SÜTAŞ yönetimi sendikayı suçladı

SÜTAŞ, Yönetim Kurulu Başkanı ve eski TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz’ın istifasıyla gündeme gelen Bursa’nın Karacabey ilçesindeki fabrikasında yaşananlara ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada sendikaya ağır suçlamalar yöneltildi.“Sütaş’ta...

SÜTAŞ yönetimi sendikayı suçladı
10 Haziran 2014 Salı 17:53

SÜTAŞ, Yönetim Kurulu Başkanı ve eski TÜSİAD Başkanı Muharrem Yılmaz’ın istifasıyla gündeme gelen Bursa’nın Karacabey ilçesindeki fabrikasında yaşananlara ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada sendikaya ağır suçlamalar yöneltildi.

“Sütaş’ta yetki elde etmeye çalışan bir sendika, bir süredir, bunu, çalışanlarımızı ikna ederek değil, yönetimin üzerinde kamuoyu baskısı kurarak sağlama yolunu seçmiştir. Sendikanın bu çabası, Yönetim Kurulu Başkanımızın aynı zamanda TÜSİAD’da başkanlık görevi ifa etmesi nedeniyle, TÜSİAD’ı yıpratmayı görev edinmiş çevrelerce farkedilerek ‘kullanışlı’ bir zemin olarak değerlendirilmiştir.” ifadeleriyle başlayan yazılı açıklamada şöyle denildi: “Sendikanın servis ettiği asılsız haberler, belli bir basın grubu tarafından, TÜSİAD’la ilişkilendirilerek kamuoyuna sunulmuştur. Bu gelişmeler karşısında, Yönetim Kurulu Başkanımız Muharrem Yılmaz, hem TÜSİAD’ın yıpratılmasına izin vermemek hem de yalan ve saptırma üzerine kurulan bu kampanya ile mücadele edebilmek için, hepimizin gurur duyduğu görevinden; TÜSİAD başkanlığından istifa etmiştir. Ortaya atılan bu maksatlı iddiaların en başında, Sütaş çalışanlarının, sendikalı oldukları için işten çıkarıldıkları iddiası gelmektedir. Bu iddiaları ortaya atanlar, işyerimizde yıllardır örgütlenme çabası içindedirler. Buna rağmen, çalışanlarımızın güvenini kazanamadıkları ve yeterli sayının yakınına dahi ulaşamadıkları anlaşılmaktadır. Belli ki, bunun yarattığı hırçınlıkla, işyerinde ve çalışanlarımızın toplu olarak bulundukları başka mahallerde, baskı, tehdit ve tacize varan yollara sapmışlardır. Yönetimimiz bu gelişmelerden, üretim alanlarında ve servis duraklarında yaşanan olaylar, etik kurulumuza yapılan şikayetler ile çalışanlarımızın ve hatta ailelerinin şirket yönetiminden yardım istemeleri sonucunda haberdar olmuştur. Sendikalı olduğu gerekçesi ile işten çıkarıldığı iddia edilen kişiler, bu olaylara sebep olduğu tespit edilenlerdir. Sütaş’ta sendikalı olduğu gerekçesi ile bir tek kişinin bile işine son verilmemiştir.”

‘SENDİKA İSTİFA BASKISI YAPTI’

Sendikadan istifa etmeleri için çalışanlara baskı yapıldığı ve ellerinden e-devlet şifrelerinin zorla alındığı iddialarının asılsız olduğuna vurgu yapılan açıklamada şunlar dile getirildi: "Bu bir 'yavuz hırsızlık' örneğidir. Çünkü bize çalışanlarımız tarafından iletilen şikâyet, tam tersine, e-devlet şifrelerinin, sendikaya kayıtları yapıldıktan sonra, bir daha istifa edemesinler diye, kendilerinden habersiz olarak değiştirildiği yolundadır. Sütaş yöneticilerinin, çalışanlarımıza baskı uygulaması ve e-devlet şifrelerini toplaması gibi bir olay kesinlikle yaşanmamıştır. Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış, binlerce çalışanı olan ve markasının itibarı ve güvenilirliği en önemli sermayesi olan bir şirketin, bu çağda, böylesine baskıcı bir anlayışla yönetilebileceğini düşünmek bile gerçekçilikten, akılcılıktan uzaktır. Sütaş çalışanları, gerginlik, huzursuzluk, kavga ve kutuplaşma ortamı istememektedir. Böyle bir ortamın, sendikaya üye olmuş çok sayıda çalışanımızın, sendikadan istifasına sebep olduğunu sendika yöneticilerinin çok açık bir şekilde görmüş olmaları gerekir. Birçok çalışanımız sıkıntılarını ve üzüntülerini yöneticilerine aktararak, bu konuda yardım istemişlerdir.”

‘GÜBRE OLAYI YALAN’

Kamuoyunda uzunca süre tartışılan gübre olayının yalan olduğu kaydedilen açıklamanın devamında şu ibareler yer aldı: “Karacabey Fabrikamızın önünde gösteri yapan, sayıları 10-15 kadar olan ve bazıları profesyonel sendika görevlilerinden oluşan grubun üzerine gübre dökülmüş olduğuna dair bir yalan da yayılmaya çalışılmaktadır. Hem de 13 ton gibi akla sığmaz bir miktardan bahsedilmektedir. Birden fazla yalanın bir araya geldiği bu olayın aslı şudur: 25 Mayıs Pazar günü saat 17.00 sularında, rutin olarak yapılan çevre düzenlemesi ve bakım çalışmaları kapsamında ve üretim tesislerinin uzağında, fabrika giriş kavşağında bulunan totem tabelanın altındaki bu mahalde, başta gösteri yapan grup olmak üzere, hiçbir kimse yokken, çim alanların gübrelenmesi işlemi gerçekleşmiştir. Ertesi gün gelen göstericiler, bu alandaki sulama fıskiyesini kırıp su borusunu patlatarak ve bordür taşlarının bir kısmını kırarak, gübreyi suyla birlikte asfalta süpürmüşler, etrafa yayılmasına yol açmışlardır. Aslında, olayı istismar etmek için basına verdikleri fotoğraflar, bu maksatlı eylemin açık delilidir. Üzerimize 'tezek' döküldü iddiası, ne akıllara, ne vicdanlara sığmayacak açık bir provokasyon ve insafsız bir yalandır.”

‘SÜTAŞ İDDİA EDİLEN ANLAYIŞLA YÖNETİLEMEZ’

SÜTAŞ açıklamasının son bölümünde ise şunlar kaydedildi: “Yönetim Kurulu Başkanımız, Türkiye’nin en önemli sivil toplum örgütlerinden birisinin başkanlığını yapmış, her platformda çağdaş demokratik yönetim anlayışını, katılımcı demokrasiyi ve örgütlü toplumu savunmuştur. Sütaş’ın, bu anlayış dışında yönetilmesinin imkanı yoktur. Bugün, Türkiye’nin ilk 500 şirketi sıralamasında 51. sıraya kadar yükselmiş ve ülkemiz ekonomisinin önemli değerlerinden biri haline gelmiş olan şirketimizin başarısı kurumsallaşma yolunda attığı adımlara paralel olarak artmıştır. Bu kurum, sevgi ve saygının hâkim olduğu 4.000 kişilik huzurlu bir aile olarak büyük bir uyum ve yüksek bir performansla yıllardır sektörünün en sevilen, en güvenilen ve lider markası olmanın gururunu yaşamaktadır. Sütaş’ın başarısının sahibi olan çalışanlarımızın memnuniyetini en üst düzeyde tutmak için, bütün sosyal ve ekonomik haklarının, sektörümüzün ve fabrikalarımızın olduğu bölgelerdeki standartların üzerinde olmasına her zaman özen gösterdik. Bunun yanı sıra bize düşen bir görev de, çalışanlarımızın, temsil edilme ve örgütlenme haklarını tamamen kendi hür iradeleri ile kullanmaları için gereken özgür ve huzurlu ortamı, katılımcı yönetim anlayışını daha da iyileştirmek ve geliştirmektir. Bunu yapabilmemiz için öncelikle şirketimizin piyasadaki yerini ve itibarını korumamız, sorumsuz kişilerin başlattığı bu kampanya ve saldırılara kenetlenerek karşı durmamız gerekir.” CİHAN


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×