ABD dini özgürlükler raporunda, Türkiye eksi not aldı

ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu'nun (USCIRF) hazırladığı yıllık raporda, Türkiye’ye önemli eleştiriler yöneltildi. ABD yönetimine tavsiyede bulunmak ve dünyada dini özgürlük şartlarını izlemek amacıyla kurulan USCIRF,...

ABD dini özgürlükler raporunda, Türkiye eksi not aldı

ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu'nun (USCIRF) hazırladığı yıllık raporda, Türkiye’ye önemli eleştiriler yöneltildi. ABD yönetimine tavsiyede bulunmak ve dünyada dini özgürlük şartlarını izlemek amacıyla kurulan USCIRF, “2014 Yıllık Raporu”nu açıkladı. Raporda, dini gruplar için ibadet yerleri, din adamı yetiştirme, dini eğitim gibi konularda Türkiye’ye eleştiriler getiriliyor. 1982 Anayasası’nın, dini özgürlükleri engelleyen hükümet müdahaleleri ve kısıtlamalara yol açtığı ifade ediliyor.

Raporun, “Önemli Bulgular” başlığıyla verilen ilk bölümünde, hükümetin geçen yıllarda azınlık topluluklarının mülkiyet hakları, dini kıyafetler ve eğitim dâhil olmak üzere, dini özgürlüklere ilişkin bazı reformları hayata geçirmiş olmasına rağmen ciddi endişelerin devam ettiği vurgulandı.

Raporun Türkiye ile ilgili tespitlerinde, Türkiye’nin anayasasına göre laik bir devlet olduğuna dikkat çekilerek, çoğunlukta olan Sünni Müslümanlar da dâhil olmak üzere hiçbir dini topluluğun tam yasal statüsünün bulunmadığı ifade edildi. Buna örnek olarak ise devletin tüm dini gruplar için ibadet yerlerine sahip olma, bunların bakımını üstlenme, din adamları yetiştirme ve dini eğitim sağlama haklarının kısıtlanması gösterildi.

İNTERNET ÖZGÜRLÜĞÜ VURGUSU

Son olarak geçen yıl Türkiye’de “demokrasi ve insan haklarına ilişkin genel tablonun önemli ölçüde zarar gördüğü” belirtilen raporda, “İnternet özgürlüğü, özel yaşam ve medya özgürlüğü”ne getirilen yeni kısıtlamaların “Türkiye'de din ve inanç özgürlüğü açısından bazı sorunlara yol açtığı” ifade edildi.

Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu üyeleri geçen yıl şubat ayında Türkiye’yi ziyaret etmiş ve bu ziyarette Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez ve çok sayıda dini toplum temsilcisi, hükümet yetkilileri ve STK’lar ile bir araya gelmişti.

Ulusal kimlik kartlarında dini aidiyet ifadesinin bulunması ve Yahudi karşıtlığı gibi konularda duyulan kaygıların dile getirildiği raporda, bu ziyaretlerde olumlu adımlar atıldığına ilişkin yorumlar alınmasına rağmen, mevcut siyasi iklimde söz konusu adımların kolayca geri alınabileceğine ilişkin endişelerin de olduğu vurgulandı.

AYASOFYA, HIRİSTİYAN TOPLUMUNUN KABULÜNÜN BİR SEMBOLÜDÜR

Dini özgürlükler raporunda, Türkiye’de son zamanlarda çokca gündeme gelen Ayasofya’nın tekrar ibadete açılması tartışmalarının, “bazı toplulukları büyük bir umutsuzluğa” düşürdüğü dile getiriliyor.

Ayasofya’nın 1935’ten beri müze olmasına rağmen geçmişte kilise olduğuna dikkat çekilerek, “Ayasofya, Hıristiyanlık tarihi ile mirasının simgesi olup, Türkiye'deki küçük Hıristiyan topluluklarının toplumca kabul edildiğinin bir sembolüdür.” ifadesine yer veriliyor.

HÜKÜMET YETKİLİLERİNİN VERDİĞİ SÖZLER

Raporda ayrıca hükümet yetkililerinin yeni bir anayasa yapılması ve Heybeliada’nın tekrar ibadete açılması konusunda verdiği sözlerin yerine getirilmediğine dikkat çekiliyor. Başbakan Erdoğan’ın 2011'de yeniden seçilmesinin ardından verdiği “1982 Anayasası'nı ‘bireylere odaklanan ve özgürlüğe bağlı’ bir anayasa ile değiştirme sözü” hatırlatılıyor. Yeni anayasa için oluşturulan meclis komisyonunun, dini özgürlükler dışındaki konularda yaşanan fikir ayrılıkları sebebiyle dağıldığı ifade ediliyor.

Türkiye'de bulunan dini azınlık toplulukların din adamı yetiştirme izni olmadığına vurgu yapılan raporda, “Heybeliada Rum Ortodoks Ruhban Okulu, Başbakan Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Gül tarafından sözler verilmesine ve destekleyici konuşmalar yapılmasına karşın 1971'den bu yana olduğu gibi halen kapalı durmaktadır. Ermeni Ortodoks topluluğu da bir ruhban okuluna sahip değildir.” ifadesi kullanıldı.

Alevi vatandaşların sorunlarına da yer verilen raporda, “Türkiye, Alevilere "toplandıkları yerlerin" (cemevi) yasal olarak ibadethane olduğunu kabul etmemekte, bu statüleri nedeniyle onlara yasal ve finansal destek sağlamamaktadır.” tespitlerine yer verildi.

“FAİZ LOBİSİ” YAHUDİLERİ KASTEDEN ŞİFRELİ BİR DİL

Şubat ayındaki ziyaretlerinde Yahudi toplum temsilcileri ile de bir araya gelen komisyon üyeleri, Yahudi kesiminin çoğunluğunun Türkiye’deki durumlarının, Müslüman olan diğer ülkelere ve Batı Avrupa'nın bazı kısımlarına kıyasla daha iyi olduğu dile getiriliyor.

Türkiye'de Yahudilerin ibadetlerini özgürce yerine getirebildiklerini ve ihtiyaç duyulduğunda hükümet desteği aldıklarını kaydeden rapor, “Buna karşın, toplum ve medyada Yahudi karşıtlığının arttığına ilişkin endişeler mevcuttur. Ek olarak, Başbakan da dâhil olmak üzere hükümetin bazı yetkilileri tarafından ‘faiz lobisi”ne yapılan atıflar bazı muhataplar tarafından Yahudi topluluklarının üyelerini kasteden şifreli bir dil olarak görülmektedir.” ifadesine yer veriyor.

USCIRF, ABD hükümetini, içerisinde Türkiye’nin de bulunduğu Afganistan, Küba, Hindistan, Endonezya, Malezya ve Rusya gibi ülkeleri yakın izlemeye alma çağrısında bulundu. CİHAN

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×