Adalet Bakanı Bozdağ: (3)

- "Türkiye'de en güçlü liderin siyasal ömrü bile başkanlık sistemi olsa 10 yıl. 10 yıldan sonra yeni bir lider gelir. Neden? Sistem onu zorunlu kılıyor, değişimi zorunlu kılıyor. Kaybedenin siyasetten kaybolduğu bir sistem" - "Kaybedenlerin hiçbirisi başkanlık sistemini istemez. Neden? Çünkü eğer başkanlık sistemi olsa Sayın Kılıçdaroğlu'nun şimdiye adını bile Türkiye unuturdu. Eğer başkanlık sistemi olsa Sayın Bahçeli'nin adını herkes unuturdu" - "Başkanlık sisteminin başarısı benim kanaatim dar bölge seçim sistemiyle beraber olursa iyi olur. O zaman milletvekilleri her bölgeden bir tane çıkacaktır, yasal çoğunlukla seçilecektir ya da en çok oyu alan seçilecektir. Dolayısıyla her yerden bir vekil çıktığında genel başkanlar kimi yazarsa yazsın halkın sevmediği birinin oradan çıkıp Meclis'e gelme imkanı yok"

Adalet Bakanı Bozdağ: (3)

ANKARA (AA) - Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Türkiye'de en güçlü liderin siyasal ömrü bile başkanlık sistemi olsa 10 yıl. 10 yıldan sonra yeni bir lider gelir. Neden? Sistem onu zorunlu kılıyor, değişimi zorunlu kılıyor. Kaybedenin, siyasetten kaybolduğu bir sistem." dedi.

Bozdağ, dün Hakimevi'nde yüksek yargı muhabirleriyle bir araya geldiği iftarın ardından yaptığı açıklamada, dileklerinin yeni anayasa konusunun karara bağlanması olduğunu söyledi.

Parlamentoda bir uzlaşmanın olmadığına dikkati çeken Bozdağ, AK Parti'nin yeni anayasa konusunda çalışmalarını yürüttüğünü ve çalışmanın tamamlanmasıyla kamuoyunda paylaşılıp TBMM gündemine geleceğini bildirdi.

Bozdağ, bir gazetecinin başkanlık sistemine ilişkin sorusu üzerine, başkanlık sisteminin Türkiye'nin anayasa gibi değişmez gündemlerinden olduğunu aktardı.

Türkiye'nin başkanlık sistemine geçeceğini ancak ne zaman geçeceğini kimsenin bilmediğini ifade eden Bozdağ, erken geçmesinin Türkiye'nin yararına olacağını belirtti.

Türkiye'de yasama, yürütme ve yargı erklerinin ilişkisinin tartışma konusu olduğunu vurgulayan Bozdağ, herkesin yasama, yürütme ve yargının ayrı olması gerektiğini söylediğine işaret etti.

Etkin bir denetim isteniyorsa yürütmeyle yasamanın birbirinden ayrılması, birbirlerine karşı tam bağımsız hale getirilmesi gerektiğinin altını çizen Bozdağ, o zaman yasamanın da yürütmenin de daha güçlü olacağını belirtti.

Milletvekillerini partilerin genel başkanlarının belirlediğini anımsatan Bozdağ, şöyle devam etti:

"Ama diyelim başkanlık sistemi olsa milletvekillerini kim belirleyecek? Başkanlık sisteminin başarısı benim kanaatim dar bölge seçim sistemiyle beraber olursa iyi olur. O zaman milletvekilleri her bölgeden bir tane çıkacaktır, yasal çoğunlukla seçilecektir ya da en çok oyu alan seçilecektir. Dolayısıyla her yerden bir vekil çıktığında genel başkanlar kimi yazarsa yazsın halkın sevmediği birinin oradan çıkıp Meclis'e gelme imkanı yok. Halkın sevdiği, saydığı, değer verdiği birileri aday olacak, halkın dertleriyle dertlenen aday olacak, parlamentoya geldiğinde de bu kişi kime bakacak? Kendine oy verenlere bakacak. Bir yasa geldiğinde 'buna evet mi diyeyim hayır mı diyeyim' derken kendini seçenlere bakacak. Neden? Çünkü parti onu aday koymazsa koymasın, kendini seçenleri memnun ettiği zaman onlar onu bağımsız da pekala seçebilirler. Çünkü o zaman bağımsız seçilmek de daha kolay olacaktır. O açıdan da milletvekilleri partilerin yanında daha güçlü olacaktır, daha cesur olacaktır, daha özgür hareket edecektir, baskıdan uzak olacaktır ve parti disiplini ister istemez gevşeyecektir. Şimdiki gibi katı disiplinli bir parti yapısı da olmayacaktır. Bu mu demokrasiye daha uygun yoksa bugünkü parlamenter sistem mi daha uygun?"

- "Kaybedenin siyasetten kaybolduğu sistem"

Başkanlık sisteminin, değişimi en fazla hayata geçiren sistem olduğunu anlatan Bekir Bozdağ, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Amerika'da 8 seneden fazla başkanlık yapan var mı? Türkiye'de en güçlü liderin siyasal ömrü bile başkanlık sistemi olsa 10 yıl. 10 yıldan sonra yeni bir lider gelir. Neden? Sistem onu zorunlu kılıyor, değişimi zorunlu kılıyor. Kaybedenin siyasetten kaybolduğu bir sistem. Kazananın da en fazla iki defa kazandığı, üçüncüsünün olmadığı sistem. Bu, yenilenmeyi, değişimi, dinamizmi beraberinde getiriyor. O yüzden bakın kaybedenlerin hiçbirisi başkanlık sistemini istemez. Neden? Çünkü eğer başkanlık sistemi olsa Sayın Kılıçdaroğlu'nun şimdiye adını bile Türkiye unuturdu. Eğer başkanlık sistemi olsa Sayın Bahçeli'nin adını herkes unuturdu. Eğer başkanlık sistemi olsa kağıt üstünde bir sürü parti var, bunların bile ismini kimse hatırlamazdı. Niye kaybeden gidiyor. Siz Obama'nın rakiplerini hatırlıyor musunuz? Bush'un rakiplerini hatırlıyor musunuz? Yok, kaybettiler gittiler. Kaybeden gidiyor. Obama da şimdi gidiyor yeni birisi gelecek. Türkiye'de başkanlık sistemi olsaydı değişim halk tarafından yapılırdı, kaybedeni halk göndermiş olurdu. Ama şimdi kaybedenler her seçim yerini daha fazla tahkim ediyor. Neden? Parlamenter sistem kaybedenin kaybettiği sonucu doğurmuyor. Ama başkanlık sisteminin zorunlu sonucudur, oradan bırakıp gidiyor."

Başkanlık sisteminin güçlü lider istediğine, zayıf liderlerin başkanlık sisteminde halk tarafından kabul görmediğine dikkati çeken Bozdağ, zayıf olanların başkanlık sistemini istemediğini belirtti.

Bozdağ, 2014 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçiminde partilerin genel başkanlarının aday olamadığını ve dışarıdan aday gösterdiklerini anımsattı.

Başkanlık sisteminde kutuplaşma ve ayrışmanın olmayacağını anlatan Bozdağ, "Başkanlık sisteminin esasında kutuplaştırıcı değil de toplumu kaynaştırıcı, bütünleştirici, birbirine yaklaştırıcı da bir özelliği var. Ama Türkiye'de maalesef başkanlık sisteminin uğradığı iftiralar çok fazla. Bu sistem tartışılmıyor, tartışılmış olsa, hatta parlamenter sistemle mukayese edilmiş olsa o zaman vatandaşımız bu konuda kararını daha net verecektir. Tartıştırmayarak milletin bu sistemi öğrenmesini istemiyorlar. Ama artık atı alan Üsküdar'ı geçti. Şu anda vatandaş bu sistemi çok iyi öğrendi. İnşallah gelecek ama biz istiyoruz ki biz gözlerimizle görelim geldiğini." diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Amerikan modeli başkanlık sistemini tartışabilecekleri yönündeki açıklamalarının hatırlatılması üzerine Bozdağ, "Sayın Kılıçdaroğlu öyle bir açıklama yaptı, Sayın Başbakan da 'gel konuşalım' dedi. Doğru olan oturup konuşmaları." ifadelerini kullandı.

Kılıçdaroğlu'nun oturmak için bazı ön şartlar öne sürdüğünü ve ilk görüşünden geriye döndüğünü ifade eden Bozdağ, "Keşke sözünde durup, masaya oturup konuşmuş olsaydı. Kemal Bey onu yapsa daha iyi olurdu ama yapmadı." dedi.

Bir gazetecinin "Başkanlık sistemini de içeren bir anayasa değişikliği gerçekleşmeden Seçim Kanunu'nda dar bölge sistemine göre bir değişiklik gerçekleşmesi mümkün mü? Böyle bir çalışmanız var mı?" sorusuna Bozdağ, şu yanıtı verdi:

"2012 eylül ayında sayın Cumhurbaşkanımız bir açıklama yaptı. O zaman bizim parti kongresi vardı. Kongre sürecinde bazı demokratikleşme adımları atılacaktı, bunlarla ilgili açıklamalar yapıldı. Bunlardan biri seçim sistemiyle ilgiliydi. Ne dedi, 'Biz dar bölge seçim sistemine varız, daraltılmış seçim sistemine de varız, mevcut halin devamına da varız, barajın indirilerek mevcut halin korunmasına da varız' dedi. 'Gelin bunları konuşalım, tartışalım' diye o zaman siyasi partilerin hiçbirisi buna olumlu cevap vermedi. Esasında biz seçimle ilgili bu konuyu o zaman gündeme getirdik. Maalesef olumlu cevap olmadığı için tartışılamadı bile, konu kapandı gitti."

Seçim beyannamelerinde ve hükümet programlarında Siyasi Partiler Kanunu ile Seçim Kanunu'nun yeniden yapılmasının bulunduğuna işaret eden Bozdağ, bu konuda kurulan iki komisyonun çalışmalarını sürdürdüğünü ve komisyonların taslak çalışma hazırladığını bildirdi.

"Bu taslakta dar bölge sistemi mi öngörülüyor?" sorusuna Bozdağ, "Şu anda bunlar henüz kararlaştırılmış değil. Taslak bu. Taslakta böyle konular alternatifli olarak duruyor. Bunlar siyasi karar gerektiren konular. Bunu bizim hem parti mekanizmalarında konuşmamız lazım hem de diğer partilerle de bunları Türkiye kamuoyu nezdinde tartışmamız lazım. Şu anda henüz bunlar konuşulmuş, tartışılmış konular değil. Kanun tasarısı haline geldiğinde bu tartışmalar netleşmiş olacaktır. Henüz daha o aşamaya çok var. Şimdiden bu tercihlerden birini söylemek yanlış olur." karşılığını verdi.

- "İflas ertelemede ve Çek Kanunu'nda yeni düzenlemeler gelecek"

Çek senet suçlarında hapis cezasının yeniden gelip gelmeyeceği ve iflas erteleme konusunda yeni bir düzenleme olup olmayacağının sorulması üzerine Bozdağ, "İflas ertelemede bir düzenleme geliyor. Çünkü maalesef çok kötüye kullanılıyor. Şu anda bazı yerlerde, gazetelerde 'iflas erteleme alınır, uzatılır, şu yapılır, bu yapılır' şeklinde ilan veren insanlar çıktı. Maalesef yargıyı da kullanmak suretiyle iflas erteleme usulü ayrı bir dolandırıcılık gibi ortaya çıkıyor. Bunu ortadan kaldırmak, mağduriyetleri önlemek, kötüye kullanıma son vermek için iflas ertelemeyle ilgili hükümlerde çok önemli düzenlemeler geliyor. Ayrıca Çek Kanunu'yla ilgili önemli düzenlemeler geliyor. Çek Kanunu'nda hapis konusu da yeniden tartışılacak." diye konuştu.

Rıza Sarraf'la ilgili ABD'den bilgi, belge talebinin olup olmadığı konusundaki soru üzerine Bozdağ, kendilerinden bu konuda herhangi bir talep olmadığını söyledi.

(Bitti)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×