Omicron tehlikesi tahminlerin üzerinde tek çare hatırlatma dozu

Güney Afrika'da tespit edildikten sonra bir anda dünyanın dört bir yanına yayılan Omicron varyantında tehlike tahminlerin de üzerinde çok büyük. Normal bir grip hastalığı gibi kendini belli eden Omicron'a karşı tek çare hatırlatma dozu yaptırmak.

Google Haberlere Abone ol

Güney Afrika’da 24 Kasım’da tanımlanan Omicron, çok kısa bir sürede dünyaya yayıldı ve baskın hale gelmeye başladı. 

İngiltere'de Omicron Varyantı kaynaklı ilk ölüm açıklandığından beri ülkede araştırmaların hızı oldukça artmış durumda. Geçtiğimiz günlerde Imperial College London Üniversite Hastanesi tarafından yapılan araştırma, Omicron hakkında önemli bilgiler sunuyor.

İngiliz bilim insanlarının elde ettiği verilere göre, Omicron varyantı aşıların etkisini de azaltıyor. Araştırmalar, üçüncü doz aşının hastalığı ağır geçirmeyi yüzde 85 oranında engellediğini söylüyor. Bu oran, aşının diğer varyantlar üzerinde sağladığı koruma oranından biraz daha az.

Şöyle ki, Pfizer/Biontech hatırlatma aşısının Delta varyantına karşı koruma oranı yüzde 97 iken, bu oranın Omicron’a karşı yüzde 80 ila 85,9 arasında kalacağı değerlendiriliyor.

Ancak yine de bilim insanları, oran düşse de hatırlatma dozunun insanların hastanelere yatışı üzerinde önleyici etkisinin önemli olduğuna dikkat çekiyor.

COVID GEÇİRMENİN KORUYUCULUĞU YÜZDE 19

Öte yandan Imperial College London'daki Omicron varyantıyla ilgili yürütülen başka bir araştırma, hastalığa yeniden yakalanma riskinin Omicron varyantında Delta'dan 5,4 kat daha fazla olduğunu söylüyor.

Araştırmada Covid-19'u geçirmiş olmanın Omicron'a karşı yüzde 19, iki doz aşı olmuş olmanın da yüzde 20 koruma sağlayabileceği belirtiliyor.

Tüm bu veriler, Omicron varyantını aslında ne kadar ciddiye almamız gerektiği konusunda bizlere yol gösteriyor. Her ne kadar bu varyant hakkında şimdiye kadar yapılan çalışmalar, hastaların ‘daha hafif’ atlattığını gösterse de, uzmanlar aşının bu ‘hafif’ tabirine etkisinin çok büyük olduğunu söylüyor.

TÜRKİYE’DE OMICRON

Tüm dünyaya hızla yayılan Omicrton varyantı ülkemizde de sayısını arttırmaya başladı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki gün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Omicron varyantı Avrupa’dan sonra ülkemizde de yayılmaya başladı. Kalabalık illerimizde görülen yeni vakaların %10’undan fazlası Omicron kaynaklı. Yeni durum, hatırlatma dozunu daha da önemli hale getirmiştir. Aşı takvimi üzerinden 3 ay geçenler aşı etkinliğini güçlendirmelidir" ifadelerini kullandı.

Omicron hakkındaki tüm bulguları, aşı sorularını, ülkemizdeki durumu ve izlenmesi gereken yolları Jackson Laboratuvarı Enstitüsü Baş Araştırmacısı Prof. Dr. Derya Unutmaz ile Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Ertuğrul anlatıyor.

‘AŞISIZLAR İÇİN OMICRON VE DELTA ARASINDA FARK YOK’

1-) Araştırmada Covid-19'u geçirmiş olmanın Omicron'a karşı yüzde 19, iki doz aşı olmuş olmanın da yüzde 20 koruma sağlayabileceği belirtiliyor. Artık virüse yakalanmış olunca oluşan antikor oranı ile iki doz aşı olmak hiçbir şey ifade etmiyor mu?

Derya Unutmaz: Antikorların Omicron’a karşı olan etkisinin çok azaldığı artık net. Birçok çalışma bunu gösteriyor. Bu bakımdan iki doz aşı olmuş kişilerde enfeksiyon riskinin de çok yüksek olduğunu söyleyebiliriz. İki doz aşının koruma oranı yüzde 20-30 civarında. Fakat bu aşıların hiçbir etkisi olmadığı veya etkilerini tamamen kaybettikleri anlamına gelmiyor.

Çünkü virüs vücudunuza girip semptomlar oluştursa bile aşının geliştirdiği bağışıklık savunması bir şekilde onu kontrol edebiliyor. Hem vücut çok daha fazla yeni antikorlar üretiyor. Aynı zamanda bağışıklığın başka savunma mekanizmaları da virüsü durdurabiliyor. Bu sebeple iki doz aşı olup da enfekte olanlar genel itibariyle hastalığı çok büyük oranda hafif geçiriyorlar. Belki de bu yüzden Omicron daha hafif geçiyor diye gözlemler var. Omicron’un aşısızlar için Delta’dan çok farklı olduğunu düşünmüyorum. Ama aşılı kişilerin enfekte olma riski çok yüksek olsa da hafif atlattıkları kesin.

Bülent Ertuğrul: Araştırmalar bu varyantta virüsün spike proteininde önemli değişimler olduğunu gösterdi. Hastalığı geçirenlerde ya da aşı ile bağışık olanlarda virüsün hızla yayılmasının temel nedeni de bu oluşan antikorlardan virüsün değişim nedeniyle kaçabilmesi. Ancak bu oranlar hastalığa yakalanmama oranları. Hastaneye yatış veya ağır hastalık geçirmeye karşı hala bu oranların çok üzerinde koruma aşılarla sağlanabilir görünüyor. Yani panik yok ama önlemlere devam.

‘OMICRON MUTASYONA UĞRARSA YENİ AŞI GEREKEBİLİR’

2- Aşıların koruma oranlarının Omicron varyantına karşı düştüğü söyleniyor. Omicron’a karşı daha güçlü özel bir aşı mı gerekli mi?

Derya Unutmaz: Hatırlatma aşısı Omicron’a karşı korumada biraz daha düşük olabilir. Aradan bir süre geçtikten sonra bu etki bir miktar daha azalacaktır. Yine de bu oranların sizi virüsün enfekte etmesinden koruma oranı olduğunun altını çizelim. Üçüncü doz, ağır hastalığa yakalanma ve ölüm oranlarını çok çok yüksek oranda azaltacaktır. 

Öte yandan yeni aşı gerekli mi? Eğer Omicron daha da fazla mutasyona uğrarsa yeni bir aşı gerekebilir. Fakat şöyle de bir durum var; bu yeni aşının geliştirilmesi en az birkaç ay sürecek. Yeterince üretilmesi gibi sorunlar var. Zaten bu birkaç ay içinde Omicron dünyanın çoğuna yayılmış olacak. Bu bakımdan yeni aşının Omicron’a yetişeceğini zannetmiyorum ama bu varyant biraz daha kendisini geliştirip daha tehlikeli bir hale gelirse veya yeni bir varyant çıkarsa o zaman yeni aşı gerekebilir.

‘TOPLUMSAL BAĞIŞIKLIK İÇİN ARTIK YÜZDE 80 YETERLİ DEĞİL’

Bülent Ertuğrul: Üçüncü dozlarla yapılan anımsatmanın koruyuculuğu yeniden yüzde 80 üzerine çıkarması iyi Haber. Bu şu an için yeni bir aşıya gereksinim olmayabileceğini gösteriyor. Ama bu sefer sorunumuz toplumda aşılanması gereken kişi sayısının daha da yükselmesi anlamına geliyor. Yani toplumsal bağışıklık için artık yüzde 80 yeterli değil. Daha yüksek oranlara ulaşmalıyız ve bunu 3 aşı ile tamamlamalıyız. Yeni varyantın hızlı yayılımı ve 2 dozun yeterli olmadığı göz önüne alındığında 3 anımsatma dozunun üç aya indirilmesi anlamlı. Özellikle risk gruplarında bunu hemen yapmalıyız. İnaktif aşılara ise güncellenmesi yapılmalı çünkü artık onların koruma oranları mRNA aşılarına göre daha düşük. İnaktif aşı olanlarda hastaneye yatış ve ağır hastalık geçirme sorunu daha büyük.

‘İNSANLIĞIN KARŞILAŞTIĞI EN BULAŞICI VİRÜS’

3-) Hastalığa yeniden yakalanma riskinin Omicron varyantında Delta'dan 5,4 kat daha fazla olduğu öngörülüyor. Omicron neden Delta’ya oranla bu kadar daha bulaşıcı?

Derya Unutmaz: Yakalanma riskinin Delta’ya göre çok daha fazla olmasının iki sebebi var. Birincisi; Omicron aşı olmuş kişiler yani en azından iki dozu olanları veyahut daha önce Covid geçirmiş olanları da rahat bir şekilde enfekte edebiliyor. Üç doz olanlar büyük oranda korunuyor şu anda. İkinci sebep de Omicron’un spike protein dediğimiz yani yüzeyindeki bu Başak proteininde, anahtar kısmında reseptörüne çok daha iyi bağlanabileceği bir sürü mutasyonlar var. Yapılan denemelerde Omicron’un Delta’ya oranla 70 kat daha fazla enfekte ettiği hücreleri bulundu. Bu bakımdan yayılması çok çok daha kolay.

Omicron için belki de insanlığın karşılaştığı en bulaşıcı virüs diyebiliriz. Fakat iyi haber; Deltaya oranla daha ağır hastalık yaptığına dair bir veri yok. Hafif atlatılmasının sebebi de aşılı ya da daha önce Covid geçirmiş kişileri enfekte ediyor olması. Aşısızlarda ise hastaneye yatışlarda veya ölümlerde büyük bir ihtimalle çok büyük bir fark görmeyeceğiz.

‘DELTA’YI EKARTE EDEREK DÜNYAYI ELE GEÇİRDİ’

4-) Omicron Avrupa dışında şu anda ABD’de de neredeyse vakaların yüzde 70’ini oluşturuyor. Vaka sayıları rekor kırarak ilerliyor. Ülkemizde de sayılar artabilir mi? Nasıl önlemler almak gerekiyor?

Derya Unutmaz: Yukarıda da belirttiğim gibi bu varyant için insanlık tarihinin en bulaşıcı virüslerinden biri demek hiç de yanlış değil. Kesinlikle ilk üç arasında yer alıyor. Belki ilk sırada kızamık virüsü var diyeceğim ama Omicron’un kızamığı da geçtiği gözleniyor. Gerçekten inanılmaz bir hızla yayıyor. Şu anda birçok ülkede vakaların yüzde 90’ı hatta bazılarında yüzde 100’e yakını Omicron kaynaklı. Omicron için Delta’yı ekarte ederek dünyayı ele geçirdi diyebiliriz.

Türkiye'deki vakaların da çoğunluğunun bu hafta itibariyle Omicron olduğunu düşünüyorum. Dünyanın hemen hemen her yerinde vaka rekorları kırılıyor. 23 Aralık’ta Korona dünya savaşında yaklaşık 1 milyon resmi vaka tespit edilerek pandeminin başından beri en yüksek rekor kırıldı. Bu giderek belli bir miktar daha artacak.

‘OMICRON VİRÜSÜ BELLİ SÜRE HAVADA KALIYOR’

Önlem olarak kapalı alanlarda maske kullanımı çok önemli. Hatta çift maske veya N95 dediğimiz maskelerin kullanılması gerekiyor. Tabii ki en önemli korunma yöntemi ise aşı. Hem aşı hem de maske ile virüsü durdurmak mümkün. Öte yandan şunu da paylaşayım; bu virüs belli bir süre havada da kalıyor. Yani kapalı alanlarda o anda kimse olmasa bile daha önce oraya gitmiş ve Omicron ile enfekte olmuş biri alanı komtamine etmiş olabilir, virüsü size bulaştırabilir. Bunu bir örnekle açıklayayım. Mesela asansöre bindiniz ve teksiniz. Sizden önce asansöre Omicron’la enfekte olmuş biri bindiyse ve maskesi de yoksa asansörün içine virüs bırakacaktır ve size bulaşacaktır. Bu bakımdan bu tedbirleri en üst noktaya getirmek gerekiyor. Bu kış çok zor geçecek maalesef.

‘ÖNLEM ALINMAZSA SAĞLIK SİSTEMİMİZ TIKANABİLİR’

Bülent Ertuğrul: Varyant çok hızlı yayılıyor ve kısa sürede dünyada hâkim varyant durumuna gelecek. Ülkemizde de bu yayılımı göreceğiz. Bu durum bizim için büyük risk oluşturuyor. Eğer yeterli önlem almazsak bir süre sonra sağlık sistemimiz geçen yıl olduğu gibi tıkanmaya doğru gidebilir. Önlem olarak öncelikle aşı oranının artırılması için yoğun çalışma olmalı ve kapalı/kalabalık ortamlarda sıkı denetlemeler yapılmalı.

‘ÇOCUKLARDA OMICRON DELTA’YA GÖRE DAHA TEHLİKELİ’

5-) ABD’de, 5-11 yaş arasındaki 6 milyon çocuğa Covid aşısı yapıldı. Omicron çocukları direkt olarak hedef alıyor mu?

Derya Unutmaz: 6 milyon sayısı birkaç hafta önceki rakamdı şu anda büyük bir ihtimalle daha da yüksek oranda aşılama olmuş durumda. Omicron’un çocukları daha fazla enfekte ettiğine dair veriler geliyor. Çocukların enfeksiyon oranı Delta’dan çok daha yüksek oranda olmaya başladı. Ama aşılı olanlarda hemen hemen hepsi hafif geçiyor. Aşısızlarda ise hastaneye yatmalar başladı. Çocuklarda omicron, deltaya göre daha tehlikeli kesinlikle diyebiliriz.

Aşı, bu yaş grubunda artık çok daha önemli bir hale geldi. Bu yaş grubuna aşının bir an önce açılması lazım ve çok fazla da vaktimiz kalmadı. Bu yaş grubuna aşı zaten üçte bir doz oranında yapılıyor. Şu ana kadar Amerika'da hiçbir ciddi yan etkisi olmadı.

‘GRİP YA DA SOĞUK ALGINLIĞI OLDUĞUNU SANANLARIN ÇOĞU OMICRON İLE ENFEKTE’

6-) Omicron ile ilgili şu ana kadar paylaşılmış daha farklı ön bulgular var mı?

Derya Unutmaz: Omicron, aşılı veya bağışıklığı olan kişileri enfekte ettiği zaman daha çok boğazda bir kaşıntı hissi belki biraz boğaz ağrısı, arkada sırtta üst kısımlarda bir miktar ağrı, kuru bir öksürük şeklinde belirti verebiliyor. Omicron’un belirtileri soğuk algınlık semptomlarına benziyor. Şu anda soğuk algınlığı veya grip olduğunu zannedenlerin çoğunun Omicron’la enfekte olduğunu düşünebiliriz. Bu kişilerin ya kendilerini karantinaya almaları ya da test yaptırmalarını tavsiye ediyorum.

7-) Üçüncü doz aşılar önce 6 ay ara ile yapılırken şimdi 3 aya düşürüldü. Hatırlatma dozunun 6 değil de 3 ay sonra yapılmasının nedenleri ve aşının Omicron'a karşı nasıl çalıştığını anlatır mısınız?

Derya Unutmaz: Aslında 3 ay ile 6 ay arasında çok büyük bir fark olduğunu düşünmüyoruz. Ama iki doz aşıdan sonra hatırlatma dozu olmak için araya en az 3 ay fark koymak önemli. Daha önce hatırlatma dozları iki aşıdan 6 ay sonra yapılıyordu, şimdi ise 3 aya çekildi. Güçlendirici aşıların 3 aya çekilmesinin çok önemli bir sebebi var; iki doz aşı Omicron’a yeterli değil.

Bu bakımdan özellikle risk gruplarında ve yaşlılarda üçüncü dozların yapılması çok önemli ve gerekli. 6 ay sonra olmasıyla 3 ay sonra olması arasında bağışıklık açısından çok büyük bir farkı olacağını düşünmüyorum. Burada önemli olan nokta Omicron’a karşı çok hızlı bir şekilde koruma sağlamak.

Bülent Ertuğrul: Pandemi dönemindeyiz ve yayılımı engellemek zorundayız. Hastalık eğer endemik bir hastalık olsaydı belki 6 ay beklemek için bir gerekçemiz olabilirdi. Yeni varyantla bu şansı yitirdik ve önceliğimiz yine salgını kontrol altına almaya geçti. Bu nedenle risk grubu başta olmak üzere üçüncü dozların 3. aydan sonra yapılması doğru bir yaklaşım olacaktır.

Kaynak: İsmail Sarı - Selin Irmak Kaçmaz / Hürriyet


 

Yorumlar