Erdoğan: Ajanlığı gazetecilik diye yutturuyorlar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Köşelerinden NATO'ya, AB'e yalvaran müstemlekeciler o gün de vardı, bugün de şahit oluyoruz. Başka ülkelerin ajanı olmayı bize gazetecilik diye yutturmaya çalışıyor" dedi

Erdoğan: Ajanlığı gazetecilik diye yutturuyorlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Kalemini işgal kuvvetlerinin emrine verenler o gün de vardı, televizyon ekranlarından, gazete köşelerinden NATO'ya, Avrupa Birliği'ne, şu veya bu ülkeye yalvaran müstemlekecilere bugün de şahit oluyoruz. Aradan yaklaşık 100 yıl geçse de bu zihniyet değişmemiştir. Birileri taşeronluk yapmayı, başka ülkelerin nüfuz ajanı olmayı bize gazetecilik, akademisyenlik, ilericilik diye yutturmaya çalışıyor" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Konferans ve Sergi Salonu'nda düzenlenen Fahri Doktora Payesi ve 1. Uluslararası Mehmet Akif Ersoy Bilim ve Sanat Ödül Töreni’ne katıldı.

Törende yaptığı konuşmaya, kendisine verilen fahri doktora ünvanı dolayısıyla üniversite yönetimine teşekkürlerini ileterek başlayan Erdoğan, üniversitenin kuruluşunun 10. kuruluş yıl dönümünü kutladı.

Akif’in hayatının en az eserleri kadar muhteşem bir şiir olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben özellikle gençlerimizin, Mehmet Akif’i çok iyi tanımalarını, onun hayatını kabullerini ve reddiyelerini çok iyi tahlil etmelerini isterim. Hatta Safahat’ı başınızın altında, yastık altı kitabı olarak özellikle değerlendirmenizi sizlerden isterim" diye konuştu.

"MÜSTEMLEKECİLERE ŞAHİT OLUYORUZ"

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: Şundan emin olun, Akif dün kimlerle mücadele etmişse, biz de bugün o anlayışın temsilcileriyle mücadele ediyoruz. O gün Akif'in karşısında kimler dikilmişse bugün de aynı zihniyet bizim karşımıza dikiliyor. 16 Mart 1920'de İstanbul'da işgal kuvvetlerini alkışlarla, bayraklarla, sevinç çığlıklarıyla karşılayanların bakiyeleri, bugün de yabancı ülkeleri Türkiye'ye müdahale etmeye çalışıyorlar. O dönemde nasıl millet varıyla, yokuyla bağımsızlık mücadelesi verirken, mandacılığı kurtuluş olarak görenler mevcutsa, bugün de aynı anlayışa sahip olanlar var. Kalemini işgal kuvvetlerinin emrine verenler o günde vardı, televizyon ekranlarından, gazete köşelerinden NATO’ya, Avrupa Birliği'ne, şu veya bu ülkeye yalvaran müstemlekecilere bugün de şahit oluyoruz. Aradan yaklaşık 100 yıl geçse de bu zihniyet değişmemiştir. Birileri, taşeronluk yapmayı, başka ülkelerin nüfuz ajanı olmayı, bize gazetecilik, akademisyenlik, ilericilik diye yutturmaya çalışıyorlar.

"BATIYA EZİK, KENDİ ÜLKESİNE KÜSTAH"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, değerlendirmelerine şöyle devam etti:

"Huzurunda eğilmeyi borç bildiğimiz bizim hocalarımız vardır, akademisyenlerimiz vardır. Ama onlar vatanseverdir, onlar milliyetperverdir. Onların önünde biz eğiliriz. Çünkü onlar bizim varlık sebebimiz, onlar bizim varlık nedenimizdir. Ama bunlar, batıya karşı alabildiğince ezik, doğuya ve kendi milletine karşı ise küstahtırlar. Bu kesimlerin yaşadıkları tam anlamıyla bir vatansızlık sendromudur. Teröre destek veren sözde aydınlarda da batı başkentlerini ağlama duvarına çeviren kimi siyasilerde de paralel ihanet çetesinin ele başlarında da bu hastalığın işaretlerini rahatlıkla görebilirsiniz. Terörü, terör örgütünü kutsayacak teröristlere sempatiyle bakacak kadar muvazeneyi şaşıranların bu ülkeyle bu milletle hiçbir gönül bağı yoktur."

 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×