İngiliz akademisyene "örgüt propagandası" suçundan beraat

- Gözaltına alınan akademisyenlere destek amacıyla geldiği İstanbul Adliyesi'nde terör örgütü PKK'nın propagandasını yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan özel bir üniversitenin öğretim görevlisi İngiliz Christopher Stephehson, bu suçtan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşmasında beraat etti - Sanık Stephehson: -"Beni buraya getiren barış isteğim oldu. Hala barış istiyorum. Bu suç değil. Bana karşı iddianamedeki bütün suçlamaları reddediyorum."

İngiliz akademisyene
23 Haziran 2016 Perşembe 17:38

İSTANBUL (AA) - Gözaltına alınan akademisyenlere destek amacıyla geldiği İstanbul Adliyesi'nde terör örgütü PKK'nın propagandasını yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan özel bir üniversitenin öğretim görevlisi İngiliz Christopher Vames Keneth Stephehson, bu suçtan 5 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşmasında, suç unsurları oluşmadığı gerekçesiyle beraat etti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya, tutuksuz sanık Stephehson katıldı. Sanığı 9 avukat temsil ederken, HDP Milletvekili Garo Paylan ile barış bildirisini imzalayarak terör örgütü propagandası yaptıkları iddiasıyla daha önce haklarında dava açılan akademisyenler Esra Mungan ve Kıvanç Ersoy da duruşmayı izledi.

İddianamenin kabul kararının okunmasının ardından savunması sorulan sanık Stephehson, "Ben olay günü Çağlayan Adliyesi'ne, 'Bu suça ortak olmayacağız' başlıklı bildiriye imza atan akademisyen arkadaşlara destek amacıyla geldim" diyerek hazırladığı 2 sayfalık yazılı savunmayı okudu.


- "Canlı bombalardan 20 metre uzaktaydım"

Öz geçmişini anlatan Stephehson, 1997 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan eşiyle evlendiğini ve 19 yıllık evliliklerinden 13 yaşında bir kızlarının bulunduğunu belirterek, "Türkiye’de 25 yıl boyunca, yasal olarak ikamet eden bir yabancı olarak sivil toplumda rolümü oynamaya çalıştım. İstanbul Bilgi Üniversitesindeki sendikalaşmada öncü rol oynadım. İlk sendika üyelerinden birisiyim. Bu ülkede çocuk büyüten bir baba olarak ülkedeki barış ile ilgilenmekten daha doğal bir şey yok. 10 Ekim 2015 günü Ankara’da üye olduğum sendikanın çağrıcısı olduğu bir barış mitingine katıldım. Ankara Garı önünde patlayan canlı bombalardan 20 metre kadar uzaktaydım. Yara almadım ama ömrüm boyu bir daha görmek istemediğim sahnelere şahit oldum. Terör ve şiddetin çirkin yüzünü gördüm. Kızımın babasız kalmaya ne kadar yakınlaştığını hissettim. Birkaç ay öncesine kadar bu topraklarda barış ve huzur içinde yaşayan bizlerin bu noktaya nasıl gelmiş olduğumuzu sorguladım." ifadesini kullandı.

Akademisyenlerin metnine barış için imza attığını ve imza atanların 3'ünün tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilmesi nedeniyle, yasal süreci takip etmek için adliyeye gittiğini savunan Stephehson, şöyle konuştu:

"Girişteki aramada özel güvenlik çantamda davetiyeleri buldu ve buraya getiren süreç başladı. İddianamede terör örgütü propagandası yapmakla suçlanıyorum. Bunu hiçbir şekilde yapmadım. Israrla iddianamede, çantamdaki 'broşür' olarak tarif ediliyor ve broşüre davetiye süsü verilmesinden bahsediliyor. Türkçe ana dilim değil. Türk Dil Kurumu'nun (TDK) büyük sözlüğüne başvurdum. TDK’ya göre broşür Fransızca bir kelime. Kelimenin Türkçesi 'kitapçık’. TDK’ya göre ‘kitapçık’ kelimesinin anlamı 'küçük kitap'. Bundan anladım ki çantamdaki kartpostaldan küçük, üzerinde birkaç kelime olan tek yapraklı davetiye broşür olamaz. Davetiyeler hiçbir zaman çantamdan çıkmadı. Hiç kimseye vermedim. İddianamede birilerine vermiş olduğum da iddia edilmiyor. TDK'daki 'propaganda' tanımının kilit kelimesi 'başkalarına'. En basit akıl yürütmesi çantamdan çıkmamış olan bir yaprakla TDK tarafından tarif edilen propaganda faaliyetinin yapılamayacağı sonucuyla tamamlanır."


- "Beni buraya getiren barış isteğim oldu"

Sanık Stephehson, öğrencilerine derslerinde kendi görüşlerini dayatmadığını ve öğrencilerinin, kendi görüşlerini açıklama özgürlüğüne teşvik ettiğini bildiklerini aktararak, "Zamanında başörtülü kadın öğrencilerimin okuma, öğrenme ve serbestçe derse katılma hakkı için çetin bir mücadele vermiş olduğum herkes tarafından biliniyor. Bu sürecin güzel yanlarından biri bu. Mücadelemi kamuya ifade eden eski öğrencilerimdir. Beni buraya getiren barış isteğim oldu. Hala barış istiyorum. Bu suç değil. Bana karşı iddianamedeki bütün suçlamaları reddediyorum. Beraatime karar verilsin." dedi.

Esas hakkında görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı Yavuz Pehlivan, sanık üzerinden çıkan broşürlerin herhangi bir yerde kullanılmadığını belirterek, atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verilmesini istedi.

Sanık avukatlarından Cemal Polat, mütalaaya katıldığını belirterek, "Suç taltif edilen davetiyede nevruza davet söz konusudur. Bundan terör örgütü propagandası suçunu çıkartmak mümkün değildir, beraat kararı verilsin." ifadesini kullandı.

Davaya ilişkin kararını açıklayan mahkeme heyeti, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanığın beraatine karar verdi.

Bu karar duruşmayı izleyenler tarafından sevinçle karşılandı, bazı kişiler kararı alkışladı.

Duruşmanın ardından Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı önünde bir açıklama yapan Stephehson, bu kararla adaletin yerini bulduğunu belirterek, "Sevinçliyim, ama buruk bir sevinç bu. Çünkü başka bir sürü kişi için de adalet istiyorum." diye konuştu.


- İddianameden

İstanbul'daki özel bir üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışan İngiliz vatandaşı Christopher Vames Keneth Stephehson, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" üyeleri hakkındaki soruşturmada gözaltına alınan 3 akademisyene destek için geldiği Çağlayan'daki İstanbul Adalet Sarayı'nda bildiri dağıtarak, terör örgütü PKK'nın propagandasını yaptığı iddiasıyla 15 Mart'ta gözaltına alınmıştı.

İfadesinin ardından sınır dışı edilmesi talebiyle serbest bırakılan Stephehson, İstanbul Valiliği'nin hakkında vereceği kararı beklemeden bekletildiği Kumkapı'daki İl Göç İdaresi Geri Gönderme Merkezinden kendi isteğiyle İngiltere'ye gitmişti. Ülkeye giriş yasağı kaldırılan Stephehson, 22 Mart'ta İstanbul'a dönüş yapmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 15 Mart 2016'da İstanbul Adalet Sarayına gelen Stephehson'un üzerinde 10 adet broşür ele geçirildiği belirtilmişti.

Ele geçen broşürlerin terör örgütüne destek vermek amaçlı olduğu değerlendirilmesi yapılan iddianamede, "Üzerinde PKK/KCK terör örgütünce yapılmış hukuksuz eylemlerin görüntülerini ve terör örgütünün gizli amaçlarını perdelemek için kullandığı masumane ve meşru bir talep görüntüsü verilen, öz yönetim kavramını birlikte barındıran broşürün terör örgütünün propagandasını yaptığı, bu broşüre davetiye süsü verilmesinin amaçlanan hedefi meşru kılmadığı, dolayısıyla şüphelinin bu nitelikteki broşürü terör örgütünün propagandasını yapmak için bulundurduğu ve bu şekilde üzerine atılı suçu işlediği anlaşılmıştır." denilmişti.

İddianamede, Stephehson'ın, "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan 1 yıldan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilmişti.


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×