Biden'ın Türkiye'ye bakış açısı nedir? Türkiye politikası nasıl olur?

ABD'nin yeni başkanı Biden'ın Türkiye'ye bakış açısı nedir, Türkiye politikası nasıl olur diye merak ediliyor? İşte Biden'ın Türkiye politikası:

Google Haberlere Abone ol

ABD'nin yeni başkanı seçilen Joe Biden'ın 78 yaşında olması onun siyasi kariyerinin de uzun süreli olmasını sağladı. Bu uzun süreli siyasi kariyerinde Türkiye ile de ilişkisi çok fazla oldu. Özellikle de siyasete atıldığı ilk 1970'li, 80'li ve 90'lı yıllarda Türkiye ile sık sık temasta bulunmuş, Türk siyasetçilerle birçok konuda irtibata geçmiştir. Biden'ın Türkiye'yi yakından tanıdığı, ABD için ne anlama geldiğini çok iyi bildiği belirtiliyor. 

Biden'ın şu anki yaşında Türkiye'ye bakış açısını kendisi son olarak Amerikan basınına yaptığı bir açıklamadan çıkarabiliriz. Biden, New York Times gazetesine verdiği bir mülakat esnasında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını siyasi teamüllere tamamen aykırı bir şekilde hedef almıştı. 

ERDOĞAN'A KARŞI MUHALEFETE DESTEĞİNİ AÇIKLAMIŞTI

Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın devrilmesi için Türkiye'deki muhalefet partilerinin açıkça desteklenmesi gerektiğini söylüyordu bu mülakatında. Mülakat Türkiye'de sert tepkilere neden oldu. 

Aralık ayında New York Times'a verdiği bir mülakatın Türkiye ile ilgili kısımlarının Ağustos ortasında sosyal medyada paylaşılması sonrasında mülakat sırasında sarf ettiği sözler büyük tepki topladı.

Biden, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı "otokrat" olarak tanımladığı söyleşide, Türkiye'deki durumdan büyük endişe duyduğunu aktardı.

Biden, "Bence yapmamız gereken ona (Erdoğan'a) karşı farklı bir yaklaşım izlemek. Muhalefetin liderlerini desteklediğimizi açık şekilde belirtmeliyiz. Açıkça pozisyonumuzun parlamentoda da yer edinmek isteyen Kürt nüfusun entegrasyonunu sağlamak olduğunu söylemeliyiz. Yanlış olduğunu düşündüğümüz şeyler hakkında sesimizi çıkarmalıyız. Yaptıklarının bedelini ödemeli. Bazı silahları ona satıp satmayacağımızla ilgili, bir bedel ödemeli. Özellikle de üzerinde F-15 uçurarak çözmeye çalıştıkları bir hava savunma sistemleri olduğunu düşündüğümüzde. Bunlar hakkında çok endişeliyim... Ama hâlâ, geçmişte yaptığım gibi, onlarla (muhalefet) doğrudan iletişimde olup, hâlâ var olan unsurlarını destekleyip onları Erdoğan'ı mağlup etmeleri için cesaretlendirebiliriz. Darbe ile değil, darbe ile değil, seçimle" dedi.

Biden'ın başkanlık seçimleri esnasında ortaya çıkan bu görüşlerinin başkanlık döneminde de devam edip etmeyeceği merakla bekleniyor. 

ERMENİ SOYKIRIM İDDİALARININ ABD'DE DESTEKLEYEN KİŞİDİR

Biden, Senatörlüğü döneminde uzun yıllar Türkiye'nin Kıbrıs politikasını sert dille eleştirirken, 1915 olaylarının ABD tarafından "Ermeni soykırımı" olarak tanınması için de faal olarak çalışmalar yürüttü.

Biden'ın Senato'da 36 yıl temsil ettiği Delaware eyaletinde Yunan asıllılarının sayısının fazla olması ve burada yoğun şekilde örgütlenerek birçok siyasi sivil toplum kuruluşuna sahip oldukları biliniyor.

Türkiye'nin 1974'te Kıbrıs askeri müdahalesinden bir yıl önce Senatör olan Biden, uzun yıllar boyunca Türkiye'ye Kıbrıs'tan çekilme çağrısı yaptı. 1987 yılında da Birleşmiş Milletler'in (BM) bu doğrultuda aldığı karara uymadığı için Türkiye'ye yeniden ambargo uygulanmasını öngören kanun taslağını hazırlayan ve Kongre'ye sunan isimlerden biri oldu. Bu tasarı Kongre'de yeterli oyu alıp yasalaşamadı.

Biden, Senato Dış İlişkiler Komisyonu'nda olduğu dönemlerde Kıbrıs Sorunu'nun çözülememesinden Türkiye'yi sorumlu tutan açıklamalar yaparken, 1999 yılında da Türkiye'ye yönelik 5 milyar dolarlık yardım paketinin serbest bırakılmasını Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı olarak veto etmişti.

 7 Nisan 1980’de ABD’nin Türkiye’den askeri taleplerini Senato adına iletmek üzere Ankara’ya gelen Biden, muhalefet lideri Bülent Ecevit ile de görüşmüştü

 

KIBRIS KONUSUNDA TAKINTISI OLAN BİR İSİM

Joe Biden'ın şu anda Türkiye ile AB arasında büyük krizlere neden olan Kıbrıs konusunda son derece hassas ve takıntılı olduğu biliniyor. Bunu 1999 yılında Bülent Ecevit'in ABD ziyareti esnasında yaşanan diyalogdan da biliyoruz. İşte Hürriyet gazetesinde yer alan 1999 tarihli "Rum kuklası Senatör'ü Ecevit ve Cem perişan etti" başlıklı haberde geçen o olay: 

Başbakan Bülent Ecevit ve Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Senato'yu ziyaretleri esnasında ABD'li bir senatöre Kıbrıs konusunda unutamayacağı bir ders verdiler. Kıbrıs'la ilgili ısrarlı sorularıyla Türk heyetinin canını sıkan ve üstü kapalı olarak şantaj yapan Demokrat Parti Senatörü Joseph Biden'e Başbakan Ecevit, ‘‘Kıbrıs meselesi 1974'te bitmiştir. Bunu son kez söylüyorum. Bilmem anlatabildim mi’’ diye sert çıktı. Başbakan Ecevit başkanlığında bakanlar ve milletvekillerinden oluşan Türk heyeti, önceki gün Amerikan Senatosu ve Temsilciler Meclisi'nin Dış İlişkiler Komitelerini ziyaret etti. Ecevit ve beraberindekilerin ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'nde yaptıkları görüşme esnasında Rum lobisine yakınlığı ile tanınan Senatör Biden, nezaket kurallarını aşarak Türk tarafını sıkıştırmayı hedefleyen sözler söyledi.

BUZ GİBİ SÖZLER

Biden'in, ‘‘Siz ABD'ye muhtaçsınız ancak ABD'nin Türkiye'ye ihtiyacı yok. Kredi ihtiyacınızın da olduğunu biliyorum. Kıbrıs sorununu çözün, istenenleri yerine getirin, size yardımcı olalım. Aksi takdirde hiçbir yere varamazsınız’’ şeklindeki sözleri biranda salonda buz gibi bir hava estirdi. Bunun üzerine Başbakan Ecevit, büyük bir nezaketle ABD'li senatöre Türk politikasını ve Ankara'nın haklılığını anlattı. Biden, Ecevit'in konuşmasına aldırmayarak tekrar söz aldı ve bu kez de, ‘‘Denktaş'ın inadından vazgeçmesini sağlayın. Sorunu yaratan odur. Siz Kıbrıs meselesi çözüldü mü diyorsunuz?’’ diye sordu.

VARAMAZSAK VARAMAYIZ

Senatör Biden'in tansiyonu iyice yükseltmesi üzerine bu kez Dışişleri Bakanı İsmail Cem söz alarak, son dönemde gerçekleştirdiği en sert konuşmalardan birini yaptı ve şunları söyledi: ‘‘Hiçbir yere varamazsak varamayız. Biz buraya kimseye avuç açmaya gelmedik. Taviz verelim bir şey koparalım peşinde değiliz. ABD ve Türkiye iki yakın müttefiktir. Ancak hassasiyetimiz olan konuları maksatlı olarak başka yönlere çekmek kabul edilemez. Şunu iyi bilin ki senatör, Kıbrıs'ta iki ayrı devlet vardır. Hiçbir dış baskı bizim sesimizi ve görüşümüzü değiştiremez. Kıbrıs meselesi 1974'te sona ermiştir, akan kan durmuştur.’’ Cem'in bu sert cevabından sonra salonda tüm gözlerin üzerine çevrildiği Senatör Biden Rum tarafının bir sözcüsü gibi tekrar söz alıp aynı görüşlerini tekrarladı.

Toplantının son ermesi sonrasında Türk heyeti dışarı çıkarken, bu kez Biden yanına ABD'de Rum lobisinin en önemli isimlerinden Yunan asıllı Demokrat Senatör Paul Sarbanes'i alarak Başbakan Ecevit'in yanına gitti. Biden bir kez daha ‘‘Sayın Başbakan, Kıbrıs meselesi çözüldü mü demek istiyorsunuz? Ben bunu çok iyi anlayamadım’’ deyince, Başbakan ABD'li senatöre dönerek sert bir ses tonuyla şu cevabı verdi: ‘‘Evet sayın Senatör. Siz de çok iyi anladınız. Kıbrıs meselesi 1974'te bitmiştir. Bunu size tekrar ve son kez söylüyorum. Bilmem anlatabildim mi?’’

Senato'daki gergin görüşmenin ardından Blair House'de dinlenmeye çekilen Türk heyetinde, Başbakan Ecevit ile Dışişleri Bakanı Cem arasında ilginç bir diyalog geçti. Cem, Ecevit'e, ‘‘Efendim umarım sizin yanınızda yapmış olduğum bu sert konuşmadan rahatsızlık duymamışsınızdır’’ dedi. Başbakan Ecevit'te bunun üzerine Cem'e ‘‘Hayır, hayır. Çok iyi yanıt verdiniz. Ağzınıza sağlık’’ diye cevap verdi.

KÜRTLER KONUSUNDA İLGİNÇ ÖNERİSİ VAR

Öte yandan Biden'ın Kürtler konusundaki politikasının da son derece ilginç olduğu belirtiliyor. İddiaya göre Biden, Irak'ın kuzeyindeki Kürtlerin de Türkiye'ye bağlanmasını Türkiye'nin ise bir "Federasyon" şeklinde yönetilmesini 2008 yılında Türk hükümetine önerdi. 

TÜRKİYE'DEN İKİ KEZ ÖZÜR DİLEDİ

Joe Biden'ın başkan yardımcılığı döneminde Türkiye ve Erdoğan hakkında yaptığı bazı açıklamalar büyük tartışma yarattı. Biden, Türkiye'den iki kez özür dilemek zorunda kaldı.

Bu olaylardan ilkinde Türkiye'ye yaptığı ikinci ziyaretten birkaç ay sonra, Ekim 2014'te Harvard Kennedy School'da yaptığı bir konuşma yapan Biden, Orta Doğu'daki en büyük sorunlarını müttefikleri olarak tanımladı.

Biden, Türkiye ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin Suriye Devlet Bakanı Beşar Esad'ı devirmek adına çok ciddi paralar ve silahlar aktardığını söyledi.

Biden, "Bu ülkeler, Esad'la savaşan herkese yüzlerce milyon dolar para ve onlarca, binlerce ton silah verdi. Bu politikalar El Kaide bağlantılı grupların ve en sonunda da IŞİD'in işine geldi" dedi.Biden ayrıca, Türkiye'nin Suriye'ye giden çok sayıda yabancı savaşçının sınırı geçmesine izin verdiğini kabul ettiğini de söyledi.Bu sözler, Türkiye'nin tepkisini çekti. Erdoğan, "Bakın bu konuda eğer Biden bu tür ifadeler kullandıysa benim için tarih olur. Sayın Biden eğer Harvard'da böyle bir şey söylediyse bizden özür dilemesi lazım. Öyle ufak tefek çevresinden dolaşarak yapılacak açıklamalar bizim kabulümüz değildir" dedi. Biden da daha sonra Erdoğan'ı arayarak sözlerinden dolayı özür diledi.

Biden'ın ikinci özrü de 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından geldi.

Darbe girişiminden bir ay sonra Türkiye'ye yaptığı ziyarette Biden, "Amerikan halkı sizin yanınızda. Obama, Erdoğan'ı arayan ilk insanlardan biri oldu. Ancak yine de özür dilemek istiyorum. Keşke daha erken buraya gelebilseydim. Ancak Sayın Cumhurbaşkanı (Erdoğan), halkınıza büyük hayranlık duyuyoruz ve bu zorluklara göğüs germe biçiminize hayranlık duyuyoruz" demişti.

TÜRKİYE'YE 4 KEZ GELMİŞ BİR İSİM

Senato'da görev yaptığı dönemlerde sıkıntılı konularda Türkiye karşıtı bir tutum takınan Biden'ın, Başkan Yardımcılığı sırasında daha dengeli bir role büründüğü görülüyor.

Biden, ABD Başkan Yardımcısı olarak dört kez Türkiye'yi ziyaret etti ve bu ziyaretlerin her biri ikili ilişkiler açısından kritik dönemlerde yapıldı.

Türkiye'ye ilk ziyaretini Aralık 2011'de yaptı. Biden, ana gündemini Arap Baharı nedeniyle Orta Doğu'daki yaşanan gelişmelerin oluşturduğu ziyaret kapsamında, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.

Joe Biden yine aynı ziyarette Fener Rum Patrikhanesi'ni de ziyaret etti ve burayı ziyaret eden ilk ABD Başkan Yardımcısı oldu.

Biden'ın ikinci ziyaretinin tarihi ise Kasım 2014. Bu ziyaret de Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) Kobane'ye yönelik operasyonu ve ABD'nin de örgüte karşı başlattığı hava bombardımanlarının hemen ardından geldi. Aynı dönemde ABD, Türkiye'nin PKK ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle "terör örgütü" kabul ettiği Halk Savunma Birlikleri'ne (YPG) silah desteği vermeye başlamıştı.

Biden, ziyaret kapsamında İstanbul'da bazı sivil toplum kuruluşlarıyla da bir araya geldi. ABD basınında, Biden'ın bu toplantılardan birinde güçler ayrılığının önemine ve başkanlık sistemlerinin risklerine vurgu yapmasının, Ağustos 2014'te Türkiye'de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinden Erdoğan'ın galip çıkmasına ve başkanlık sistemi tartışmalarına bir gönderme olduğu yorumları yapılmıştı.

Biden'ın üçüncü ziyareti Ocak 2016'da oldu. Bu ziyaret de Türkiye'nin IŞİD'le mücadele koalisyonuna dahil olması ve ABD'nin bu örgüte yönelik operasyonlarında Türkiye'deki üslerini kullanmasına izin vermesinden kısa bir süre sonra gerçekleşti. Bu ziyarette IŞİD'e karşı mücadelede atılacak adımlar ele alınırken, Biden hem IŞİD'i hem de PKK'yı Türkiye'nin "varlığına bir tehdit" olarak nitelendirdi.

Biden, ABD Başkan Yardımcısı olarak Türkiye'yi dördüncü ve son kez 2016'da ziyaret etti. 15 Temmuz darbe girişiminden yaklaşık bir ay sonra yapılan bu ziyaretin ana gündemini de Fethullah Gülen'in iadesi oluşturdu.

Biden, Erdoğan ile görüşmesinin ardından düzenlenen basın toplantısında, müttefiklerinden birinin demokrasisine zarar verdiği iddia edilen birini barındırmaktan hoşlanmayacaklarını ancak bunun hukuk sistemi içerisinde çözülmesi gereken bir konu olduğunu söylemişti. 

 

Yorumlar