3 Ekim Almanya'da neden tatil, önemi nedir?

3 Ekim Almanya'da neden tatil, önemi nedir, bugün ne oldu, tarihi olarak Almanya için bir önemi var mı sorusu son günlerde merakla soruluyor.

Google Haberlere Abone ol
3 Ekim Almanya'da neden tatil, önemi nedir?

3 Ekim Almanya'da tatil olarak geçiriliyor. Başta Almanya'da bulunan gurbetçilerimiz olmak üzere birçok kişi bugünün neden bir tatil günü olduğu konusunda araştırmalar yapıyor. Peki, 3 Ekim'in Almanya için önemi nedir, neden Almanya'da tatil günü olarak kutlanıyor?

3 Ekim Almanya'da "Ulusal Bayram" olarak kutlanıyor. 

3 Ekim'in Almanya'd aulusal bayram olarak kutlanmasının nedeni ise 32 yıl önceki bir olaya dayanıyor.

Almanya 32 yıl önce yani 1990 yılında ulusal birliğini sağladı. Daha önce Doğu ve Batı Almanya olmak üzere ikiye ayrılan ülke 1990 yılında aradaki duvarı kaldırarak birleşti. 

3 Ekim günü Almanya'da resmi tatil günü olarak geçirilir. Bugün bütün resmi kurum, banka ve hükümet binaları tatile giriyor. 

Alman Birliği Günü 3 Ekim’de Almanya’nın birçok eyaletinde kutlanır. Bu eyaletlerin başkentlerinde, 3 Ekim festival havasında, havai fişeklerle kutlanır.

Ücretsiz konserler, gösteriler düzenlenir, halkın neredeyse tamamı bu etkinliklere katılarak bu özel günü kutlar.

Alman Birlik Günü boyunca Berlin’de Brandenburg Kapısı çevresinde canlı müzik grupları sahne alır.

Kutlamalar ayrıca ailelere uygun binicilik, zar oyunları, tiyatro gösterileri, karaoke gibi birçok aktivite içerir. Her yıl farklı bir Alman şehri ulusal kutlamalara ev sahipliği yapsa da, Berlin her zaman birkaç gün süren büyük bir “Burgerfest” gösterisi düzenler.

Tüm Alman bölgelerinden gelen yemeklerin ve çeşitli kültürel sunumların bulunduğu bu festivallerde birçok farklı siyasi konuşma, konser ve havai fişekler yer alır.

DOĞU ALMANYA'NIN HİKAYESİ

Mayıs 1945'te Üçüncü Reich'ın kayıtsız koşulsuz tesliminden sonra Potsdam Konferansı'nda (Haziran 1945), eski Almanya topraklarının Oder ve Neisse ırmaklarının doğusu ve Danzig kentinin Polonya'ya bırakılması kararlaştırıldı. Doğu Prusya'nın kuzey yarısı ise SSCB denetiminde olacaktı. Sonuçta Almanya, Bağlaşıklar (SSCB, ABD, Birleşik Krallık ve Fransa) arasında işgal bölgelerine ayrıldı.

Ülkenin doğu kesiminin yönetimi Sovyet Askeri Yönetimi'ne bırakıldı. Yeni yönetim önce özel bankaları ve şirketleri tazminat ödemeksizin devletleştirdi. Herkesin elindeki paraları, külçe altınları, senetleri ve değerli eşyaları teslim etmesi istendi. Sökülen fabrikalar, vagonlar, lokomotifler ve hatta raylar savaş tazminatı olarak SSCB'ye götürüldü. Ayrıca 100 hektar'ın üzerindeki bütün topraklara karşılıksız olarak el kondu. Böylece eskiden yaklaşık 3 bin büyük toprak sahibinin elinde bulunan topraklar tarım işçilerinin, küçük işletmecilerin ve mültecilerin eline geçti.

Savaş ertesinde SSCB, tazminat olarak Potsdam Konferansı kararları uyarınca el koyduğu kimi ekipman, para vb. geri vermeye başladı ve Sovyetlere götürülen 200 dolayındaki sanayi kompleksi 1953'te geri verildi. 1954'te Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin (ADC) egemen bir ülke olduğu ilan edildi. Federal Almanya ile kıyaslandığında DAC, savaş borçlarını ödeme konusunda kararlıydı. 1950'de CMEA'nın üyesi oldu ve Batı Almanya'nın NATO'ya girmesi ertesi kurulan Varşova Paktı'nı (Mayıs 1955) imzaladı. Ekim 1955'te SSCB-DAC güvenlik antlaşmasını imzaladı. 1964'te imzalanan dostluk antlaşması 1975'te 25 yıl süreyle yenilendi. Öteki sosyalist ülkelerle de benzer antlaşmalar bağıtlandı.

13 Ağustos 1961 gecesi Doğu Berlin'i Batı'dan ayıran Berlin Duvarı inşa edildi. 

Türkiye, DAC'ı 1 Haziran 1974'te tanıdı. 17 Haziran 1978'de iki ülke arasında, Ankara'da Ekonomik Teknik, Bilimsel ve sanayi İşbirliği Antlaşması imzalandı.

DAC, 1970-1980 yıllarında önemli ekonomik başarılar sağladı. Yürürlüğe konan ekonomik reformlar üretimin artmasına ve tüketim mallarının bollaşmasına yol açtı. Temel gereksinim mallarının fiyatları sabit kalırken ücretlerle birlikte annelik ve yaşlılık maaşları %25 arttı. ADC bunun sonucunda yaşam düzeyi en yüksek Doğu Avrupa ülkesi durumuna geldi.

Doğu Almanya hükûmeti 1980'lerin sonlarında SSCB'de başlayıp sonradan öteki Doğu Avrupa ülkelerini saran reform hareketine başlangıçta şiddetle karşı çıktı. Hatta 1988'in sonunda ülkede Sovyet dergilerinin satılması yasaklandı. 

16 Temmuz 1990'da Helmut Kohl gene Moskova'da tarihli bir antlaşmayı gerçekleştirdi: Gorbaçov birleşik Almanya'nın NATO üyesi kalmasına olan itirazını geri almıştı. Buna karşılık Bonn, gelecekteki Alman ordusu mevcudunun 870.000 kişiyi aşmayacağını taahhüt etti ve 380.00 Sovyet askerinin 1994 sonuna kadar ülkelerine dönme giderlerini karşılamayı kabul etti.

Bonn, 14 Kasımda Polonya ile sınır antlaşmasını imzaladı. 31 Ağustos'ta AFC ile ADC birleşme antlaşması gerçekleşti ve 20 Eylül'de iki taraf meclislerince onaylandı. 2+4 konferansı aynı amaçla 12 Eylül'de Moskova'da bir antlaşma imzaladı ve 3 Ekim 1990 günü, coşkulu törenlerle iki Almanya birleşti.

 

Yorumlar