Evleri 3 yaşındaki Suriyeli Rana ile neşelendi

"(Anne kelimesini) Rana'dan duymak çok farklı oldu. 'Annen kim?' diye sorduklarında beni gösterdiğinde inanılmaz mutlu oldum. Bizi kabullenmesi, çok çok mutlu etti"

Google Haberlere Abone ol

Beylikdüzü'nde yaşayan, 16 ve 17 yaşlarındaki iki erkek çocuk sahibi Nilüfer ve Mert Doğaner çifti, koruyucu aile olmaya karar verdikten sonra sıcak yuvalarının kapısını 3 yaşındaki Suriyeli Rana'ya açtı. Minik kız, sevimliliği ve sıcakkanlılığıyla Doğaner ailesinin yaşamına neşe kattı.

Ev hanımı Nilüfer Doğaner ve mimar Muammer Mert Doğaner çifti, biyolojik 2 erkek çocuğun ardından koruyucu ailesi oldukları Suriyeli Rana ile değişen hayatlarını AA muhabirine anlattı.

Nilüfer Doğaner, 2 çocuğunu dünyaya getirdikten sonra çalışmayı bırakarak onlarla ilgilenmeye başladığını ve çocuklarını büyüttüğünü söyledi.

Bir gün televizyonda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının koruyucu ailelik ile ilgili yayınladığı kamu spotunu gördüğünü aktaran 50 yaşındaki Doğaner, "Bebekler beşiklerdeydi. Kamu spotunda 'Hepsinin bir aileye hakkı vardır.' diyordu. Ondan çok etkilendim. Çocuklarım da büyümüştü artık. Evdeyim, çalışmıyorum da. Bir çocuk alıp, onun geleceği için bir şeyler yapma düşüncesi bana çok güzel geldi." diye konuştu.

Bu konuyu eşi ve çocuklarıyla paylaşınca güzel tepkiler aldığını dile getiren Doğaner, "Eşim istemeseydi böyle bir şey yapamazdım. Çocuklarım da çok güzel karşıladı. Benden kardeş istiyorlardı zaten." dedi.

"RESMİNİ GÖRÜNCE 'ÇOK ŞEKER BİR KIZ' DEDİK"

Nilüfer Doğaner, bütün çocukların aileyle yaşamaya hakkı olduğunu, bu düşünceyle Rana'ya yuvalarını açtıklarını söyledi.

Koruyucu ailelik için "e-devlet"ten başvuru yaptığını kaydeden Doğaner, süreci şöyle anlattı:

"Başvuru yaptıktan bir süre sonra beni aradılar, 'Başvuru için gelin' diye. Gittik, bizden birtakım evraklar istediler. Evraklarda sadece hastane kısmı biraz sıkıntı oluyor. Çünkü devlet hastanesinde herkes bilmiyor bu rapor alma sürecini. O yüzden biraz sıkıntı yaşadık ama üstesinden geldik. İlk önce bize Rana'nın resmini gönderdiler. Resmini görünce 'Çok şeker bir kız' dedik. Biraz çekinerek Suriyeli olduğunu söylediler. Çünkü bazı aileler kabul etmek istemiyormuş ama bizim için hiç fark etmiyor. İngiliz, Alman, Suriyeli hiç önemli değil, sonuçta o bir çocuk. Bir de kız çocuğu. Biz de kabul ettik. Bir hafta boyunca her gün yuvaya gittik, geldik. Rana'yla vakit geçirdik.1 hafta sonunda eve getirdik."

"HAYATIMIZA HAREKET, EĞLENCE GELDİ"

Doğaner, Rana'yı yanlarına aldıklarında 2 yaşında olduğunu, 9 aydır koruyucu ailelik yaptıklarını belirtti.

Koruyucu anne Nilüfer Doğaner, kızlarıyla değişen yaşamlarını, "Hayatımıza hareket geldi. Çok eğlenceli bir çocuk. Eskiden herkes odasına çekilip oturuyordu. Şimdi artık hepimiz salonda Rana'yla oynama hevesiyle beraberiz. Aileyi birleştirdi yani Rana. Bayağı bir hareketli ve çok zeki bir çocuk. Her şeyi hemen kapıyor. Bizimle yaşamaya başlayalı 9 ay oldu. Konuşmaya başladı, artık her şeyi anlatabiliyor. Her şeyi çok çabuk kavrıyor. İnanılmaz zeki bir çocuk." sözleriyle dile getirdi.

Koruyucu aile olmaya karar verdiklerinde yakınlarından olumlu yorumlar aldıklarını kaydeden Doğaner, çocuğun Suriyeli olması nedeniyle bazı arkadaşlarının eleştirdiğini ama bunu önemsemediğini ifade etti.

"O DA BİZİM EVLADIMIZ, ONLAR DA BİZİM EVLADIMIZ"

Doğaner, minik kızdan "anne" kelimesini duyduğunda büyük mutluluk yaşadığını dile getirerek, "Rana'dan duymak çok farklı oldu. 'Annen kim?' diye sorduklarında beni gösterdiğinde inanılmaz mutlu oldum. Bizi kabullenmesi, çok çok mutlu etti." dedi.

Doğaner, biyolojik annelik ile koruyucu anneliği karşılaştırırken, "Bunu bu kadar tahmin etmiyordum ama gerçekten hiçbir fark yok. O da bizim evladımız, onlar da bizim evladımız. Aynı şekilde çocuklarım da kardeşi olarak o kadar çabuk benimsediler ki hiç farkı yok." değerlendirmesini yaptı.

Kızının ağabeylerini çok sevdiğini dile getiren Doğaner, "Onlarla oyun oynuyor. Okuldan geldiklerinde kapıyı nasıl açacağını şaşırıyor. Çok çok seviyor." ifadelerini kullandı.

"ÇOK İYİ BİR EĞİTİM ALMASI İÇİN ELİMDEN GELENİ YAPACAĞIM"

Rana'nın büyüyünce doktor olmak istediğini söylediğini aktaran Doğaner, "Rana'nın çok iyi bir eğitim alması için elimden geleni yapacağım. En önemli şey eğitimi. Bir kız çocuğu için çok çok önemli. Hangi mesleğini seçeceğini bilmiyorum ama iyi bir meslek sahibi olmasını çok istiyorum." diye konuştu.

Nilüfer Doğaner, koruyucu ailelik sürecine ilişkin deneyimleri şöyle paylaştı:

"Çok heyecanlı, zevkli ve keyifliydi. Rana'yı ilk gördüğümüz an resmini gönderdikleri an, çok keyifliydi. Sanki bir rüya gibiydi, alamayacakmışız gibi geliyordu. Aldığımıza çok çok mutlu olduk. Yani 9 ay karnınızda taşımayabilirsiniz ama ona siz bakıyorsunuz. Hasta olduğunda başında bekliyorsunuz. Yemeğini yediriyorsunuz. Ağladığında siz susturuyorsunuz. Hiç fark etmiyor. Maddi manevi gücü olan herkes, bir çocuk sahibi olmalı. Orada hiç çocuk kalmamalı. Devlet bakımında tamam iyi bakılıyorlar ama bir aile yanında olmak çok farklı. Rana'daki değişimi de gördük, çok çok farklı."

"BENİ KAPIDA KARŞILIYOR, BABACIĞIM, BABACIĞIM..."

Koruyucu baba Mert Doğaner, kız çocukları olmadığı için özellikle bir kız çocuğuna koruyucu ailelik yapmak istediklerini ifade etti.

Hayatlarında çok şeyin değiştiğini belirten Doğaner, "Önceden herkes odasına kapanıyordu. Şu an herkes Rana'yla birlikte. Herkese ayrı ayrı sevgi gösteriyor. Olacak bir şey değil. Çok mutluyum. Kız babası olmayı Rana'yla tattım. Bana daha çok bağlı gibi geliyor. Evde bir de kedimiz var. Çocuklar büyüdükten sonra çocuklara ve hanıma espri yapıyordum 'Evde bir tek kedi beni seviyor artık' diye. Şimdi Rana beni kapıda karşılıyor, 'Babacığım, babacığım' diyerek. İnanılmaz. İşe o gönderiyor, el sallıyor. Eve geldiğim andan itibaren yanımdan ayrılmıyor." dedi.

Her insanın çocuğunun olmayabileceğini, bunun Allah'ın takdiri olduğunu söyleyen Doğaner, "Özellikle çocuğu olmayanlar eğer bir nebze maddi güçleri de yetiyorsa koruyucu ailelik için başvurmaları lazım. Herkese şiddetle tavsiye ederim. Orada çocuk kalmasını ben de istemem. Çünkü din, dil, ırk, bunlar fark etmez. Çocuk çocuktur. Önemli olan topluma kazandırmak. Mademki Türkiye'ye gelmiş bu aileler, bir şekilde bizim de destek vermemiz lazım. Bunu biz gücümüz nispetinde bu şekilde yapabildik ama farklı boyutlarda da olabilir." değerlendirmesini yaptı.

Yorumlar