ANALİZ - Trump baltayı taşa vurdu

- Demokrat Parti kurultayında konuşma yaparak ABD için savaşırken Irak’ta ölen oğullarından söz eden Pakistan göçmeni aileyi eleştiren ve aşağılayan Cumhuriyetçi aday Trump, kendi partisine mensup kimi senatörler dahil geniş bir kesim tarafından tepkiyle karşılandı - Bir seçim tartışması sınırını aşarak, göçmenlik, kadın hakları ve Müslümanlarla ilişkiler gibi ABD toplumundaki ciddi fay hatlarını kapsayacak ölçüde genişleyen tartışmalar, Trump'ın adaylık yarışını zora soktu

ANALİZ - Trump baltayı taşa vurdu

İSTANBUL (AA) - FATİH OKUMUŞ - Geçen hafta Philadelphia’daki Demokrat Parti kurultayında bir konuşma yaparak Amerika için savaşırken Irak’ta ölen oğullarından söz eden Pakistan göçmeni aileyi eleştiren ve aşağılayan Donald Trump, kendi partisine mensup kimi senatörler dahil pek çok kişinin tepkisini çekti. Vatanperverlik, savaş gazilerinin statüsü, Müslüman fobisi, kadın hakları gibi birçok konuyu da kapsamına alan tartışma, bir seçim kavgasının boyutlarını çoktan aşarak hızla milli bir mesele halini alma istidadı gösteriyor. Trump’ın kendi partisinden de sert tepkiler alması, seçim sonuçlarını olumsuz etkileme potansiyeli taşıyor.

Müslüman aileyle Cumhuriyetçi başkan adayı arasındaki polemik, hafta boyunca basın ve sosyal medya üzerinden devam etti. Nihayet Başkan Barack Obama da tartışmaya katılarak “Artık yeter deme vakti” geldi dedi ve bu olayın, cumhuriyetçi adayın başkan olmak için hazır olmadığının göstergesi olduğunu söyledi.

- Hızıroğlu Kaptan Hümayun Han

Hızır-Gazâle Han çifti, iki oğluyla birlikte1978’de Pakistan’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti. Oğullarından biri, Hümayun Han, Amerikan donanmasında görevli olarak Irak harekatına katılmıştı. Irak’ın Bakube şehrinde, nöbette olduğu sırada, yemek molasındaki askerlere bomba yüklü araçla girişilen intihar saldırısını durdurmayı başararak, kendi ölümü pahasına yüzlerce askerin hayatını kurtarmıştı. 2004’te Amerika için savaşırken 27 yaşında ölen Kaptan Hümayun Han’ın babası Hızır Han ve annesi Gazâle Han, geçtiğimiz hafta Demokrat Parti kurultayına katıldı.

Kurultayda elinde anayasa kitapçığı olduğu halde konuşan Hızır Han, Trump’ın “Geçici olarak Müslümanların ülkeye girişini yasaklama” önerisini eleştirerek milyarderin bu ülke için hiçbir şeyi ve hiç kimseyi feda etmediğini, dolayısıyla “Bu güzel ülkeye başkan olmayı hak etmediğini” savundu. Cumhuriyetçi adayın anayasayı okumadığını iddia eden Han, Trump’ı Müslümanlar, diğer azınlıklar, kadınlar, yargıçlar ve Cumhuriyetçi liderler dahil herkese saygısızlık etmekle suçladı. Han’ın konuşması sırasında kimi senatörlerin göz yaşlarını tutamadığı gözlendi.

Buna mukabil cumhuriyetçi aday Trump, Twitter hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, sahnede eşinin yanında durduğu halde Gazâle Han’ın hiç konuşmamış olmasını diline dolayarak, bir Müslüman kadın olarak belki de konuşma iznine sahip olmadığını söyledi. Gazale Han’ın inancı nedeniyle sessiz kaldığını iddia eden Trump, kendisini eleştiren Hızır Han’ın Amerika’ya girişinin yasaklanmasını önerdi.

Gazâle Han ise “Kurultayda oğlunun fotoğrafı dev ekrana yansıtılınca duygulandığını ve konuşamayacak hale geldiğini, ancak orada bulunuşuyla Amerika’nın ve bütün dünyanın kendi acısını hissettiğini” söylemekle yetindi.

- Hızır Han: “Trump’ın ruhu karanlık”

Basın ve zaman zaman sosyal medya üzerinden devam eden tartışmada “Trump’ın ruhu karanlık” diyen Hızır Han, bu kişinin Cumhuriyetçi Parti’nin çöküşüne neden olabileceğini öne sürdü. Trump ise yine Twitter hesabında şunları yazdı: “Beni şahsen tanımayan Hızır Han, Demokrat Parti kurultayında bana karşı düşmanca sözler sarf etti ve şimdi de televizyon kanallarında aynı şeyi yapmaya devam ediyor. Harika!” Aynı zamanda bir televizyon kanalına mülakat veren Donald Trump “Amerika için kendisinin yaptığı fedakarlıkların Kaptan Hümayun Han’ın canını feda etmesiyle mukayese edilebileceğini, kendisinin ülke için çok çalıştığını, on binlerce kişiye iş verdiğini, büyük binalar inşa ettiğini, büyük işler yaptığını” belirtti.

- Trump’a Cumhuriyetçi tepkiler

Cumhuriyetçi Parti içinden de güçlü tepkilerin yükselmesi, Trump’ın bu kez baltayı taşa vurduğunu gösteriyor. Trump’ın kampanyasına aktif olarak katılmasa da destek veren, 2008 seçimlerindeki Cumhuriyetçi başkan adayı John McCain “Bay Trump’ın beyanatlarına ne kadar muhalif olduğumu ifade etmekten acizim” dedi. Kendisi de 1960’larda Vietnam’da savaş esiri olan Arizona senatörü McCain, yayınladığı uzun açıklamada “Umarım ki Amerikalılar, bu görüşlerin Cumhuriyetçi Parti’yi, parti görevlilerini ve adaylarını temsil etmediğini anlayabilirler” ifadesini kullandıktan sonra Hızır ve Gazale Han çiftine şöyle seslendi: “Amerika’ya göç ettiğiniz için size teşekkür ediyorum. Sayenizde Amerika daha iyi bir ülke ve haklısınız, oğlunuz Amerika’nın en kıymetli bir parçası. Onun fedakarlığı bizi daha yüksek bir millet yapıyor. Oğlunuz asla unutulmayacak.”

Trump, kampanyasının ilk aylarında da senatör McCain üzerinden savaş gazileriyle ilgili bir tartışmanın odağı olmuştu. McCain hakkında “O savaşta esir düştüğü için kahraman sayıldı. Ben esir düşmeyenleri severim” dediği için gazilerin tepkisini çekmiş, bilahare bu imajını düzeltmek için, gaziler yararına düzenlenen bağış etkinliklerine katılmak zorunda kalmıştı. Mayıs ayında katıldığı böyle bir etkinlikte yaptığı konuşmada ise kaçak göçmenlerin gazilerden daha iyi muamele gördüğünü iddia etmişti. Kimi sosyal vaatleriyle ve hayır etkinliklerinde yaptığı bağışlarla gazilerin ve emekli askerlerin ilgisini çekmiş görünen Cumhuriyetçi başkan adayı Donald Trump bu son krizle, birçok kesimin yanında, gazilerin de desteğini büyük ölçüde yitirmiş gözüküyor.

Hızır Han’ın “Ayrımcı, kutuplaştırıcı, kin ve nefret tohumları ekici” olarak nitelendirdiği üslubunu ısrarla devam ettiren Trump, yine savaş gazileriyle giriştiği bu son polemik yüzünden, kendi partisinden de blok halinde oy kaçırabilir. Kimi Cumhuriyetçi seçmenler Demokrat adaya oy vermeseler dahi, Trump’a da oy vermeyerek partilerini cezalandırabilirler. Cumhuriyetçiler arasından, açıkça Demokrat aday Hillary Clinton’a oy vereceğini ilan edenler de çıkmaya başladı. Cumhuriyetçi senatör Richard Hanna, partisinin adayı Donald Trump’un “Partiyi temsil ve ülkeyi yönetme kabiliyeti olmadığı” gerekçesiyle Ekim’de Clinton’a oy vereceğini bir internet sayfasında yazdı.

- Ateşle oynuyor!

Donald Trump’ın seçim kampanyasının bidayetinde televizyonda tartıştığı bir kişiye söylediği meşhur bir cümlesi vardı: “Sen marjinalsin. Sen üç kez marjinalsin. Hem göçmen, hem siyahi, hem de Müslümansın!” Cumhuriyetçi aday bu kez de hem göçmen, hem Müslüman, hem savaşta ülkesi için çocuğunu feda etmiş bir aileyle çatışarak, Amerikan toplumundaki önemli bir fay hattını daha çatlatmış oldu. Tam da bu sebeple, yani kriz artık bir seçim salvosu olmaktan çıkıp milli bir meseleye dönüştüğü için, Birleşik Devletler’in başkanı Obama “yeter!” dedi.

Trump ve Han ailesi krizi, bir göçmen ülkesi olan ABD toplumu açısından, hassas birçok katmanı aynı anda uyarmış oldu. “Amerika’yı yeniden büyük yapmak!” gibi afaki bir sloganla yola çıkan Cumhuriyetçi aday, toplumun hassasiyetlerini kaşıyarak kutuplaşmaya yol açıyor, insanları taraf olmaya zorluyor ve bu karşıtlıklar da kaldıraç etkisiyle oylarını artırmasına sebep oluyor. Kutuplaştırma, siyaset tarihinde bilinen, Amerikan yakın tarihinde Bush, İsrail’de ise Netanyahu tarafından “başarıyla” uygulanan bir yöntem. Ancak “Bir şey haddini aşarsa zıddına inkılap eder” fehvasınca, keskin kutuplaştırmalar toplumu bölmeye, iç savaşa ve dış müdahalelere açık hale de getirebiliyor.

Belki Demokrat Parti de, Hızır Han’ın konuşmasının ve Cumhuriyetçi adayın bu konuşmaya verdiği tepkinin, Amerikan toplumunun din, göçmenlik, kadın, savaş, gazilik gibi konular etrafındaki derin görüş ayrılıklarını ortaya çıkaracağını öngörememişti. Bu durumda Obama’nın bir Demokrat lider olarak değil, tüm toplumun Başkan’ı sıfatıyla devlet adına krize müdahil olduğunu düşünebiliriz.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×