Cezayir-Fransa ilişkilerinde gerilimli dönem

Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, Fransa ile ilişkilerinin ilerletilmesi için Paris'in sömürge dönemindeki geçmişiyle yüzleşmesini şart koştu

Google Haberlere Abone ol

Cezayir'de geçen yıl sonunda, halk ayaklanmaları, ordunun "sözlü" müdahalesi ve rejimdeki tasfiyelerin ardından gerçekleşen seçimlerle göreve gelen Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, selefi Abdulaziz Buteflika'nın 20 yıllık dış politika sicilinin aksine, ülke tarihinde sömürgeci maziye sahip Fransa'ya karşı daha talepkar bir siyaset izleyeceğini ve iki ülke ilişkilerinin gerileceği sinyalini veriyor.

Fransa'nın Afrika kıtasındaki sömürgeci tarihinin en güncel ve en kanlı örneğini teşkil eden Cezayir'in, bağımsızlığı sonrasında Paris ile ilişkileri sürekli inişli-çıkışlı bir seyir izledi. Cezayir'in 1990'lardaki kanlı iç savaşı sonrasında göreve gelen Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika yönetimi, 20 yıllık görevi boyunca, Paris ile giderek yakınlaşan bir tablo çizdi.

Ancak, Cezayir'de köklü değişimlerin ardından gerçekleşen seçimlerle Aralık 2019'da göreve gelen Abdulmecid Tebbun yönetimi, Fransa ile yakınlaşmak için "Paris'in sömürge dönemi suçlarını resmi olarak tanıması, bu dönemdeki dosyaların açılması, Cezayir'den özür dilemesi ve sömürge dönemi kurbanlarına tazminat ödemesi" karşılığında şartını koyuyor.

Tebbun yönetimi, Fransa ile ilişkileri değiştirmek istiyor

Fransa'nın Cezayir'deki sömürge dönemi 1960'larda sona erdi. Ancak hala daha ülke kamuoyunda Paris'in Cezayir'e yönelik ekonomik sömürgesinin sona ermediği tartışmaları devam ediyor.

Cezayir'de geçen aralık ayında göreve gelen Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun, yeni dönemde Paris'e karşı tutum değişikliğinin sinyallerini verdi.

Tebbun, birden fazla defa, "Fransa ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve ekonomik ilişkilerin ilerletilmesinin ancak Paris'in sömürge dönemiyle yüzleşmesine bağlı" olduğunu vurguladı.

İki ülke arasındaki ilişkiler "sömürge gerilimi" dışında bu sefer, Fransız basınının Cezayir'deki toplumsal hareketler, siyasi duruma ilişkin "özel ilgisi" nedeniyle bir kez daha gerildi.

Cezayir'in çalkantılı son bir yılı

Cezayir, 1990'lardaki kanlı iç savaşı bitiren sosyal ve siyasal uzlaşı döneminde, ülkedeki siyaset durağan bir tablo sergiledi.

Bölgeyi kasıp kavuran Arap Baharı isimli protesto dalgasına katılmayan Cezayir siyaseti ve toplumu, ülkenin liderliğinde benzer isimlerle, rejimin olağan kaldığı bir tablo çizdi.

İç savaşın ardından 1999'da göreve gelen Eski Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika, 2015 yılında geçirdiği kısmi felç ve kötü giden sağlığına rağmen ülkeyi yönetmeye devam etti.

Fakat, Buteflika'nın Şubat 2019'da beşinci dönem için yeniden cumhurbaşkanı adayı olması, bardağı taşıran damla oldu ve bir toplumsal tepki dalgasının fitilini ateşledi.

Cezayir'de Şubat 2019'da başlayan protesto dalgası karşısında, ülkedeki rejimin bel kemiği niteliğindeki Cezayir ordusunun, gösterilere desteğini açıklaması ve cumhurbaşkanlığına karşı yaptığı sözlü uyarılar karşısında, Buteflika, Nisan 2019'da görevi bırakmak zorunda kaldı.

Ancak, sokakta gösterilerine devam eden protesto hareketi, Buteflika'nın sadece buzdağının görünen kısmı olduğunu, görevi bırakmasının yeterli olmadığını savunarak, rejimde köklü bir değişim talebinde bulundu.

Bu sırada Cezayir'in en güçlü ismi dönemin Genelkurmay Başkan Ahmed Kayid Salih'in, yargıya işaret vermesiyle, eski siyasetçiler, başbakanlar, bakanlar, üst düzey bürokratlar, iş adamlarının da aralarında yer aldığı onlarca isme, "görevi kötüye kullanma, kamuyu zarara uğratma, yolsuzluk, zimmete para geçirme" gibi suçlardan soruşturmalar açıldı ve bu isimler tutuklandı.

Cezayirlilerin bazıları baş döndürücü hızda seyreden yolsuzluk soruşturmalarını desteklerken, bazıları bu soruşturmaların yolsuzlukla mücadeleden ziyade rejim içinde tasfiye için kullanıldığı eleştirisinde bulundu.

Kendisini "Hirak" diye isimlendiren protesto hareketinin itirazlarına rağmen Aralık 2019'da cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleştirildi ve beş aday arasından Abdulmecid Tebbun yüzde 58 oy oranıyla cumhurbaşkanı seçildi.

Seçimlerin tamamlanmasının ardından 2020 yılının ilk aylarında protesto hareketi gösterilerine devam etti. Ancak, dünyayı etkisine alan yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisi, gösterilerin hızını kesti ve ülke genelinde sokağa çıkma, sosyal mesafe gibi tedbirler protestoların sonunu getirdi.

Cezayir yargısının, son dönemde gösterilere öncülük eden birçok aktivisti gözaltına alması, protesto hareketinin tepkisini çekti.

Fransız basını da ülke içindeki bu toplumsal hareketliliğe ilişkin bir çok haber yaptı. Bunun üzerine, Cezayir İletişim Bakanlığı, yaptığı yazılı açıklamada, "Fransız basınının iki ülkenin kurumları, halkları arasındaki güveni zedeleme amacı taşıyan kasıtlı ve masumiyetten uzak bir karalama kampanyasına giriştiğini" savundu.

Cezayir Dışişleri Bakanlığı, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Fransız ulusal televizyonlarının ifade özgürlüğü kisvesi altında yaptığı yayınların Cezayir halkı, devleti ve kurumlarına bir saldırı niteliği taşıdığı" belirtildi.

Fransız basının tavrının sürmesi üzerine Fransa'nın Cezayir Büyükelçisi, ev sahibi ülkenin Dışişleri Bakanlığı'na çağrılarak uyarıldı. Aynı şekilde Cezayir, Paris'teki büyükelçisini "görüşmeler yapmak üzere" ülkesine çağırdığını duyurdu.

Yeni dönemde değişim

Cezayirli Gazeteci Faysal Mitavi, AA muhabirine konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Tebbun'un göreve gelmesinin arından Fransa'nın Cezayir'deki sömürge tarihiyle yüzleşmesi gündemin üst sıralarına taşındığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Tebbun'un Fransa ile ilişkilerin ilerletilmesi için "sömürge dönemi dosyalarının açılması ve bunlarla yüzleşilmesini" şart koştuğunu dile getiren Mitavi, bu durumun "Fransa ile yüksek ticaret hacmine sahip Cezayir açısından ekonomik bir maliyeti olabileceğine" işaret etti.

OECD'nin rakamlarına göre, Fransa hala daha Cezayir'in 4,56 milyar dolarlık alışverişle en büyük karşılıklı ticaret hacmine sahip olduğu üçüncü ülke olarak öne çıkıyor.

Cezayir kamuoyunda en tepki çeken durum, Fransa'nın kara kıta topraklarındaki fiziki ve siyasi sömürgesinin sona ermesine rağmen, kültürel ve ekonomik sömürgesinin devam etmesi olarak öne çıkıyor.

Cezayirli gazeteci, Tebbun yönetiminin Fransız şirketlerine kapılarını sonuna kadar açan Buteflika döneminin aksine Cezayir'in çıkarlarını yeniden elde etme çabasında olduğunu belirtti.

Cezayir'in gelecek dönemde Kuzey Afrika kıyısında nüfuz sahibi olmak istediğine dikkati çeken Mitavi, bağımsızlık sonrası tarihinde ilk defa "Fransa'nın içinde etkin bir sağ lobisinin ve sağ siyasetin sömürge tarihiyle yüzleşmeye karşı çıktığının" Cezayirli resmi makamlar tarafından dile getirildiğini belirtti.

Mitavi, Fransa'da aşırı sağın yükselişi ve Cezayir'in bu konuda daha talepkar tutumunu göz önüne alarak, iki ülke arasındaki ilişkilerin gelecek dönemde gerilebileceğini ve dalgalı bir seyir izleyebileceğinin altını çizdi.

Cezayirli gazeteci Muhammed Müslim de Cezayir ve Fransa ilişkilerinin pragmatik bir çizgiye girdiğini ifade ederek, "uzlaşılan konularda işbirliği, görüş ayrılığı bulunan dosyalarınsa rafa kaldırılmadığını" belirtti.

İki ülke arasındaki ilişkilerin yakın dönemde gerileceği tahmininde bulunan ve bundan da Cezayir'deki ayrıcalıklarını kaybedecek Fransa'nın en çok olumsuz etkileceğini savunan Müslim, "Cezayir'deki yeni yönetim, Fransa'nın ülke içine uzanan tırnaklarını kesmek istiyor" ifadelerini kullandı.

Fransa'nın Cezayir'deki toplam yatırımı, 2017 yılı sonu verilerine göre 2,5 milyar doları aşıyor. Cezayir Yatırım ve Kalkınma Ajansı'nın paylaştığı rakamlara göre, 400'den fazla Fransız şirket, enerji, sanayi, kamu hizmetleri dahil 500'den fazla projede Cezayir topraklarında faaliyet gösteriyor.

Fransa'nın Afrika'daki kara lekesi, Cezayir'deki mazisi

Cezayir, Fransa'nın 1830'lara uzanan işgaline karşı 1 Kasım 1954'te bağımsızlık mücadelesine başladı. Fransa'nın kanlı yıldırma çabalarına karşı koyan Cezayir, 8 yıl süren ve 1,5 milyon kişinin hayatını kaybettiği çetin mücadelesi sonucu, Arap ve İslam coğrafyasında istiklali için en ağır bedel ödeyen ülke olarak öne çıktı.

Paris yönetimi, Cezayir topraklarında 1960-1966 yılları arasında 17 nükleer bomba denemesi yaptığını savunurken, Cezayir makamları 57 nükleer deneme yapıldığını öne sürüyor.

Fransa, Afrika'daki sömürgeci tarihinin en güncel ve en kanlı örneği niteliğindeki Cezayir'deki bir buçuk asırlık dönemdeki suçlarını resmi olarak hala tanımıyor.

Yorumlar