kasta varan kayırmacılıklarla ve kötüye kullanmalarla bu büyük kazanın ortaya çıkmasında en önemli rolü oynadığını ve siyasi sorumluluğun sahibi kişiler olduklarını vurguladı.

Bu kadar ciddi sorumluluklarına ve 301 kişinin ölümüne rağmen, hâlâ daha orada oturup da birazdan çıkıp kendisini savunma ve bu önergelerin gündeme alınmamasını talep etme gibi bir pişkinlikle karşısına çıkamayacaklarını belirten Özel, istifanın bir hesap verme kültürü olduğunu, soruşturmanın sağlıklı yürüyebilmesi için atılması gereken en önemli adım olduğunu kaydetti.

"İKİ BAKAN GÖREVLERİNDE KALACAKLARSA SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ"

"Eğer bu 2 bakan görevlerinde kalacaklarsa, bu 2 bakan hesap vermeyeceklerse sözün bittiği yerdeyiz." diyen Özel, şöyle devam etti: "Sakın ola kimse çıkmasın, 'Sorumlular mutlaka tespit edilecek, cezalarını çekeceklerdir.' demesinler. Eğer o samimiyetiniz varsa bütün çağdaş ülkelerdeki gibi istifa mekanizmasının işletilmesini beklersiniz. O yoksa görev sizlerdedir. 'Türk milleti adına görev yapıyoruz.' diyorsunuz. Görev sizlerdedir. Bu 2 bakana ve bundan sonra bu Parlamento'da bakanlık görevini üstlenecek herkese 'Arkadaş, bu kadar büyük bir faciadan sonra istifa etmezsen bu duruma düşersin. Görevini yaparken bilinçle yap. Böyle olaylara sebebiyet vermenin önündeki tedbirleri al. Aksi takdirde de erdemle istifa et.' demeyi bilmelisiniz. Bu sorumluluk bu ana kadar bu 2 bakandaydı ama bundan sonra iktidar partisinin milletvekillerindedir.

BAŞBAKAN MİT YASASINI DEĞİŞTİR DEYİNCE 300 KİŞİ GELİYOR; ŞİMDİ 45 KİŞİYLE OTURUYORSUNUZ"

"Şuraya bakın... Başbakan 'MİT Yasası'nı değiştir.' deyince 300 kişi gelip oturuyorsunuz buraya ama şimdi bakıyoruz kaç kişi var salonda, 45 kişiyle oturuyorsunuz. Yazıktır, ayıptır, günahtır." diyen Özel, "Allah'tan kamuoyu baskısı bir noktaya geliyor, soruşturma açılıyor, etkin bir birleşmiş bir muhalif söylem kamuoyunda karşılığını buluyor. Kimse bunun üzerinden siyaset çıkarmaya çalışmıyor ama siyaset dediğiniz mesele de bir iş kazası olduğunda sorumluların sorgulanmaması, hesap vermenin ve adaletin önündeki engellerin kaldırılmasını talep etmekse de eğer kimse kusura bakmasın, o kadar ucuz değil, 301 canımız gitti bizim. Burada sorumlular hesap verecek arkadaşlar. Bakın, samimiyet diye bir şey var. Sayın Bakan diyor ki: 'Sorumluların sonuna kadar hesap vermesinin teminatıyım.' Bak sen! Peki, Afşin-Elbistan'da 11 işçi büyük bir yığının altında kaldı; 2'si kurtarılabildi, 9'u hâlâ göçük altında. Geçen hafta izlediniz, annesi 'Evladımın kemiklerini verin.' diye yalvarıyor. Orada bıraktık. O günkü bakanınız, benzer tarihlerde Şili'deki altmış dokuz gün süren kurtarma operasyonuna 'Bizde olsa üç günde çıkarırız.' demişti. O günkü bakanınızın sözü de ortada duruyor, hâlâ daha 9 işçinin kemikleri orada." diye konuştu.

"İSYAN EDİYORUZ BU DURUMA"

Özel, şunları söyledi: "Sorumluların ortaya çıkarılması için her şeyi yapacakmış, teminat oymuş; olmaz olsun böyle teminat. Ama bunun teminatı mutlaka ve mutlaka Türkiye Büyük Millet Meclisinin değerli milletvekilleridir. Bu teminatı biz vereceğiz, biz sağlayacağız ve yerine getirmediğiniz sorumluluğu bizler yerine getireceğiz. Bu vicdana sahip milletvekillerinin bu Meclis sıralarında oturduğunu biliyoruz, böyle olduğuna inanmak istiyoruz; aksi durumu kabul etmiyoruz ve aksi durumu düşünmek dahi istemiyoruz. İsyan ediyoruz bu duruma, isyan ediyoruz. Sayın Taner Yıldız gözden çıkarılamaz mıydı? İstifasını veremez miydi? Başbakan bunu isteyemez miydi? O sorununun yanıtı 17 Aralık sürecinde gizli. 17 Aralık sürecinde bakanlar birer birer istifa ederken, orada Bakan Bayraktar'ın resti, Başbakanın kulağında küpedir. 'Sorumlu ben değilim, her şeyi Başbakanla beraber yaptım, biri istifa edecekse o da Recep Tayyip Erdoğan'dır.' demişti. Arkadaşlar, Taner Yıldız'ın, Erdoğan Bayraktar'a göre bu resti çekecek en az 5 kat fazla malzemesi var elinde. O yüzden isteyemiyor istifasını. Ve ardından Taner Yıldız Soma'ya gitmiş iki gün aynı gömleği giymiş, simitle beslenmiş bir piar çalışmasıdır yürütülüyor. Bakın, bir şeyi gizlemenin en iyi yolu ortada bırakmaktır. Hırsız girer, bütün evi didik didik eder, kapının girişinde bir torba içindeki ziynetleri bulamadan çeker gider. Taner Yıldız'ın bu kadar göz önünde bulundurulması, Murathan Mungan'ın meşhur romanındaki kasiyer kız hikâyesidir. O kadar çok göz önünde olursanız, o kadar çok saklanmış olursunuz. Guguklu saat gibi, saatte bir çıkıp aynı şeyleri söylemek şeffaflık değildir. Günde bir kere konuşursunuz, bütün anaların yürekleri tatmin olur, herkes ikna olur. Bunu yapamadınız, inanmıyoruz, sorumluluğunuzu hatırlatıyoruz, istifaya davet ediyoruz, güvensizlik oyu vereceğiz." CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×