Dirk Kuyt: Ersun Yanal bize doğru yolu gösteren kişi oldu

Fenerbahçe'nin başarılı futbolcusu Dirk Kuyt, teknik direktörü Ersun Yanal'ın kendilerine doğru yolu gösteren kişi olduğunu söyledi.

Dirk Kuyt: Ersun Yanal bize doğru yolu gösteren kişi oldu
31 Aralık 2013 Salı 14:58

Fenerbahçe'nin başarılı futbolcusu Dirk Kuyt, teknik direktörü Ersun Yanal'ın kendilerine doğru yolu gösteren kişi olduğunu söyledi.

Fenerbahçe'nin Hollandalı yıldız oyuncusu Dirk Kuyt, Fenerbahçe Dergisi’nin Ocak ayı sayısına açıklamalarda bulundu.

Fenerbahçe Dergisi'nin Ocak ayı sayında gerçekleştirilen röportajın tamamı şöyle:

"ÇOK İYİ BİR PERFORMANS ORTAYA KOYUYORUZ"

-2013 yılını geride bırakırken bu sezonun ilk yarısını da, 41 puanla ve Galatasaray’a 8 puan farkıyla kapattık. Röportaja öncelikle, 2013 yılını şahsi ve Fenerbahçe’deki futbolun anlamında nasıl geçirdiğin hakkında yapacağın bir değerlendirmeyle başlamak isteriz.

*Öncelikle; tüm takım arkadaşlarıma, teknik ve sağlık ekibimize ve bizi her zaman destekleyen yönetimimize ve camiamıza hem yeni yıl için sağlık ve mutluluk dileklerimi sunuyorum hem de dediğiniz gibi 41 puanla ilk yarıyı bitirdiğimiz için çok mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum. Gerçekten çok mutluyuz ve ikinci yarıda da bunun devamını getireceğimizi söylemek isterim.

Genel bir değerlendirme yapmam gerekirse; 2013 yılı, benim açımdan çok olumlu geçen bir yıldı. 2012 yılı sonları, Fenerbahçe’de kariyerimin başlangıç zamanlarıydı ve birçok problemimiz vardı. 2013 yılı başlarken, yeni bir sayfa açıyor ve pozitif bir başlangıç yapıyor gibi hissettim. Ligin 2. yarısını çok iyi bir şekilde oynadık. Ancak maalesef, ligde Galatasaray’ı yakalayamadık. Öte yandan, UEFA Avrupa Ligi’nde çok iyi maçlar çıkardık. Finale ulaşamadık ama çok yaklaştık. 2012-2013 sezonunu bence iyi bitirdik. Türkiye Kupası’nı kazandık, aynı zamanda ligin sonunda Galatasaray’ı mağlup etmeyi başardık.

2013-2014 sezonuna ise; takım olarak çok iyi başladık. Yeni bir hoca, yeni yardımcı hocalar ve yeni oyuncularla birbirimize kısa sürede alıştık. Üzüntü verici bir durum da yaşadık: Avrupa Kupaları’nda olamayacaktık. Sonuçta; bu üzüntümüzü de geride bırakmayı bildik ve çok iyi bir şekilde çalışmaya başladık. Başladığımız ilk günden itibaren de çok çalışıyoruz ve her gün kendimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Sonuç olarak da; ligde çok iyi bir performans ortaya koyduğumuzu düşünüyorum.

-2014 yılı için dilek ve beklentilerin nelerdir, peki?

*2014 yılını sabırsızlıkla beklediğimi söylemek istiyorum. Umarım en az 2013 yılı kadar, başarılı bir yıl geçiririz. Dediğim gibi; son 6 ayda çok iyi bir çalışma gösterdik, yüksek tempoda çalıştık. 2014 yılında kendimizi daha da geliştirerek mevcut çalışmamızın daha da üstüne koyarak devam etmek istiyoruz. Benim için önemli olan; bu pozisyonda kalmak değil, her geçen gün iyi bir şekilde çalışmamızı sürdürerek, üzerine katarak gitmek. Hem bireysel anlamda hem de takım olarak, kendimizi her zaman geliştirmeliyiz. Çünkü Fenerbahçe’de bizden beklenenin farkındayız. Büyük bir puan farkı ortaya çıkartmış olabiliriz ama hiçbir şeyin garantisi yoktur. Futbolda bu durum, daha da belirgin ortaya çıkar. Hata yapmamamız gerekiyor ki puan farkı kapanmasın. O yüzden bizim için önemli olan hedefe ulaşmak için daha çok arzulamak ve çalışmak!

"FENERBAHÇE’DE OLMANIN AYRICALIĞINI YAŞIYORUZ"

-Fenerbahçe’deki 2. sezonunun içindesin. Türk futbolu hakkında eğrisiyle doğrusuyla birçok tecrübe yaşadın. Teknik ve taktik disiplinler, antrenman yöntemleri, altyapı, tesisler, tribün kültürü gibi futbolu oluşturan tüm etmenlerini düşünecek olursak; genel anlamda Türk futbolu hakkında gözlemlerini bizimle paylaşır mısın?

*Buraya gelmeden önce, tabii ki Türk futbolu ile ilgili bazı bilgilere sahiptim. Her şeyden önce futbolun çok sevildiği bir ülke olduğunu biliyordum ve Fenerbahçe taraftarının takımlarına ne kadar bağlı olduklarını duymuştum. Ama şaşırdım! Çünkü bildiğimi ve beklediğimi çok çok aşan bir sevgi ile karşılaştım. Taraftarımızın futbola olan sevgisi ve tutkusu, 6 yıllık Liverpool kariyerimin ardından, yeni bir kültüre ve yeni bir futbola adapte olmamı çok kolaylaştırdı. Futbol seviyesi de beni şaşırttı. Lig’de her zaman kazanmaya arzulu takımlar var; bu da yüksek bir mücadele ve rekabet oluşturuyor. Ve tabii ki futbol seviyesini de yükseltiyor. Türk ve yabancı oyuncuların yeteneklerinin ve kalitelerinin birlikteliğiyle ortaya üst düzey bir futbol çıkıyor. İlerleyen yıllarda bu durum daha da gelişecektir.

Tekrar Fenerbahçe’ye dönersek; buraya ilk geldiğimde en çok şaşırdığım şey; antrenman tesisleriydi. Özellikle Fenerbahçe Can Bartu Tesisleri, Liverpool ile kıyaslanabilecek düzeyde. Avrupa’nın en iyi tesislerinden birine sahibiz. Bir futbolcunun ihtiyaç duyacağı her şey mevcut. Kendi odalarımız, kendi özel aşçımız, havuzumuz, fitness odalarımız, toplantı odalarımız var. Resmen, Fenerbahçe’de olmanın ayrıcalığını yaşıyoruz. Bu ortamın bize katkısı çok fazla.

"SEZON SONU TÜM ŞUBELER İÇİN BOL KUPALI OLSUN"

-Türkiye’de olduğun süre boyunca unutamadığın bir anıyı bizimle paylaşır mısın?

*Öncelikle bu ailenin bir parçası olmaktan gerçekten onur duyuyorum. Geçen her an benim için özel ve unutulmaz. Fenerbahçe’ye imza atarken Fenerbahçe tarihine bir katkım olsun istiyordum. Kazanabileceğimiz tüm kupalarda gözüm var. Geçen sezon Avrupa Ligi’nde yarı finale ulaştık, Türkiye Kupası’nı kazandık. Bunları başlangıç olarak görüyorum. Bu sezon şampiyonluk kupasını kaldırırsak ki bu hedef için çok çalışıyoruz, o zaman en güzel anımı fotoğraflamış olacaksınız.

-Fenerbahçe, 9 şubesiyle rakiplerine karşı birçok kulvarda mücadele veren bir spor kulübü. Futbol her ne kadar en popüler branş olsa da bu denli branş zenginliği olan bir kulübün sporcusu olmak herhangi bir farklılık yaşatıyor mu sana?

*Tabii ki çok özel bir duygu. Dünya’da bu kadar değişik branşı olan, bu kadar geniş bir kitleye hitap eden başka bir kulüp yok. Doğrusunu söylemek gerekirse; Fenerbahçe’nin bu kadar fazla şubesi olduğunu bilmiyordum. Futbol ve basketbolu tabii ki duymuştum ama dürüst olacağım bu konuda; ben sadece Barcelona’nın böyle bir kulüp olduğunu düşünüyordum. 9 farklı spor branşına sahip olan bir kulübün üyesi olmak; benim çok fazla gurur duyduğum bir durum. Özellikle bu yıl çok heyecan verici. Takımlarımız kulvarlarında çok başarılı sonuçlar çıkartıyorlar. Sezon sonu tüm şubelerimiz için bol kupalı olsun!

-Elde edilen başarıların altında Kulübümüzün bu sene özellikle üzerinde durduğu "Biz bir aileyiz" bilincinin payı sence nedir?

*En önemlisi "Biz bir aileyiz" demek değil, "bir aile" olduğumuzu hissetmektir bence. Bunu gerçekten hissettiğim için kendimi çok şanslı sayıyorum. Eminim bu hissiyat, Kulübe hizmet eden herkes için de geçerlidir. O fotoğrafta diğer branşlardaki sporcularla ve kulübün tüm çalışanlarıyla bir arada olmak, tabii ki çok özeldi. Aynı zamanda Başkanımızın organize ettiği gala gecesi de bizim için çok özeldi.

"ERSUN YANAL BİZE DOĞRU YOLU GÖSTEREN KİŞİ OLDU"

- Ersun Hoca’nın yönetim tarzını ve takımdan beklediklerini anlatır mısın? Geçen sezona nazaran bu seneki Fenerbahçe’yi farklı kılan etmenler neler sence?

*Fenerbahçe’de çalıştığım her iki Türk hoca da çok yetenekli ve işlerinde çok başarılı insanlar. Kendilerine ait tarzlara sahipler. Türkiye’nin en yetenekli iki hocasıyla çalıştığım için kendimi çok şanslı ve mutlu hissediyorum. Fakat Ersun Yanal’a çok büyük bir saygım var. Fenerbahçe Spor Kulübü’ne gelmek, kolay bir şey değil. Özellikle beklentiler bu kadar yüksekken hiç kolay değil. Türkiye’deki herkes, Fenerbahçe taraftarları, onun hemen performans göstermesini istiyor. Kısa bir zamanda takımı hazırlama ve bu seviyeye getirme şekli, onunla gurur duyulması gereken bir durum. Aynı zamanda biz oyuncular olarak da böyle bir hocaya sahip olmaktan ve bizi bu kadar kısa bir sürede hazırlayabildiğinden dolayı hocamızla gurur duymalıyız. Herkes şunu kolaylıkla görebilir; bu takımın çok yüksek bir kapasitesi var. Ersun Yanal da bize doğru yolu gösteren kişi oldu.

-Maçlardan önce kendini nasıl motive edersin?

*Maçlardan önce kendimi mutlaka kazanmaya motive ederim. Futbola bakış açım da böyledir; her maçı kazanmak isterim, kazanmak için çalışırım, kazanan olmayı severim. Beni Kuyt yapan ne varsa Hocamın direktifleri doğrultusunda sahaya koyarım. Takıma faydalı olmak ve kazanmayı arzulamak futbolu bana sevdiren baş öğeler. Türk halkı beni kucakladı

-Türk mili takımı, Hollanda ile yaptığı maçı kaybederek 2014 Dünya Kupası play off şansını kaybetti ve kupaya veda etti. Bu maçtan sonra neler hissettin?

*Türk halkının Dünya Kupası’na katılmayı ne kadar istediğini biliyordum. Bu nedenle çok özel bir karşılaşmaydı. Benim için çok tuhaf hislerin yaşandığı bir maç oldu. Ben ülkem adına işimi yapmaya gayret gösterdim. Türk halkı ne kadar üzülse de, karşılaşmadan sonra bana saygı gösterdiler, beni anladılar çünkü bir oyuncu olarak nasıl bir karaktere sahip olduğumu biliyorlar. Bana gösterilen bu saygı ve anlayış inanın beni çok mutlu etti!

-Peki Brezilya’da bu yaz gerçekleşecek Dünya Kupası’nda Hollanda için neler öngörüyorsun? Takımda Kupa’ya katılacak diğer yabancı futbolcularımızın hedefleri ne yönde?

*Dünya Kupası, futbolun en büyük turnuvalarından biri. Bu tür bir etkinlikte ülkeniz adına mücadele etmek çok özel bir duygu. Sonuçta şu anda bir şeyler öngörmek zor. Tabii ki Brezilya ve Almanya gibi favori takımlar var. Daha önce de belirttiğim gibi vücudunuzda var olan her şeyi ortaya koymalısınız ki, en iyisini yapabilseniz. Düşüncemiz bu yönde olacak. Yetenekli bir takımımız var. Aynı zamanda genç ve tecrübeli oyunculardan kurulu. Umarım bu karışım bizi başarıya götürecek. Dünya Kupası’nda oynayacak, diğer Fenerbahçeli oyunculara da başarılar diliyorum. Portekiz; Raul, Bruno ve tabii ki Ronaldo ile heyecan verici bir takım. Webo’nun görev alacağı Kamerun takımının bulunduğu grup, çok zor bir grup. Fakat futbolda her şey mümkün. Umarım Yobo da Nijerya milli takımında olur. Yobo ve Emenike’yle birlikte onlara da iyi şanslar diliyorum.

"TÜM BEKLENTİLERİMDEN ÜST BİR NOKTADAYIM"

-Futbola başladığın dönemde kurduğun hayallerle bugün geldiğin nokta ne kadar örtüşüyor?

*İlk kez bebekken topa dokundum ve daha sonra o toptan kopamadım. Hayatımın bir parçası oldu. Futbolla uyanıyorum ve yatağa futbolla gidiyorum. Sadece çok sevdiğim için. Sonuçta çok uzun vadeli beklentilere girmedim. Her zaman bir adım daha öteye gitmeyi düşündüm. Hollanda’da "Hızlı Çocuklar" manasına gelen Quick Boys adında amatör bir takımda oynadım. Olabildiğimin en iyisi olmaya çalıştım. 17 yaşında profesyonel futbolcu olma şansını yakaladım. Ve bu şansı elime aldığımda her gün daha iyisi olmaya gayret gösterdim. Ve şu anda buradayım. Bu, tüm beklentilerimden üst bir noktada. Hayatta bir şeyi çok fazla istiyorsanız, onu yapmayı mutlaka denemelisiniz. Hedefe ulaşamasak bile elimizden geleni yaptığımızı bilmek bile bizi tatmin etmeli. Benim mantalitem böyle.

-Ailenle Christmas’ı nasıl geçirdin?

*Christmas için ailemi davet ettim. Yaklaşık 20 kişilik bir grup Türkiye’ye geldi. Ailemle, kız kardeşimle, annemle olmak benim için bir gelenek. Ve benim için yılın en özel anlarından biri oldu. Türkiye’de Christmas’ı kutlamak özel bir şey. Aynı zamanda şunu da belirtmek istiyorum; biz Türkiye’deki hayatımızdan keyif alıyoruz. Hem futbol oyuncusu olarak; hem aile olarak.

"BENİM İÇİN İDEAL BİR GÜN, BİR GÜN ÖNCE FENERBAHÇE İLE MAÇI KAZANMIŞ OLMAKLA BAŞLAR"

-Eşin ve çocuklarınla mükemmel bir günü bizim için tanımlar mısın? O gün nerede ve nasıl vakit geçiriyor olurdunuz?

*Benim için ideal bir gün, bir gün önce Fenerbahçe ile maçı kazanmış olmakla başlar her şeyden önce... Hava güzelse, ailemle birlikte evimin bahçesinde, havuzda veya boğazda bir teknede olabiliriz. Bu esnada güzel Türk yemeklerinin tadını çıkartıyoruz da olabiliriz.

-Çocuklarının İstanbul’a adaptasyonları nasıl? Nerede okuyorlar? Hangi sporu seviyorlar? Fenerbahçe Spor
Okulları’nda halen futbola devam ediyorlar mı?

*İlk geldiğimizde, tabii ki çocuklarım zor zamanlar geçirdi. Çocuklar için 6 yıl bir ülkede yaşadıktan sonra orayı terk etmek kolay değildi. Farklı kültür ve farklı dili olan bir ülkeye gitmek hiç kolay değil. Ancak kulüp gerçekten bize çok yardımcı oldu. Onlar için uluslararası bir okul bulduk. Oğullarım futbola Cumartesi - Pazar günleri Fenerbahçe Futbol Okulu’nda devam ediyorlar. Gerçekten büyük keyif alıyorlar. Bunun dışında yüzmeyi seviyorlar. Kızım dans etmeyi ve yüzmeyi çok seviyor. Buraya geldikten 6 ay gibi bir süre sonrasında keyif almaya başladılar ve İstanbul’a uyum sağladılar. Bu uyumu hem aile olmamızın sayesinde hem de Fenerbahçe ailemizin sayesinde gerçek kıldık.

- Hollanda’da kendi adına kurduğun bir vakıfla zihinsel ve fiziksel engeli olan sporculara yardım ediyorsun. Bu vakıf ne zamandır hizmet veriyor; ne gibi organizasyonlar düzenleniyor; vakfın vizyon ve hedeflerini aktarır mısın?

*Futbolun daha doğrusu sporun içinde yaşamayı gerçekten çok seviyorum. Futboldan belli bir gelir elde edebildikten sonra da, insanlara daha fazla destek olmak istedim. Feyenoord kariyerimin sonlarına geldiğimde ise bu amaçla bir dernek kurduk. İlk başta daha farklı bir destek yöntemimiz vardı. Sonraları tek bir alanda en iyi desteği vermek istedik ve engelli arkadaşlarımızın sportif etkinliklerde sadece seyirci kalmamaları adına çalışmalar yürütmeye başladık. Spor yapmak büyük bir keyif ve benim aldığım keyfi onlar da yaşayarak hissetmeli.

-Son olarak taraftarlarımız için mesajını alabilir miyiz?

*2013 yılında bize müthiş destek veren taraftarlarımıza teşekkür ediyorum. 2014 yılında da bizi aynı şekilde destekleyeceklerine ve şampiyonluk yolunda en büyük gücümüz olacaklarına inancım büyük. Mutlu yıllar Fenerbahçe!

DİRK KUYT İLE KISA KISA

-Attığın en güzel gol hangi maçtaydı?

*Kariyerim boyunca attığım her gol benim için sevinç kaynağı oldu. Aralarında seçim yapmak zor olsa da; 2006-2007 sezonunda Şampiyonlar Ligi finalinde Liverpool olarak yenilsek de, Milan’a karşı attığım golü söyleyebilirim.

-En sevdiğin bilgisayar oyunu? *Call of Duty Ghosts ve FIFA 2014.

-En sevdiğin müzisyen?

*Her türlü müziği dinlerim aslında ama kafa dağıtmak için Rihanna tercih ediyorum.

-En sevdiğin sinema filmi? *Gladyatör benim hayatımda gördüğüm en iyi filmdir.

-İstanbul sana ne ifade ediyor?

*Türkiye’yi çok seviyorum. İstanbul da gerçekten çok kozmopolit ve harika bir şehir. Diğer şehirler e çok güzeldir mutlaka ama İstanbul 1 numara!

-Yurtdışında en sevdiğin şehir hangisi? *İstanbul’dan sonra Londra.

-En sevdiğin Türk yemeği?

*Türk mutfak tarihi, çok eskilere dayandığından dolayı inanılmaz zengin. Yemek ve tatlıları gördükçe ailecek kendimizden geçebiliyoruz. Ailemle en çok tercih ettiklerimiz arasında kebap ve balık geliyor.

-En sevdiğin Hollanda yemeği nedir?

*Benim babam balıkçıydı, ben balıkçının oğlu olarak büyüdüm. Balıkla yapılan her yemek favorimdir. Sabah balığa çıkıldığında yakalanan o taze balıklarla yapılan yemeklerin tadı bambaşka olur!
CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×