"Subaylık hayali yarım kalanlar"

- Maltepe Askeri Lisesinden mezuniyetine birkaç hafta kala atılan Kılınç ve askeri liseyi bitirmesine rağmen Kara Harp Okulu intibak eğitiminde maruz kaldığı işkencelere dayanamayıp subaylık hayalini gerçekleştiremeyen arkadaşı Açıkgöz, FETÖ mensubu komutanlarının baskılarını anlattı - Kılınç: - "Tabur uyurken ben ve bazı arkadaşlarımı gece kaldırıp eğitim adı altında pentatlonda işkence yapıyorlardı. Eğitim saatlerce sürüyordu. Yemek saatlerinden hemen önce bitiyordu ama biz yemek yiyemez, su içemez hale gelmiştik. Ziyarete gelen ailelerimizle çeşitli bahaneler üreterek görüştürmüyorlardı" - Açıkgöz: - "Tüm baskılara rağmen okuldan mezun olmayı başardım ancak bizi mimleyenler Kara Harp Okulu hazırlıklarını yapmışlar. İntibak Kampı'nda şok mangalarında karşılaştığım işkencelere dayanamayıp, askerlik mesleğinden ayrılmak zorunda kaldım"

11 Ağustos 2016 Perşembe 11:19

İZMİR (AA) - ŞAFAK YEL - Maltepe Askeri Lisesinden mezuniyetine birkaç hafta kala atılan ve askeri liseyi bitirmesine rağmen Kara Harp Okulu intibak eğitiminde maruz kaldığı işkencelere dayanamayıp ayrılan Onur Kılınç ve arkadaşı Emre Açıkgöz, subaylık hayalinden vazgeçmelerine neden olan FETÖ mensubu komutanlarının baskılarını anlattı.

Maltepe Askeri Lisesinde mezuniyetine birkaç hafta kala okuldan atılan Onur Kılınç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, askerliğin çocukluk hayali olduğunu ve bu hayalinin peşinden koşarak 2008 yılında Maltepe Askeri Lisesini kazandığını, büyük bir mutlulukla kaydını yaptırarak okula başladığını belirtti.

Okulunda ilk üç yıl sorun yaşamadan başarılı bir şekilde eğitimini sürdürdüğünü, fakat 4. sınıfın özellikle mezuniyete yaklaşılan son döneminde karşısına bazı subayların baskı ve akıl almaz uygulamalarının çıktığını anlatan Kılınç, bu olayların başlama noktasının ise okulda giydiği üzerinde Atatürk resmi olan tişört olduğunu, bundan sonra kendisine ve grup arkadaşlarına olan tavrın net şekilde değiştiğini savundu.

Baskıyı gerçekleştiren subayların FETÖ'cü olduğunu, bazı öğrencilere opsiyonel davranılırken, kendilerinden görmediklerine ise yoğun bir baskı oluşturduklarını dile getiren Onur Kılınç, gece gündüz demeden çeşitli bahanelerle kendisine ceza verildiğini, eğitim adı altında işkenceyi andıran uygulamalara maruz kaldıklarını söyleyerek, şöyle konuştu:

"Atatürk tişörtüyle geldiğim bir gün sınıf subayım konsere gittiğimi ve sakal traşı olmadığımı söyleyerek disiplin puanımı kırmaya çalıştı. Oysa ben iki saat önce traş olmuştum ve konsere de gitmemiştim. Gece koğuş nöbetim sırasında çeşitli bahanelerle bana cezalar verildi. Daha sonra kendi himayelerinde bulunan yaklaşık 30 kadar öğrenciye bizim için çeşitli iftiralar attırdılar. Mezuniyete az bir süre kaldığı için bu zulümlerin biteceği düşüncesiyle katlanmaya çalıştık ama her geçen gün arttığı için dayanılmaz bir hal aldı."

Sınıf subayının, bir gün kendisini çağırarak, halen mahkemede görülen "Maltepe Askeri Lisesindeki dizi davasıyla (Game Of Thrones) ilgili cinsel istismara uğradığını, bu nedenle psikolojisinin bozulduğunu ve öğretmen subayların bunu art niyetle izlettiğini" yazan bir kağıdı önüne koyduklarını ifade eden Kılınç, "Önüme koydukları kağıdı imzalamamı ve Game Of Thrones Davası'nda şahitlik yapmamı istediler. Ben bu iftira kağıdını imzalamayacağımı söyleyince, "psikolojiniz bozulmadıysa biz bozarız, bu odadan imza atmadan çıkamazsın" dediler. Çok ince bir çizgide olduğumuzu ya söylediklerini yapmamı ya da okuldan atılacağımı söyleyerek tehdit ettiler. Ben de kabul etmeden odadan ayrıldım.'' diye konuştu.

Yakın arkadaş grubuyla çete olmakla suçlandıklarını belirten Kılınç, üzerlerine artan baskıları şöyle anlattı:

"Tabur uyurken ben ve bazı arkadaşlarımı gece kaldırıp eğitim adı altında pentatlonda işkence yapıyorlardı. Eğitim saatlerce sürüyordu. Yemek saatlerinden hemen önce bitiyordu ama biz yemek yiyemez, su içemez hale gelmiştik. Ziyarete gelen ailelerimizle çeşitli bahaneler üreterek görüştürmüyorlardı. Ailelerimiz bu duruma üzülüyor, okuldan gözyaşlarıyla ayrılıyorlardı.

Yaşadığımız durumu o dönemin okul komutanı olan, 15 Temmuz sonrası tutuklanan Abdülkerim Ünlü'ye anlatmak için harekete geçtik, şikayet kutusuna isimsiz mektup bıraktım. Mektupta '200 kişi başladığımız dönemde 176 öğrenci kaldık. Bu ayrılan kişilerin kendi istekleri doğrultusunda ayrılmadıklarını belirterek yapılan işkenceleri anlattım. Burası Mustafa Kemal'in okulu ve ben Atatürk tişörtüyle geldiğim için arkadaşlarımdan ayrı muameleye tutuluyorum. Burası Nazi Kampı mı?' ifadelerine yer verdim. Ama bu mektubu benim yazdığımı, FETÖ'cü subaylar kısa sürede belirledi ve 'Nazi' benzetmesi nedeniyle disiplin kuruluna sevk edildim."

Mezuniyetine birkaç hafta kala, 8 Mart 2012 tarihinde "disiplin kurulu kararıyla" okuldan atıldığını, hukuk süreci başlatarak yürütmeyi durdurma kararı aldırdığını ve okula tekrar döndüğünü anlatan Kılınç, hak etmesine rağmen mezuniyet törenine dahil edilmediğini, daha sonra ise yürütmeyi durdurma kararına karşı açılan davanın da aleyhine sonuçlandığını ve okuldan uzaklaştırıldığı için Harp Okulu'na gidemediğini söyledi.

Askeri okula dönmek için hukuk mücadelesini sürdürdüğünü ancak karşısındaki FETÖ duvarını aşamadığını belirten Kılınç, "Açtığım davalara bakan hakimlerden bile FETÖ operasyonunda gözaltına alınıp tutuklandı. Bizim devlet büyüklerinden tek isteğimiz, bizim hakkımız yenilerek, gözyaşları içinde ayrıldığımız üniformalarımıza tekrar kavuşturulmamız, onurlu bir şekilde itibarımızın iade edilmesi. Biz askerliği çok seviyoruz, TSK bugün çağırsa geri dönmek için hiç düşünmeyiz." dedi.

- "Atatürk düşmanlığıyla suçladılar"

Kılınç ile sınıf arkadaşı olan, askeri liseden mezun olmayı başaran Emre Açıkgöz (22) de aynı grubun harp okulundaki uygulamaları nedeniyle ayrılmak zorunda kaldığını ve Dokuz Eylül Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde eğitimini sürdürdüğünü anlattı.

Askeri lisede her sene teşekkür belgesiyle geçtiğini, son yılında çeşitli iftiralar, baskılarla mücadele ettiğini fakat askeriyede kalma azminden vazgeçmediğini dile getiren Açıkgöz, şöyle konuştu:

"Yaşamım boyunca Atatürk ilkelerini benimsedim fakat örgüt yanlısı askerler tarafından Atatürk'e hakaret etiğim iftirasıyla suçlandım. Tarih dersinde Atatürk düşmanlığı yaptığımı söyleyerek savunmamı aldılar. Oysa tarih dersine giren öğretmenimize bile sormadılar. Beş arkadaşımla beni çete kurmakla suçladılar.

Okuldan ayrıldığım için ailem 30 bin lira tazminat ödemek zorunda kaldı. Çok zor günler geçirdik. Kardeşim de bu durumdan etkilendi. Bu sıkıntıları FETÖ'ye mensup kişiler yaşattı, artık adaletin tecelli edeceğine inanıyoruz. Okullardaki FETÖ'cü öğretmenler ve öğrenciler tasviye ediliyor. Bize haklarımızın geri verileceğine inanıyoruz.''

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×