FETÖ'nün Atatürk Havalimanını işgal girişimi davası

- 95'i tutuklu 159 sanığın üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanmasına devam edildi - Halkın üzerine ateş açtığı iddia edilen tutuklu sanık Muhammed Ömer Saldamlı: - "Başçavuş Aslan Özkan emriyle havaya 4-5 el ateş ettim. Amacım halk arasında mahsur kalmış arkadaşlarımı kurtarmaktı. Ateş ederken yere yatanlar oldu. Bu nedenle halkın üzerine ateş ettiğimi iddia edenler olmuş" - Duruşma ertelendi

FETÖ'nün Atatürk Havalimanını işgal girişimi davası
17 Mayıs 2018 Perşembe 18:52

İSTANBUL (AA) - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminde Atatürk Havalimanının işgal girişiminde bulunulması ve burada çıkan olaylarda 2 kişinin şehit edilmesine ilişkin 95'i tutuklu 159 sanığın üçer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle yargılanmasına sanık savunmalarıyla devam edildi.

İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri'deki Alibey Spor Salonunda yapılan duruşmada savunma yapan tutuklu sanıklardan sözleşmeli uzman çavuş Mertcan Karacan, olay günü öğle saatlerinde atış talimi yaptıklarını, atıştan döndükten sonra ise kayıp olduğu iddia edilen bir silah nedeniyle silah sayımı yaptıklarını anlattı.

Silah sayımının ardından garajlar bölgesine gittiklerini kaydeden sanık Karacan, “Mesainin bitip bitmediğini öğrenmeye çalışırken yarbay Kadir Yıldız ile karşılaştık. Bize terör saldırısı olabileceğini, polise desteğe gidebileceğimizi, mesainin cumartesi akşam 17.00’de sona ereceğini bildirdi. Bir süre sonra da 3. Kolordu Komutanlığından terör eylemlerine karşı uyarı mesajı geldi telefonuma. Garajlar bölümüne geri döndüğümüzde ise Atatürk Havalimanına terör saldırısı olacağı, önlem almak için oraya gideceğimizi öğrendik. Saat 21.00’de üsteğmen Kaan Sevinç’in emriyle Topkule kışlasından çıktık. Limana yakın bir yerde durduk." diye konuştu.

Havalimanı girişinde önceden tanımadığı bir subay tarafından yönlendirildiğini söyleyen sanık Karacan, savunmasının devamında, şunları söyledi:

"Subay bize iki motosikletli polisi takip etmemizi emretti. Takip ederek içeri girdik. Aracı park ettik. Araç su akıtıyordu, onunla ilgilendik. Bir süre sonra bu polisler yanımıza geri gelip, birliğin geri döndüğünü, bizim dönüp dönmeyeceğimizi sordular. Araç komutanı asteğmen Seyrani Yıldırım, bölük komutanını aradı. Komutan ZMA ile geldi. Halk toplanmıştı, linç edilmeye başlandık. Askerlerden biri fenalaştı. Özel Harekat Polisi geldi. Yaya olarak oradan çıkamadık. Polislerle konuştuk, ZMA aracıyla birlikte karakola gittik."

Sanık Karacan, iddianemede zırhlı bir aracın sivil aracı ezip kaçtığının belirtildiğini, ancak bu zırhlı aracın kendisinin içinde bulunduğu araç olmadığını savundu.

- "Darbe yaptığımızı söylüyorlardı"

Tutuklu sanıklardan uzman çavuş Mustafa Mucuk ise Atatürk Havalimanında terör saldırısı ihbarı üzerine saat 22.00’de kışladan çıkış yaptıklarını, yol kenarında bir tank gördüklerini, bunun üzerine bölük komutanı Hakan Aydemir tarafından, tankın güvenliğini almakla görevlendirildiğini iddia ederek, şöyle devam etti:

"Askerlerle tankın başında kaldık. Emniyetini aldık. Askerleri silah kullanmamaları, fevri hareketlerde bulunmamaları konusunda uyardım. Yol kavşağında vatandaşlar toplandı. Darbe yaptığımızı söylüyorlardı. Ne olduğunu anlamadım, sinir krizi geçirdim. 'Bu işte bir terslik var' diye söylenmeye başladım. Bölük komutanını arayıp durumu bildirdim. Kendi bulunduğu yerin de karışık olduğunu söyledi. Kimseden emir almadan kendiliğimden geri dönüş kararı aldım. Askerleri araca bindirdim. Halk bizi taşlamaya başladı. Bir asker bayıldı. Mahsur kalmıştık. Askerler fenalaştı, araçtan çıktılar. Aracın içinde tek başıma kaldım ama kullanmayı bilmiyordum. Hakan Aydemir’i tekrar arayıp durumum hakkında bilgi verdim. Polisler gelene kadar beklememi söyledi. Polisler gelince de teslim oldum."

- "Arı kovanına çomak sokar gibi bizi halkın içine attılar"

İddianameye göre darbe girişiminde Atatürk Havalimanında vatandaşların üzerine ateş ettiği ve bazı sanıklar ve müştekiler tarafından da teşhis edildiği belirtilen tutuklu sanık Muhammed Ömer Saldamlı da savunmasında Hava Harp Okulunda spor faaliyetlerinden sorumlu sözleşmeli er olarak görev yaptığını anlattı.

Saldamlı, "Havalimanında başçavuş Aslan Özkan emriyle havaya 4-5 el ateş ettim. Amacım halk arasında mahsur kalmış arkadaşlarımı kurtarmaktı. Ateş ederken yere yatanlar oldu. Bu nedenle halkın üzerine ateş ettiğimi iddia edenler olmuş. Herkesi belli bir yoldan geri döndürürken biz halkın içinde kaldık. Arı kovanına çomak sokar gibi bizi halkın içine attılar. Olaydan ertesi sabah ise silahımı teslim ettim." diye konuştu.

Binbaşı İsa Öztürk’ün kendisinin sicil amirlerinden biri olduğunu belirten sanık Saldamlı, şunları söyledi:

"Ben 15 Temmuz gecesi arkadaşımla dinleniyor, televizyon izliyordum. İsa binbaşı yanımıza geldi. '‘Sizin burada ne işiniz var? Siz burayı hak ediyor musunuz? Destek Bölük Komutanlığına gidin' diye bize tepki gösterdi. O gece de 'yanımdan ayrılma' diye defalarca emir verdi. Bunun üzerine destek bölüğüyle havalimanına gittim. Benim orada o anki psikolojiyle yaptığım şey arkadaşlarımı kurtarmaktı. Hedef gözeterek ateş etmedim. Havaya sıktım. Arkadaşlarımın bütün suçu üstüme yıkmalarını anlamıyorum. Hiçbirine bir kötülük yapmadım. Neden benim hakkımda böyle ifadeler verdiler bilmiyorum ama ben kışlada sivil gezerdim. Oraya ilk giden sözleşmeli erlerden biriydim. Silah taşımazdım. Destek grupla işim olmazdı."

Duruşmaya 21 Mayıs Pazartesi günü sanık savunmalarının alınmasıyla devam edilecek.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×