Kişisel veriler kişinin geleceğini etkiler

Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Faruk Bilir: "Mahremiyet, kişinin özgürlüğünün bir parçasıdır. Dolayısıyla kişiye sunulan bir seçenek veya bir lütuf olarak görülemez"

Google Haberlere Abone ol

Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) Başkanı Faruk Bilir, mahremiyetin kişinin özgürlüğünün bir parçası olduğunu belirterek, "Dolayısıyla kişiye sunulan bir seçenek veya bir lütuf olarak görülemez." dedi.

Ankara Üniversitesi ile Kişisel Verileri Koruma Kurumunun, 28 Ocak Veri Koruma Günü dolayısıyla KVKK'de düzenlediği programa, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ile yargı mensupları ve akademisyenler katıldı.

Kişisel verilerin korunmasına ilişkin yasal düzenlemelerden bahseden Bilir, Türkiye'de son yıllarda veri koruma alanında yapılan çalışmaların hız kazanmasıyla Avrupa Konseyi bünyesindeki 108 Sayılı Sözleşme'nin 2016'da iç hukuka dahil edildiğini bildirdi.

Sözleşmenin kişisel verilerin otomatik işleme tabi tutulması karşısında bireylerin kişisel verilerinin korunmasını amaçladığını aktaran Bilir, sözleşmenin imzaya açıldığı 28 Ocak'ın 2006'da "Veri Koruma Günü" ilan edildiğini anımsattı.

-"Kişisel veriler kişinin geleceğini etkileyebilir"

Dijital teknolojilerde mahremiyetin göz önünde bulundurulması gerektiğine işaret eden Bilir, şunları kaydetti:

"Mahremiyet, kişinin özgürlüğünün bir parçasıdır. Dolayısıyla kişiye sunulan bir seçenek veya bir lütuf olarak görülemez. Mahremiyetin korunması ise kişisel verilerin korunmasıyla mümkündür. Kişisel veriler sadece kişinin geçmişini, bugününü değil aynı zamanda da geleceğini de etkileyebilmektedir. Bu açıdan bakıldığında dijital çağda kişisel verilerin korunması birey için temel bir ihtiyaçtır."

Veri koruma hukukunun taşıyıcı sütunlarından birinin hak temelli yaklaşım olduğunu kaydeden Bilir, "Hak temelli yaklaşım kişisel veri işleyenlere yükümlülükler getirirken, verisi işlenen kişilere de birtakım hak talebinde bulunma imkanı vermektedir." dedi.

KVKK'nin göreve başladığı günden bu yana yapılan ve sonuçlandırılan başvurulara ilişkin sayısal verileri paylaşan Bilir, şöyle devam etti:

"Kurulun göreve başladığı 12 Ocak 2017 tarihinden bugüne kadar 11 bin 638 ihbar ve şikayet kurula ulaşmış, bunlardan 10 bin 285 tanesi sonuçlandırılmıştır. CİMER kanalıyla gelen 8 bin 606 başvurudan 8 bin 303'ü sonuçlandırılmıştır. Kurula 736 veri ihlal bildirimi yapılmış, bu bildirimlerden 171 tanesi kurum internet sayfasında ilan edilmiştir. Bugüne kadar yaklaşık 712 hukuki görüş verilmiş, ayrıca yurt dışına veri aktarımı konusuyla ilgili yeterli nitelikleri taşıyan 5 taahhütnameye kurul izin vermiştir."

- "İnsanı merkeze alan bir yaklaşımla hareket etmek gerekir"

Dijital dünyanın gün geçtikçe "dijital evrene" dönüştüğünü anlatan Bilir, veri odaklı süreçler hızla hayata geçirilirken Türkiye'nin teknolojik gelişmelerin dışında kalmasının beklenemeyeceğini dile getirdi.

Türkiye'nin "veriden değer üretebilen teknolojileri" desteklediğini belirten Bilir, İnsan Hakları Eylem Planı'yla beraber kişisel verilerin korunmasına ilişkin önemli hedefler belirlendiğini, kanunun Avrupa Birliği standartlarına getirilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Bilir, "Dijital çağda teknolojinin ilerlemesinden daha önemli olan, teknolojinin iyi yönde ve insanlık yararına kullanılmasıdır. Dolayısıyla insanı merkeze alan bir yaklaşımla hareket etmek gerekir. Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi insanı merkeze almayan, insana hizmet etme gayesi taşımayan hiçbir gelişmenin kıymetli ve kalıcı olması mümkün değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Yorumlar