Genetik Analiz Laboratuvarı hizmete başladı

- Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Gümüş: - "Kanser sağlıkta en çok uğraştığımız hastalık alanı. Türkiye'de yılda 100 binin üzerinde insan bu sorun nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu projelerle ailesel kanserlerin önceden tespit edilebilmesi amaçlanıyor" - GLAB Proje Yöneticisi Doç. Dr. Doğanay: - "GLAB, kanser mutasyonlarını tarayarak sağlıklı bireylerde kanser gelişme riskini önceden belirleyebiliyor"

Genetik Analiz Laboratuvarı hizmete başladı

İSTANBUL (AA) - Kanser riski taşıyan bireylerin önceden tespit edilerek hastalıkla mücadelede etkin bir yaklaşım ortaya konulması amacıyla hayata geçirilen "Bireye Özgü Ailesel Kanser Sendromlarını Taramaya Yönelik İleri Düzey Genetik Analiz Laboratuvarı" (GLAB) hizmet vermeye başladı.

İstanbul Kalkınma Ajansının desteği, Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile İstanbul Teknik Üniversitesinin iş birliğiyle gerçekleştirilen projeyle, ailesel kanser mutasyonlarının yeni nesil teknolojilerle taranması yoluyla genetik geçişli kanser tespit edilerek, bu yönde teşhis ve tedavi olanaklarının geliştirilmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Gümüş, projenin tanıtım toplantısında, kanserin sağlıkta en çok uğraştıkları hastalık alanı olduğunu, Türkiye'de yılda 100 binin üzerinde insanın bu sorun nedeniyle hayatını kaybettiğini belirterek, "Bu projelerle ailesel kanserlerin önceden tespit edilebilmesi amaçlanıyor." dedi.

Gümüş, Türkiye'de her yıl 18 bin meme kanseri vakasının tespit edildiğini dile getirerek, kanserin sürekli araştırılması gereken bir alanı oluşturduğunu vurguladı.

Her geçen gün minimal invaziv yöntemlerle sorunu tanımanın çok önemli olduğuna işaret eden Gümüş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu konuda tüm merkezlerin, Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda bizlerin, bu işleri yapması gerekiyor. Sağlık Bakanlığı olarak 2015'te yapmış olduğumuz iki tane önemli kuruluş var. Biri Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB), diğeri de Sağlık Bilimleri Üniversitesi. Sağlık Bakanlığı bilimsel aktiviteleri koordine edecek mekanizmayı kurmuştur. Tabii ki buradan beklentilerimiz var. Artık Sağlık Bakanlığı, tabii ki sağlığı düzenliyor ama sağlıkla ilgili sorunların da altyapılarını ve bunların giderilmesiyle ilgili çalışmaları yapacak durumdadır. Hastaları tedavi ediyoruz ama bizim araştırmalarla yeni ilaçları, yeni keşifleri de bulmamız gerekiyor."

Bunla ilgili TÜSEB'in aşı, cihaz üretimi gibi konularda da çalışmalar yapacağını aktaran Gümüş, cihazların Türkiye'de imal edilmesi şartıyla uzun dönem alım garantisi verilerek üretim yapan firmalarla görüştüklerini ifade etti.

Gümüş, projenin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, bu anlamda sorunların çözülebildiği, yeni gelişmelerin sağlanabildiği ortamlar oluşturmak için çalışmaya devam ettiklerini sözlerine ekledi.

- "Ne kadar çok çalışıp, üretirsek bir daha 15 Temmuzlar yaşanmaz"

Anadolu Kuzey Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Doç. Dr. Kemal Memişoğlu, birlik olarak bu projenin üçüncü dış kaynaklı çalışma olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Biz bünyesinde 8 eğitim ve araştırmanın olduğu, sadece hizmeti değil, aynı zamanda Türkiye'nin gelecekteki yapılanmasının örnek olduğu bir birliğiz. O nedenle sadece hizmeti değil, bilimselliği, önderlik ve çalışkanlığı da gösterme sorumluluğu taşıyarak bu projeleri hep destekledik. Çünkü Türkiye'nin 2023 yılında 20-25 milyar dolar bandında bir sağlık turizmi hedefi var. Türkiye'nin bağımlılık denen bence kimyasal saldırı olan bir tehlikeyle karşı karşıya olduğu bir durum var. Gençlerimizi korumamız gerekiyor. Üçüncüsü de sadece Türkiye'de değil, dünyada hastalıkların nasıl ve nedenlerinin tam olarak anlaşılması için sağlığı kaybetmeden hastaları tespit edip, riskleri azaltmak için genetik biliminin ne kadar önemli olduğunu bilerek bu projeye başladık. Biliyorsunuz 15 Temmuz'da ülkemiz çok acı bir gün yaşadı. Bu toplumun, halkın özverisiyle, sokaklara gidip vatan hainlerinin devleti ele geçirmesini engellemesiyle bir badire atlattık. Bu bize, özellikle yöneticilere, bilim adamlarına ve politikacılara daha büyük bir sorumluluk veriyor. Çünkü biz ne kadar çok çalışırsak, ne kadar bir araya gelip bu tür işler yaparsak, ülke teknoloji, bilim üretirse bir daha 15 Temmuzlar yaşanmaz."

- "Bireye özgü tıp uygulayabilecek bir yapı haline dönüşmek istiyoruz"

Genomik laboratuvar GLAB'a ilişkin ilişkin bilgi veren Proje Yöneticisi Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Kliniği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Levent Doğanay da çalışmanın hedef kitlesinin öncelikli olarak meme ve kalın barsak kanseri hastalarının aileleri olduğunu dile getirdi.

Ailesel kanser sendromlarının incelenebildiği laboratuvarı, kendi verisini kendisinin değerlendirebildiği bir yapıya dönüştürmeye çalıştıklarını aktaran Doğanay, devam projelerini sürdürdüklerini aktardı.

Doğanay, bu çalışmalardan çıkacak sonuçlarla ilaç geliştirilmesi, tanısal yaklaşımlar başta olmak üzere tüm perspektiflerle bireye özgü tıbbı uygulayabilecek bir yapı haline dönüşmek istediklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Meme kanseri kadınlarda görülen en sık kanser, kolon kanseri ise kadın ve erkeklerde en sık görülen üçüncü kanser türü. Bu iki kanserin bir özelliği de bazı ailelerde bu kanserlerin sıklığının artmış olması. Meme ve kolon kanseri hastalarının yaklaşık yüzde 10'unda ailesel kanser sendromları mevcut. Böyle olunca ailesinde kanser olan kişiler sağlıklı çocuklarında, kardeşlerinde ve diğer akrabalarında da kanser gelişme riskini merak etmekte ve önceden önlem alınıp alınamayacağını sorgulamaktadırlar. Konvansiyonel yöntemlerle bu kanser mutasyonlarını taramanın güçlükleri mevcut. İnsan genom projesi sonrası gelişen gen dizleme yöntemleri bu mutasyonların taranmasını ve hatasız saptanmasını sağlamakta. Yani GLAB, kanser mutasyonlarını tarayarak sağlıklı bireylerde kanser gelişme riskini önceden belirleyebiliyor."

Kanserlere erken tanı konamamasının hem yaşam süresini kısalttığını hem daha yoğun kemoterapiler gerektirmesi nedeniyle tedavi maliyetlerini arttırdığını dile getiren Doğanay, proje sayesinde kansere yakalanma şansızlığı yüksek olan bireylerin önceden tespit edileceği için özel takip programlarına alınacağını ve bu kişilerde kanser gelişmesinin önüne geçilebileceğini kaydetti.


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×