Türk Üssü için yola çıkmaya hazırlanıyorlar

Türkiye'nin kutup bilimleri çalışmaları yapan ilk ve tek merkezi İTÜ PolReC Müdürü Doç. Dr. Özsoy'un da aralarında bulunduğu ön fizibilite ekibi, Antarktika'da kurulması planlanan Türk Üssü için çalışmalar yürütmek üzere gelecek günlerde yola çıkacak.

Türk Üssü için yola çıkmaya hazırlanıyorlar
20 Şubat 2017 Pazartesi 11:51

Türkiye'nin kutup bilimleri çalışmaları yapan ilk ve tek merkezi İstanbul Teknik Üniversitesi Kutup Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin (İTÜ PolReC) Müdürü Doç. Dr. Burcu Özsoy'un da aralarında bulunduğu ön fizibilite ekibi, Antarktika'da kurulması planlanan Türk Üssü için çalışmalar yürütmek üzere gelecek günlerde yola çıkacak.

Özsoy, coğrafi anlamda bakıldığında Antarktika'nın dünya üzerindeki beşinci büyük kıta, mesafe olarak bakıldığında Türkiye'den kilometrelerce uzakta olduğunu belirterek, iklim değişimi konuları hakkında bilgi sahibi olmak adına kıtada çalışma yürütülmesinin önemli olduğunu vurguladı.

Genel anlamda, üzerinde hiç savaşın olmadığı, tamamen barışa ve bilime adanmış bir kıtadan bahsedildiğini ifade eden Özsoy, "Bu kıtanın bilimsel önemi çok büyük. Arktik ve Antarktika denilen dünyanın iki buzdolabı var. Dünyanın geçmişten bugüne geldiği süreç içerisinde bakıldığında kutup bölgelerindeki buzların varlığı aslında iklimi yumuşatan bir etken. Bu çerçevede söz konusu bu bölgelerdeki iklimsel değişimlerin dünya üzerindeki etkileri konusunda bilgi sahibi olmak büyük önem arz ediyor." diye konuştu.

Özsoy, Antarktika'nın hiçbir dünya ülkesine ait olmadığını ancak 53 bayrak ülkesi tarafından yönetildiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu sisteme Türkiye olarak 1995 yılında danışman olmayan (gözlemci) statüsünde taraf olmuşuz. Kıtanın araştırma ve barışa yönelik olmasından dolayı korunma kısmı çok önemli. Bilimsel bir çalışma yaparken bile doğaya, oradaki canlılara zarar vermeyeceğinize dair taahhüt veriyorsunuz. Bu anlamda, Antarktika Andlaşması Çevre Koruma Protokolü'nü sistemin içerisindeki ülkeler imzalamışken, taraf olduğumuz bir konuda bunu imzaladığımızı göstermemiz önemli. Daha yeni imzalamış olmamıza rağmen uluslararası camiada hemen çok olumlu geri dönüşler oldu. 1960'lardan beri Antarktika'ya Türk bilim insanları gidiyor. Yani Türkiye tarihsel anlamda 50 yıldır kutup bilimlerinde aktif çalışmaktadır. Şu anda da 3 Türk bilim insanı orada araştırmalarını yürütüyor. Bireysel olarak da bilim insanlarının farklı bilim üslerine gitmesi önem arz ediyor."

Antarktika'da Türk Üssü kurulmasına ilişkin, bugünün teknolojik şartları ve Türkiye gibi güçlü bir ülke göz önünde bulundurulduğunda imkanların çok büyük olduğunu vurgulayan Özsoy, öncelikli fizibilite çalışmalarının yapılması ve Türkiye'nin üzerinde çalışacağı öncelikli bilim alanlarının tespit edilmesiyle en uygun yerin belirlenmesinin önemli olduğunu kaydetti.

Özsoy, söz konusu gelişmeler ışığında üssün tasarlanmasının çok önemli olduğunu, diğer ülkelerin üslerini araştırdıklarını belirterek, Antarktika’nın Türkiye'nin 17 kat büyüklüğünde olduğunu, lojistik ve hukuksal anlamda ve birçok kalemde çok iyi değerlendirmelerin yapılması gerektiğini söyledi.

Gelecek günlerde yola çıkmak için hazırlanıyorlar

Burcu Özsoy, üs maliyetlerine ilişkin soru üzerine, şunları kaydetti:

"Bazı istasyonlar sadece 3 ay açık oluyor, bazıları da 12 ay boyunca mevcudiyetini sürdürüyor. Bir üssün bir yıllık maliyetinin yüzde 70'i yakıt, yiyecek, bilim insanlarının taşınması ve benzeri şeylere, yüzde 30'luk kısmı bilim için harcanıyor. Örneğin, ABD üssü bir yılda 500 milyon dolar harcama yaparken, Çek Cumhuriyeti 250 bin dolar ile bilim yapıyor. Malezyalılar üssü olmamasına rağmen yılda 200 bin dolar harcayarak özgün bilim ortaya çıkarabiliyor. Belçikalıların üssü yeşil üs olarak 28 milyon avroya inşa edildi. Şu an Antarktika'daki en iyi üs olarak değerlendiriliyor. Üssün yapılmasının dışında sürdürülmesi çok önemli. Aralık ayından sonra üssün maliyeti noktasında rakamlar ortaya konulacaktır. Cumhurbaşkanlığımızın himayesinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın uhdesinde zaten çalışmalar başladı. Ön fizibilite ekibi olarak yola çıkmayı önümüzdeki günlerde planlıyoruz."

Özsoy, 70 yıldır kıtada bilim için çalışan dünya ülkelerinin fiziki bilimler, yer bilimleri ve canlı bilimleri başlıkları altında değerlendirme yaptığını, Türkiye'nin bu üç bilimde de çalışacak potansiyelinin bulunduğunu söyledi.

"ABD üssüne giderken 20 yaş dişlerimin hepsini çektiler"

Antarktika yolculuğuna çıkmadan önce ne gibi hazırlıklar yaptıklarına ve çalışma koşullarına ilişkin soru üzerine Özsoy, kıyı bölgeleri ılıman iklime sahipken, iç kesimlere gelindiğinde sıcaklığın eksi 3'ten eksi 30'lara kadar, Güney Kutbu'na gidildiğinde eksi 90'lara kadar vardığını anlattı.

Özsoy, bölgede çalışma koşullarının zor olduğuna işaret ederek, "Ama yapılacak bilim ile ortaya çıkarılacak sonuçların maddi ve manevi karşılığı yok. Tüm bilim insanları bu koşulları göze alarak oraya gidiyor. Bunun için hazırlık süreci gerekiyor. Hazırlık sürecinde özellikle sağlık kontrollerinden geçilmesi gerekiyor. En büyük sorun diş ile ilgili oluyor. Mesela 2006 yılında ABD üssüne giderken 20 yaş dişlerimin hepsini çektiler. Birçok bilim üssünde doktor, hastane yok. Gerçekten hem fiziki hem de psikolojik olarak sağlıklı insanların gitmesi gerekiyor." diye konuştu.

Havanın ve iklimin çok hızlı değiştiği bir ortamdan bahsedildiğini ve oradaki giysinin önemli olduğunu vurgulayan Özsoy, "Bavulunuzda sağlam kıyafetler ve botlar bulunmalı" dedi.

"Evine döndüğünde insan Antarktika'yı özlüyor"

İTÜ PolReC Müdürü Doç. Dr. Özsoy, "Antarktika'yı özlediğiniz oluyor mu?" sorusuna, "Doğanın en bakir olduğu bir yer. Türkiye'nin 17 katı büyüklüğünde bir coğrafyada, kışın bin bilim insanı, yazın da 4-6 bin arasında bilim insanı kıta üzerinde oluyor. Türkiye'de oranın 17'de 1'i kadar alanı 80 milyonu aşkın kişi ile paylaşıyoruz. Orada muazzam bir doğallık var. Penguenler ya da diğer canlılara baktığınızda heyecanlı, insanı tanımayan, çok saf bir yapı ile karşılaşıyorsunuz. Orada sürekli bir Türk bayrağının dalgalanacak olması çok gurur verici. Bu bayrağın bilimle taşınıyor olması bizlere en yakışanı olacak." karşılığını verdi.

Özsoy, Antarktika'ya her giden bilim insanının orada kalbinin, huzurunun bir parçasını bırakarak döndüğünü dile getirerek, bu huzurun devam ettirilmesi gerektiğini söyledi.

Dünyayı ne tarz tehlikeler beklediği, geçmişte, bugün neler olduğu ve gelecekte neler olabileceğinin cevaplarının Antarktika'da bulunduğuna dikkati çeken Özsoy, "İnsanlık adına yapılacak bilimle ve oranın doğasından aldığınız güzellikle tekrar Türkiye'ye, evine döndüğünde insan Antarktika'yı özlüyor." ifadesini kullandı.

Bölgede çalışırken farklı bir olayla karşılaşıp karşılaşmadığına yönelik soru üzerine Özsoy, bölgede bulunan penguenlerin aşırı derecede meraklı ve şirin canlılar olduğunu belirterek, "Bilim insanları bir kamera sistemi kurduğunda gelip ona merakla bakıyorlar, bilim insanlarının ne yaptığına bakıyorlar. Bilim insanlarının yanında sanki o bilimle uğraşıyor gibi araştırmalarına dahil oluyorlar. Şöyle bir tehlike de var; leopar fokları etçil... Geçtiğimiz yıllarda İngiliz bir dalgıcın ölümüne sebep oldular. O canlıların ne ile beslendiğiyle ilgili olarak keyifli ve keyifsiz anılar olabiliyor." şeklinde konuştu.

"Kuraklıkla ilgili bir sıkıntı yaşandığında gözler Antarktika'ya dikilecek"

Burcu Özsoy, NASA'nın yayımladığı bilimsel belgeye göre karbondioksit miktarının milyonlarca yıl öncesine göre neredeyse 2 katına çıktığını ifade ederek, "Milyonlarca yıl önceki karbondioksit miktarını milyonlarca önce donmuş buzların içindeki hava kabarcıklarından anlayabiliyoruz. İklim değişimini, karbondioksit miktarına bağlıyoruz. Atmosferdeki karbondioksit miktarını genelde battaniye olarak değerlendiriyorum. Dünyanın üzerine bir karbondioksit battaniyesi örtülüydü ama şimdi bu daha da kalınlaştı. Dünya ve atmosfer arasındaki ısı bu kalın karbondioksit battaniyesi yüzünden içeride hapsoluyor, ısı kaçamadığı için iklim değişiminde ısınmaya yönelik izlenimler ortaya çıkıyor." ifadelerini kullandı.

Kendisinin dünyayı insan bedenine benzettiğini dile getiren Özsoy, şöyle devam etti:

"İnsan bedeninin de dünyanın da yüzde 70'i sudur. Bir parmağı bedenden ayrı tutabilir misiniz? O anlamda dünya üzerinde meydana gelen veya gelecek herhangi bir şey, Türkiye'yi de direk ya da dolaylı olarak etkileyecek olup, özellikle iklimsel değişim faktörü de ülkemizi etkileyecek bir unsur. Bunun araştırılması için kutuplardan başlanması gerekiyor. Madenler ve diğer kaynaklar konusu o işin biraz daha siyasi yapısı... Ama içinde bulunulması gereken bir yapı. Bu konular ileride bir gün dile geldiğinde Türkiye'nin varlığını sürdürmüş olması ve çok uzun zaman sürdürülebilirliğe sahip olması, orada varlık göstermesi anlamına geliyor. Belki şu an için oradaki kaynaklara dokunmama, zarar vermemenin yanında bulunan dünya ülkeleri, belki de bir gün tatlı su için Antarktika'ya gözünü dikecek. Yeni nesillere bırakacağımız dünya içerisinde bizim de Türk bayrağını bilimsel anlamda Antarktika'ya taşıyor olmamız ve varlığımızı olumlu şekilde sürdürüyor olmamız gerekmektedir. Antarktika, dünyanın yüzde 70 tatlı su rezervlerine sahip. İstanbul'da bile yaz geldiğinde su kaynakları azaldığında geriye gün sayıyoruz. Dünya bir gün kuraklıkla ilgili bir sıkıntı yaşadığında yine gözler Antarktika'ya dikilecek."


İlgili Galeriler

Şimdi yorum yapabilirsiniz

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×