FETÖ'ye "finansal destek" davası

- Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, FETÖ/PDY'ye finansal destek sağlamakla suçlanan 23'ü tutuklu 46 kişinin yargılandığı davanın görülmesine devam edildi - Tutuksuz sanıklar ve avukatların beyanını alan mahkeme, yarın ara kararını açıklayacak

FETÖ'ye
08 Eylül 2016 Perşembe 20:46

ANKARA (AA) - Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'na (FETÖ/PDY) finansal destek sağlamakla suçlanan 23'ü tutuklu 46 kişinin yargılandığı davada, sanık ve avukat beyanlarını dinleyen mahkeme heyeti, yarın ara kararını açıklayacak.

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Tamer Efedayıoğlu, Hasan Hüseyin Küçükbalcı, Yılmaz Önder Köprülü, Faruk Kapusuz, İbrahim Ümit Soyer, Ramis Çığın, Selim Annadınç, Ali Akça, Yusuf Ziya Köse, Hüseyin Bilgili, Murat Yanıkgönül, Kemal Yüzüak, Ekrem Akgümüş, Halil İbrahim Azili, Yasin Gökbak, İlhan Coşkun, Mehmet Şahin, Nail Karagöz, Selami Annadınç, Tolga Kaba, Haydar Atılgan, Nurset Salih Bayrak ve İsmail Okkalı ile tutuksuz sanıklar Mehmet Zihni Taşkan, Yusuf Kocadağ, Metin Büyükşahin, Mehmet Türksoy, İlhan Karaduman, Atilla Kart, Muhammer Bilgen, Özcan Özdemir, Mevlüt Yıldırım ve avukatları katıldı.

Mahkeme heyeti, dün ilk duruşması yapılan davanın bugünkü ikinci duruşmasında, tutuksuz sanıklar ve avukatların beyanını dinledi.

Tutuksuz sanıklardan Büyükşahin, ABD'deki Respect Institute INC. adlı kuruluşa önceki yıl yaklaşık 10 bin dolar göndermesiyle ilgili beyanında, söz konusu kuruluşa ABD'de ilahiyat ve din konularındaki çalışmalarından dolayı bir defaya mahsus, hayatını kaybeden babası adına bağışta bulunduğunu söyledi.

Temizlik malzemeleri üzerine faaliyet gösteren bir firmada yönetici konumunda olduğunu belirten Büyükşahin, çocuklarının okulundaki bir toplantıda, ABD'de İslam'ı anlatma ve İslamofobiyi kırma çalışmaları yapıldığının anlatılmasıyla haberdar olduğu kurumun terör örgütü FETÖ ile bağlantısını bilmediğini, örgütle herhangi bir bağlantısının da bulunmadığını savundu.

"Aldatıldım. Dini hassasiyetlerim kullanıldı. Bu durumdan dolayı büyük bir pişmanlık duyuyorum" diyen Büyükşahin, söz konusu kurumun yetkililerinden şikayetçi olduğunu, bundan sonra ne amaçla olursa olsun hiçbir hayır kurumuna bağışta bulunmayı da düşünmediğini belirtti.

Suçsuz olduğunu öne süren Büyükşahin, beraatini talep etti.

- "Çok pişmanım"

Tutuksuz sanıklardan Kart ise 2013'te Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığınca (KOSGEB) düzenlenen bir etkinlikle milletvekilleri eşliğinde ABD'ye gittiklerini, burada elçilik ve ticari ataşeler eşliğinde bir takım programlara katılıp iş adamlarıyla görüştüklerini anlattı.

Burada bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden ABD'de yaptıkları faaliyetlere ilişkin bilgi aldıklarını dile getiren Kart, milletvekilleri de dahil heyettekilerin bu faaliyetlere yardımda bulunduğunu, kendisinin de bir taahhüdü olduğuna dikkati çekti. Türkiye'ye döndükten sonra ABD'deki kuruluştan taahhüdünü hatırlatan bir e-posta aldığını savunan Kart, bunun üzerine belirtilen hesaba 10 bin dolar gönderdiğini kaydetti.

Terör örgütüyle herhangi bir bağlantısının bulunmadığını öne süren Kart, beraatini istedi.

İş adamı Yusuf Kocadağ da 8-9 yıldır tanıdığı iş adamı Ekrem Akgümüş'ün kendisini iş yerinde ziyaret ettiğini bildirdi.

Kocadağ, şöyle devam etti:

"Elinde bir katalog vardı. ABD'de 2 kilisenin satın alındığını, bunlardan birinin Türk kültür merkezi, diğerinin de cami olacağını söyledi. Bunu duyunca çok gurur duydum. Buraya kendisinin de bağış yapacağını belirtti ve bana bağış yapıp yapamayacağımı sordu. O anda maddi durumumun çok müsait olmadığını söyledim. Bir süre sonra telefonla tekrar aradı ve 'Bağış yapmayı düşünüyor musun?' dedi. Bank Asya Ostim Şubesinden bağışımı yaptım. Bu kuruluş hakkında bir bilgim yok. Ekrem Bey'in elindeki kataloglardan gördüm."

Terör örgütüyle herhangi bir bağının olmadığını savunan Kocadağ, dini duygularla yaptığı bağışı amacı dışında kullanan kişilerden şikayetçi olduğunu belirtti.

Çok pişman ve üzgün olduğunu dile getiren Kocadağ, beraatini istedi.

Sanık İlhan Karaduman da makine mühendisi olduğunu, ortağıyla kurdukları firmanın geçmişte en çok vergi verenler sıralamasında 91. sırada yer aldığını ve 400 kişi çalıştırdıklarını aktardı.

Ankara'da çok geniş bir iş çevresi bulunduğunu anlatan Karaduman, dava dosyasındaki kişilerle iş ilişkisi dışında herhangi bir bağının olmadığını iddia etti.

Firmasına iş veren müteahhitlerin, zaman zaman çeşitli kuruluşlara bağış yapmaları yönünde talepleri bulunduğunu, bunun da iş çevresinde gayet normal karşılanıp hem dostluk hem de ticari ilişkilerin gereği olarak görüldüğünü ifade eden Karaduman, ABD'deki kuruluşa Hasan Özdemir adlı müteahhidin ricasıyla, kendisinden daha fazla para istenmesine rağmen bir çalışanı vasıtasıyla 10 bin dolar para gönderdiğini kaydetti.

Respect Institute INC. adlı kuruluş hakkında bilgisi olmadığını ileri süren Karaduman, söz konusu kuruluşu Hasan Özdemir'in beyanıyla öğrendiğini, onun talebi ve ricasıyla hayır amaçlı 10 bin dolar yardımda bulunduğunu bildirdi.

Çocuklarının FETÖ'ye bağlı okullarda eğitim görmediğini, yaşamı boyunca örgüt fikrine hiç sıcak bakmadığını vurgulayan Karaduman, "İyi niyetim ve yardımseverliğim sonucu yaptığım ve şimdi yanıldığımı gördüğüm bir iş yüzünden terör örgütü üyeliğiyle yaftalandım. Devletin en üst makamlarını bile yanıltmış böyle bir örgütün benden aracılarla, örtülü bir gerekçeyle para talep etmiş olmasının ne sorumluluğunu ne vebalini ne de günahını taşımak istemiyorum. Yasal unsurlar oluşmadığından beraatimi istiyorum." dedi.

- "Telefon Cemil Koca adına kayıtlı"

Mehmet Zihni Taşkan ise ABD'de yaşayan oğlunun anlatımıyla söz konusu kuruluşa bağışta bulunduğunu söyledi.

Sanıklardan Mevlüt Yıldırım da namaz kıldığı Emek Camisi'nde tanıştığı Süleyman adlı bir kişinin söz konusu kuruluşa yardım ettiğini belirtti. Yıldırım, "Süleyman Bey benden ABD'deki cami inşaatına yardım etmemi istedi. Respect Institute INC. adlı kuruluş hakkında bilgim yok. Ben cami inşaatına para gönderdim. Babam rahmetli oldu. Onun bıraktığı mirası, kardeşlerimin de rızasını alarak babamın vasiyeti üzerine buradaki cami inşaatına verdim." diye konuştu.

Mahkeme Başkanı'nın "Süleyman Beyi ne kadar tanıyorsun? Belki de dolandırıcı. Soyadını dahi bilmediğin birinin tavsiyesi üzerine ABD'deki camiye yardım ediyorsun. Türkiye'deki camilere de yardım eder misin?" diye sorması üzerine Yıldırım, camide karşılaştığı için bu kişiye güvendiğini, zaman zaman Türkiye'deki camilere de küçük yardımlarda bulunduğunu anlattı.

Firari Hasan Özdemir'in kardeşi sanık Erkan Özdemir de ağabeyinin yanında fayans ustası olarak çalıştığını, herhangi bir ortaklıkları bulunmadığını dile getirdi. Özdemir, "Ağabeyim, o gün işlerinin çok yoğun olduğunu söyledi ve bana verdiği parayı havale yapmamı istedi. Parayı ve hesap numarasını bana verdi. İçerikten bahsetmedi, sadece 'Havale yap.' dedi. Ben de parayı yatırdım. Benim böyle bir param yoktur. Ağabeyimin yanında işçi olarak çalışıyorum." ifadelerini kullandı.

Özdemir, Mahkeme Başkanının sorusu üzerine ağabeyinin nerede olduğunu bilmediğini belirterek, "Yurt dışında olduğu söyleniyor." dedi.

Mehmet Türksoyu da vatanı ve milletini seven bir Türk milliyetçisi olduğunu ve para transferini bir hata olarak kabul ettiğini söyledi.

Söz konusu paranın kendisine ait olmadığını savunan Türksoyu, "Belediye başkanlığı adaylığım döneminde Ahmet isimli biri bana gelerek yurt dışına para havale etmek istediğini ancak hesabı bulunmadığı için bankaların fazla komisyon aldığını söyledi ve benden yardım istedi. Ben de yardımcı olma isteğiyle hesabımın bulunduğu bankadan bu kişiye ait parayı gönderdim. Para benim olmadığı için nereye gittiğine bile bakmadım." şeklinde konuştu.

Bu kişiden şikayetçi olduğuna dikkati çeken Türksoyu, beraatini istedi.

Sanık ifadelerinin ardından avukatların beyanına geçildi.

Tutuklu sanıklardan Ramis Çığın'ın avukatı Oğuz Çığın, sanıkların telefon kayıtlarında FETÖ'nün Ankara sorumlusu olduğu öne sürülen Cemil Koca ile telefonla görüştüklerinin iddianameye girdiğini hatırlattı. Çığın, çoğu müteahhit olan bu kişilerin kolej inşaatını yaptıkları Başkent Eğitim AŞ adlı kurumun telefonunun Cemil Koca adına kayıtlı olduğunu, dolayısıyla buraya iş yapanların Cemil Koca tarafından aranıyor görünmesinin normal olduğunu belirtti.

Beyanların alınmasının ardından mahkeme heyeti, ara kararı açıklamak üzere duruşmayı yarına bıraktı.​

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×