Balkapanı Han bir zamanların bal merkezi

İki imparatorluk gören, Osmanlı döneminde bal toplama ve dağıtım üssü olarak da kullanılan İstanbul Tahtakale'deki han, 15 asırlık ticari serüvenini sürdürüyor

Google Haberlere Abone ol

Bizans ile Osmanlı döneminden bugüne ticaretin kalbinin attığı Tarihi Yarımada ve çevresinde ayakta kalmayı başaran tek "kapan" han olan Balkapanı, 15 yüzyıllık geçmişi ve karma mimari dokusunun oluşturduğu sıcak atmosferiyle ziyaretçileri büyülemeye devam ediyor.

Balkapanı, İstanbul'un fethinden sonra tüm dünyadan gelen bal, zeytinyağı, sabun gibi ürünlerin kalite kontrolünün yapılarak, önce depolanıp sonra İstanbul'a ve imparatorluğa dağıtıldığı yer anlamına gelen kapanlardan birisi. Balkapanı, Unkapanı ile Yağkapanı'nın (Galata) günümüze ulaşmayı başaramaması nedeniyle tarihsel bir öneme sahip olduğu biliniyor.

Araştırmalara göre, Bizans döneminde Cenevizliler tarafından inşa edildiği, ticari ve askeri amaçlı kullanıldığı ortaya çıkan Balkapanı Han, Osmanlı döneminde de uzun yıllar zemin katı depo, giriş katı ürünlerin sergilendiği dükkanlar ve üst katları kervanlarla gelen tüccarlar için konaklama amacıyla kullanıldı.

Osmanlı döneminde bal toplama ve dağıtım üssü olarak kullanıldığı için ismi buradan gelen, iki katlı klasik kervansaray görünümünde olan yapı, üstü kubbelerle örtülü 80 odadan oluşuyor.

Han, bugün de kağıt, çiçek, salep, baharat ve takı satan, birçok ticari sektörden esnafa ev sahipliği yapıyor.

Eminönü'nün en kalabalık ticari noktalarından Tahtakale'de, yüzyıllık büyük han kapısından açılan geniş avlusu ve dükkanlarıyla ziyaretçileri tarihi bir yolculuğa çıkaran Balkapanı Han, ticari misyonunu sürdürüyor.

Hanın eski ve yeni esnafları Balkapanı'nı, burada yaşanan değişimleri ve yapının hikayesini AA muhabirine anlattı.

- "Eskilerden sadece birkaç arkadaşımız kaldı"

Balkapanı Han'da 57 yıl esnaflık yapan Cafer Hamdullah Pur, ticari hayatın ruhunun değiştiğini ve eski günleri özlediğini söyledi.

Esnaflığa başladığı ilk yıllarda dayanışmanın hakim olduğunu belirten Pur, "Şimdi jenerasyon değişti. Bizim zamanımızda herkes birbirinin sıkıntısını giderir, birbirine yardımcı olurdu. İyi günde kötü günde Balkapanı Han'da birlikte olurduk, genciyle yaşlısıyla bir aile gibiydik." dedi.

Handaki tüm esnaf arkadaşlarının buradan ayrıldığını, birçoğunun hayatını kaybettiğini dile getiren Pur, şöyle devam etti:

"Jenerasyon değişti, eskiye dair hiçbir şey kalmadı. O günler yok. Meslekler değişti, işler değişti. Eskilerden sadece birkaç arkadaşımız kaldı, o kadar. Bir mumcu arkadaşımız vardı, o da rahmetli oldu. Mesleğini çocukları devam ettiriyor. Ben de 57 yıldır Balkapanı'ndayım. Şimdi ticaret ister istemez maddiyata dayalı. Biz de önceden ticaret yapıyorduk ama her şey maddiyat değildi. Şimdi emekliyim ama buraya gelip esnafa yardımcı oluyorum, vakit geçiriyorum. Evde oturmaktan canım sıkılıyor."

Hanın yaklaşık 50 yıllık müdavimi ve birçok dükkanın sahibi olan Halit Cebecioğlu ise yapının tarihi hakkında bilgi vererek, değişen atmosferini anlattı.

- Osmanlı döneminde "kapan" olarak kullanıldı

Balkapanı'nın yaklaşık 1500 yıl önce inşa edildiğinin tahmin edildiğini aktaran Halit Cebecioğlu, "Burası Bizans döneminde inşa edilmiş, Ceneviz yapısı. O dönemde ne olarak kullanıldığını tam olarak bilmiyoruz. Osmanlı döneminde ise 'kapan' olarak kullanılıyor. Yani 'ticari malların tartılıp, tasnif edilip, depolanıp dağıtıldığı yer' demek. Üst katlarda kervanlarda gelenler kalırmış, aşağıda da gelen mallar depolanırmış. Biz de o işi yapmaya çalışıyoruz." diye konuştu.

Birçok döneme şahitlik eden hanın şimdi sakin günlerini yaşadığına dikkati çeken Cebecioğlu, şunları söyledi:

"O dönemde restorasyona da girmiş. Sonraki dönemlerde bir ara burası da kağıt deposu olarak kullanıldı. Meydan ağzına kadar kağıtla doluydu. Kimyevi madde satışı için de kullanıldı. Şimdi takı, elektronik eşya, defter toptancıları ve kutucular var. Dükkanların büyük bölümü ön taraftakilerle kullanılıyor. İç taraf çok hareketli değil artık. Ben 1991'den beri buradayım ama 1970'lerden beri varım. Dedelerden kalma burası, ben üçüncü kuşağım. Bizim dükkanlar çoğunlukta, avlular ve aşağıdaki depoda büyük hissemiz var. Eskilerden burada kimse kalmadı."

- Kadın esnaf, hanla tanışma öyküsünü anlattı

Hanın kadın esnaflarından Saime Çalhan da küçüklüğünden beri Eminönü'nü çok sevdiğini, böyle tarihi bir atmosferde ticaret yaptığı için mutlu olduğunu söyledi.

Çalhan, Tarihi Yarımada'yı çok sevdiğini belirterek, hanla tanışma öyküsünü şöyle anlattı:

"Bir gün Eminönü’nde kutu imalatı üzerine dükkan açmaya karar verdim. Buraya ilk geldiğimde, kiralık dükkan sorduğumda bir esnaf beni tersledi. Çok sinirlendim ve bir hanın içine çay içmeye girdim. Kocaman bir avlusu olan bir handı. Çay ocağına sordum ve burada bir dükkan kiraladım. O zamanlar burası daha ıssızdı. Ben handa dükkan açan üçüncü kadın oldum. Burada ticaret yapmak, insanlarla güzel ilişkiler kurmak benim için özel bir yere sahip. Buranın tarihi dokusu gerçekten büyüleyici. Balkapanı Han gibi yüzlerce yıllık bir ticaret merkezinde çalıştığım için kendimi şanslı hissediyorum."

 

Yorumlar