"15 Temmuz Darbe Girişimi ve Görevlerimiz"

- Kamuoyunda "Eyüp Buluşmaları Platformu" olarak bilinen İslam alimlerinden oluşan topluluk, "15 Temmuz Darbe Girişimi ve Görevlerimiz" başlıklı bir açıklama yayımladı - Açıklamadan: - "Ezilen ve horlanan ümmete bir umut ışığı olan 15 Temmuz ruhunu diri tutup, yeni nesillere benimsetmek için bu ruhu besleyen dini inanç ve değerlerimizi hep birlikte yeniden tahkim etmeliyiz." - "Kamusal alan dahil tüm alanlarda yapılacak görevlendirmelerde ehliyet, liyakat ve emanete riayet esas alınmalı ve her türlü imtiyaz, iltimas ve adam kayırmanın önüne geçilmelidir. 15 Temmuz darbe girişimine ve diğer suçlara karışanların tespitinde adalet ve hakkaniyet esasına tam uyulmalıdır"


İSTANBUL (AA) - Eyüp Buluşmaları Platformu'nca, "Ezilen ve horlanan ümmete bir umut ışığı olan 15 Temmuz ruhunu diri tutup, yeni nesillere benimsetmek için bu ruhu besleyen dini inanç ve değerlerimizi hep birlikte yeniden tahkim etmeliyiz." denildi.

Fatih'teki Reşadiye Otel'de düzenlenen basın toplantısına çok sayıda İslam alimi ile kanaat önderleri katıldı.

Grup adına hazırlanan, "15 Temmuz Darbe Girişimi ve Görevlerimiz" başlıklı açıklamayı Abdullah Yıldız okudu.

Açıklamada, FETÖ'nün darbe girişimi sırasında şehit olanlara rahmet, gazilere de şifa dilenerek, darbe girişiminden sonra belirlenen tespitler ve görevler hakkında bilgi verildi.

Darbe girişiminin, milletin püskürttüğü son haçlı saldırısı olduğu, milletin istiklaline ve istikbaline sahip çıktığı, bundan böyle hiçbir şeyin 15 Temmuz öncesi gibi olmayacağı vurgulanan açıklamada, şunlar aktarıldı:

"15 Temmuz 2016, Çanakkale ruhunun, millet ve ümmet şuurunun yeniden canlandığı bir milattır. Bugün yapılması gereken ise bu imanı diri tutmak, 15 Temmuz ruhunu tahkim etmektir. 15 Temmuz’da, yöneticisi ve yönetileni ile milletimiz, şer güçlere, 'Köle olmayacağız' demiştir. 15 Temmuz 2016 kıyamının ruh kökü, kalkış ve hareket noktası sala, ezan, tekbir ve şehadettir. 15 Temmuz darbe girişiminde, İslam dinini tahrif ederek yeni bir din algısını oluşturmaya çalışan ve bu hususta İslam dışı tüm unsurlardan yardım alan Fethullah Gülen ve Hareketi maşa olarak kullanıldı. Aslında bu FETÖ’cü Paralel çete, aklını, fikrini, iradesini 'kutsal' liderlerine teslim eden mankurtlaştırılmış insanlardan oluşmuştur. Ve bu örgüt, Kur’an-ı Kerim'in yasaklamasına rağmen İslam düşmanı güç odaklarını veli, dost edinmiştir."

- "Halkımızı şefkatle kuşatmalı ve kucaklamalıyız"

Müslüman önderlere ve fikir adamlarına bu süreçte görevler düştüğü belirtilen açıklamada, kenetlenen millete doğru ve dürüst olarak öncülük yapılması gerektiği kaydedildi.

Darbe girişiminden sonra, hiç kimsenin özellikle de davetçi hocaların, 15 Temmuz öncesindeki meşrep, mezhep ayrımlarına, parti çekişmelerine, ideolojik gerilimlere dönülmesine müsaade etmemesi ifade edilerek, "İnsanımızı tekfir, tefrik ve tezyif eden söylem, tavır ve tutumlara asla prim vermemeli, aksine kalpleri telif ve tevhid etmeyi öncelemeliyiz. Halkımızı eleştirmek, suçlamak ve azarlamak yerine, hikmetle ve güzel öğütle Rabbimizin yoluna davet etmeli, hakkı ve hakikati dosdoğru anlatmalıyız. 'Müjdeleyin, nefret ettirmeyin, kolaylaştırın, zorlaştırmayın' hadisini, her zamankinden daha çok bu günlerde ilke edinmeli, halkımızı şefkatle kuşatmalı ve kucaklamalıyız." denildi.

- "Görevlendirmelerde ehliyet, liyakat ve emanete riayet esas alınmalı"

Açıklamada, İslam alimlerinin beklentilerinden de bahsedilerek, şu ifadelere yer verildi:

"Son darbeyi püskürten milletimiz, hala darbe ürünü bir anayasa ile yönetilemez. Acilen halkın dini inanç ve değerlerine, gerçeğine, geleneğine ve hassasiyetlerine uygun bir anayasa yapılmalı ve halkımız dini inanç ve değerlerini dile getirip, ibadetlerini uygulamada tam anlamıyla özgür olmalıdır. Kamusal alan dahil tüm alanlarda yapılacak görevlendirmelerde ehliyet, liyakat ve emanete riayet esas alınmalı ve her türlü imtiyaz, iltimas ve adam kayırmanın önüne geçilmelidir. 15 Temmuz darbe girişimine ve diğer suçlara karışanların tespitinde adalet ve hakkaniyet esasına tam uyulmalıdır. 'Bir toplumdan hoşlanmamanız, sizi adaletten alıkoymasın' ayeti ve Allah Resulü’nün,“Kızım Fatıma da olsa cezasını vermekte tereddüt etmezdim” sözü ilkemiz olmalıdır. Diyanet Teşkilatı ve dini camialar her türlü bid'at ve hurafeleri bertaraf etmek için, Kur’an ve Sünnet merkezli ve 'sevad-ı a'zam' eksenli, sahih ve kuşatıcı bir din anlayışını temsil etmelidir.

Darbe girişimi sürecinde ciddi anlamda yıpranan ve aşınan 'cemaat', 'imam' , 'cihad', 'şeriat' gibi İslami kavramları asli muhteva ve saygınlıklarına yeniden kavuşturmalıyız. İslam’ın evrensel ruhunu ve mesajını zedeleyecek ya da tahrif edecek her türlü 'ulusallaştırıcı', 'muhafazakarlaştırıcı' ve 'modernleştirici' anlayış, yaklaşım ve yönlendirmelere kesin set çekmeliyiz. Müslüman halkımızın kendilerinden büyük görev ve sorumluluklar beklediği İslam alimlerimiz, önümüzdeki yeni sürecin inşasında güçlü ve etkin bir şekilde ve aktif olarak rol almalıdırlar. Ezilen ve horlanan ümmete bir umut ışığı olan 15 Temmuz ruhunu diri tutup, yeni nesillere benimsetmek için bu ruhu besleyen dini inanç ve değerlerimizi hep birlikte yeniden tahkim etmeliyiz."

Açıklanan bildiride, 55 İslam aliminin imzası yer aldı.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×