15 Temmuz'da askeri araçlara geçit vermedi

- FETÖ'nün 15 Temmuz'daki darbe girişimini öğrenmesinin ardından arkadaşlarıyla merkezi noktalara ulaşmaya çalışan 30 yaşındaki Fatih Uçkan, Kenan Evren Kışlası'ndan çıkıp kalkışmaya katılan askeri araçlara engel oldu - Uçkan: - "Askerler, kendilerini komutanların getirdiğini söyledi. Ben de askere, 'Sen bana namus, şeref sözü ver, ben sana yolu açacağım.' dedim. Sonuçta bir Adnan Menderes'i bu millet kaybetti, Recep Tayyip Erdoğan'ı da kaybetmeye göz yummazdı. Sonuçta reisicumhurun gitmesi, ülkenin her şeyinin gitmesi demektir" - "Ondan sonra biz zaten oradaki uzman ve başçavuşlardan söz aldık. Sonra yolu açmaya başladık. Her giden askeri aracın peşine de bir arkadaşımızı gönderdik. Arkadaşlarımız, askerlerin kışlalarına girdiklerini söylediler"

15 Temmuz'da askeri araçlara geçit vermedi

İSTANBUL (AA) - HATİCE ŞENSES - Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe girişimini öğrenmesinin ardından arkadaşlarıyla merkezi noktalara ulaşmaya çalışan 30 yaşındaki Fatih Uçkan, Kenan Evren Kışlası'ndan çıkıp kalkışmaya katılan askeri araçlara geçit vermedi.

Askeri araç konvoyunu, Kartal Köprüsü civarında durdurup, araçların daha merkezi yerlere gitmelerine izin vermeyen grubun içerisinde yer alan Uçkan, AA muhabirine o gece yaşadıklarını anlattı.

Uçkan, arkadaşlarıyla çay içmek için buluştuklarını ancak o sırada bir işi nedeniyle karakola giden tanıdığından darbe girişiminin haberini aldığını söyleyerek, "Arkadaşım beni aradığında 'Askerler karakolu ele almışlar. Polisleri yere yatırıp, kelepçeliyorlar, zor kullanıyorlar.' dedi. Bundan dolayı ben de bir komiser arkadaşımı aradım. Defalarca aramama rağmen bu arkadaşım telefonu açmadı, daha sonra bana dönüş yaptı. Darbe girişiminin olduğunu söyledi." diye konuştu.

Olayı kavramalarının ardından merkezi yerlere gitmek için harekete geçtiklerini anlatan Uçkan, daha sonra E-5 yönüne gittiklerinde askeri araçların konvoy şeklinde ilerlediklerini gördüğünü dile getirdi.

Uçkan, şöyle devam etti:

"Sonra yavaş yavaş olayın farkına varmaya başladık. Askerlerin Boğaziçi Köprüsü'nü, İstanbul'daki belli merkezleri ve ana arterleri kapattıklarını öğrendik. Ondan sonra da biz zaten Kartal Köprüsü'ne ulaştık. Bize en yakın yer orasıydı. Kenan Evren Kışlası'na da yakın diye oraya gittik." ifadelerini kullandı.

- "Uzman çavuşlardan birinin yanına gittim, bana silah doğrulttu"

Uçkan, arkalarında uzman çavuşların bulunduğu konvoyun içinde yaklaşık 5 unimogun bulunduğunu, en önde de içinde bir binbaşı ile iki yüzbaşı olan askeri bir otomobilin yer aldığını söyledi.

Arkadaki diğer askerlerin en öndeki araçtan komuta edildiğini aktaran Uçkan, şöyle devam etti:

"Biz onların yanına gittiğimizde, erlerin hiçbir şeyden haberi yoktu. Bunları 'tatbikat var' diye kandırmışlar. Kandırmışlar belli. Ben de askerlik yaptım, beni de ne tarafa çekseler o tarafa gitmek zorundaydım. 'Tatbikat var' denilip çocukları getirmişler oraya. Daha sonra askerlere, 'Sizin anneniz, babanız da burada. Siz neyin peşindesiniz?' diye sordum. Hiç kimsenin birbirinden haberi yoktu. Sonra askerlerden biri 'Ağabey, bizim komutanlarımız var, onlarla görüşün. Bizim olayla ilgili bir bilgimiz yok. Bize ne derlerse onu yapıyoruz.' dedi. Uzman çavuşlardan birinin yanına gittim, bana silah doğrulttu. Arkadaşlar da videoya çekmişler, daha sonra bana gönderdiler. Uzman çavuş, 'Git buradan, vururum.' gibi şeyler söyledi. Ben de orada 'Beni mi vuracaksın? Vur. Biz bundan sonra asker mi vuralım? Sizin yaptığınız hainliği biz de yapıp sizi mi vuralım?' dediğimde, erler korkudan bir hal olmuşlardı. Erler bir vatandaştan korkuyor, bir emir aldıkları komutanlarından korkuyorlardı. İki arada bir derede kalmışlardı."

- "Askerler kışlaya girene kadar takip ettik"

Fatih Uçkan, daha sonra bir aracın camına vurarak uzman çavuşla konuştuğunu, askerlere "Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz?" şeklinde çıkıştığını aktararak, "Askerler, kendilerini komutanların getirdiğini söyledi. Ben de askere, 'Sen bana namus, şeref sözü ver, ben sana yolu açacağım.' dedim. Sonuçta bir Adnan Menderes'i bu millet kaybetti, Recep Tayyip Erdoğan'ı da kaybetmeye göz yummazdı. Sonuçta reisicumhurun gitmesi, ülkenin her şeyinin gitmesi demektir. Ondan sonra biz zaten oradaki uzman ve başçavuşlardan söz aldık. Sonra yolu açmaya başladık. Her giden askeri aracın peşine de bir arkadaşımızı gönderdik. Arkadaşlarımız, askerlerin kışlalarına girdiklerini söylediler." ifadelerini kullandı.

"Vatanını, milletini satmak bir vazife değildir, bir karaktersizliktir. Ortaya sonradan da çıksa neyin ne olduğu meydana çıktı." diyen Uçkan, askeri araçların oradan ayrılmaları üzerine bir grup halinde Kenan Evren Kışlası'nın önüne gittiklerini söyledi.

Fatih Uçkan, şunları kaydetti:

"Çünkü 'tekrar araç çıkışı olacak' denildi. Belli bir saate kadar orada durduk. Daha sonra da Üsküdar'a geçtik. İstanbul'un her köşesini o gece gezdik ki vatan, millet elden gitmesin diye. Elimizden gelen ne varsa yaptık. Vatan demek namus, şeref, onur demektir. Tabii bu, şeref, onur, namus kavramını bilen insanlar için geçerlidir. Onların da buna çok uzak kaldıklarını düşünüyorum. Zaten Türkiye Cumhuriyeti onlara gerekli cezayı, hak edene de hak ettiği mükafatı verecektir. Biz ne Türkiye Cumhuriyetini, vatanımızı, milletimizi ne de Reisicumhurumuz olan Recep Tayyip Erdoğan'ı, hiçbir zaman yarı yolda bıraktık. Bir darbe değil, üzerine on darbe de olsa canımızla malımızla, anamızla babamızla çocuğumuzla her zaman yanındayız. Bunu hiçbir zaman Reisicumhurumuz unutmasın. Biz vatanımızı seviyoruz, Cumhurbaşkanımızı seviyoruz."



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×