Ayasofya neden kapandı, neden müze oldu?

İstanbul'un Fethinin sembollerinden birisi olan Ayasofya neden kapalı, ne ne zaman ve neden müze oldu? Fatih Sultan Mehmet'in fetih sonrasında ilk Cuma namazını kılarak camiye çevirdiği Ayasofya 1934 yılından itibaren müze olarak kullanılmaya başladı. Peki, neden kapalı? İşte cevapları:

Google Haberlere Abone ol

Osmanlı Devleti'nin imparatorluk unvanını kazanmasına vesile olan İstanbul'un Fethi ile birlikte Ayasofya camiye çevrilmişti. Fethin sembolü olarak yüzyıllar boyunca cami olarak kullanıldı. Hıristiyan dünyası da bunu bu şekilde kabullenmişti. Ancak Osmanlı Devleti'nin devamı niteliğinde olan Türkiye Cumhuriyeti döneminde ise Ayasofya Camii önce onarıma alındı akabinde ise müzeye çevrilerek bir daha da ibadete açılmadı. Peki, Ayasofya neden kapalı? İşte cevabı:

Ayasofya Camii'nin neden ibadete kapalı olmasını anlatmadan önce öncelikle Ayasofya'nın tarihçesine bir göz atalım.

Sultan II. Mehmet, henüz Fatih unvanını almadan önce, İstanbul'u fethettikten sonra burayı camiye çevirdi. İstanbul’daki ilk Cuma namazı da üç gün sonra camiye çevrilen Ayasofya’da kılındı. Sultan Mehmet Ayasofya’nın ilelebet bir cami olarak kalması için de burayı bir vakıf malı haline getirdi. Giderlerinin de karşılanması için çarşı, han, hamam, dükkanlardan pay ayrılmasını sağladı. 

Ayasofya Camii'nin Cumhuriyetin ilanından sonra müzeye dönüştürülmesi kararıyla ilgili olarak çok sayıda rivayet var. Birçok kimse Gazi Mustafa Kemal'in Cumhurbaşkanı olduğu bir dönemde yaşanan bu dönüştürme hadisesinin aslında kendisinden habersiz bir şekilde yapıldığını savunur. 

Konuyla ilgili olarak Celal Bayar'ın anlattıkları genellikle kabul gören tarihi deliller arasında yer alır. 1934 yılı Türkiye’nin İtalyan tehdidine karşı Balkan ülkeleri ile birlikte bir pakt kurma çalışmalarının olduğu yıldır. Bu çerçevede Atina’ya giden Celal  Bayar’a Yunan Başbakanı Türkiye’nin bu pakta dahil olması için  bir jest yapmasının kamuoyunu  ikna etmek için önemli bir  fayda sağlayacağını ifade  etmiştir. Bu jest ise Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi idi. Yunan başbakanın Ayasofya konusunu ile ilgili ifadelerini Atatürk’e aktaran Celal Bayar’a şöyle bir karşılık almıştır:

"Az önce, Vakıflar Genel Müdürü buradaydı. Ayasofya Camii'ni tamir edecek para bulamıyorlar. Bugünkü hali ile harap ve bakımsız. Hatta mezbelelik. Ayasofya'yı müze yapsak, hem harabiyetten kurtarsak, hem Yunanlılara bir jest yapsak Balkan Paktı'nı kurtarabilir miyiz? Öyleyse yapalım." 

Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi ile ilgili çalışmalar da aynı tarihe denk gelmekte.1934 yılının  Ağustos ayında İstanbul Müzeler Müdürü Aziz Ogan başkanlığında 9 kişilik bir heyet konu ile ilgili çalışmalara başlamıştır.  Heyet yaptığı çalışmaların ardından hazırladığı ilk raporda Asar-ı Atika Müzesinden Bizans lahitlerinin, vaftiz teknelerinin, İstabul’un çeşitli yerlerinde bulunan mimari parçaların Ayasofya’nın bahçesinde, Türk-İslam eserleri  müzesindeki halıların, rahlelerin, şamdanların, yazma eserlerin de camekanlar içerisinde Ayasofya’nın içerisinde sergilenmesine karar vermiştir. Ancak daha sonra Ankara ile yapılan yazışmaların sonunda bu karardan vazgeçilmiş ve yalnızca Ayasofya avlusunda bulunan mimari parçaların, mezar taşlarının düzenlenmesi kararlaştırılmıştır. 

Ayasofya'da namaz kılınırken

 

Bu çalışmaların ardından 24 Kasım 1934 tarihli 1589 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Ayasofya camii müzeye çevrildi.  Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi ile ilgili alınan Bakanlar Kurulu kararı da uzun yıllardır tartışılan önemli konulardan biri olarak günümüze kadar geldi. Kararname ile ilgili iki önemli nokta tartışmaların odak noktasını oluşturdu. Birincisi; 24 Kasım 1934 tarih ve 1589 sayılı karardan 2 gün önce çıkan kararnameler  1590- 1606 arasında numaralandırılmış. Yani 24 Kasımda alınan bir kararın numarası 22 Kasımda verilen numaralardan daha geride. 24 Kasım günü çıkmış olan diğer kararnamelerin numaraları da 1613 ve 1614.

İkincisi ise  yine ilki kadar dikkat çekici: Bakanlar Kurulu kararının altındaki onay imzasının Atatürk’ün o tarihlerde kullanmadığı bir imza şekli olması. 24 Kasım tarihinde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, henüz Atatürk soyadını almamıştı ve imza olarak da Gazi Mustafa Kemal şeklinde imza atmaktaydı. Ancak kararname  K.Atatürk şeklindeki bir imza ile onaylanmıştı. Bu durum onayın sahte olduğu yönündeki iddiaları gündeme getirdi. 

Ayasofya Müzeye çevrildiği ilk dönemlerden

 

Bakanlar Kurulu kararı veya Atatürk’ün imzası konusu günümüze kadar tartışılsa da caminin müzeye dönüştürülmesi süreci de bu tarihlerde hızlı bir şekilde devam etti. İstanbul valisi ile Evkaf müdürü ve Müzeler Genel Müdürü arasında yapılan bir protokol ile cami müze yönetimine devredildi.

Ayasofya 1 Şubat 1935 tarihinde müze olarak resmen açıldı.

Kaynaklar: 

Doç. Dr. Said Öztürk / Prof. Dr. Ahmed Akgündüz / Yaşar Baş, Üç Devirde Bir Mabed Ayasofya;  Kiliseden Müzeye Ayasofya Camii

Haşim Söylemez, Atatürk'ün imzası taklit mi edildi?

Yorumlar