BES'in büyüklüğü hisse senedi yatırımlarını solladı

- Bireysel Emeklilik Sisteminde katılımcılarının fon büyüklüğü hisse senedi yatırımcılarının portföy büyüklüğünü aştı - Odeabank Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Muratoğlu: - "BES yatırımcısına devlet katkı payının olması, yatırımcılar arasında 'risksiz getiri' gibi algılanıyor. Hem çeşitlilik hem düşük risk algısı hem de BES katkı payının cazibesiyle BES fon büyüklüğü hisse senedi yatırımcıları portföy büyüklüğünden daha yüksek" - "Hisse senedi piyasası çok oynak bir piyasa olduğu için her an paralarını kaybedecekleri endişesi taşıyan yatırımcılar garanti getirili gördükleri BES’e yöneliyor"

BES'in büyüklüğü hisse senedi yatırımlarını solladı

İSTANBUL (AA) - BEKİR GÜRDAMAR/ELİF FERHAN YEŞİLYURT - Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olarak kurulan Bireysel Emeklilik Sisteminde (BES) katılımcılarının fon büyüklüğü, bireysel yatırımcıların hisse senedi yatırımlarının toplamını aştı.

Yeni yıldan itibaren 45 yaş altı için otomatik katılımla zorunlu hale gelecek BES'te 6 milyon 485 bin katılımcının fon büyüklüğü 51 milyar liraya dayanırken, devlet katkısı da 7 milyar lirayı geçti. BES'te 90 milyar liralık tasarruf sağlanması hedefleniyor.

Gerçek kişilerin hisse senedi yatırımlarının toplam portföy değeri ise eylül ayı itibarıyla 46,1 milyar lira seviyesinde bulunuyor. 1 milyon 45 bin 605 yerli gerçek kişinin 46,1 milyar liralık hisse senedi portföyüne karşın, tüzel kişilerin ve fonların hisse senedi portföy değerleri toplamda 190 milyar lirayı aştı.

Konuya ilişkin AA muhabirine değerlendirmede bulunan Odeabank Bireysel Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cem Muratoğlu, BES kapsamında yönetilen fonlara bakıldığında tıpkı yatırım fonlarında olduğu gibi çeşitli fonların yer aldığını anımsatarak, "Bu fonların yapıları incelendiğinde tahvil/bono ve repo taşıyan fonlarının ağırlığı hisse senedi ağırlıklı fonlara göre çok daha fazla." diye konuştu.

Muratoğlu, Türkiye'de risk algısı bakımından görece daha düşük riskli yatırımları tercih eden bir yatırımcı profilinin bulunduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:

"BES yatırımcısına devlet katkı payının olması yatırımcılar arasında 'risksiz getiri' gibi algılanıyor. Hem çeşitlilik hem düşük risk algısı hem de BES katkı payının cazibesiyle BES fon büyüklüğü hisse senedi yatırımcıları portföy büyüklüğünden daha yüksek. Yatırımcılar BES’teki devlet katkısını tıpkı mevduat getirisi gibi kesin bir getiri olarak görüyor. Bu algıdan dolayı da risksiz bir yapı olarak düşünüyor. Hisse senedi piyasası çok oynak bir piyasa olduğu için her an paralarını kaybedecekleri endişesi taşıyan yatırımcılar adeta garanti getirili olarak gördükleri BES’e yöneliyor."

BES katılımcılarının, hisse senedine ilgilerinin yükselmesi durumunda piyasa derinliğinin yeterli olmaması gibi bir sorunun yaşanıp yaşanmayacağına ilişkin soru üzerine Muratoğlu, hisse senedine olan ilginin artmasının zaman içerisinde gerçekleşecek bir durum olduğuna inandığını, bu nedenle böyle bir sorunla ilk etapta karşılaşılmayacağını düşündüğünü söyledi.

Muratoğlu, "Yeni ve büyük halka arzların gelmesi katılımcıların hisse senedine ilgisini artırır mı?" şeklindeki soruya ise "Halka arz edilecek olan şirketin geleceğine dair duyulan güvenle ilgili bir durum olduğunu düşünüyorum. Ama hali hazırda bulunan hisse yatırımcı kitlesini çok da büyük oranlarda değiştireceğine inanmadığım için kısa vadeli bir ilgi olabileceğini tahmin ediyorum." yanıtını verdi.


- "BES'e girenler fon seçiminden habersiz"


Ata Portföy Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Gerz ise Türkiye’de bireysel emeklilik fonlarının toplam değerinin 58 milyar liraya ulaştığını belirterek, bunun 7 milyar lirasının devlet katkısından geldiğini, BES’te hesabı olan 6,5 milyon katılımcının bugüne kadar yaklaşık 42 milyar lira katkı payı biriktirdiğini söyledi.

Bunun yaklaşık 600 milyon lirasının komisyon olarak kesildiğini, kalan net 41 milyar liranın ise fonlara yönlendirildiğini ifade eden Gerz, bu fonları yöneten portföy şirketlerinin 9 milyar lira getiri sağladığını ve devlet katkısı hariç fonların değerinin 51 milyar liraya ulaştığını kaydetti.

Gerz, bu fonların yatırımlarına bakıldığında yaklaşık yarısının devlet tahvili, kalan yarısının ise kabaca yüzde 10’arlık dilimler halinde vadeli mevduat, hisse senedi, özel sektör tahvili, dövizli ürünler ve likit ürünlerden oluştuğunu aktararak, şunları dile getirdi:

"Bu dağılım 6,5 milyon kişinin seçtiği fonların ortaya çıkardığı resimdir. Halbuki BES’e giren milyonlarca kişinin fon seçimini kendi yaptıklarından habersiz oldukları yadsınamaz bir gerçek. Aslında bu durum dünyada da çok farklı değil. O nedenle davranışsal finans uygulamaları ile fon seçimi yükünü vatandaşın üstünden alan 'default (standart)' uygulamalar tüm dünyada yaygınlaşıyor. Bizde de otomatik katılım ile 'default' fonlar gündeme geldi.

BES’in ilk 10 yılında faizler küresel nedenler ve Türkiye’nin başarılı bütçe politikalarıyla sürekli geriledi. Bu sayede tahvil ağırlıklı BES fonları oldukça iyi getiriler sağladı. Ama 2013’ten sonra faizler ve döviz kurları dalgalı bir seyirle yükselmeye başlayınca getiriler düştü. BES fonlarında döviz alokasyonu (tahsis) az olduğu için yerli ürünlerdeki eksi getirileri telafi etmek mümkün olmadı."

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×