"Zekâi Dede Efendi" besteleriyle anıldı

- Zekâi Dede Efendi'nin besteleri, anısına düzenlenen "Zekâi Dede'yi Anma Konseri"nde seslendirildi - Eyüp Musiki Vakfı Başkanı İncekara: - "Zekâi Dede'nin bestekârlığı üzerine, sahildeki kumlar kadar söz söylesek yine de yetersiz kalacak, Türk Müsikisi'nin, hatta belki de bu coğrafyanın, duyup işittiği en kudretli bestekârlarından biridir" - Eyüpsultan Kültür İşleri Müdürü Akgül: - "Geleneğin sarsılmaz kıymetlerinin ve geleceğe taşınan klasik eserlerin yaşadığı ve yaşatıldığı bir mekan olarak Eyüpsultan, medeniyetimizin açık bir laboratuvarı gibidir. Bu sebeple Eyüpsultan Belediyesi olarak, bu sorumluluğun farkındayız"

Google Haberlere Abone ol

İSTANBUL (AA) - Eyüpsultan Musiki Vakfı ve Eyüpsultan Belediyesi Kültür İşleri Müdürlüğünce düzenlenen, klasik Türk musikisi tarihinin usta ismi Zekâi Dede Efendi'nin besteleri, "Zekâi Dede'yi Anma Konseri"nde müzikseverlerle buluştu.

Eyüpsultan Kültür Sanat Merkezi'nde gerçekleşen konserde konuşan Eyüp Musiki Vakfı Başkanı Nihat İncekara, Zekâi Dede Efendi'nin, sûz-i dil makamını ihya eden muhteşem bir Türk bestekârı olduğunu söyledi.

İncekara, Hicri takvime göre 1315'e, "Zekâi sûz-i dildir firkatin kalb-i ehibbâya (Zekai ayrılığın sevenlerin kalbine gönül sızısıdır)" mısrasının yazıldığını aktararak, "Zekâi Dede'nin bestekârlığı üzerine, sahildeki kumlar kadar söz söylesek yine de yetersiz kalacak, o Türk Musikisi'nin, hatta belki de bu coğrafyanın duyup işittiği en kudretli bestekârlarından biridir." dedi.

Klasik Türk müziğinde, Dede Efendi ile başlayan üslubun zirvesi denilebilecek eserler bestelendiğini fakat Dede Efendi gibi müziğin farklı türlerine geçilemediğini vurgulayan İncekara, şöyle devam etti:

"Eserlerinin büyük kısmını kar, nakış, murabba, semâi ve âyin gibi klasik ve Mevlevî müzik formlarıyla birlikte vermiştir. Zekâi Dede, hep sûz-i dille beraber anılsa da sipihr makamına getirdiği yenilik, şehnaz-bûselik, acem-kürdî takım ve acemaşîran besteler gibi eserleriyle de müziğimizde hak ettiği ve kıymet verildiği zaman onu yeniden keşfetmemizi sağlayacak derin bir iz bırakmıştır."

Eyüpsultan Kültür İşleri Müdürü Davut Akgül ise AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Birçok meşhur bestekarın yetiştiği Eyüpsultan'ın en meşhur bestekârlarından birisi de Zekâi Dede'dir. Zekâi Dede'nin yetiştirdiği öğrencileri de önemli ve meşhur bestekarlardan oluşan zatlardır." açıklamasında bulundu.

Akgül, şunları kaydetti:

"Aynı zamanda bir öğretmen olan Zekâi Dede'yi anmak üzere vefat yıl dönümünün 'Öğretmenler Günü'ne denk gelmesi hasebiyle onun bestelerinden oluşan bir konserle anmak istedik. Eyüpsultan'ımızın başka bir değeri olan Eyüp Musiki Vakfı ile birlikte bu programı tertip etmekten dolayı da ayrıca onur duyuyoruz. Geleneğin sarsılmaz kıymetlerinin ve geleceğe taşınan klasik eserlerin yaşadığı ve yaşatıldığı bir mekan olarak Eyüpsultan, medeniyetimizin açık bir laboratuvarı gibidir. Bu sebeple Eyüpsultan Belediyesi olarak, bu sorumluluğun farkındayız. Bu ve benzeri etkinliklerimizle, değer verdiğimiz kıymetleri yaşatmaya devam edeceğiz."

- Zekâi Dede Efendi'nin besteleri seslendirildi

Eyüp Musiki Vakfı Başkanı ve şair Nihat İncekara'nın hazırladığı, Rıfat Çalışkan ve Sinem Sevindik'in solistliğini yaptığı konsere, kanunda Fatih Erdaş, neyde Hüseyin Özkılıç, klasik kemençede Kaan Sezerler, udda Ersin Ersavaş ve ritimde ise Bülent Nurcan eşlik etti.

Konserde, Zekâi Dede Efendi'nin, "Bin Cefa Görsem Ey Sanem Senden", Acemaşiran ilahisi "Kerim Allah", "Kul oldum bir Cefâkâre", "Gönlüm Heves-i Zülf-i Siyehkâre Düşürdüm", Uşak ilahisi "Şehin Şâh-ı Cihânbân-ı Risalet" ve "Allah Emrin Tutalım" ve Hicaz ilahisi "Ya Vasiva'i Mağfiret" Hicaz şuğul "Şerib Tubi Ke'sil ün" ve Hicaz vatan şarkısı "Ben bir Türk'üm Dinim Cinsim Uludur" gibi sevilen eserleri seslendirildi.

Konserden sonra solistlere ve saz sanatçılarına çiçek takdim edildi.

- Zekâi Dede Efendi

Klasik Türk musikisinin büyük bestekârlarından Zekâi Dede Efendi, 1825'te Eyüpsultan, Cedit Ali Paşa mahallesinde dünyaya geldi. Babası cami imamı hafız Süleyman Efendi, annesi Zineti Hanım'dır. Lalizade Seyyid Abdülbaki Efendi İbtidai Mektebinde ilk eğitimini alan Zekâi Dede, amcası hafız İbrahim Zühdi Efendi'den Kur'an-ı Kerim ve hafızlık, babasından da hat sanatı eğitimi aldı.

Hafız olduktan sonra Arapça ve mantık dersleri de alan Zekâi Dede, Eyyubi Şahinbeyzade Mehmet Bey ve Hammâmizade İsmail Dede Efendi'den musiki dersleri aldı, meşke katıldı.

Musiki konusunda kendini yetiştirirken, bir taraftan da Mısırlı Mustafa Fazıl Paşa'nın Eyüpsultan'daki konağında musiki hocalığına başlayan Zekâi Dede Efendi, 1845'te Mustafa Fazıl Paşa ile birlikte Mısır'a giderek, 1858'e kadar orada kaldı.

Paşa ile birlikte İstanbul'a dönen Zekâi Dede, babasının vefatı üzerine (1864), onun yerine imamlığa ve hat muallimi olarak da mektepte göreve başladı. Bunlarla birlikte Yenikapı Mevlevihanesi'ne devam ederek, 1868'de Mevlevi oldu.

Yanından hiç ayrılmadığı Mustafa Fazıl Paşa'nın ölümünden sonra başladığı Daruşşafaka Mektebi'ndeki musiki hocalığı ve 1885'te getirildiği Bahariye Mevlevihanesi kudümzenbaşılık görevini vefatına kadar sürdürdü.

Dedelik unvanı da verilen Zekâi Dede Efendi, 1897'de vefat etti.

Yorumlar