Barın Katliamı nedir?

Barın Katliamı nedir ne zaman ve kim tarafından nerede işlenmiştir soruları son günlerin en çok sorulan sorularından biri oldu. İşte Barın Katliamı tarihçesi:

Google Haberlere Abone ol

Barın Katliamı nedir ne zaman kim tarafından işlenmiştir? İşlendiğinin 31 yıl dönümünde yeniden hatırlanan Barın Katliamı Çin tarafından Doğu Türkistan'da işlenen katliamlardan sadece bir tanesidir. Barın Katilamı Doğu Türkistan'da 1990 yılı Nisan ayı içinde Doğu Türkistan'ın Barın kasabasında işlenen bir katliamdır.

Mehmet Emin Batur'un anlatımıyla Barın katliamı öncesi ve sonrasıyla tarihçesi şöyledir:

Evvela şunun çok iyi bilinmesi lazımdır ki, belki de dünyanın hiç bir ülkesinde Doğu Türkistan'daki kadar kararlı ve sürekli bir mücadele verilmemektedir. Fakat Çin yönetiminin son derece kapalı bir yönetim uygulaması sonunda dışarıya haber sızmamaktadır. Hatta şehir halkına bile duyurulmadan örtbas etmektedirler. Bu günün konusu olan Barın hadisesi de önceden hasbelkader orada bulunmuş olan 2 Fransız turistin dışarıya olayı aksettirmesinden sonra dünya meselenin üzerine biraz olsun eğilmiş ve dolayısıyla söz konusu haberi genişletme imkanı elde etmiştir.

Barın katliamı’nda bu ayaklanmalardan bir tanesidir ve sonuçları bakımından biraz daha ağırdır.

Kaşgar bilindiği gibi Doğu Türkistan'ın en eski ticaret merkezidir. Kültür seviyesi yüksek halkın büyük çoğunluğuda burada yaşamaktadır. Buranın halkı diğer vilayetlere oranla aktüaliteden biraz daha haberdardır.

Doğu Türkistan Türkleri arasındaki teşkilatlanmaların büyük çoğunluğu da burada

Başlamaktadır. Dolayısıyla Çin hükümeti bu vilayeti biraz daha sıkı denetim altına almıştır.

Kaşgar'a bağlı Aksu Nahiyesi' nin Barın kazası Kızıl Çin yönetimince özel bölge ilan edilmiştir. Stratejik Bulunköl geçidine 25 km. mesafededir. Buraya özel izinle geçilir.

Doğu Türkistan'da faaliyet göstermekte olan Şarki Türkistan Partisi 3-4 yıldan beri hazırlıklarını sürdürüyordu. Kargalık Medresesi'nin kapatılmasından sonra kendilerine iş imkanı verilmeyen aydınların bir çoğu çeşitli yollardan buraya gelip teşkilatlanmışlardır.

Ramazan ayının 17. günü bir cami onarımı esnasında onarımına izin vermeyen Çinli askerlerin silahsız halkın üzerine ateş açması sonucu planlanandan önce bu ayaklanma başlatılmış oldu. Çinli askerlerden elde edilen silahlarla günlerce çatıştılar. Daha önceleri bu teşkilat üyeleri Ming-Bıng adı verilen sınır muhafız milisleri arasında büyük miktarda üye ve sempatizan toplamışlardı. İlk iş olarak başlarındaki siyasi komiserleri etkisiz hale getirdiler. Stratejik öneme haiz Kaşgar-Koşrap karayolu üzerindeki bir geçide hakim oldular, o yöne doğru gelmekte olan Çin birliklerini orada karşılayıp yok ettiler. Normal teçhizatlı askerleri ile baş edemeyeceklerini anlayan Çin yöneticileri bundan sonra ağır silahlara başvurdular.

Dağlara doğru yayılan mücahitler haftalarca son model muharebe silahları ile mücehhez Çin kuvvetlerine karşı koydular.

O günlerde Ürümçi televizyonunda Barın olayları ile ilgili olarak verilen haber programda onlarca Askeri araç ve tankların enkazları gösterilmiştir.

Teşkilatın, Afganistan'da Ruslara karşı mücadele eden Türk Mücahit guruplarından silah yardımı aldıkları bildirilmektedir. Bu nedenle Çin işgal yönetimi Doğu Türkistan'la Pakistan arasındaki Karakurum karayolunu 1990 yılından beri kapatmış bulunmaktadır.

Çin işgal idaresi Lençu'daki Çin Hava İndirme Tugayı'ndan 7000 civarında paraşütçü birliğini Barın'a sevketmiştır. Kaşgar'daki bir mekanize birliğini de Barın Mücahitlerinin

üzerine göndermiştir. 9 köy haritadan tamamen silinmiş 7000 kişi tutuklanmış, 5000 civarında Doğu Türkistan Türk'ü de şehitd edilmiştir.

Çin işgal yönetimi BARIN'da kimyasal silah kullanarak da insanlık suçu işlemiştir Beşikte yatan bir 7 aylık çocuğun vücudunda 77 mermi yarası vardır. Bu durumları bilmezlikten, görmezlikten gelen sözüm ona İnsan Hakları savunucularının kulakları çınlasın diyoruz.

BARIN olayları esnasında Çin Başbakanı Li-Pen'ın saat başı telefonla bilgi alarak endişesini dile getirdiği de gelen bilgiler arasındadır

Çin'li General YVangEn Mao'nun Komünist hükümetin bir toplantısı sırasında "Tanrıya şükürki Kaşgar şehri isyancıların eline geçmedi. Eğer isyancılar Kaşgar'ı ele geçirmiş olsalardı dünyaya Doğu Türkistan'ın istiklalini ilan etmiş olurdu. O zaman bizim başımız büyük derde girerdi" şeklinde konuştuğu öğrenildi.

 Teşkilat Liderlerinden bazılarının adları şöyle:

 -Şarki Türkistan Partisi Başkanı Zeydin Kârı ( Zeydin YUSUF ) 30 yaşında bir genç yakalandı ve idam edildi.

-Mehmet TURSUNCAN yakalanarak idam edildi.

-Aminehan ( öğretmen ) durum kötüye gidince elindeki mevcut listeleri yakmıştır Bugün Ürümçi Hapishanesi' ndedir ( Müebbet)

-Kerim KARİM, Ürümçi Hapishanesi' nde (dış ülkelerde tutuklandığı haberinin yayınlanmasından sonra idam edilememiş ve müebbet hapse mahkum edilmiştir.

-Hasan MAHSUM, Kaşgar Hapishanesi' nde ( Müebbet)

-Abdulkadir YEPÇEN, Kaşgar Hapishanesi' nde ( Müebbet)

-Abdulkadir TURSUN, Şarki Türkistan Partisi Bask. Yrd. şehid edilmiştir.

-Obul Kasım, Mücahitlerinin Askeri Komutanı, halen yakalanamamıştır.

BARIN KATLİAMI SONRASI

​​Öte yandan, Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği Genel Sekreteri Nureddin İzbasar, Barın Katliamı'nda sonrası asimile ve soykırım girişimlerinin boşa çıkmasının temelinde İslam'ın olduğunu anlayıp İslam ile birlikte tüm değerlere saldırılarda bulunduklarını dile getirdi.

İzbasar, "Doğu Türkistanlıların en temel hak ihlalleri 1949 gerçekleşmiştir. Bu işgalle birlikte günümüze kadar ulaşan bir soykırım süreci başlamış durumdadır. Çin 1949'da Doğu Türkistan'ı işgal etti. 1955'ten bugüne ise dinimize ve kültürümüze karşı saldırı başlattı. 1955'te Doğu Türkistan'ın adını Sincan Uygur Özerk Bölgesi olarak değiştirdiler. Bu değişikliğin ardından bin yıllık medreseleri, tekkeleri, zaviyeleri ve camileri yıktılar. 1978 tarihine kadar 30 bin camiden 28 bin civarında cami yıktılar ve toplamda 2 bin 900 civarında cami kaldı. 1980'den sonra Doğu Türkistanlıların yurt dışına çıkması ve yurt dışında eğitim alması yasaklandı. 1990'lı yıllara gelindiğinde şu an bahsettiğimiz Barın Katliamı gerçekleşti.

Çin işgal süreci içerisinde Barın Katliamı ile şunu düşündü; 1966 ve 1776 yılları arasında Doğu Türkistan'ın dini ve milli değerlerini yok edemediğini derin bir kültür ve medeniyetin olduğunu fark etti. O derin kültür ve medeniyet ise İslam'dır. Çin'e karşı direnişin ve boyun eğmemenin temelinde İslam'ın olduğunu anladılar. Doğu Türkistan'da İslam'ı kökten yok etmemiz gerekiyor. Barın Katliamından hemen sonra Doğu Türkistan'ı tamamen işgal edebilmek ve Çin toprağı haline getirebilmek için İslam'ın tamamen yok edilmesi gerektiğini anladılar. O günden bugüne kadar Doğu Türkistanlıları tamamen yok edebilmenin ve asimile edebilmenin yolu olarak İslam'ın yok edilmesi gerektiğini fark ettiler. En temel dini ibadetlerine engel oldular." diye konuştu.

İşgalin kalıcı olabilmesi için İslami değerlere saldırıldığını söyleyen İzbasar, direnişin kırılması için 4 yıl içerisinde sistematik soykırım gerçekleştirildiğini ifade etti.

İzbasar, "1949 senesinden 2021 yılına kadar Doğu Türkistan'da toplamda 44 bin camiyi yıktılar. Arkamızda duran Eyüp Sultan Cami gibi Doğu Türkistanlılarında kıymetli tarihi eserleri vardı. Hepsini yıktılar. Mezarlıkları yerle bir ettiler. Neden mi bu işgalin ilelebet Doğu Türkistan'da sürmesi için. Doğu Türkistanlıların direnişini kırmak için son 4 yıl içerisinden en büyük soykırımı yapıyorlar su an. 8 milyondan fazla insan toplama kampına alındı 3 milyon 500 binden fazla insan köle işçi olarak çalıştırılıyor. Yine 3 milyondan fazla insan ailelerinden koparılarak Çinlilere verildi. Aynı zamanda milyonlarca insan Doğu Türkistan'dan sürgün edildi. Günümüzde ise milyonlarca insan ise katledilmekle karşı karşıyadır. Doğu Türkistan'da hiç kimsenin hukuki hakkı bulunmamaktadır. Çin bütün hak ve hukuku ayaklar altına almaktadır." ifadelerine yer verdi.

Yorumlar