Tansiyon neden düşer, tansiyonun düşmesinin nedenleri nelerdir?

Tansiyon neden düşer, tansiyonun düşmesinin nedenleri nelerdir? sorularının yanıtı sık sık tansiyon düşme problemi ile karşı karşıya olanlar tarafından sıkça sorgulanmaktadır.

Google Haberlere Abone ol

Tansiyon düşüklüğü problemi yaşayan vatandaşlar tarafından sıkça merak edilerek araştırılan tansiyon düşüklüğü nedenleri birden çok neden olabilmektedir. Hipotansiyon olarak bilinen düşük tansiyon, birçok sebeple birlikte ortaya çıkabilmektedir.

Genellikle kan basıncı değerlerinin Üst sayı (sistolik) için 90 milimetre cıvanın (mm Hg) veya alt sayı (diyastolik) için 60 mm Hg’ nin, yani 9 / 6 değerinin altında olduğu zaman hipotansiyon yani düşük tanbsiyon ortaya çıkar. Genellikle tansiyon düşüklüğünde baş dönmesi ve göz kararması gibi şikayetler yaşanırken bu durumdan endişe edilmemelidir. Bu her zaman büyük bir soruna işaret etmez.

Düşük tansiyon büyük sağlık sorunlarına her zaman işaret etmediği gibi düşük tansiyonu olanlar tansiyonu yüksek olanlara rağmen daha uzun yaşama eğilimi gösterirler. Fakat büyük derecede düşük tansiyon baş dönmesine ve bayılmaya neden olabileceği gibi bu durumların sık yaşanması büyük sorunlara işaret edebilir. Öte yandan daha ağır vakalarda, düşük tansiyon insan hayatını tehdit edebilir derecelere bile ulaşabilmektedir.

Doktorlar tansiyon düşüklüğünü genellikle belirtilerle birlikte değerlendirirler. Bu nedenle düşük tansiyon genelikler bireyler için farklı olabilir.

Tansiyon, nedir sorusunun yanıtı şu şekilde verilebilir; her kalp atışının aktif ve istirahat aşamalarında atar damarlardaki basınç değerinin ölçüsüne tansiyon denir. Buna göre tansiyon ölçümündeki en yüksek değer kalbin atar damarlardan vücudun geri kalanına kan pompalarken oluşturduğu basınç miktarına sistolik tansiyon denilir.

Yine bir tansiyon okuması sürecinde kalp atımlar arasında dinlenirken damarlarda oluşturduğu en düşük değerli basınç miktarına da diyastolik tansiyon denilir. Mevcut rehberlere göre normal kan basıncı 120/80 mmHg’ den düşük olarak tanımlanmaktadır.

Düşük Tansiyonun Nedenleri Nelerdir?

Düşük tansiyonun birçok nedeni olabileceği gibi dehidrasyondan ciddi tıbbi veya cerrahi bozukluklara kadar birçok nedenden dolayı tansiyon düşüklüğü şikayetleri yaşanabilir. Tansiyon düşüklüğünde tedaviye başvurulması için öncelikle düşük tansiyona neyin neden olduğunun ortaya çıkarılması gerekir.

Tansiyon gün boyunca değişebilmektedir. Tansiyonun değişmesinde birçok etken bulunmaktadır bunlar gün boyunca vücut pozisyonuna, solunum ritmine, stres seviyesine, fiziksel duruma, kullanılan ilaçlara, yenilenlere, içilenlere ve günün saatine bağlı olarak sürekli değişkenlik gösterebilir. Geceleri uyuduğumuz saatlerde en düşük seviyede olan tansiyon uyanma sırasında keskin bir şekilde yükseliş gösterir. 

Öte yandan gebelik sırasında düşük tansiyonun görülmesi normal olarak karşılanmaktadır. Dolaşım sistemi hamilelik sırasında hızla genişlediği için, tansiyon düşmesi muhtemel olarak görülmekte ve normal karşılanmaktadır. Gebelik sırasında düşük tansiyon nedeniyle endişe eden gebelerin endişe etmeleri için hiç bir gerekçe yoktur. Genellikle tansiyondaki düşük değerler doğum yaptıktan sonra hamilelik öncesi seviyelere dönerek normal halini alır.

Bazı kalp rahatsızlıkları da düşük tansiyona neden olabileceği gibi son derece düşük kalp atış hızı (bradikardi), kalp kapağı problemleri, kalp krizi ve kalp yetmezliği gibi hastalıklar düşük tansiyona yol açabilmektedir.

Kalp hastalıklarının yanı sıra Endokrin problemleri de tansiyon düşüklüğüne neden olabilmektedir. Öte yandan tansiyon düşüklüğüne sebep olabilecekler arasında Tiroid sorunları, paratiroid hastalığı, Addison hastalığı adlı böbreküstü bezi yetmezliği, düşük kan şekeri (hipoglisemi) ve bazı durumlarda diyabet yer alabilir.

Vücudun su kaybetmesi de tansiyonun düşmesine neden olabilir. Bunun yanı sıra susuzluğa bağlı halsizlik, baş dönmesi ve yorgunluk görülebilir. Ateş, kusma, şiddetli ishal, diüretiklerin aşırı kullanımı ve yorucu egzersizler dehidrasyona neden olarak tansiyonun düşmesine sebep olabilir. 

Öte yandan büyük bir yaralanma veya iç kanama sonrası çok fazla kan kaybetmek, vücudumuzdaki kan miktarını azaltır ve dolayısıyla tansiyonda ciddi bir düşüşe yaşanabilir. Bunun yanı sıra vücuttaki herhangi bir enfeksiyon kan dolaşımı sistemine girerse, kan basıncında septik şok ya da septisemi adı verilen, şiddetli enfeksiyondan kaynaklı hayatı tehdit eden bir düşüşe yol açabilir.

B-12 ve folat vitaminlerinin eksikliği vücudun yeterli kırmızı kan hücresi (anemi) üretmesini engelleyerek düşük tansiyona neden olan sebepler arasında yer almaktadır. 

Öte yandan doktorlar tarafından yazılan bazı ilaçların kullanımı da düşük tansiyona neden olabilir. Bunlar arasında diüretik haplar, alfa blokerler, beta blokerler, Parkinson hastalığı için ilaçlar, trisiklik antidepresanlar, özellikle kalp ilacı nitrogliserinle alındığında sildenafil veya tadalafil dahil erektil disfonksiyon için ilaçlar bulunmaktadır.

Düşük Tansiyon Türleri Nelerdir?

Doktorlar genellikle düşük tansiyonu nedenlerine ve diğer faktörlere bağlı olarak çeşitli kategorilere ayırarak değerlendirmektedir. Ayakta dururken oluşan düşük tansiyon ortostatik hipotansiyon, oturma pozisyonundan veya uzandıktan sonra ayağa kalkınca aniden gerçekleşen tansiyon ise postural hipotansiyon olarak değerlendirilir.

Oturduğunuz veya uzandığınız yerden aniden ayağa kalktığınızda yerçekimi kanın bacaklarınızda birikmesine neden olur. Ve vücut bu durumu kalp atış hızını artırarak ve kan damarlarını daraltarak telafi eder, böylece beyne yeterli kanın tekrar geri dönmesini sağlar. Bu durumda ortostatik hipotansiyonu olan kişilerde, bu dengeleme mekanizması başarısız olur ve aniden ayağa kalkan kişinin tansiyon düşer. Bu da baş dönmesine, baş dönmesine, bulanık görmeye ve dengesini kaybederek düşmeye hatta bayılmaya bile neden olabilir.

Ortostatik hipotansiyonu olanların tansiyonu susuzluk, uzun süreli yatak istirahati, uzun süreli açlık, gebelik, diyabet, kalp problemleri, yanıklar, çok sıcak ortamlarda bulunmak, büyük varisli damarlar ve bazı nörolojik bozukluklar gibi çeşitli nedenlerle aniden düşerek göz kararmasına ve baş dönmesine neden olabilir. İleri yaştaki insanlarda yaygın görülen Ortostatik hipotansiyon ancak bacaklarını üst üste atarak uzun süre oturan ya da çömelen genç ve normal şartlarda sağlıklı bireylerde de görülebilmektedir.

Öte yandan postprandiyal hipotansiyon ise genelikle yemek yedikten sonra ortaya çıkar. Postprandiyal hipotansiyon daha çok ileri yaşlardaki hastalarda görülmektedir. Yemek yedikten sonra sindirim sistemine kan akışı artar. Normalde, vücut kalp atış hızını artırır ve normal tansiyonu korumaya yardımcı olmak için bazı kan damarlarını daraltır. Söz konusu mekanizmaların başarısız olduğu zamanlarda ise baş dönmesi, baygınlık ya da yere düşme gibi belirtiler görülebilmektedir. 

Düşük Tansiyonun Ortaya Çıkardığı Komplikasyonlar Nelerdir?

Tansiyon düşüklüğünün belirtileri genellikle ortaktır ve orta derecede gelişen nispeten daha hafif düşük tansiyon türleri bile baş dönmesine neden olabilmektedir. Diğer belirtiler arasında halsizlik, bayılma, baş dönmesi, göz kararması ve düşme nedeniyle yaralanma riski gelişebilir. Ciddi derecede gerçekleşen düşük tansiyon ise, vücudu normal işlevlerini yerine getirmek için yeterli oksijenden mahrum ederek kalbe ve beyne zarar vererek kişinin sağlığını ciddi derecelerde riskte atabilir.

Düşük Tansiyonun Belirtileri Nelerdir?

Düşük tansiyonun belirtileri arasında en sık görülen göz kararmasıdır. Öte yandan bazı bireylerde düşük tansiyon, aniden ayağa kalktığında veya yemek yediğinde özellikle aniden düştüğünde ya da baş dönmesi veya sersemlik, baygınlık (senkop), bulanık görme, bulantı, yorgunluk konsantrasyon eksikliği gibi belirti ve semptomlarla birlikte gerçekleşmektedir.

Tansiyon düşüklüğü genellikle korkulacak bir durum olmamakla birlikte aşırı düşük tansiyon, ya da şok durumu hayatı tehdit edebilir. Bu şok durumunun belirti ve semptomları arasında nemli, soğuk ve soluk bir cilt, hızlı ve kısa nefes alma, zayıf ve hızlı nabız ile özellikle yaşlı bireylerde akıl karışıklığı gibi belirtiler yer almaktadır. Sayılan belirtilerden herhangi birini gören bireyin şok belirtilerini dikkate alarak hemen acil tıbbi yardıma başvurmalıdır. 

En yaygın görülen baş dönmesi, göz kararması ve bayılma gibi belirtiler düşük tansiyonun genel belirtileridir. Bu belirtilerin daha ilerlemesi durumunda kişinin acil yardıma başvurması gerekmektedir. Bazı durumlarda tansiyon düşüklüğü hayati olabilmektedir. 

 

Yorumlar