Filyasyon ekipleri ile okullar işbirliği yapmalı

İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Sait Buğdacı, "(Okulların kademeli olarak açılması) Filyasyon grupları ile okul müdürlükleri arasında iş birliği kurulması, riskin kontrolüne şüphesiz çok büyük katkı sağlayacaktır" dedi.

Google Haberlere Abone ol

İç Hastalıkları Uzmanı Mehmet Sait Buğdacı, okullarda yüz yüze eğitimin kademeli olarak başladığını hatırlatarak, "Filyasyon grupları ile okul müdürlükleri arasında iş birliği kurulması, riskin kontrolüne şüphesiz çok büyük katkı sağlayacaktır." dedi.

Buğdacı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni tip koronavirüsün Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıktıktan sonra 3 ay gibi kısa bir sürede tüm dünyaya yayıldığını hatırlattı. Virüsün temel bulaşma yolunun insanlar arası hava yoluyla aktarım oluğunu belirten Buğdacı, yarasa dışı evcil hayvanlar ve cansız varlıkların bu konudaki rolünün araştırıldığını anlattı.

Kalabalık ortamların virüsün yayılmasında en önemli risk faktörü olduğunu hatırlatan Buğdacı, dünyada okulların açılması sonrası yeni vakalarda artışların belli oranlarda bildirildiğini aktardı.

Eğitimin devam edebilmesi ve sürdürülebilirliği için tedbirlerin yerinde ve sıkı bir şekilde uygulanması gerektiğinin altını çizen Buğdacı, şunları kaydetti:

"Yeni tip koronavirüs nedeniyle dünyada ülkelerin yarıya yakını yüz yüze eğitim sistemi kısmen veya tamamen kapanmak durumunda kalmıştır. Avrupa ve Amerika’nın yanı sıra ülkemizde de okullar açıldı. Ana korunma yolu sosyal mesafenin korunmasıdır. Bu amaçla yapılacak her türlü etkinlikte bu dikkate alınmalıdır. Müzik koroları, öğrencilerin sabah toplanarak sınıflara transferleri, sıra aralarında mesafelerin olmaması, kafeteryalarda yakın temas, şüpheli teması gibi riskli durumların kontrolü önem taşımaktadır. Özellikle ülkemiz özelinde filyasyon grupları ile okul müdürlükleri arasında iş birliğinin kurulması, riskin kontrolüne şüphesiz çok büyük katkı sağlayacaktır."

Kuralları uymanın herkesin sağlığı için önemli olduğunu anımsatan Buğdacı, şu tavsiyelerde bulundu:

"Okullar açıldı. Gerek öğrenciler gerekse de ebeveynler ve de öğretmenler 'TMM' diye ifade ettiğimiz temizlik, maske ve mesafe kurallarına uymalıdır. Mesafe için minimum 1 metre aralık önemlidir. Temel hastalık belirtileri olan ateş, nefes darlığı, halsizlik, koku alma kaybı gibi belirtilerin varlığında korunma tedbirleri uygulanmalıdır. Yakın temas halinde 2-5 günlük kuluçka döneminin hastalığa özgü belirtilerin çıkmasında kritik olduğu akılda tutulmalıdır. Riskli bulaşı halinde korona belirtileri başladığında erken tedavi için sağlık kuruluşlarına başvuru önem arz edecektir. Sağlık kuruluşlarının filyasyon taraması için de fırsat vermiş olacaktır. Okullarda aile mesajlaşma grupları ile iletişim yollarının açık tutulması gerekir. Riskli temas varlığında, o sınıfa özel 14 gün uzaktan eğitim sistemine geçilmesi gibi tedbirlerde tereddüt edilmemelidir. Riskli temas öyküsünün olmaması halinde kaygılanmamalıyız."

Uzaktan eğitime, hem öğrencilerin, hem öğretmenlerin hem de velilerin önemli oranda adapte olduğunu ifade eden Buğdacı, uzaktan eğitimin, hareketsizlikten dolayı çocuklarda obezite gibi sağlık problemlerine, sosyalleşmede gerilemeye neden olabileceği uyarısında bulundu.

- "Virüs sandığımızdan daha uzun yaşıyor"

Virüsün yüzeylerde yaşama süresini ilişkin farklı araştırmalar yapıldığını ve farklı sonuçlar elde edildiğini anlatan Buğdacı, şunları kaydetti:

"Yapılan deneysel çalışmalarda yeni tip korona virüsün paslanmaz çelik ve plastik yüzeyde 72 saat, karton üzerinde 24 saat ve bakırda 4 saat canlı kalabildiği gösterildi. Bazı araştırmalarda metal yüzeylerde 17 gün ve yakın zamanda Avustralya ajansı CSIRO’nun çalışmasında da 28 gün virüsün canlı kalabileceği bildirildi. CSIRO'nun araştırması, yeni tip koronavirüsün oldukça güçlü olduğunu, cep telefonu ekranları gibi cam yüzeylerde ve kağıt para üzerinde, neredeyse oda sıcaklığı olan 20 derecede 28 gün kalabildiğini gösterdi. Yani virüs sandığımızdan daha uzun yaşıyor. İn vitro çalışmalar deneysel çalışmalardır. Bu çalışmaları doğrulayan gerçek yaşam verileri gerekmektedir. Yani, bu kriterlere göre virüslerin varlığı ile enfeksiyon yapabilirliği farklı hususlardır. Cansız ortamdaki virüslerin insanlarda semptomatik veya asemptomatik enfeksiyona yol açtığı gösterilmelidir. Mevcut veriler cansız ortamlarda virüs var olsa da enfeksiyonun yayılmasında göz ardı edilebilir rolü olduğu yönündedir."

Yüzeyde bulunan virüs miktarının zamanla azaldığına vurgu yapan Buğdacı, "Buna yüksek sıcaklık, rüzgar etkisi gibi çevresel koşullar eklendiğinde virüs yükü daha da düşecektir. Bu durum cansız maddelerin virüsün yayılmasındaki rolünün düşük olmasını açıklayabilir." dedi.

- "Aşıyla ilgili güzel bir haber yakın zamanda yayınlandı"

Buğdacı, koronavirüse karşı geliştirilen ve insanlar üzerinde denenmeye başlanan aşı çalışmalarına da değinerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"İnsanlığın mücadele ettiği, bütün dünyadaki toplam ağırlığı 10-15 gram olan virüsle mücadelede kür sağlayan bir ilaç bugüne kadar ortaya konulamadı. Bu durumda böylesi bir mücadelede aşının başarısı hayati önem arz etmektedir. Ancak aşı çalışmalarının standartları maalesef zaman almaktadır. Etkili olmasının yanı sıra yan etkisinin olmaması, optimal doz tayini, erken ve geç dönem yan etkilerinin tayini gibi nitelikler ortaya konmalıdır. Aşıyla ilgili güzel bir haber yakın zamanda yayınlandı. Bu yayında SARS geçirenlerin antikorlarının yeni tip koronadan da koruyucu olduğu gösterildi. Bu da aşı ile veya hastalığı geçirmekle duyarlılık kazanan immün sistemin uzun süre koruyucu olabileceğini düşündürür. Bu son yayın ışığında global aşılanma ve doğal immünite sonrası dünyanın 10 yılda bir gündemine giren SARS, MERS ve Kovid-19 koronavirüs endemilerinin son atağını yaşadığımızı söyleyebiliriz."

Yorumlar