Erdoğan: Operasyonun geçmişi 3 yıla kadar uzanıyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 17 Aralık'ta başlayan ve hükümete karşı darbe olduğunu iddia ettiği operasyonun, geçmişinin 3 yıla kadar uzandığını ileri sürdü.

Erdoğan: Operasyonun geçmişi 3 yıla kadar uzanıyor
14 Ocak 2014 Salı 14:48

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 17 Aralık'ta başlayan ve hükümete karşı darbe olduğunu iddia ettiği operasyonun, geçmişinin 3 yıla kadar uzandığını ileri sürdü. Erdoğan, "Yargı ve Emniyet içindeki bir örgüt, son derece hukuksuz biçimde tamamen gizli olarak yürüttükleri soruşturmaları mahalli seçimlere 3,5 ay kala, yani son derece manidar bir zamanda düğmeye basmak suretiyle başlatıyorlar. Bunun geçmişine baktığınız zaman 3 yıla kadar uzanıyor. Aklınız neredeydi, bunca zamandır, bu tür adımları niye atmadınız? Demek ki, burada niyet apaçık ortada." dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yaklaşık bir buçuk aylık aradan sonra TBMM'de AK Parti Grup Toplantısı'nda konuştu. "Bütçe görüşmeleri ve uluslararası temaslarımız nedeniyle 3 Aralık tarihinden bugüne kadar grup toplantıları vasıtasıyla sizlerle bir araya gelemedik" diyen Erdoğan, "Bu bir buçuk ay içerisinde, demokrasimize yönelik en ağır ve aynı zamanda en ahlaksız darbe girişimine tevessül edildi. 17 Aralık Türkiye'nin demokrasi ve hukuk tarihine kara bir leke olarak geçmiştir. 17 Aralık komplosu hazırlık aşaması, uygulama şekli, içeriden ve dışarıdan aldığı destek ve talimatlar boyutuyla diğer tüm darbe girişimlerini geride bırakmış, millete, devlete ve demokrasiye yönelik ihanet hareketi olarak kayıtlara geçmiştir. 17 Aralık sabahı İstanbul ve Ankara'da belli merkezlere baskınlar yapılıyor, belli şahıslar gözaltına alınıyor. Bilgilendirilmeleri gereken sorumlular, üst kademeler, bilgilendirilmiyor." dedi.

OPERASYONUN GEÇMİŞİ 3 YILA KADAR UZANIYOR

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yargı ve Emniyet içindeki bir örgüt son derece hukuksuz biçimde tamamen gizli olarak yürüttükleri soruşturmaları mahalli seçimlere 3,5 ay kala, yani son derece manidar bir zamanda düğmeye basmak suretiyle başlatıyorlar. Bunun geçmişine baktığınız zaman 3 yıla kadar uzanıyor. Aklınız neredeydi, bunca zamandır, bu tür adımları niye atmadınız? Demek ki burada niyet apaçık ortada. Operasyonun başlamasıyla birlikte ihanet projesinin paydaşları da derhal harekete geçiyor. Malum medya, sabah saatlerinden itibaren kendilerine servis edilen gizli kalması beklenen bu fotoğraf ve görüntüleri yayınlamaya kalkıyor. Muhalefet partileri daha meselenin ne olduğu anlaşılmadan hükümete yönelik saldırılara başlıyorlar. Belli sermaye çevreleri harekete geçiyor. İçeride ve dışarıda belli odaklar derhal harekete geçiyorlar. Şantaj çeteleri acayip çalışıyor. İhanet şebekeleri el ele birlikte çalışıyorlar. Akşam olduğunda adeta soruşturma tamamlanıyor. Sorgu, adeta mahkeme süreci tamamlanıyor ve zanlıların tamamı onlarla bakanlarımız onlarla birlikte hükümetimiz suçlu ilan ediliyor."

Konuşmasında Savcı Muammer Akkaş'ın "okumadığı ileri sürülen" belgelere de göndermede bulunan Erdoğan, "Düşünebiliyor musunuz? 25 çuval girecek, bu çuvallar mühürlü, bunlar açılmadan anında adım atılacak. Böyle bir şey olabilir mi? Bu işin nasıl yürüdüğü, nasıl organize edildiği çok açık ortada. Sabah operasyon yapılıyor, 12 saat sonra infaz tamamlanıyor. Zanlılar hakkında hüküm veriliyor. Zanlıların tamamı, yakınlarıyla birlikte adeta linç ediliyor ve olaylar iki ayrı mahkemede yürütülüyor. Çok yoğun karalama kampanyası, dezenformasyon algı operasyonu. Hem içeriden hem dışarıdan, çok ağır bir linç hareketi hükümetimize yöneliyor." dedi.

İLK DEĞİLDİ DAHA ÖNCE DE YAPTILAR

Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Her şey hazırlanmış, görev dağılımı yapılmış. Kimin nerede duracağı, kimin hangi vazifeyi yerine getireceği tek tek belirlenmiş. Talimatlar verilmiş, kalemler verilen emirleri kağıda dökmeye başlamış. Belli sermaye çevrelerine mesajlar gitmiş. Uluslararası basına, kamuoyuna, yalan yanlış bilgiler aktarılmış. Uluslararası kamuoyuna yalan yanlış bilgiler aktarılmış. Ekonomiyi etkilemek üzere piyasa oyuncularına kötümserlik pompalanmış. Bu ihanet operasyonunda maşa olarak kullanılan örgüt tüm taraflarını harekete geçirmiş, hükümete karşı bir kampanyanın fitilini ateşlemiş. Bir anda itibarsızlaşma girişimleri başlamış. İftira, itham, yalan, tehdit, korkutma, sindirme, şantaj. Her ne varsa devreye alınmış. Yolsuzluk süsü verilerek, bir anda Türkiye'de büyük bir belirsizlik ve kaos ortamı oluşturmak için ne gerekiyorsa hepsi harekete geçirilmiş. Yıllardır hazırlanan bir senaryo ve kirli plan seçimlere 3,5 ay kala devreye sokulmuş. 17 Aralık sabahından itibaren gelişmeleri soğukkanlılıkla takip ettiğimizi söyleyebilirim, çünkü bu bizim için ilk değildi. Daha öncede bunları bize yaptılar. Eğer bizim soğukkanlılığımız olmamış olsaydı, telaşa kapılmış olsaydık, o zaman onlara hizmet etmiş olurduk. Biz tedbirlerimizi aldık, çok hızlı şekilde devreye aldık. Bu tür muhtemel senaryolara dikkatlerinizi çektim. Seçimlere girerken, muhalefetin umutsuz olduğunu, siyaset dışı güç odaklarının umutsuz olduğunu, bu umutsuz çevrelerin hükümetimize yönelik çirkin eylemler içine gireceğini hatırlattım."

Daha önce de 30 Mart seçimlerinde AK Parti'nin tekrar birinci parti olacağını görenlerin sandıkta AK Parti ile rekabet edemeyeceklerini, milletten asla teveccüh göremeyeceklerini anlayanların çok çirkin yolları tevessül edeceğini bu kürsüden ifade ettiğini belirten Erdoğan, "Bu tezgahı kuranlar, bu senaryoyu uygulama planına koymak isteyenler birkaç yerde yanlış yaptılar. Kendilerini ele verdiler. Birincisi milletin ferasetini, milletin demokrasiye ve seçilmiş hükümetine dönük muhabbetini hesaba katmadılar veya katamadılar. Daha ilk andan itibaren kamuoyu algısını esaret almaya yönelik yolsuzluk operasyonuna rağmen aziz milletimiz yapılanı, tuzağı gördük. İlk andan itibaren bu tuzağa karşı tavrını çok net ortaya koydu. 17 Aralık sonrasında Samsun, Ünye, Ordu, Fatsa, Görele, Giresun, Trabzon, Sakarya, Manisa ve ilçelerinde halkımızın normalin üzerinde çok çok farklı bir heyecanla teveccühüne ve desteğine şahit olduk." şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye'nin her ilinden mesajlar aldık. Türkiye'nin 81 vilayetinden, hatta dünyanın sayısız şehrinden dostlarımızın, kardeşlerimizin bize hayır duaları ettiklerine şahit olduk. Tüm dünyadaki dostlarımız, sevenlerimiz, yapılanın bir komplo olduğunu, bir darbe girişimi olduğunu, hükümetimize yönelik bir operasyon olduğunu gördüler, Allah razı olsun hepsi de yüreklerini ortaya koydular. Bu tezgahı tertip edenlerin hesaba katmadıkları şey vardı. Yolsuzluk iftirasıyla hükümeti yıpratalım' derken başta bazı hesaplarını görmek istiyorlardı. 'Adeta bir taşla acaba kuş katliamı yapabilir miyiz' diyorlardı. Niyetleri buydu. Türkiye üzerine kimin ne hesabı varsa, nasıl bir çirkin amacı varsa bu operasyonuna dahil ederek arzularını yerine getirmeye çalıştılar. Seçimin hemen öncesinde hükümeti yıpratmaya çalışırken, Türkiye'nin ekonomisini altüst edelim' dediler. 'Şu faizleri yükseltip eskisi gibi kazanalım, Türkiye'nin enerji politikalarını sarsalım, Türkiye'nin küresel ölçekteki projelerini sekteye uğratalım, Mavi Marmara'nın, Mısır'daki dik duruşun, Suriye'de insani tavrın, Filistin'de vicdani itirazın intikamını alalım' dediler. Dünyada artık sesi çok çıkan, 'itibarı her geçen gün artan Türkiye'nin yükselişini durduralım dediler. Özellikle de çözüm sürecini bozalım, bu ülkede yeniden kan akıtalım, yeniden gençlerin ölmesini ve öldürmesini sağlayalım dediler. Bir tek operasyon paketinin içine bu kirli niyetleri koydular ve işte o tuzak ayaklarına dolaştı. Şimdi çıkıyorlar bize dış mihrakları soruyorlar. Bu operasyon eğer başarıya ulaşmış olsaydı, bu darbe girişimi eğer başarıya ulaşmış olsaydı, kazanan kim olacaktı? Bu operasyondan Türkiye'nin kazanacağını iddia edecek tek aklı selim sahibi bulabilir misiniz? Faiz, silah, savaş ve kaos lobilerinin kazanacağı bir operasyonun milli olabilme ihtimali var mı? Bu operasyon milli olan ne varsa ona kastetmiştir."
CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×