Bir yandan sel baskınları bir yanda kuraklık

Doğu Anadolu'da kuraklık had safhaya ulaştı. Bu nedenle Bingöl ve çevresindeki su kaynakları kurumak üzere. Dereler ve çayların suları çekildi. Öte yandan Şırnak'taki Bazamir Deresi tamamen kurudu

Google Haberlere Abone ol

Dünyanın iklimsel dengesi alt üst olmuş gibi duruyor. Genelde dünyanın birçok ülkesinde özelde Türkiye'de bir yandan ani sağanak yağışlar ve ardından gelen sel baskınları öte yandan aniden kuruyan dereler, çaylar ve çoraklaşan topraklar.

Doğu Karadeniz'de birçok noktada sağanak yağış nedeniyle sel baskınları ve can kayıpları yaşanırken; Doğu Anadolu'nun birçok noktasında kuraklık başgöstermiş durumda. 

Küresel iklim değişikliği ve yağışların azalması nedeniyle oluşan kuraklık, Bingöl ve çevresinde su kaynaklarının yanı sıra tarım ve hayvancılığı da olumsuz etkiliyor. Yapılan araştırmalarda bölgedeki su kaynakları ile akarsu ve göllerin seviyesinde, kuraklık nedeniyle düşüşün yaşandığı tespit edildi.

Keban Barajı'nı besleyen Bingöl'deki Peri ve Göynük çayı ile Solhan ilçesindeki Masala deresindeki su seviyesinde yaklaşık yüzde 60 oranında düşüş olduğu belirtilirken, Kiğı ilçesindeki Özlüce Barajının drone ile çekilen görüntülerinde de su seviyesinin büyük ölçüde azaldığı görülüyor.

Bingöl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kağan Kökten, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bu yıl kuraklık yaşandığını ifade ederek, yağışın azalmasının bitkisel ve hayvansal üretimi etkilediğini söyledi.

Kökten, "Kentte iklim verilerine bakıldığında uzun yıllara göre yağışta yüzde 43-44 azalma söz konusu. Yağışın azalması özellikle tarımsal, hayvansal ve bitki üretimi açısından çok büyük bir risk durumu. Komşu il Diyarbakır'da geçen senelerde dekara 200 kilogram civarında olan mercimek verimi bu yıl 60-70 kilograma kadar düşmüş durumda." dedi.

 "KURAKLIĞA DAYANIKLI TÜRLERİN YETİŞTİRİLMESİNİ TAVSİYE EDİYORUZ."

Bitkisel üretimin azalmasının hem bu ürünlerin hem de hayvansal üretim girdilerinin fiyatında artışına neden olduğuna işaret eden Kökten, çiftçilere salma, sulama yerine yağmurlama ve damlama sulama sistemini önerdiklerini belirtti.

"Kuraklığa dayanıklı türlerin yetiştirilmesini tavsiye ediyoruz." diyen Kökten, bununla ilgili pek çok deneme çalışmalarının bulunduğunu aktardı.

Kökten, "Yüksek lisans, doktora öğrencilerimize bunlarla ilgili tez konuları veriyoruz. Bu sene yüksek lisans dersi belirledik, 'marjinal alanlarda yem bitkileri yetiştiriciliği' olarak. Buradaki en büyük amacımız sulama imkanı olmayan alanların tarıma kazandırılması için kuraklığa dayanıklı tür veya çeşitlerin üzerinde durmak. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Bunları en kısa zamanda tespit ettikten sonra bölgedeki çiftçilerle üretiminin yaygınlaştırılmasını sağlayacağız." diye konuştu.

"BARAJLARIN DOLULUK ORANI YÜZDE 50'NİN ALTINDA"

Bingöl Sürdürülebilir Kalkınma, Çevre Gençlik ve Sivil Toplumu Geliştirme Derneği (BİNÇEVDER) Başkanı Cuma Karaaslan da Bingöl'deki su kaynaklarının Murat, Fırat ve Dicle nehirleri ile İç Anadolu Bölgesi'ndeki bir kısım suları beslediğini söyledi.

Karaaslan kentin kar iklimi hakimiyeti ve orman varlığıyla yer altı suları bakımından oldukça zengin olduğuna işaret ederek, son 3-5 yıldır kentte kuraklığın etkilerinin görüldüğünü aktardı.

İlkbahar döneminin yağışsız geçtiğini kaydeden Karaaslan, şöyle konuştu:

"İklim kaotik bir duruma girince doğanın stresi en başta en kaynağında hissedildi. 57 yaşındayım, Çötele Yaylası'nda yıllardır karın eridiğine şahit olmadım. Bu yıl orada kar yok. Dolayısıyla bu dönem orada dağların tepesinden ormanlık bölgeye kadar olan mera alanlarında hem bitkisel hem de hayvansal bir sürü doku yok olacak. Barajların şu anda doluluk oranı yüzde 50'nin altında. Çabakçur Deresi yaz döneminde 2 metreküp su taşırdı. 'Bingöl Ovası' dediğimiz İnalı bölgesi dahil Çapakçur Deresi'nin sağında ve solunda bulunan bahçelere ait 10-15 bin dekar arazi sulardık yazın. Şimdi burada 20-30 litre civarında su kaldı. Bu da yer altı su kaynaklarının bittiği anlamına geliyor. Mayıs ayından temmuz ayı sonlarına kadar bölgeye hayvan otlatmaya gidilirken, haziran sonundan sonra gidilmedi. Çünkü su yok. Hayvanları tarımsal alanların kenarında, kıyısındaki yaban otlarla beslemeye çalıştılar."

Karaaslan, kurumların çalışmalarında toprak ve suyun ayrı ayrı ele alınması gerektiğine dikkati çekerek, "Yapısal ve mühendislik tedbirleri ya da fiziki bakışlarla suyu ve toprağı koruyamayız. İnsanın tek başına suyu koruması yetmiyor, tıpkı bir üniversite yapısı gibi bununla ilgili araştırmaları, değerlendirmeleri, dönüştürmeyi sağlayacak bütün durumları bu işe katmamız lazım. Bir an önce su yönetiminin ele alınmasını öneriyorum." değerlendirmesinde bulundu.​​​​​​​

ŞIRNAK'TA BAZAMİR DERESİ KURUDU

Şırnak'ın Silopi ilçesinde Cudi Dağı'ndan başlayarak Dicle Nehri ile birleşen Bazamir Deresi yaşanan kuraklık nedeni ile kurudu.

Kaynağı Cudi Dağı'nın Derebaşı bölgesi olan, Esenli ve Yeniköy'den geçerek 20 kilometrenin sonunda Dicle Nehri ile birleşen Bazamir Deresi'nde sıcaklık ve yağış yetersizliği etkisini gösterdi.

Derenin kuruması canlıları da olumsuz etkiledi. Kuruyan deredeki birçok balığın da öldüğü, yengeçlerin de yaşam mücadelesi verdiği görüldü.

Yöredeki vatandaşlardan Metin Baykara, gazetecilere, bu derenin son olarak 30 yıl önce kuruduğuna tanık olunduğunu belirterek bu yıl da sıcaklığın yüksek olması, yağış azlığı nedeniyle derenin kuruduğunu söyledi. Birkaç yıl önce deredeki su seviyesinin çok yüksek olduğuna işaret eden Baykara, "Şimdi kupkuru. Balıkların hepsi ölmüş. Hayvanlar susuzluktan ölmüş." dedi.


 

Yorumlar