ANALİZ - Avrupa ile Amerika arasında serbest ticaret çıkmazı

- AB ile ABD arasında yürütülen serbest ticaret müzakereleri, Greenpeace tarafından gizli belgeler yayınlanması ve Avrupalı liderlerin geri adım atması sonucu çıkmaza girdi - Obama'nın kasım ayındaki ABD başkanlık seçimleri öncesi sonlandırmaya çalıştığı görüşmelerin yıl sonundan önce yetişmesi beklenmezken Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı'nın daha dar kapsamlı düzenlenmesi ihtimali bulunuyor - Greenpeace Avrupa Bölge Müdürü Riss: -"Kamuoyu, ilk kez ABD ve Avrupa'nın kozlarını nasıl ortaya koyduğunu görmüş oldu, tartışmaların içeriğinin vahametinden dolayı eleştirilerin artmasını bekliyoruz" - TEPAV G20 Çalışmaları Merkezi Direktörü Akman: - "Toplumlarda hassasiyet arttı çünkü anlaşmaların içeriği genişlemeye başladı, ticaret anlaşmaları sadece mamullerin tarifleri üzerinden yapılmıyor, fikri mülkiyetten KOBİ'lere, çevre standartlarından gıda güvenliğine her alanı kapsıyor" - "Avrupa pazarına giriş konusunda Avrupa normlarının hayata geçirilmesinde önemli bir tecrübe sahibi olduk, burada önemli olan Transatlantik düzeyde ortak normların ne derecede olacağı, eğer yüksek standartlar söz konusu olmayacaksa TTIP'in Türkiye'ye dolaylı bir katkısı olacaktır"

ANALİZ - Avrupa ile Amerika arasında serbest ticaret çıkmazı

PARİS (AA) - BİLAL MÜFTÜOĞLU - Avrupa Birliği (AB) ile ABD arasında imzalanması beklenen Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) hakkında Greenpeace tarafından gizli belgeler yayınlanması ve Avrupalı liderlerin geri adım atması sonrası serbest ticaret görüşmelerinin çıkmaza girdiği ifade ediliyor.

ABD ve AB piyasalarını entegre hale getirmeyi hedefleyen TTIP'ye dair Greenpeace'in Hollanda şubesi tarafından sızdırılan 248 sayfalık taslak belge, ABD'nin AB'ye özellikle sağlık ve çevre standartlarını düşürmesi konusunda baskı yaptığını ortaya koymuştu. Belgelerde ayrıca ABD'nin Avrupa parlamentolarının tüketicileri ilgilendiren kararlarına müdahale hakkı istemesini açıklaması Avrupalı liderler tarafından sert tepkiyle karşılanmıştı.

Serbest ticaret görüşmeleri henüz ABD'de siyasetçiler ve kamuoyu nezdinde ciddi bir tartışmaya yol açmamasına karşın AB ekonomisinin yapı taşlarından Fransa ve Almanya'da görüşmelerinin tamamen iptali talebi gün geçtikçe daha ağır basıyor.

TTIP hakkında baştan beri çekinceleri olan Fransa, en son New York'ta gerçekleştirilen müzakerelerin 13. turu sonrası tepkisini en açık şekilde dile getiren ülkelerin başında geliyor. Fransa Ticaret Bakanı Matthias Fekl, TTIP görüşmelerinin askıya alınmasını talep ederken Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ise "Esas değerlerimizin gözden geçirilmesini asla kabul etmeyeceğiz. Fransa, şimdilik TTIP'ye hayır diyor" şeklinde konuşmuştu.

Almanya'da ise ABD ile yürütülen müzakereler siyasetçilerin yanı sıra kamuoyunda da büyük yankılara yol açıyor. Alman araştırma kuruluşu Bertelsmann Vakfı'nın yaptığı bir araştırma Almanya'da TTIP'ye destek oranının iki yıl içerisinde yüzde 80'lerden yüzde 20'ye düştüğünü ortaya koymuştu. ABD Başkanı Barack Obama'nın ay başındaki Almanya ziyareti öncesi ise Hannover şehrinde 25 binden fazla kişi TTIP aleyhinde protesto gösterisi düzenlemişti.

ABD'nin TTIP görüşmelerini kasım ayındaki başkanlık seçimleri öncesi sona erdirme ve Obama yönetiminin başarısı olarak gösterilmesi istemine karşın AB, yıl sonundan önce imza atmaya yanaşmıyor. Belçika Başbakanı Didier Reynders, geçtiğimiz Cuma yaptığı açıklamada, TTIP'ın Obama'nın görev süresinin sonuna yetişmesinin çok düşük bir ihtimal olduğunu dile getirmiş AB'nin eylülde kendi içinde yapacağı bir değerlendirme sonrası yeni bir tutum takınacağını belirtmişti.

AB yetkilileri ise Greenpeace'in taslak belgeleri sızdırması sonrası başta tepkilerin önünü almaya çalışsa da gün geçtikçe TTIP konusundaki çekincelerini dillendirmekten geri kalmıyor. Ticaretten Sorumlu Avrupa Komiseri Cecilia Malmström, Greenpeace'in belgeleri yayınlamasını "bir bardak suda fırtına koparmaya" benzetmiş olmasına karşın geçtiğimiz Cuma ABD ile AB arasındaki müzakerelerin temmuzda Brüksel'de düzenlenecek 14. turu öncesi işlerinin "çok zor" olduğunu ifade etmiş ve AB'nin standartlarından taviz vermeyeceğinin altını çizmişti.

Avrupa Parlamentosu Ticaret Komitesi Başkanı Bernd Lange ise Alman radyosu Deutschlandradio Kultur'a verdiği röportajda, "ABD'ye müzakerelerin hiç bir temeli yok, kendi aramızda temmuza kadar fırsat tanıyacağımızı söylemiştik, fakat ABD'nin pozisyonunu değiştireceğini düşünmüyorum. Görüşmelerin başarısızlığa uğrayacağını tahmin ediyorum" şeklinde konuşmuştu.


- "TTIP'e eleştirilerin artmasını bekliyoruz"


TTIP belgelerini sızdıran Greenpeace, temmuz ayındaki görüşmelere dek Avrupa kamuoyunda eleştirilerin dozunun artacağı görüşünü savunuyor. AA'ya konuşan Greenpeace Avrupa Bölge Müdürü Jorgo Riss, TTIP görüşmeleri hakkında şimdiye kadar bilinenlerin yalnızca söylentilere dayandığına dikkat çekerek, "Kamuoyu, ilk kez ABD ve Avrupa'nın kozlarını nasıl ortaya koyduğunu görmüş oldu, tartışmaların içeriğinin vahametinden dolayı eleştirilerin artmasını bekliyoruz" şeklinde konuştu.

Belgelerin ABD'nin Avrupa'daki demokratik yasama sürecine kasten müdahalede bulunma girişimini kanıtlar özellikte olduğunu belirten Riss, TTIP hakkında daha fazla bilgi yayıldıkça serbest ticaret fikrine en açık ülkelerden İsveç'te dahi eleştirilerin sertleştiğini ifade etti. Riss, aynı zamanda AB'nin bir sonraki görüşme turuna kadar pozisyonunu gözden geçireceği yorumunda bulundu.


- "TTIP başta hedeflendiği düzeyde iddialı olmayabilir"


Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) G20 Çalışmaları Merkezi Direktörü Sait Akman ise TTIP projesi tamamen rafa kaldırılmasa da çapının daraltılması ihtimali bulunduğunu belirtti. Müzakerelerin zaman alacağını ifade eden Akman, "Bugün itibariyle hemen hemen bütün konularda metinler ortaya çıktığını görüyoruz fakat başlıkların çoğunda parantezler bulunmakta, henüz üzerinde mutabakata varılmış bir anlaşma yok" dedi.

AB'nin özellikle ABD'de kamu ihalelerinin yabancı yatırımcılara önemli kısıtlamalar getirdiğini ve tarım lobilerinin Amerikan pazarına girişi zorlaştırdığını iddia ettiğini söyleyen Akman, ABD'nin ise kendi hizmet sağlayıcılarına karşı AB'nin engeller koyduğunu düşündüğünün altını çizdi.

TTIP müzakerelerinin hem AB hem de ABD açısında seçim dönemi ve ekonomik kriz gibi hassas bir süreçte cereyan ettiğine dikkati çeken Akman, "Bu tür anlaşmaları kamuoyu önünde müzakere etmek giderek zorlaştığı için politize edilmeye çalışılıyor" şeklinde konuştu.

TTIP'in geçmişteki ticaret anlaşmalarının aksine günlük hayata dair birçok unsuru kapsadığı için de daha fazla tepki çektiğine değinen Akman, "Toplumlarda hassasiyet arttı çünkü anlaşmaların içeriği genişlemeye başladı. Ticaret anlaşmaları sadece mamullerin tarifleri üzerinden yapılmıyor, fikri mülkiyetten KOBİ'lere, çevre standartlarından gıda güvenliğine, her alanı kapsıyor" ifadelerini kullandı.

Akman, TTIP'e eleştirilerin tek tek bakıldığında haklı sebepleri olduğunu fakat bunların anlaşmayı iptal ettirecek düzeyde olmadığını savunarak, "Ticaretin ilerlemesi iki taraf için en önemli motivasyon, belki ağır aksak da olsa müzakerelerin devam edeceğini ve tarafların belli bir mutabakata varabileceğini düşünüyorum. Fakat başlangıçta hedefledikleri iddialı düzenlemeleri yapamayabilirler, bu kadar riski göze alamayabilir veya anlaşamayabilirler" dedi.


- "Müzakerelerin Türkiye için dolaylı faydası olabilir"


ABD ve AB arasındaki müzakerelerin yavaş gitmesi ve çapının daralmasının Türkiye için "dolaylı faydası" olabileceğini vurgulayan Akman, Türkiye'nin bu şekilde daha az norma uyum sağlaması için daha çok zamana sahip olacağı yorumunda bulundu. Akman, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Avrupa pazarına giriş konusunda Avrupa normlarının hayata geçirilmesinde önemli bir tecrübe sahibi olduk. Burada önemli olan Transatlantik düzeyde ortak normların ne derecede olacağı. Eğer yüksek standartlar söz konusu olmayacaksa TTIP'in Türkiye'ye dolaylı bir katkısı olacaktır. En azından taraflar sahip oldukları standartlar çerçevesinde uyum sağlar ve Türkiye de Avrupa standartlarına ulaşırsa Amerika pazarına girişte yeni normlara uyum sağlamak zorunda kalmayacak."

Türkiye'nin standartlara uyum sağlama sürecine yabancı olmadığını hatırlatan Akman, Türkiye'nin AB ile iyi bir koordinasyon yapması ve Gümrük Birliği sürecinin iyi değerlendirilmesi tavsiyesinde bulundu.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×