"15 Temmuz Püskürtülen Darbe Girişimi" paneli

- Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özipek: - "Darbecilerin kimliği ya da darbenin en azından başlangıcı itibarıyla bir dini cemaate dayanıyor olması Türkiye'deki laik otoriteryenizmi meşrulaştırmıyor. Tam tersine bize nasıl bir sistemin tesis edilmesi gerektiğini gösteriyor. O da şu; devleti adaletli bir noktada, herkese eşit mesafede tutabilmek, devlet herhangi bir kesimin, grubun, meşrebin, mezhebin devleti olmamalı. Devlet gayrişahsi olmalı ki bütün bunlar yaşanmasın. Devleti ele geçirilecek bir şey olmaktan çıkarmak gerekiyor" - YTÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çaha: - "Cemaat yapısının temel formülü 2Y, 4H'dir. Y'nin bir tanesi 'yalan'dır. Cemaat tamamen yalan üzerine kurulur ve yalanla bireyleri motive eder. İkinci Y, 'yolsuzluk'. 4H de 'hizmet', 'hikmet', 'himmet' ve 'hidayet'. Cemaatin temel motivasyonu budur. Örgütlenme yapısı katı, son derece hiyerarşiktir"


İSTANBUL (AA) - Medipol Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bekir Berat Özipek, "Darbecilerin kimliği ya da darbenin en azından başlangıcı itibarıyla bir dini cemaate dayanıyor olması Türkiye'deki laik otoriteryenizmi meşrulaştırmıyor. Tam tersine bize nasıl bir sistemin tesis edilmesi gerektiğini gösteriyor. O da şu; devleti adaletli bir noktada, herkese eşit mesafede tutabilmek, devlet herhangi bir kesimin, grubun, meşrebin, mezhebin devleti olmamalı. Devlet gayrişahsi olmalı ki bütün bunlar yaşanmasın. Devleti ele geçirilecek bir şey olmaktan çıkarmak gerekiyor." dedi.

Özipek, Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) tarafından düzenlenen "Ulusal ve Uluslararası Boyutlarıyla 15 Temmuz Püskürtülen Darbe Girişimi" konulu paneldeki konuşmasında, darbelerin ekonomi politiğinin, özellikle alt ve orta sınıfların yoksullaşması anlamına geldiğini söyledi.

15 Temmuz darbe girişiminde toplumun sergilediği dayanışmaya işaret eden Özipek, "Dünyanın, özellikle batılı büyük medyanın, Türkiye'deki bazı tarih dışı unsurların marjinal yorumları aslında yaşananın bir şanlı devrim olduğu gerçeğini değiştirmiyor." diye konuştu.

Özipek, darbenin savuşturulması sürecinde yaşananların olumlu bazı sonuçlar meydana getirdiğine değinerek, şöyle devam etti:

"Buradaki yanlış söylem şu: 'Bu darbe dincilerin yaptığı bir şeydir. Meğer laiklik ne kadar değerliymiş, Kemalist sistem çok şeymiş'. Bu yanlış bir yaklaşım çünkü biz tam da bu sistemin bir sorunuyla, ürünüyle karşılaşıyoruz. Yaşadığımız şey tam da böyle bir çarpıklığın ürünü. Eğer din bu kadar uzun süre bastırılmamış olsaydı, insanlar kendi inançlarını gizlemek zorunda kalmasalardı, bir takiye mantığı yerleşmeseydi, toplumun belli kesimleri devletten uzak tutulmamış olsaydı, bunlar yaşanmayacaktı. Eğer bir ülkede insanlar ciddi şekilde sizin çok tuhaf bulduğunuz örgütler, gruplar peşinden gidiyorlarsa, merceği sisteme çevirmeniz gerekir. Eğer bugüne kadar ordunun yapısı çeşitlilik ve çoğulculuk temelinde örgütlenmiş olsaydı, liyakat sistemi uygulansaydı o zaman hiçbir grup orada tek başına ağırlık kazanamayacaktı. Aslında demokrasinin, özgürlüğün da sigortası budur."

Yanlış yöntemin de yaşanlardan sonra "genel bir tasfiye" olduğunu dile getiren Özipek, "Kollektif cezalandırma her dönemde herkes için yanlıştır. Hukukun temel ilkeleri, masumiyet karinesi gözetilmeli. Olayların sıcaklığı içinde insanlar çok öfkeli olabiliyor ama bir bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten saptırmamalı. Mesela 'hainler mezarlığı' gibi tuhaf şeylere girmemek lazım. Bunlara dikkat etmek lazım çünkü bu aileyi cezalandırmaktır zaten." değerlendirmelerinde bulundu.

Özipek, yaşananların yapısal ve taşınamaz hale gelen bir sorunun tezahürü olduğunu görmek ve bunun üzerine bir yapı inşa etmek gerektiğine işaret ederek, "Darbecilerin kimliği ya da darbenin en azından başlangıcı itibarıyla bir dini cemaate dayanıyor olması Türkiye'deki laik otoriteryenizmi meşrulaştırmıyor. Tam tersine bize nasıl bir sistemin tesis edilmesi gerektiğini gösteriyor. O da şu, devleti adaletli bir noktada, herkese eşit mesafede tutabilmek, devlet herhangi bir kesimin, grubun, meşrebin, mezhebin devleti olmamalı. Devlet gayrişahsi olmalı ki bütün bunlar yaşanmasın. Devleti ele geçirilecek bir şey olmaktan çıkarmak gerekiyor." dedi.

- "Kendisini adamış bir cemaat mensubunda acıma, şefkat, merhamet duygusu yoktur"

Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Çaha da cemaatin bir istihbarat ağı olarak çalıştığını, üyelerin temel misyonlardan birinin de elde ettiği her bilgiyi bağlı olduğu ilgili yere ilettiğini ve bilgilerin depolanarak, gerektiği zaman kullanıldığını anlattı.

Cemaat yapılanmasında kişiyi sisteme aşırı şekilde değer vererek aldığını dile getiren Çaha, "Yavaş yavaş sisteme entegre ettiği zaman saldırdığı temel şey 'ben' duygusudur. Fetullah Gülen öğretisinde benlik, bencillik çok kötü kavramlardır. Ben duygusuyla beraber, insanın kişiliği yok olur. Bu birçok cemaatin yaptığı şey, ama bu cemaatte çok aşırı şekilde yapılır. 'Ben' yok edildikten sonra onun yerine cemaatin 'ben'i gelir, Fetullah Gülen'in 'ben'i yerleşir. O 'ben' üzerinden kişi kendisini cemaate adar hale gelir. İnsandaki adalet, merhamet, şefkat duyguları insanın 'ben' duygusuyla ilgilidir. 'Ben'i yok ettiğiniz zaman bunlar da gider. Onun için kendisini tam olarak adamış bir cemaat mensubunda acıma, şefkat, merhamet duygusu yoktur." diye konuştu.

Çaha, cemaat mensuplarının, cemaatin verdiği enformasyon kaynaklarının dışındaki bütün bilgi kaynaklarına kendisini kapattığını ve kişi bilgi kaynaklarından koptuğu için cemaatin dediğinin 'mutlak bilgi' haline geldiğini söyledi.

Cemaat mensuplarının yegane var olma nedenini, "cemaate hizmet" şeklinde açıklayan Çaha, "İstihbarat sağlar, kiminle temastaysa mutlaka onunla ilgili bilgileri cemaate iletir. Cemaatin bir düşmanı varsa onu bertaraf etme misyonuna sahiptir. Herhangi bir mesleği seçmişse genel olarak o mesleği empoze eden cemaattir." dedi.

Çaha, şunları kaydetti:

"Cemaat yapısının temel formülü 2Y, 4H'dir. Y'nin bir tanesi 'yalan'dır. Cemaat tamamen yalan üzerine kurulur ve yalanla bireyleri motive eder. İkinci Y, 'yolsuzluk'. Cemaat selam verdiği herkesten burs alır. Herhalde burs adı altında topladığı yardımları öğrencilere verdiği yüzde 1 yoktur. Çok çok zeki bir öğrenci varsa onun elinden tutar. İndirim yaptığı ya da burs verdiği kişiye de mutlaka bir görev yükler.

4H de, 'hizmet', 'hikmet', 'himmet' ve 'hidayet'. Ne pahasına olursa olsun hizmet edeceksiniz. Her şeyin altında bir hikmet göreceksin, katiyetle yukarıyı sorgulamayacaksınız. Ne pahasına olursa olsun cemaate himmet edeceksiniz ve himmet yapılmasını sağlayacaksınız. Bunun sonunda da hidayete ereceksiniz. Cemaatin temel motivasyonu budur. Örgütlenme yapısı katı, son derece hiyerarşiktir. Cemaat içinde herkes yalnızdır çünkü cemaat içinde yatay ilişki yoktur, hiyerarşik bir ilişki vardır."

- "Halk kara günlere dönmemek için sokağa çıktı"

Panelin moderatörlüğünü yapan KADEM Başkanı Sare Aydın Yılmaz da 15 Temmuz'da halkın, hafızalarındaki darbeye ilişkin kara günlere dönmemek, milli iradeye sahip çıkmak için sokağa indiğini belirtti.

Söz konusu bilincin her geçen gün tekrar etmesi gereken bir süreçte bulunulduğunu ifade eden Yılmaz, FETÖ yapılanmasının girişimlerinin milletin iradesini, anayasal hukuku ve demokrasiyi hedef aldığını söyledi.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×