Almanya'daki ırkçı saldırılar

- Uluslararası Af Örgütü Almanya Şubesi Genel Sekreteri Çalışkan: - "Almanya’da ırkçı motivasyonu olan saldırıların sayısı bugün ülkenin tarihinde olmadığı kadar yüksek" - "Devlet, insanları ırkçı saldırılara karşı mantıklı şekilde koruyacak durumda değil. Almanya böylelikle BM, AB ve Alman hukukundan doğan insan hakları görevini göremezden geliyor"

Almanya'daki ırkçı saldırılar

BERLİN (AA) - Uluslararası Af Örgütü Almanya Şubesi Genel Sekreteri Selmin Çalışkan, Almanya’nın ülkede yaşayan göçmenleri ırkçı saldırlar karşısında tam koruyamadığını söyledi.

Çalışkan, başkent Berlin’de Uluslararası Af Örgütü’nün İngiltere Ofisi’nden Marco Perolini’nin "Güvensizlikte yaşamak: Almanya, ırkçı şiddetin kurbanlarını nasıl yarı yolda bırakıyor" adlı çalışmasını tanıttı.

Alman kurumlarına güveninin sarsıldığı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütünün ortaya çıkışının 5. yılına girildiğini anımsatan Çalışkan, Perolini’nin yaptığı çalışmanın NSU cinayetlerinde yaşanan başarısızlıktan Alman güvenlik kurumlarının ders çıkarıp çıkarmadığını ortaya koyduğunu belirtti.

Alman devletinin ırkçı saldırıların kurbanlarını yarı yolda bıraktığını ifade eden Çalışkan, "Almanya’da ırkçı motivasyonu olan saldırıların sayısı bugün ülkenin tarihinde olmadığı kadar yüksek. Devlet, insanları ırkçı saldırılara karşı mantıklı şekilde koruyacak durumda değil. Almanya böylelikle Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve Alman hukukundan doğan insan hakları görevini göremezden geliyor." dedi.

Çalışkan, Almanya’da, bir taraftan sığınmacılara iyi davranan ve onlara yardımcı olan insanların bulunduğunu, diğer taraftan ise sığınmacılara ve onların kaldığı yerlere saldıran, sığınmacıların Almanya’ya ait olmadığını söyleyen kişilerin yaşadığını söyledi.

- "Irkçı saldırılar 16 kat arttı"

Almanya İçişleri Bakanlığının raporuna göre geçen yıl ülkede sığınmacı yurtlarına karşı bin 31 ırkçı saldırının gerçekleştiğine dikkati çeken Çalışkan, söz konusu saldırıların 2013’e göre 16 kat arttığını dile getirdi.

Çalışkan, Federal Kriminal Dairesinin de sadece 2016’ın ilk çeyreğinde sığınmacı yurtlarına 345 saldırının gerçekleştirildiğini açıkladığına işaret etti.

İçişleri Bakanlığının sığınmacı yurtlarını ırkçı saldırılardan koruyacak bir konsept geliştirmesini talep eden Çalışkan, devletin insanları ayrımcılıktan ve ırkçı şiddetten daha iyi koruması gerektiğini kaydetti.

"NSU cinayetleri gösteriyor ki ırkçılık öldürür." diyen Çalışkan, daha fazla kişi hayatını kaybetmeden Alman hükümetinin öncelikli politikasının ırkçılıkla mücadele olması gerektiğini vurguladı.

NSU cinayetlerine ilişkin Alman Federal Meclisinde yeni bir araştırma komisyonunun kurulmasının memnuniyet verici olduğunu ifade eden Çalışkan, ancak söz konusu araştırma komisyonun güvenlik kurumlarının başarısızlıkları konusunda araştırma yapmamasını üzücü olarak nitelendirdi.

- "Endişe verici"

Perolini de Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde nefret suçlarının arttığının tespit edildiğini belirterek, bu gelişmeyi endişe verici olarak gördüğünü kaydetti.

Fransa’daki terör saldırılarının ardından Müslümanlara yönelik İslamofobi içeren saldırıların da arttığının görüldüğünü ifade eden Perolini, "Bu suçların sayısı yılda 10 tane de olsa, güvenlik kurumları bu konuda harekete geçmezse, bu insan hakları sorunu olur." dedi.

Perolini, Alman makamlarının nefret suçlarının soruşturmasında başarısız kaldığını, bunun da "kurumsal ırkçılık"tan kaynaklandığını düşündüklerini söyledi.

Kurumsal ırkçılık kavramıyla polislerin veya yargı yetkililerinin açık şekilde ırkçı olduklarını ya da azınlıklara karşı bilerek ayrımcılık yaptıklarını söylemediklerini vurgulayan Perolini, kurumsal ırkçılığın daha çok yabancılara karşı bilinçsizce takınılan tavırlar ve ön yargılardan kaynaklandığını dile getirdi.

Bunun örneğinin NSU cinayetlerinde görüldüğüne dikkati çeken Perolini, NSU cinayetlerinin soruşturmasında polisteki kurumsal ırkçılık sorunu nedeniyle ailelerin suçlandığını, cinayetlerin ırkçı motivasyonla yapıldığının görülmediğini anımsattı.

Perolini, NSU cinayetlerinin ortaya çıkmasının üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen Alman makamlarındaki bu tavrın devam ettiğini, bunun örneklerinin çalışmada yer aldığını kaydetti.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×