'Erdoğan, Fidan ve Davutoğlu'na söz verdim'

Aliya İzzetbegoviç'in yakın çalışma arkadaşlarından, Bosna'nın Milli Şairi olarak bilinen Cemalettin Latiç önemli izahatlar yaptı.

'Erdoğan, Fidan ve Davutoğlu'na söz verdim'
08 Mart 2015 Pazar 06:07

İstanbulensis Şiir Festivali için Türkiye’ye gelen Bosna’nın Milli Şairi şekilde isimlendirilen Prof. Dr. Cemalettin Latiç, başından bu güne kadar sürdürülemez bulunan Dayton anlaşmasının, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da masada bulunması şartıyla bundan sonra yenilenmesi gerektiğini söyledi. 

Yeni Türkiye’nin her anlamdaki büyüyüşünü duayla izlediklerini söyleyen Latiç, Yeni tan gazetesinden Yusuf Genç'e ciddi izahatlarda bulundu.

İşte Latiç'in o izahatları;

'TÜRKİYE, SUUDİ ARABİSTAN VE MISIR...'

Şiir Festivali için bir ozan şekilde buradasınız. Türkiye’de Bosna Hersek’in ‘Milli Şairi’ şekilde biliniyor, Türkiye’yi yakından tanıyorsunuz. Henüz ve hala yaralarını sarmaya çalışan bir yurt bulunan Bosna’dan Türkiye nasıl görünüyor?

Sizin de bundan sonra söylemeye başladığınız tanımla söyleyeyim; ‘Yeni Türkiye’nin her bakımdan, hem entelektüel hem politik şekilde büyüdüğünü aşırı yakından görüyor ve takip ediyoruz. Sizin büyüyor olmanız gene her bakımdan bizi sevindiren, güvenimizi yerine getiren bir şey. Çünkü siz ne kadar büyürseniz, biz de o kadar güçlenecek ve büyüyeceğiz. Kardeşlik, arkadaşlık ve akrabalık söz konusu zaten aramızda… Hem Yeni Türkiye’nin büyüyüşü için hem de o büyüyüşün mimarı Erdoğan için, tüm Bosna halkı şekilde dua ediyoruz. Türkiye, Suudi Arabistan ve Mısır, tüm İslam dünyası için aşırı ciddi üç önder yurt konumundadır. umut ederiz ki bu üç yurt de, tıpkı çizgide dünyaya yaklaşmayı başaracaktır.

'FATİH BİZİM BÜYÜK BABAMIZDIR'

Bahsini ettiğiniz o kardeşlik ve dostluğun çoğu yerde sadece dini bağlar sebebi ile oluştuğu sanılıyor. Neler söylenebilir?

Bizim bağımız sadece birlikte tarihsel paylaşıyor olmamız değil. Biz bunu aşırı iyi biliyoruz, Şayet hala Türkiye’de bilmeyen bazıları varsa onların da iyi bilmesi gerekiyor. Biz gerçekten akrabayız da… Fatih Sultan Mehmet, bizim kocaman babamızdı. Bugün de Türkiye’de yaşayan Boşnaklar, Bosna’da yaşayan Türkler mevcut biliyorsunuz. Pek aşırı evlilikler tesis edildi iki kamu arasında. Biz hem akrabayız, hem de aşırı ciddi bir tarihsel paylaşıyoruz. Osmanlı, beş sima sene Bosna topraklarında kaldığı için İstanbul yüzyıllarca bizim de başkentimizdi. Hem akrabayız, hem tıpkı tarihin çocuklarıyız hem de tıpkı Allah’a inanıyoruz. Yüzyıllara dayanan bu aziz akrabalığı düşmanlarımız bozguna uğrattı ve bugün işte, ne Boşnaklar Türkçe konuşabiliyor ne de Türkler Boşnakça biliyor. Bizim ilişkimizi düşmanlarımız kesti.

'PEK ÇOK DÜŞMANIMIZ VAR'

Düşman tanımını netleştirelim biraz. Elbette bir fikrim mevcut bu konu ile ilgili lakin ‘oradan’ nasıl görünüyor, onu öğrenmek isterim.

Düşman derken, elbette devrinde Osmanlı’yı da yıkmaya çalışan koalisyonlardan söz ediyorum. Bugün belki geçmişteki bunun şeklinde görünür, resmi bir düşmanımız bulunmamaktadır lakin siz de biliyorsunuz pek aşırı düşmanımız var. Ve kendi kendilerine bize düşmanlık etmekte haklılar.

'ONLARA SÖZ VERDİM'

Rahmetli Aliya’nın da kurulmasını istediği bir Balkan İslam TV projesi vardı. O ne oldu, ne evrede şu anda? Türkiye’den destek istediniz mi?

Bunun için öncesinde bir vakıf kurmamız gerekiyor ve aşırı yakın bir sürede bu vakfı kuracağız. Bununla ilgili Cumhurbaşkanı Erdoğan’la, Başbakan Davutoğlu’yla ve Hakan Fidan’la da pek aşırı görüşme yaptık, Hakan Fidan, o süre TİKA’nın başkanıydı kendisine söz verdim. Önümüzdeki ay vakıfla ilgili çalışmaları hızlandırmış olacağız. Bütün Balkan yarımadasına ve hatta Avrupa’ya da İslam’ı söz eden bir kanal olacak inşallah. Aliya İzzetbegoviç’in en kocaman hayallerinden birisi de buydu, Erdoğan bu hayalin gerçekleştirilmesini istemişti bizden, onlara söz verdim derken bunu kastediyorum. Bu projedeki asıl amacımız, Avrupa’da kendi kültürümüzü ve kimliğimizi koruyarak İslam'ı anlatmak.

İKİNCİ DAYTON'DA MASADA ERDOĞAN DA OLMALI

Tüm tarafların göze çarpan rahatsızlıkları olduğunu biliyoruz buna karşın adım atılmıyor? Dayton, müstakil Bosna’nın ertelenmesi demek. Dayton’ın yenilenme vakti gelmedi mi?

Şu an değişimi istiyoruz. Sürdürülmesi bundan sonra olanaksız bir anlaşma. Allah’a dua ediyorum ikinci Dayton için lakin ciddi bir hususla birlikte; bundan sonra yeni bir anlaşma olmalıdır lakin bu kere masada Türkiye ve Suudi Arabistan da olmalıdır. Onlar olmadıkça tekrardan adaletsiz bir anlaşma yapılacaktır. Dayton anlaşmasında biliyorsunuz Müslüman bir yurt yoktu masada, inşallah biz bunu yenilediğimizde muhakkak Cumhurbaşkanı Erdoğan da masada olmalıdır.

Kaynak: HABER7.COM

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×