"Anayasa Değişikliği" sempozyumu

- Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Uçum: - "(Halk oylaması) Bu değişiklik, halkı yan hakemlikten orta hakemliğe alan bir değişikliktir. Bu değişiklik halkın iradesini merkeze alan bir siyasal sistem kurmak konusunda bir reformdur" - "Önerilen sistem devreye girdiğinde artık meclis içinden bir hükümet kurulma ihtiyacı ortadan kalkacak. Halk, cumhurbaşkanını seçtiğinde 'Yeniden hükümet kurulacak mı kurulmayacak mı?' tartışması olmayacak"

Google Haberlere Abone ol
"Anayasa Değişikliği" sempozyumu

ZONGULDAK (AA) - Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Mehmet Uçum, halk oylamasına ilişkin, "Bu değişiklik, halkı yan hakemlikten orta hakemliğe alan bir değişikliktir. Bu değişiklik halkın iradesini merkeze alan bir siyasal sistem kurmak konusunda bir reformdur." dedi.

Genel Maden İşçileri Sendikası Konferans Salonu'nda düzenlenen “Anayasa Değişikliği Sempozyumu"nda konuşan Uçum, ülkenin son derece önemli bir sürece girdiğini ve 16 Nisan'ın, Türkiye'nin bu yüzyıldaki siyasal sistem ihtiyacı konusunda halk tarafından istikametinin çizileceği bir gün olduğunu belirtti.

"Bir siyasal sisteme, bir devlete ne zaman demokrasi dersiniz? Asıl soru bu." diyen Uçum, herhangi bir devlette demokrasinin olup olmadığını, işleyip işlemediğini anlamak için meşruiyet, çözüm, değişim ve kuvvetler ayrılığı ilkelerine bakılması gerektiğini dile getirdi.

Meclis, hükümet ve yargının halk adına faaliyet yürütmesi gereken aygıtlar olduğuna işaret eden Uçum, "Hiçbir devlet kendisi için olmaz, her devlet ona sahip olan halk için olur. Mevcut sistemde biz meclisi seçiyoruz, hükümet de meclisin içinden çıkıyor. Önerilen sistemde halk hem meclisi hem hükümeti doğrudan seçecek. Önerilen sistem devreye girdiğinde artık meclis içinden bir hükümet kurulma ihtiyacı ortadan kalkacak. Halk, cumhurbaşkanını seçtiğinde 'Yeniden hükümet kurulacak mı kurulmayacak mı?' tartışması olmayacak. Bundan sonra meclis üzerinden halkın hükümet seçme dönemi kapanıyor, halk hükümeti doğrudan sandıktan seçip kuruyor." diye konuştu.

- "HSYK üyelerinin seçimi halka bağlanmalı"

Yargının idaresinde de milletin bir rolünün olması gerektiğini, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üyelerinin seçiminin de halka bağlanması gerektiğini belirten Uçum, şöyle devam etti:

"Bunun da iki yol var. Ya bu kurulun üyelerini de halka seçtireceğiz veya halkın seçtiklerine seçtireceğiz. Bütün klasik demokrasilerde halkın seçtiklerine görev vermek şeklinde olduğu için burada da bu benimseniyor. HSYK’nın 7 üyesini meclis seçecek, çünkü meclisi halk seçti. 4 üyesini doğrudan, 2 üyesini de dolaylı cumhurbaşkanı seçecek, çünkü cumhurbaşkanını da halk seçti. Gördüğünüz gibi meşruiyet, yani devletin organlarının halka dayanması açısından 3 organda da halkla bağlantı güçlü bir şekilde kuruluyor."

Her demokraside seçilmiş organlar arasında birtakım uyuşmazlıklar çıkabileceğini, bunun geçmişte de örneklerinin yaşandığını hatırlatan Uçum, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Varsayalım, 27 Mayıs öncesi Adnan Menderes’in başında olduğu hükümet, siyasi pratiklerinde hata yapıyordu -ki, sonradan ortaya çıktığı gibi ileri sürülen şeyler külliyen yalandı- orada sorunu siyaset çözecekti, siyaset çözemiyorsa halka gidecekti. Demokrasinin esası bu değil miydi? Ne oldu, darbe yaptılar, yüzde 50'den fazla oy desteğiyle hükümet olmuş bir partinin genel başkanını, başbakanı ve 2 bakanını hukuka aykırı bir şekilde yargılayıp, astılar. 1971 öncesi, 12 Mart muhtırası öncesi varsayalım siyaset tıkandı, çözüm yeri halk değil mi? Asker muhtıra verdi. 1980'de halka gitmek yerine yine darbe yaptılar. Halk, Refah-Yol üzerinde bir deneme yapıyor, onları deniyor. Diyelim ki, hükümet uygulamalarında sorun çıktı. Siyasette çatışma çıktı, bunun çözüm yeri önce meclis, sonra halk olması gerekmiyor muydu? Ne oldu? Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla seçilmiş bir hükümet zoraki istifa ettirildi, başbakanından zorla istifa dilekçesi alındı. Söz verildiği halde diğer partinin genel başkanına hükümet kurma görevi verilmedi. Türkiye’de milletle adeta dalga geçildi."

Uçum, hata yaptığı, laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu iddiasıyla dünyada görülmeyen bir şekilde yüzde 50 oyla gelmiş, hükümet olmuş AK Parti hakkında kapatma davası açıldığını ve bunun kıl payı reddedildiğini hatırlattı.

Bu sistemin sınırlandırılmış bir demokrasi olduğunu ifade eden Uçum, şunları kaydetti:

"Bunun belasını 15 Temmuz'da yaşadık. Bizim asker, polis demeye utanacağımız insanlar, üniforma üzerinden halka karşı silah sıktı. Meclisi bombaladılar, halkın kendisini öldürdüler. Biz, 15 Temmuz'dan önce demokratik bir sistemi geliştirmeye çalışıyorduk. Halkın devletle ilişkisini güçlendirmek için, devletin içindeki antidemokratik yapılardan kurtulmak için yeni anayasa tartışıyorduk. Bu sefer bunu engellemek için o alçakça girişimi başlattılar. 16 Temmuz'la birlikte bu halk 'artık dur' dedi. Bu darbe girişimini püskürtürken, aynı zamanda siyasetin önüne de bir görev koydu. Halk, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, 'Ben bu antidemokratik yapıları, ordu ve yargı içindeki çeteleri tasfiye ettim. Şimdi senin görevin artık bu devleti yeniden inşa etmek. İnşa edeceğin zaman, eskisi gibi bu kadrocu hareketlere, bu illegal yapılara, bu faşist yapılara devleti teslim etmeyeceksin. Bu devleti millete teslim edeceksin' dedi. İşte bu değişikliğin gündeme gelmesinin en önemli sebeplerinden birisi de buydu. Bu değişiklik, halkı yan hakemlikten orta hakemliğe alan bir değişikliktir. Bu değişiklik halkın iradesini merkeze alan bir siyasal sistem kurmak konusunda bir reformdur."

Sempozyuma Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, Zonguldak Vali Yardımcısı Hüseyin Ergi, Emniyet Müdürü Ahmet Metin Turanlı, AK Parti İl Başkanı Zeki Tosun ve vatandaşlar katıldı.

Sempozyuma katılan akademisyenler, daha sonra anayasa değişikliğiyle ilgili görüşlerini aktardı.

Yorumlar