Türkan Şoray röportajını çarpıttılar

Sosyal medyada çok konuşulan Türkan Şoray röportajının çarpıtıldığı ortaya çıktı. Röportajda Sözcü gazetesi muhabirinin yorumlu sorusu, Şoray'ın yorumu şeklinde verilerek, "muhalif sanatçı profili" çıkarılmak istendi. Türkan Şoray'ın bu duruma ilişkin ne diyeceği merak ediliyor.

Google Haberlere Abone ol

Sözcü Gazetesinde Yüksel Şengül'e röportaj veren Türkan Şoray'ın sözleri çarpıtıldı, hükümet ve AK Parti muhalifi bir profil ortaya konulmak istendi. Oysa Türkan Şoray'ın söylemediği sözler o söylemiş gibi manşetlere taşındı. Özellikle de, Sözcü gazetesi muhabirinin, "– Türkan Hanım tarım işçileri, maden işçileri, fabrika işçileri haklarını alamamaktan dolayı isyan içindeler…" şeklindeki yorumlu sorusu birçok internet sitesinde, "Türkan Şoray: Tarım işçileri, maden işçileri, fabrika işçileri haklarını alamamaktan dolayı isyan içindeler…" şeklinde verilerek haberleştirildi. 

İşte Türkan Şoray röportajının tam metni:

– Sizce Türkiye'nin en büyük sorunu nedir?

Birinci sıraya işsizliği koyarım. Corona olayından sonra daha da büyük bir sorun olacak diye endişeleniyorum. Özellikle gençlerin büyük bir enerjisi var. Maalesef okumuş, üniversite bitirmiş veya okuyamamış,  ülkemizin geleceği olan gençlerimiz iş arıyor. Gençlerin, özellikle geçim derdinde olan insanların derdi beni çok mutsuz ediyor. İstatistiklere baktığımızda ürkütücü bir tabloyla karşı karşıyayız. Yıllarca yemeyip içmeyip evlatlarını okutan, onların meslek sahibi olması için çırpınan ailelerin hüznünü ve hayal kırıklıklarını yüreğimde hissediyorum. Gençlerin önü açılmalı. Onlar bizim geleceğimiz, onlar bu ülkeyi aydınlığa götürecek olanlar… Umutsuzlukları umuda çevrilmeli diye düşünüyorum.

– Başka…

Gelir adaletsizliği tabii…  Keşke herkesin bu konuda şansı eşit olabilse. Ayrıca giderek kutuplaşıyoruz. Toplumda birbirimizi ötekileştirmeyerek, empati yaparak, birbirimizi dinleyerek, karşı görüşlüyse saygı duyarak orta yolu bulmalıyız. Bugün ülkemin görüş ayrılığı içinde kutuplaştığını görmek beni çok üzüyor. Birbirimizi yapıcı tenkit edelim, birbirimizden alacağımız ve birbirimize vereceğimiz çok şey var. Birlik içinde olalım.  Ayrıca ülkemde eğitim çok önemli. Eğitimde fırsat eşitliği, kız çocuklarının okutulması çok önemli. Eğitimin hava, su, beslenme, barınma ve sağlık kadar önemli olduğunu düşünüyorum. Eğitim düşünebilme, hayata uygulayabilme ve yaşamın değerini bilme yeteneğidir, sonsuzdur.

– Ve kadına yönelik şiddet… Siz de üzüntünüzü her fırsatta dile getiriyorsunuz.

Kadına şiddet olayları hepimizin yüreğini acıtıyor. Nasıl önlenir nasıl yaptırım uygulanır? Bu zihniyetin ve kadına bakışın değişmesi gerekiyor. Bunun için de en önemli şey eğitim. Bu konuda üzerimize düşen her şeyi yapmak zorundayız. Ülkemin kadınlarına sorunları çözülmüş mutlu yarınlar diliyorum.

– Türkan Hanım tarım işçileri, maden işçileri, fabrika işçileri haklarını alamamaktan dolayı isyan içindeler…

Soma işçileriyle ilk günden beri çok ilgiliyim ve kalbim onlarla çarpıyor. Maden işçileri, tarım işçileri, işçiler, emekçiler… Alın teri için yola çıkan herkesin yanındayım. Herkes emeğinin karşılığını mutlaka almalı. Ancak o zaman hep beraber yüzümüz güler.

– Türkan Hanım harika görünüyorsunuz, epeyce kilo verdiniz. Uzun yıllar cushing sendromu hastalığıyla mücadele ettiniz. Şimdi nasılsınız, neler yapıyorsunuz?

Teşekkür ederim öncelikle güzel sözleriniz için. Evet, yıllardır cushing sendromu hastalığımdan dolayı sıkıntı çektim. Aslında bende yedi sekiz senedir bu hastalık varmış ama anlamıyormuşum. Ameliyat olana kadar üç sene boyunca çok zor bir teşhisle sonuca varıldı. İki kere ameliyat oldum ve böbreküstü bezim alındı. Bu hastalığı yaşayanlarda vücut çok fazla kortizon salgılıyor, dolayısıyla hem kilo yapıyor hem kasları eritiyor. Ameliyattan sonra 20 kilo verdim, başarılı ameliyatlar oldum ve sağlığıma kavuştum. Artık yürüyorum, koşuyorum, spor yapıyorum ve çok iyi hissediyorum.

– Pandemi sürecinde ne yapıyorsunuz?

Coronavirüs; hiç beklemediğimiz, bugüne kadar yaşamadığımız bir durum oldu hepimiz için. Tabii kabullenmemiz biraz zor oldu ama toplumca, sağlığımızı korumak adına koyulan kurallara uymamız gerektiği konusunda bilinçlendik. Yaşam tarzımızda yeni koşullar oluştu. Tek sıkıntım kızıma ve yakınlarıma sarılamamak. Bir de kaybettiğimiz canlara üzülüyorum. Bir an önce bu kötü günler geçsin diye dua ediyorum.

Sinema o kadar güzel bir hayat verdi ki bana. Bin kere daha dünyaya gelsem yine bir sinema emekçisi olmak isterim. Dünyanın en güzel mesleği sinema benim için…

– Sinemanın Sultanı, yeniden dünyaya gelse yine sinemayı seçer miydi?

Bin kere dünyaya gelsem, bin kere kendi ülkemin sinema emekçilerinden biri olmak isterim. Sinema bana o kadar güzel bir hayat verdi ki, o kadar güzel duygular hissettirdi ki… Büyük aşkları, acıları, sevinçleri, kavuşmaları, hasretleri, kıskançlıkları, hoşgörüyü, iyilikleri yaşadım sinemada… O karakterlerle bütünleştim bazen o karakterlere kendimden hikayeler kattım. Dünyanın en güzel mesleği bana göre sinema.

– Hayatınızı filme çekmek isteseler ne derdiniz?

Hayatımın film olması için yaklaşık yirmi yıldır, gerek kendi ülkemden gerek yurt dışından pek çok teklif aldım. Bazıları cazipti, düşünmedim değil. Ancak sonra özelim bana kalsın istedim. Hayatımın film olmasını şu an istemiyorum. Gerçekten düşündüm, taşındım ve sinemayla ilgili kitap yazdım. Hakkımda birçok kitap yazıldı. Bunlar bana yeterli geliyor.

– Sinema sizin için bir tutku. Başka bir tutkunuz var mı?

En büyük tutkum, sinema ve kızım Yağmur. Ben Yağmur'u uzun yıllarca bekledim, o benim için bir özlemdi. Yağmur'u ilk kucağıma aldığımda çevremde kamera aradım. Çünkü film sahnelerinde o kadar çok anne rolü oynadım ki, inanamadım, yine film sandım. Eşsiz bir duyguydu bu.

– Resim yapmak da bu tutku sizin için…

Elimde karakalem hep vardır, boş bulduğum yere hep yüzler çizerim. Amatörce… Ama ruhumla yapıyorum resimleri. Bir sergi için resimlerim hazır, hepsi kadın temalı. Elde edilecek geliri de Mor Çatı'ya bağışlamak istiyorum.

– 220 filmde rol aldınız, adınızı Guinnnes Rekorlar kitabına yazdırdınız. Filmler, diziler bitti mi artık?

Diziler çok yorucu. Süreler çok uzun. Dizi yapanları, yönetmeninden oyuncusuna kadar tüm teknik ekibi yürekten kutluyorum. O emeği görüyorum. O kadar yorgunluğu göze alamıyorum artık, kendimi iyi hissetsem de. Çok heyecanlandıracak bir senaryo olursa… İçimdeki o oyunculuk sevgisi ve heyecanını atamam elbette, belki o zaman kabul edebilirim.

– Filmlerdeki kostümlerinizi de kendiniz hazırladınız, öyle değil mi?

Seni Kalbime Gömdüm haricindeki bütün filmlerde, kostümlerimi hep ben tasarladım, ben seçtim ve özel olarak diktirdim terzilerime. Her filme onlarca kostüm hazırlardık. Bir filmde giydiğimizi bir filmde giyemiyorduk. Hepsini sakladım kostümlerin. 110 kostümden oluşan sergi de yapıldı.

TÜRKAN ŞORAY BİYOGRAFİSİ

Türkan Şoray 28 Haziran 1945 tarihinde İstanbul'da doğdu. Türk sinemasında "Sultan" lakabıyla anılmaktadır. 1960'larda sinema ile tanışmış, ilk sinema ödülü 1964 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Acı Hayat filmiyle en başarılı kadın oyuncu ödülünü[3] almıştır. Toplamda 222 filmde[kaynak belirtilmeli] rol alan Türkan Şoray, bu sayıyla dünyanın 'en çok film çeviren' kadın oyuncusudur. Şoray, 12 Mart 2010 tarihinde UNICEF Türkiye iyi niyet elçisi seçilmiş, "Sevgiyle yapılamayacak bir şey yoktur diye düşünüyorum. Gücü sevgiyle birleştirirsek, birçok sorunun üstesinden gelebiliriz"[6] demiştir. Ayrıca Şoray'ın kendi adını taşıyan bir ilkokul da vardır.

Sinema oyuncuları Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik'le birlikte, Türk sinemasının bir dönemine damgasını vurmuş dört önemli kadın oyuncudan biri kabul edilir. Bu dörtlü içerisinde, yönetmenlik yapan tek sinema oyuncusu olan Şoray, başrolünde kendisine eşlik eden Kadir İnanır ile oynadığı 1972 yapımlı Dönüş[8], 1976 yapımlı Bodrum Hâkimi, 1973 yapımlı Azap, 2015 yapımı Uzaklarda Arama'nın tek başına; 1981 yapımlı Yılanı Öldürseler filminin ise Şerif Gören ile birlikte yönetmenliğini yapmıştır. Türkan Şoray, Haziran 2018'de verdiği bir röportajda "önüne iyi senoryalar gelmediği" gerekçesiyle oyunculuğu bıraktığını açıkladı.

İstanbul'un Eyüpsultan ilçesinde doğan Türkan Şoray memur bir ailenin ilk çocuğudur. Baba tarafı Kabartay Çerkezlerindendir, anne tarafı Selanik göçmenidir.[9] Nazan ve Figen adında iki kızkardeşi daha olan Şoray'ın babası vefat etmişti. Fatih Kız Lisesi orta bölümü mezunu olup, annesi Meliha Şoray'ın (1927-1984) desteğiyle sinemaya adım atan Şoray, 1962 yılında Galatasaray eski asbaşkanı Rüçhan Adlı (1923-1995) ile 20 yıl bir birliktelik yaşadı. Bu süre içinde birkaç defa ayrılıp barışan çift, Rüçhan Adlı'nın eşinden bir türlü boşanmaması yüzünden yollarını ayırdı. Türkan Şoray, 1995 Ağustos'unda hastaneye kaldırılan Adlı'yı son anlarına kadar yalnız bırakmadı. Tiyatro oyuncusu Cihan Ünal ile 1983'te evlenmiş 1987'de ayrılmış ve bu evlilikten Yağmur adlı bir kızları olmuştur.

Henüz Fatih Kız Lisesi ortaokulu bölümünde okurken Karagümrük'teki ev sahiplerinin kızı olan, Türk sinemasında sonraları "Panter Emel" olarak tanınacak sinema oyuncusu Emel Yıldız ile bir film setine giden Türkan Şoray, Türker İnanoğlu'nun teşviki ile Yeşilçam'a adım atar. Emel Yıldız'ın yerine Şoray'ın da kariyerinin başlangıcı anlamına gelen 1960 yılı yapımlı Köyde Bir Kız Sevdim filminde Baki Tamer ile başrol de oynamıştır. Türkan Şoray sinemaya başlamasıyla ilgili anısını şöyle anlatır:

"Sinemaya girmeden önce mahallemize bir film seti geldi. Filmin bir setini mahallemizde çekeceklerdi. Başrol oyuncusu kadını gördüğümde 'ne kadar güzel bir kadın' dedim. Bu kadın Muhterem Nur'du. Öyle şaşkın bir şekilde bakınırken yanıma bir adam geldi ve 'Sen de filmlerde oynamak ister misin?' diye sordu. Korktum ve hemen eve kaçtım. Bu adamın da daha sonra Memduh Ün olduğunu öğrendim. O zaman film setinden kaçmıştım ama daha sonra film setleri hayatım oldu." der.

Şoray'a ilk Altın Portakal ödülü getiren 1964 yapımlı yönetmenliğini Metin Erksan'nın yaptığı başrollerinde Şoray ve Ekrem Bora'nın yer aldığı Acı Hayat filmi "Manikürcü Nermin"'i canladıran oyuncu için kariyerinde önemli basamak olmuştur. 1968 yılında, Şoray'a kariyerinde ikinci Altın Portakal ödülünü Sait Faik Abasıyanık'ın "Menekşeli Vadi" adlı öyküsünden esinlenerek Safa Önal tarafından senaryosu yazılan Vesikalı Yarim filmi kazandırmış, yıllar sonra filmin yenilenmiş kopyasının yeniden yayımlandığı İstanbul Film Festivali'nde konuşan Türkan Şoray film için şöyle demiştir:

"Türk sinemasının yeri çok zor doldurulacak bir yönetmen olan Lütfi Akad'la çalışmış olmak benim için çok mucizevi bir şeydir. 'Türkan, gözlerinle oynayacaksın' diyordu bana. Gözlerimle oynamayı Lütfi Akad öğretti bana."

Başrolde bir eşe sahip oyuncuların başarılı olduğu filmlerde Şoray'a onlarca erkek sinema aktörü eşlik etmiştir. Klasikleşmiş birkaç Şoray filminde de eleştirmen Agah Özgüç'ün deyimiyle[15] 'Seyirciyi aldatmak, daha fazla para kazanmak için' yayınlanmamış ancak seyirciye yayınlanmış gibi afişi basılmıştır. Şoray'ın Ediz Hun'la oynadığı 1980 yapımı Tabancamın Sapını Gülle Donatacağım adlı filmin afişinde Türkan Şoray ve Kemal Sunal olmasına karşın Ediz Hun ve Türkan Şoray'ın oynadığı Güllü Geliyor Güllü filmi vardır. Kemal Sunal, sadece figüran oyuncudur. Sonrasında Kemal Sunal'ın popüler oluşuyla aynı film başka adla, başka afişle tekrar yayınlanmıştır. İlginç olaylardan biri de Keşanlı Ali filmi olup görüntü yönetmeninin adı olan Ali, film afişinde Keşanlı'nın altına büyük harflerle yazıldığından "Keşanlı Ali" olarak adlandırılıyor.

Şoray'ın ilginç sinema deneyimlerinden biri kendisi ile Filiz Akın'ın Günahkâr Kadın filminde bir araya getiren Ülkü Erakalın'dan henüz 17 yaşındayken bir film çekimi sırasında yediği tokat olmuştur.

1990'lı yıllarla birlikte, televizyon dizileri çalışmalarına da ağırlık vermeye başlamış, yaptığı bu çalışmalardan en çok ses getiren ve uzun ömürlü olanları, başrollerini Şener Şen'le paylaştığı İkinci Bahar ve Haluk Bilginer ile paylaştığı Tatlı Hayat olmuştur.

Bugüne kadar 222 filmde rol almıştır. Türkan Şoray ilk televizyon programı olan ve NTV'de yayınlanan konuklarıyla birlikte kendi sinema kariyerinin konuşulduğu televizyon programı Sinema Benim Aşkım'ı (2010-2011) sunmuştur. Şoray programında sinema oyuncuları ile sinema kariyerini anlatmaktadır.

Türkan Şoray'ın aldığı ödüller

1964: 1964 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Acı Hayat

1968: 1968 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Vesikalı Yarim

1972: 5. Altın Koza Film Festivali - En başarılı kadın oyuncu[20], Mahpus

1972: 1. Altın Kelebek Ödülleri, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü

1973: Moskova Film Festivali (Rusya) - Özel Ödül, Dönüş

1978: Taşkent Film Festivali - Uluslararası Aytmatov Kulübü Geleneksel Ödülü (Selvi Boylum Al Yazmalım)

1987: 1987 Antalya Altın Portakal Film Festivali - En İyi Kadın Oyuncu (Hayallerim, Aşkım ve Sen)

1990: 2. İzmir Film Festivali - Altın Artemis Onur Ödülü

1991: Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı unvanı[21]

1992: 8. Bastia Akdeniz Sinemaları Festivali - En İyi Kadın Oyuncu, Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu

1994: 6. Ankara Uluslararası Film Festivali - Emek Ödülü

1994: 1994 Antalya Altın Portakal Film Festivali - En İyi Kadın Oyuncu, Bir Aşk Uğruna

1996: 15. Uluslararası İstanbul Film Festivali - Sinema Onur Ödülü

1999: Roma Film Festivali - Büyük Ödül

1999: 2. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali - Kadın Yönetmen Ödülü

2000: Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi - Zirvedekiler 2000 Ödülü

2001: Akademi İstanbul - Yılın En Başarılı Sanatçısı Ödülü

2008: 35. Altın Kelebek Ödül Töreni - Altın Kelebek 35. Yıl Özel Ödülü[22]

2009: Sadri Alışık Ödülleri - onur Ödülü

2013: Engelsiz Yaşam Vakfı - Türk Sineması Üstün Başarı Ödülü

2013: 11. Türk Film Festivali - Onur Ödülü

Yorumlar