Adalet Bakanı Gül'den düzensiz göç ve terörizme karşı iş birliği çağrısı

- Bakan Gül: - "Düzensiz göç ve terörle mücadele konusunda tüm ülkelerin iş birliği yapması gerektiğini ifade etmek isterim" - "15 Temmuz’da Pensilvanya’da yaşayan elebaşlarının talimatıyla FETÖ silahlı terör örgütü tarafından tüm demokratik kurumlarımıza darbe girişiminde bulunulmasına rağmen terörle mücadelemizi, uluslararası yükümlülüklerle uyumlu, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü esas alarak sürdürmekteyiz"

Adalet Bakanı Gül'den düzensiz göç ve terörizme karşı iş birliği çağrısı
12 Nisan 2018 Perşembe 16:14

KOPENHAG (AA) – Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, düzensiz göç ve terörle mücadele konusunda tüm ülkelere iş birliği çağrısında bulundu.

Gül, Avrupa Konseyi ülkelerinin adalet bakanlarının katıldığı, "İnsan Hakları Sözleşmesinin Reformu Yüksek Düzeyli Konferansı"nda konuşma yaptı. Gül, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin demokratik güvenlik kavramının hayat bulması için kurulmuş Avrupa Konseyi sisteminin en önemli güvencelerinden biri olduğunu söyledi.

Mahkemenin işleyişinde karşılaşılan sorunların büyük bir bölümünü mahkeme dışındaki dinamiklerin oluşturduğunu ifade eden Gül, "Bugün reform ihtiyacını doğuran dinamiklere baktığımızda, bunların önemli bir bölümünün geniş Avrupa coğrafyasında vuku bulan siyasi ve ekonomik gelişmelerden bağımsız olmadığı görülmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Gül, Türkiye’nin bir yandan düzensiz göçleri engelleyerek 4 milyonu aşkın göçmene kucak açtığını diğer yandan da başta FETÖ, DEAŞ, PKK/PYD/YPG, DHKP-C başta olmak üzere birden fazla terör örgütüyle mücadele ettiğini vurguladı. Adalet Bakanı, "Düzensiz göç ve terörle mücadele konusunda tüm ülkelerin işbirliği yapması gerektiğini ifade etmek isterim." dedi.

Eski ve yeni nesil terör faaliyetlerinden kaynaklanan güvenlik endişeleri ve düzensiz göçün yarattığı dinamikler ile insan haklarının korunması arasındaki dengenin, devletler açısından yeni zorluklar ortaya çıkardığına dikkati çeken Gül, "Devletlerin bu alandaki çabaları, mahkemenin reformunu gündeme getiren dinamiklerin gerisinde yatan ana nedeni teşkil etmektedir." ifadesini kullandı.

Sözleşme sistemine göre taraf devletlerin kendi insan hakları sorunlarını temel ilkelerden ayrılmadan ulusal düzeyde çözmelerine öncelik verildiğini anımsatan Gül, "Türkiye ikincillik ilkesi kapsamında şimdiye kadar üzerine düşen gerekli her türlü sorumluluğu yerine getirmiştir." şeklinde konuştu.

Türkiye’nin bu reform iradesini zorlu süreçlerde dahi kararlılıkla gösterdiğine işaret eden Gül, şunları söyledi:

“15 Temmuz’da Pensilvanya’da yaşayan elebaşlarının talimatıyla FETÖ silahlı terör örgütü tarafından tüm demokratik kurumlarımıza darbe girişiminde bulunulmasına rağmen terörle mücadelemizi, uluslararası yükümlülüklerle uyumlu, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü esas alarak sürdürmekteyiz. Bu kapsamda Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonunu kurmak suretiyle kanun hükmünde kararnameyle hakkında işlem tesis edilenlere itiraz imkanı getirdik. AİHM de 30 binin üzerinde başvuruyu yeni iç hukuk yolunun tüketilmesi amacıyla Komisyona yönlendirmiştir. Türkiye, sınırları içerisinde bulunan herkesin hak ve özgürlüklerini, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükleri çerçevesinde öncelikle iç hukukta korumaktadır."

İkincillik ilkesinin diğer boyutunun mahkeme kararlarının etkin bir şekilde icra edilmesi olduğunu belirten Gül, "Bununla birlikte Bakanlar Komitesi de kararların icrasını denetlerken tarafsız olmalı ve siyasi değerlendirmelerden kaçınmalıdır. Mahkeme kararlarının kapsamı yorum yoluyla genişletilmemeli, devletlerin takdir hakkına saygı duyulmalıdır." şeklinde konuştu.

Türk hükümetinin başta Genel Sekreter Thorbjorn Jagland başta olmak üzere Avrupa Konseyinin tüm mekanizmalarıyla yakın iş birliğini sürdürdüğünü dile getiren Gül, hakim seçim sürecinin her aşamasının eşit, şeffaf ve tutarlı bir şekilde yürütülmesini önemsediklerinin altını çizdi.

Gül, "Bu itibarla, gerek danışma panelinin gerekse de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin yapacağı değerlendirmede, ülkelerin iç hukuk düzenlemelerine ve tercihlerine saygı gösterilmesi gerektiği düşüncesindeyim." dedi.

Reform sürecinin, insan hak ve özgürlüklerinin korunmasında olduğu gibi bütünsel ve tutarlı bir yaklaşım gerektirdiğini ifade eden Gül, "Siyasi çıkar ve kaygıların hukuk ilke ve standartlarının önüne geçmesi, birlikte kurduğumuz sistemin tarafsız görünümünü kaybetmesine ve varlık nedeninin ortadan kalkmasına neden olabilir." değerlendirmede bulundu.



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×