AKPM'nin kararına Türkiye'den kınama

Avrupa Komisyonu Parlamenterler Meclisinin Türkiye aleyhine aldığı karara Dışişleri Bakanlığından kınama geldi

Google Haberlere Abone ol

Sonhaberler | Haber Merkezi 

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin (AKPM), Türkiye'nin denetim sürecine alınmasına yönelik kararını şiddetle kınadı. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, AKPM Genel Kurulu'nun bugünkü oturumunda, 2004 yılından bu yana denetim sonrası diyalog sürecinde bulunan Türkiye'nin yeniden denetime alınması kararı verildiği anımsatıldı.

"AKPM Genel Kurulu'nda, izlenmesi gereken yerleşik usullerin dışında siyasi saiklerle alınan bu haksız kararı şiddetle kınıyoruz." ifadesi kullanılan açıklamada, Türkiye'nin PKK, FETÖ ve DEAŞ gibi en kanlı terör örgütleriyle aynı anda mücadele ettiği, anayasal düzeni ve ulusun varlığını hedef alan tehlikelere karşı uluslararası yükümlülüklerine bağlı kalarak gerekli ve orantılı tedbirler aldığı, bunun bir devletin en temel ödevi ve meşru hakkı olduğu vurgulandı. 

Türkiye'nin 3,2 milyondan fazla mülteciye kucak açtığına ve hain terör örgütleriyle mücadele ettiğine işaret edilen açıklamada, Türkiye'nin aynı zamanda tüm Avrupa'nın ve yakın çevresinin güvenlik ve istikrarına katkı sağladığının unutulmaması gerektiğine dikkat çekildi.

Açıklamada, AKPM'deki parlamenterlerin Türkiye'nin Avrupa'nın istikrar ve güvenliğine yaptığı bu katkıları görmezden gelen bu kararının, esasen Avrupa'nın üzerinde yükseldiği ortak ve demokratik değerleri hiçe sayan, stratejik vizyondan yoksun, basiretsiz bir tutumu yansıttığı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi: 

"Avrupa Konseyi'nin kurucu üyesi olarak çağdaş Avrupa ideallerinin ve değerlerinin savunucusu ülkemizin, AKPM'deki maksatlı çevrelerin ayak oyunuyla denetime alınması, demokrasinin beşiği olduğunu iddia eden AKPM'ye yakışmamıştır. Bu maksatlı çevrelerin Türkiye karşıtlığında günümüz Avrupasında şiddete varan şekilde yayılan yabancı düşmanlığı ve İslamofobiye karşı ülkemizin adeta tek başına mücadele vermesi ve mazlumun yanında yer alması da önemli yer tutmaktadır. Söz konusu çevrelerin etkisi, esasen ülkemizdeki halk oylamasını gözlemlemeye gönderilen AKPM üyelerinin bazılarının terör örgütü sempatizanlarından seçilmesinde de görülmüştü. Denetime alma kararı bu art niyetli grupların yeni bir oyunudur. İslamofobiyi, yabancı düşmanlığını körükleyen popülist yaklaşımların etkisinde, dar ve sığ iç siyasi saiklerle hareket eden bir grup Avrupalının ülkemize yönelik bu dışlayıcı, ötekileştirici kararı esasen siyasi bir operasyondur."

Bu kararın, başta FETÖ olmak üzere sadece Türkiye değil bütün Avrupa sistemine ve değerlerine tehlike oluşturan terör örgütlerine hizmet edeceği vurgulanan açıklamaya şöyle devam edildi:   

"Türkiye, AKPM'de bu kararı alan parlamenterleri öncelikle aklıselime, ardından ilkeli bir tutum benimseyerek dünyanın ortak belası olan terör tehdidiyle mücadele etmek üzere müşterek tedbirler almaya, yükselen yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslamofobi sorunlarıyla samimi şekilde mücadele etmeye, iltica ve göç yönetimi konularında insan haklarını gözeten sorumlu bir duruş sergilemeye davet eder.

Denetim kararı Türkiye'nin, terörist darbe girişimi sonrasında Avrupa Konseyi ile kesintisiz yürüttüğü yapıcı ve samimi diyalog ve iş birliğini de gözardı etmiştir. Bu durum, Türkiye'yi AKPM ile ilişkilerini gözden geçirmeye mecbur bırakacaktır. AKPM'nin bu haksız, siyasi ve yanlı kararına rağmen Türkiye, demokratik standartlara, insan haklarına ve bu alandaki uluslararası yükümlülüklerine bağlılığından ödün vermeden vatandaşlarının hak ve özgürlüklerini geliştirme konusundaki kararlığını sürdürecektir."

CUMHURBŞAKANLIĞINDAN TEPKİ 

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisinin (AKPM), Türkiye'ye yönelik "siyasi denetim" kararının, Türkiye düşmanı çevrelerin siyasi operasyonu olduğunu belirterek, "Hakikatle ve hakkaniyetle ilgisi olmayan bu maksatlı kararı kınıyoruz." ifadelerini kullandı.

Kalın, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "AKPM kararı, Türkiye düşmanı çevrelerin siyasi operasyonudur. Hakikatle ve hakkaniyetle ilgisi olmayan bu maksatlı kararı kınıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

AB BAKANI ÇELİK

 Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin (AKPM) bugünkü oturumunda alınan, 2004 yılından bu yana denetim sonrası diyalog sürecinde bulunan Türkiye'nin yeniden denetime alınması kararı hakkında "adil olmayan haksız bir karar" değerlendirmesinde bulunarak, "Bu Avrupa Konseyi için de AKPM için de tarihi bir hatadır." dedi.

Çelik, AA ve TRT muhabirlerine yaptığı açıklamada, AKPM'nin, Türkiye’nin 2004 yılında denetimden çıkmasından sonra gerçekleştirdiği çok sayıda güçlü reformlardan sonra böyle bir karar almasını yanlış ve son derece haksız bulduklarını söyledi.

Kararın alınma sürecinde yapılan tartışmaların hiçbirinin Türkiye’nin gerçeğiyle örtüşmemesi nedeniyle adil olmadığını belirten Çelik, "O kadar şaşırtıcı şeyler var ki işkencenin Türkiye’de olduğundan, Çin’den daha fazla tutuklu gazeteci olduğundan, Türkiye’de tek adamlık rejimi olduğundan şimdiye kadar duyduğumuz o tek yönlü kara propagandaların orada maalesef bir tartışma gündemi olması çok üzücü." diye konuştu. Söz konusu karar alınırken çok doğru değerlendirmeler de yapıldığını vurgulayan Çelik, Türkiye’nin şimdiye kadar Avrupa’nın şekillenmesine büyük katkıları olduğunu söyleyenler de bulunduğunu hatırlattı.

AKPM gibi bir kurumda üyelerin yarısının katıldığı bir toplantıda bu kararın alınmasının şaşırtıcı olduğunun altını çizen Çelik, “Türkiye gibi büyük bir ülke değerlendirilirken bu derece bir katılımla bu konunun ele alınması da son derece yanlış. Adil olmayan bir karar, haksız bir karar, yanlış bir karar." dedi. Çelik, karara zemin oluşturduğu iddia edilen Türkiye fotoğrafının gerçek Türkiye fotoğrafıyla hiçbir ilgisinin olmadığını vurguladı.

Türkiye’nin bir yandan 3,2 milyon mülteciyi barındırarak bütün dünyanın vicdanını temsil eden bir insan hakları sahiplenmesi içinde hareket ederken, diğer yandan da kendi güvenliğini sağlamak için pek çok terör örgütüyle mücadele etmesinden dolayı takdir edilmesi gerektiğini kaydeden Çelik, Avrupa demokrasilerinin yapması gereken şeyin nasıl işbirliği mekanizmaları üretileceği yönünde çalışması olduğunun altını çizdi. Ömer Çelik, "Herhangi bir dayanışma üretmek yerine çok zor şartlar altında özgürlük-güvenlik dengesini koruyan Türk demokrasisine karşı maalesef hakkaniyetli olmayan bir yaklaşım ürettiler." dedi.

Çelik, daha önce bir günde denizden 7 bin kişi geçerken Türkiye'nin bugün bu sayıyı kendi ürettiği mekanizmalarla düşük oranlara çektiğini vurguladı.

Türkiye'nin "onlar insani sorumluluklarını yerine getirmezlerse Ege'de işbirliği mekanizmasını zayıflatırız." dediğinde insan hayatıyla ilgili bir şantaj içinde bulunmadığının altını çizen AB Bakanı Çelik, tam tersine Türkiye'nin zaten 3 milyonun üzerinde mülteciyi barındırarak bütün dünyanın gözü önünde bu vicdani sorumluluğu temsil ettiğini dile getirdi.

Bakan Çelik, şunları kaydetti: "Ama bu karşılıklı iş birliği yürümez şeklinde değerlendiriyoruz. Beklentimiz şudur. Sayın Jagland’ın (Avrupa Konseyi Genel Sekreteri) yaklaşımına uygun bir şekilde doğru işbirliği mekanizmaları üretmeleridir. Yani Türkiye gibi güçlü bir demokrasi bu kadar terör örgütüyle mücadele ederken, bu kadar güçlü bir şekilde insan haklarına bu kadar mülteci barındırarak sahip çıkarken, bu kurumlar demokrasiye, insan haklarına sahip çıkması gereken kurumlar ve bunlar politik kurumlar. Dolayısıyla bunların politik işbirliği üretmesi gerekir. Bunun yerine sadece bir think tank (düşünce) kurumu gibi dışlayıcı, ötekileştirici birtakım politikalar üretmeleri hiç kimsenin yararına olmaz. Şimdiye kadar yapılan nedir? Türkiye bu kadar zor koşullardan geçerken ve insani mükellefiyetler konusunda da üzerine düşeni bütün dünya seyrederken yerine getiren bir ülke iken Türkiye ile hiçbir dayanışma mekanizması üretilmemiştir. Bu kadar zor şartlarda özgürlük güvenlik dengesini bu kadar güçlü bir şekilde koyan bir ülkeye gerek terörle mücadele konusunda güçlü bir dayanışma üretilmesi gerekirdi. En önemlisi de insan hakları konusunda bu kadar mülteci barındırarak bütün dünyanın yapamadığını yapan bir ülkeye çok daha yüksek bir sesle teşekkür edilmesi gerekirdi. Dolayısıyla şimdi yapılan şeyler bu zor koşullardan geçen ülkemize karşı sorumluluklarını yerine getirmek yerine dışlayıcı bir tutum sergilediklerini gösteriyor. Bu, Avrupa Konseyi için de Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi için de tarihi bir hatadır."

Yorumlar