Halis Serbest ve Bergen kimdir, Bergen neden öldü, nasıl öldü?

Halis Serbest kimdir, nerelidir, ne iş yapıyor, Bergen'i neden öldürdü, Bergen ile ne zaman tanıştı, şu an neden bir kez daha gündeme gelmiş durumda? Türkiye'nin bir dönemine dramatik olaylarla damgasını vuran isimleriydi Halis Serbest ile Bergen. İşte detaylar:

Google Haberlere Abone ol

Halis Serbest ve Bergen kimdir, Bergen neden öldü, nasıl öldü? Son dönemlerde tekrar gündeme gelen Halis Serbest kimdir, nerelidir, ne iş yapıyor, Bergen'i neden öldürdü? Bergen neden öldü, Halis Serbest Bergen'den ne istiyordu, neden canına kıydı ve şimdilerde ne yapıyor, ne iş yapıyor? İşte Halis Serbest kimdir hakkında merak edilen bilgilerden bazıları: 

Halis Serbest kimdir, nerelidir, ne iş yapıyor, Bergen'i neden öldürdü?
Bergen

 

Halis Serbest'in yeniden gündeme gelmesine neden olan olay, ikilinin hayatını konu alan bir filmin çekiliyor olmasıdır. Kadına yönelik şiddetin zirvede olduğu bir dönemde böyle bir filmin yapılması tartışmalara neden olurken, bazı programlarda Halis Serbest'in konuk edilmesi ise tepkileri daha da artırdı. 

Türkiye'nin bir zamanlar ünlü şarkıcılarından biri olan Bergen, iş için Ankara'dan sonra Adana'ya giderken burada iş adamı olan Halis Serbest ile tanıştı. 1982 yılında evlendi. Şarkıcı Bergen’e tarifsiz acılar yaşatan ve onu henüz 30 yaşındayken 6 kurşunla öldüren Halis Serbest’in Adana’da tekstil işi ile uğraştığı biliniyor. Halis Serbest o dönem gazinolarda şarkıcılık yapan Bergen’in mesleği bırakmasını istedi. 

Halis Serbest kimdir, nerelidir, ne iş yapıyor, Bergen'i neden öldürdü?
Bergen

 

İlk başta bu isteği kabul eden Bergen, yeniden sahnelere dönmek isteyince ikilinin arası açıldı. Bu isteğin ardından Halis Serbest Bergen’den boşanmak istediğini dile getirdi. Bergen’in sahnelere dönmesinin ardından 1982 yılında İzmir’de sahne aldığı esnada, eşi Halis Serbest’in azmettirmesiyle yüzüne kezzap atıldı ve şarkıcı Bergen, bu olay sonucunda iki gözünü de kaybetti. 1989 yılında yeniden sahnelere dönen Bergen, albümün tanıtım turnesi için gittiği Adana Pozantı’da 14 Ağustos 1989 tarihinde boşandığı eşi Halis Serbest tarafından kurşunlanarak 30 yaşında iken öldürüldü.

ÖNCE KEZZAP ATTI SONRA ÖLDÜRDÜ

Bergen'in sahnelere dönmesinin ardından 1982 yılında İzmir'de sahne aldığı esnada, eşi Halis Serbest'in azmettirmesiyle yüzüne kezzap atıldı ve şarkıcı Bergen, bu olay sonucunda iki gözünü de kaybetti. Vücudunun büyük bir bölümü de zarar gören Bergen'in sol gözü, daha sonra görme yetisini yeniden kazandı. Sağ gözü ve yüzünün yaralarını gizlemek isteyen Bergen, saçlarını hep sağ gözünün üzerine doğru kapatır veya sürekli gözlük kullanırdı. Halis Serbest, bu olayın aradından iki ay boyunca firari olarak yaşadı ve daha sonra yakalanarak cezaevine girdi.

BERGEN KİMDİR?

Asıl adı Belgin Sarılmışer olan Bergen, 16 Temmuz 1960'da Mersin'de dünyaya geldi. Henüz 6 yaşındayken, annesi Sebahat Çakır ile babasının boşanması sonucu, 1966'da annesiyle Ankara'ya yerleşti.

Yenimahalle Yunus Emre İlkokulu'ndan sonra Ankara Devlet Konservatuarı Piyano bölümünü girdi ama maddi sıkıntılar nedeniyle ayrılıp yaşını büyülterek bir süre PTT'de çalıştı. 1977'de eğlenmek için gittiği gece kulübünde arkadaşlarının ısrarıyla sahneye çıkarak 'Batsın Bu Dünya'yı seslendirdi ve kulübün sahibi İlhan Feyman'dan teklif alarak, sahnelere adım attı.

Sahne adını, Norveç'in Bergen şehrinden etkilendiği için Bergen olarak belirleyen sanatçı, Feyman Gece Kulübü'nde Grup Lokomotif orkestrası ile birlikte Türk Sanat Müziği, Türk Hafif Müziği ve dönemin modası olan arajmanlardan oluşan repertuarlarla sahne aldı.

Ankara'dan sonra iş için Adana'ya giden Bergen, burada Halis Serbes'le tanıştı ve bir yıl sonra da evlendi. 1982 yılında Atlas Plak'tan ilk longplayı olan 'Şikâyetim Var'ı çıkardı. Sanat yaşamındaki çıkışı devam ederken kocasının şiddet göstermesine dayanamayan Bergen, birçok kez eşinden kaçtı.

Ekim 1982'de İzmir'de çalışırken kocasının azmettirmesiyle yüzüne kezzap atıldı. Bu saldırıda tek gözünü kaybeden ve vücudun büyük bir kısmı yanan Bergen, tedavi sonrası Kibariye'yi meşhur eden 'Kimbilir' şarkısının bestecisi Cengiz Özşeker tarafından ikna edilip sahneye çıkarıldı.

İstanbul müzik piyasasındaki ilk profesyonel longplayi olan "İnsan Severse"yi Burhan Bayar'ın müzik yönetmenliğinde çıkaran sanatçı 1986 yılının sonlarına doğru yaptığı "Acıların Kadını" ile şöhrete kavuştu.

ALTIN PLAK VE ALTIN KASET'LE ÖDÜLLENDİRİLDİ

Plak şirketi tarafından Nisan 1987'de "1986 yılı Albümü En Çok Satan Arabesk Kadın Sanatçı" unvanıyla Altın Plak ve Altın Kaset'le ödüllendirildi.

Aynı yıl Ülkü Erakalın'ın senaryosu ve yönetmenliğiyle "Acıların Kadını" filminde Yalçın Gülhan, Asuman Arsan ve Meral Niron'la kamera karşısına geçti. Büyük bir hayran kitlesi edinen Bergen, konser için gittiği Adana'da uğradığı bıçaklı saldırıdan son anda kurtuldu.

Bir dönem sanatçı, büyük ustalar Selami Şahin, Özer Şenay ve Cengiz Tekin'in yönetmenliklerinde sırasıyla "Onu da Yak Tanrım", "Sevgimin Bedeli" ve "İstemiyorum" albümlerini çıkardı.

Nisan 1989'da kocasından da resmen boşanan Bergen, Haziran 1989'da sahnelere dönüşünü, hayattayken ki son albümü olan "Yıllar Affetmez" ile yaptı.

Yoğun bir ilgiyle karşılanan albümün tanıtım turnelerine başlayan sanatçı 14 Ağustos 1989'u 15 Ağustos'a bağlayan gece Adana Pozantı'da boşandığı eşi Serbes tarafından kurşunlanarak öldürüldü. Sanatçının cenazesi memleketi Mersin'de defnedildi.

Yurt içinde ve dışında konserler veren sanatçı, kısa ömrüne 5 longplay, 11 kaset, 129 şarkı ve bir film sığdırmayı başardı. Farklı ve güçlü sesiyle arabesk dünyasında iz bırakan Bergen'in vefatının ardından, 1990'da "Giden Gençliğim" albümü yayınlandı ve albüm ilk çıktığı gün tükendi.

Pek çok arabesk ve nostalji konseptli albümlerin yanı sıra Bergen'in şarkıları Ceylan Ertem, Ebru Yaşar, Emrah, Funda Arar, Muazzez Ersoy ve Işın Karaca tarafından da yorumlandı.

Bergen'in resmi olarak yayınlanmış stüdyo albümleri:

1982 - Şikayetim Var LP (1986'da MC olarak yeniden basıldı.)

1983 - Kardeşiz Kader LP (1985 ve 1990'de MC olarak yeniden basıldı.)

1985 - İnsan Severse LP, MC (1999'da CD olarak yeniden basıldı.)

1986 - Acıların Kadını LP, MC (1999'da CD olarak yeniden basıldı.)

1987 - Onu da Yak Tanrım LP, MC (1999'da CD olarak yeniden basıldı.)

1988 - Sevgimin Bedeli MC (1999'da CD olarak yeniden basıldı.)

1988 - İstemiyorum LP, MC (1999'da CD olarak yeniden basıldı.)

1989 - Yıllar Affetmez (Aslen son albümü) MC (1999'da CD olarak yeniden basıldı.)

1990 - Giden Gençliğim MC (1999'da CD olarak yeniden basıldı.)

1990 - Garibin Çilesi Mezarda Biter MC (1999'da CD olarak yeniden basıldı.)

1991 - Son Ağlayışım MC, CD

BERGEN'İN AİLESİ YILLAR SONRA KONUŞTU

Arabesk- Fantazi müziğin duayen isimlerinden Bergen'in ölümünden 32 yıl sonra ailesi gerçekleri anlattı. Halis Serbest'in bir tv programında " ailesi de 'ölümü hak etti' dedi" diye yaptığı açıklamalar sonrası ilk kez konuşan ailesi sarsıcı gerçekleri paylaştı. Önce kezzaplı saldırıya uğrayan, sonra da eşi tarafından öldürülen Bergen'in aile üyeleri Bergen'in hayatını konu alacak olan filmle ilgili de konuştu.

"Ailesi de 'Ölümü hak etti' demişti"

Bergen'in katili Halis Serbest, katıldığı TV programda "Bergen'i öldürdüğüm için pişman değilim. Ailesi de 'Ölümü hak etti' demişti" diye açıklama yaptı. Bu sözler infiale neden oldu, sosyal medyada katile tepki yağdı. Yıllar sonra ilk kez konuşan Bergen'in ablaları ve abisi ise "Bu nasıl bir ifade, nasıl aşağılık sözler! 32 yıl sonra tekrar büyük bir şiddete maruz kaldık. Siz katili TV'ye çıkarıp mikrofon uzatırsanız, sırtını sıvazlarsanız, daha çok kadın öldürülür" dedi.

Bergen'in ablaları Hatice Vargı, Aynur Direkçi, Mukadder Terim ve abisi Mehmet Sarılmışer, yıllar sonra ilk kez  konuştu. Bergen'in ailesi cinayetin perde arkasında olanları, ailece yaşadıkları büyük acıyı ve filmden beklentilerini anlattı.

Bergen'i katleden Halis Serbest'e mikrofon uzatıldı, o da 'Ailesi de Bergen'in ölümü hak ettiğini söyledi' dedi. Serbest'in bu ifadelerine Bergen'in ablası Hatice Vargı şöyle karşılık verdi:

"Böyle bir şeyin doğru olması mümkün mü? Kardeşimiz öldürülecek ve biz "Hak etti" diyeceğiz. Hayatı boyunca yalan söylemiş bir adam 32 yıl sonra çıkıp bizim üzerimizden kendine prim yapıyor. Bir insan bu kadar alçak, bu kadar kötü, aşağılık olamaz ama insan değil."

"Bergen'in ölümü sonrasında anneniz Sabahat Çakır bu acıyla hayatına nasıl devam etti?"

"Hepimiz yanında olduk. Haberi, annemden günlerce gizledik. Hastaneden çıktığında yeri göğü inletti annem, hâlâ o sesler kulağımda. Esas acıların kadını benim annem. Düşünsenize evladını, kızını gözünün önünde öldüren bir adam var, annemi de yaralıyor, çok korkunç ve acı değil mi? Hepimiz ilahi adalete inanıyoruz."

"Kardeşinizin katili daha önce de Bergen'in (Belgin Sarılmışer) yüzünü kezzapta yaralarken annenizin de yaralandığını biliyoruz.."

Evet, Belgin'in önüne geçmiş. Kezzap annemin kollarına ve göğsüne gelmiş. Kurşunlandığında da uzun süre tedavi gördü. Adam, anneme; "Ölümden korkmuyor musun sen?" demiş. Annem de "Korkmuyorum" deyince "Al sana, al sana, vurdum" diye kurşunlamış. Sanki bu olaydan sonra, bu adamın yaptıklarından sonra kadın cinayetleri daha çok arttı.

"32 yıl sonra Bergen'in hayatı filme dönüşüyor. Buna nasıl karar verdiniz?"

"Çok teklifler aldık, hep en doğrusunu bekledik. Mine (Şengöz) Hanım da bizim için doğru bir isimdi. Güvendik kendisine. Şimdiye kadar da her şeyi iyi yönetti. İnanıyoruz ki her şey çok güzel olacak."

"Bergen çocuğunun olmasını çok istiyordu öyle mi?"

"Tabii... 'Abla doktordan geliyorum yine, doktorun verdiği ilaç geri tepti' derdi. Yani kabul etmiyordu vücudu. Çocuğu olsun diye çok uğraştı ama maalesef olmadı. Her gece ağlardı. Bütün bu acılar yetmezmiş gibi rahim kanseri oldu, ameliyat oldu ve çocuğu olma şansını kaybetti."

"İnternette kuzeniyle evlendiğine ve çocuğu olduğuna dair bilgiler var."

"Doğru değil. Bir hayranı "Oğluyum" diye ortaya çıktı ve herkes buna inandı. İnternette var olan fotoğraflarda kızı olarak bilinen kişi Cemile Ablam'ın kızı Esra'dır. İşte tam da yanlış bilinen bilgilerden dolayı bu filmin yapılmasını çok istiyoruz."

"Halis'in evli olduğunu ve iki çocuğu olduğunu öğrenince nasıl tepki verdi?"

"Çok şaşırdı, çıldırdı. Bana geldi, "Abla, bana yaptığı nikah sahteymiş. Karısı ve iki çocuğu varmış" dedi. Ben de "Sen annemi dinlemedin" dedim. Belgin kaçınca da kezzap olayı oldu zaten."

 "Belgin sevmiş miydi onu?"

"Aşıktı. Sevmişti tabii. Ama sonrasında sahte nikahı filan öğrenince bitti."

"Acı olaydan sonra hayatınızı nasıl sürdürdünüz?"

"O olaydan sonra annem 'Bir evlat daha kaybetmeye dayanamam, tahammül edemem' derdi. Annem hepimizi sakinleştirdi. 'Kana kanla karşılık verilmez. Ben Allah'a bıraktım, Allah herkesin cezasını verir' derdi. Biz 32 senedir hâlâ ağlıyoruz. Bu kadar güzel bir kız nasıl bu hale geldi? Keşke annemi dinleseydi. Ama şuna inanıyorum, hayatta olsaydı böyle bir filminin olmasını isterdi."

"Bergen'in vefatını başta annenizden sakladınız. Sonra nasıl açıkladınız?"

"Hastaneden eve geldiğinde fark etti annem. Yedi mevlidini yapıyorduk. Hocalar vardı, kalabalıktı... Annemin çektiği acıyı görünce herkes yandı kavruldu. Öyle bir ağıt yakıldı ki, annemi zor tutuyordum. O acıdan sonra annem kendini de mezara gömdü. Sonra hep siyah giydi; düğünde de, bayramda da... Belgin'le annem de öldü. Kendi kendine konuşuyordu. Belgin, kahveyi çok severdi. Annem, kardeşim vefat ettikten sonra her sabah iki tane Türk kahvesi yapar, Belgin'le dertleşerek kahvesini içerdi. Akşama kadar tespih çekerdi kardeşimin posterleriyle kaplı odasında."

"Mezarına sık sık gider miydi?"

"Kızım yalnızlıktan, karanlıktan korkar' derdi. Sabaha kadar mezarlıkta annemle otururduk."

 Bergen'in abisi Mehmet Sarılmışer de Günaydın'ın sorularını yanıtladı.

"Siz nasıl haber aldınız kardeşinizin ölüm haberini?"

"Ben ailemle beraber yaşadığımız Hollanda'dan yaz tatiline Mersin'e gelmiştim, çok üzüldüm, şok oldum duyduğumda... Hatta Kayseri'ye gitmeden ablamların yazlığındaydık hep birlikte... Belgin, Kayseri'ye konsere gidecekti, adam sürekli rahatsız edip karşı çıkıyordu konserlere gitmesine."

 "Kayseri'ye konsere gitti ve dönüşte o acı hadise yaşandı"

Evet. Konseri dönüşü Belgin, Çamlıyayla'da annemle birlikte yemek yemişler. Yemekten çıkıp arabaya bindiklerinde önünü kesiyor. Önce annemi vuruyor, omzundan, göğsünden ve dirseğinden yaralıyor. Sonra kardeşimi sırtından vuruyor. Bu nasıl bir kin, nasıl bir öfke! Kardeşime önce annemi vurarak annemin acısını yaşatıyor, sonra sırtından vuruyor. Kardeşim benim canım ciğerimdi, o kadar çok üzüldüm ki tahmin edemezsiniz. Otopsi yapılmıştı, her yeri kesilmişti, o halde gördüm onu. Mezarlıktan hiç ayrılmadım.

 "Mezarına sık sık gider misiniz?"

Gidiyorum. Mezarı suluyorum, dua ediyorum. 32 yıldır sabah akşam 5 vakit duamı eksik etmiyorum.

"Anneniz bu olaylardan en çok etkilenen kişi oldu kuşkusuz."

T"arifsiz bir acı yaşadı... İnanamadı. Kendisi de yaralı olduğu için hastanede kaldı."

"Bergen'in hayatını anlatan bir film çekiliyor. Bu filmden beklentiniz ne?"

"İnşallah bu film çıktığı zaman yeni yeni kanunlar çıkar. Kadın hakları için, kadınları daha güzel korumak için, müdafaa etmek için... Tek dileğim ve beklentim bu. Umarım bu ölümler son bulur, acılar biter. Filmden sonra bir şeylerin değişeceğine inanıyorum. Yurt dışında da ses getirecektir. Avrupa'da, belki de Amerika'da, belki de Avustralya'da seyredecekler kardeşimin filmini. Mine Hanım çok çaba gösterdi. Kardeşim hak ettiği değeri, önce Allah, sonra onun ve ekibinin sayesinde bulacak. Belgin tüm kadınları temsil edecek. Kadın cinayetlerini aza indirecek bir etki yaratmasını bekliyorum."

"Geçtiğimiz günlerde Bergen'i katleden Halis Serbest'e mikrofon uzatıldı ve ailenin "Bergen ölümü hak etti" dediğini dile getirdi. Siz bu sözlerine ne diyeceksiniz?"

"Öncelikle bir katile mikrofon uzatılması kadar kötü bir durum olamaz. Türkiye'nin çok izlenen bir kanalına bir katil çıkıyor, "Pişman değilim öldürdüğüm için" diyor, bir de bizim kendisine, "Bergen ölümü hak etti" dediğimizi ifade edebilecek kadar da aşağılık biri. Türkiye'de yüzlerce kadın neden öldürülüyor şimdi anlıyor musunuz? Siz katilin sırtını sıvazlarsanız, ona mikrofon uzatıp "Nasıl öldürdün?" diye anlattırırsanız bu ülkede daha çok kadın öldürülür."

Bergen'in bir diğer ablası Aynur Direkçi'den de dikkat çeken açıklamalar geldi.

"Halis Serbest'in açıklamalarına ne diyorsunuz?"

"İnanın kulaklarıma inanamadım. Bu yalanı neden söylüyor, neden bizim üzerimizden hâlâ bir şeyler yapmaya çalışıyor anlamıyorum. Her şeyi geçtim, bir katili konuşturan bir TV kanalına neden ceza verilmiyor da bizim üzerimize geliniyor. Kardeşim öldürülüyor ve biz "Ölümü hak etti" diyoruz, öyle mi! Bu yalana kim inanır, kim bu katilin sözlerine göre hareket eder? Bu çok yıpratıcı. Kadın cinayetlerinin durdurulacağına dair inancımı kaybettim."

"32 yıl sonra kardeşinizi anlatan filmin yapılmasına onay verdiniz. Sizin için ne değişti de bu kararı verdiniz?"

"Ben o yıllarda ailemle birlikte Hollanda'da yaşıyordum. Yaz tatillerimizde Mersin'e gelirdik, bütün kardeşler çok güzel vakit geçirirdik. O yaz tatilinde Belgin de Mersin'e gelmişti. Benim yemeklerimi çok severdi. Ona güzel yemekler yapmıştım. Çok güzel vakit geçirmiştik. Biz çok büyük acılar çektik. 32 yıldır da herhangi bir yerde, herhangi bir cümle kurmadık. Bu arada bir sürü yanlış şeyler yazıldı, çizildi kardeşimizle ilgili. Hep sessiz kaldık. Mine Hanım, gelip bizlerle tanıştı, sıcak ve samimi davranışları bize güven verdi. Bu film sayesinde internet ve gazetelerde var olan yalan yanlış bilgilerin önüne geçilmiş olunacağını düşünerek ikna olduk."

 "Bu olay sizde nasıl etkiler bıraktı?"

"Belgin'in ani ölümü bende çok büyük bir travma yarattı. Kardeşimizi kaybettik. Ciğerimiz yandı. Benim küçük güzel kardeşim artık yok. Benim de canımın bir parçası gitti. Hayatımın geri kalanını hep eksik yaşadım."

"Katil, o dönem defalarca tehditlerde bulunmuş size"

"O adam, 32 yıl önce Belgin'i öldürmeden, gecenin ikisinde arardı telefonla "Kemiklerini size bırakmayacağım, onu öldüreceğim" derdi. Annem o mezara o kafesi onun için yaptırdı."

"Bergen'in Halis Serbest'e her defasında inanmasını neye bağlıyorsunuz?"

"Kardeşimin ona inanmasının, yanaşmasının sebebi; bir yuvasının, çocuğunun olmasını istemesiydi. Bu ümitle hep inandı, güvendi ona. Belgin hayal kırıklığıyla mahvoldu."

Bergen'in ablası Mukadder Terim ise şunları söyledi:

"Anneniz, Bergen'den sonra nasıl tutundu hayata?"

"Belgin biriciğimizdi. Annem onu kaybettikten sonra travmadan hiç çıkamadı ki. Kardeşimizin acısı içimizden hiç çıkmadı, çıkacak gibi de değil. Belgin'i kaybettiğimiz o talihsiz gün, o anki acı nasıl izah edilir ki? Duyduğumda sanki kalbimin göğsümden çıkacağını hissettiğimi hatırlıyorum. Yokluğuna alışamadık."

 "Bergen'in katilinin sözlerine siz neler söyleyeceksiniz?"

"Bu korkunç yalanın içine bizi çekmeye çalışan bir katile mikrofon uzatılmış. Elbette ki hepsi yalan. Gerçek olan ise öldürdüğü ve hâlâ "Pişman değilim" dediğidir. Hâlâ da açık tehditler var. Ceza alması gerekirken, rahatça konuşup Türkiye'nin gözleri önünde kadını öldürmenin haklılığından söz ediyor. Ve hiç kimse de çıkıp "Ne yapıyorsunuz?" demiyor. Acı olan bu! Katil aramızda, çıkıp TV kanallarına konuşuyor. Yapacağımız film umarım tüm kadınlar için güç olur. Hangi kardeş, abi, anne, baba evladı için "Ölümü hak etti" der. Bu nasıl bir ifadedir, nasıl aşağılık sözlerdir. Acımız katlanarak devam ediyor. Belgin'in ölümünden 32 yıl sonra hâlâ büyük bir şiddete maruz kalıyoruz."

Kaynak: Sabah


 

Yorumlar